Gökyüzü Kuğusu kitap kapağı

40. bölüm / 42

Gökyüzü Kuğusu

Kırkıncı Bölüm

Vaveyla Yazarı: Beyza Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 42Şu an: Kırkıncı Bölüm
  1. 1 Birinci Bölüm1.343 kelime
  2. 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
  3. 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
  4. 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
  5. 5 Beşinci Bölüm820 kelime
  6. 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
  7. 7 Yedinci Bölüm914 kelime
  8. 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
  9. 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
  10. 10 Onuncu Bölüm873 kelime
  11. 11 On Birinci Bölüm800 kelime
  12. 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime
  13. 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime
  14. 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
  15. 15 On Beşinci Bölüm841 kelime
  16. 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime
  17. 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
  18. 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime
  19. 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
  20. 20 Yirminci Bölüm856 kelime
  21. 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime
  22. 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
  23. 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime
  24. 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
  25. 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime
  26. 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime
  27. 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
  28. 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime
  29. 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
  30. 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime
  31. 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
  32. 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
  33. 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
  34. 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
  35. 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
  36. 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
  37. 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
  38. 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime
  39. 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
  40. 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime · Okuduğun bölüm
  41. 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
  42. 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime

“Öldürmek için silah, hançer mi olmalı? Saçlar bağ, gözler silah, gülüş kurşun olamaz mı?”
Victor Hugo

Yaşadığım yürek yakıcı günleri unutmaya her çalıştığımda karşıma Halil'in çıkıp, öldürücü bakışlar atmasına irkiliyordum..
Normalde, artık kendini bana sevdiren Halil değildi.. Bakışları, diliyle ve davranışlarıyla canımı acıtıyordu.

Kollarımı üşüme hissiyle göğsümde toplayarak amirin odasına çıkmaya başlamıştım ki, peşimden seri adımlarla gelip koluma dokunmasıyla atacağım çığlığı içime attım.
Pezevenk!
Kendimi geriye atarak, kaşlarımı çatarak olabildiğince en uzak mesafede durdum ve kenardan kenardan yürümeye başladım.
“Halil ben sana son sözümü söyleyip hayatımdan çıkarmadım mı, ne oluyor sana Allah aşkına?” Ses tonumu sert çıkarırken amirin odasının önüne gelmiştik ama Halil hâlâ koluma dokunmaya tenezzül ediyordu.
Koluma dokunmasını engellerken ne kadar ürksem de başparmağımı yüzüne doğru salladım.
“Benimle sakın uğraşma, sakın bak! Peşimden de sapık gibi ikide bir gelip durma, hayatımda seni istemiyorum nedenini de nazikçe açıklamıştım.” Sesimin çok yüksek çıkmamasına dikkat ederken amirin kapısını tıklattım ve gel sesiyle içeriye girdim, ama Halil’de benimle beraber odaya girince histerik bir gülüş attım.
Crop ceket giydiğim için aşağıya çekiştirmesi kolay olurken burnumdan nefes alıp duruyordum. Stres ve travma nedeniyle niye aynı odada bulunuyordum ki?
Amir ikimize de pür dikkat bakarken bilgisayar ekranında görüntü açıp ikimize döndürünce aklımdan çıkmayan tahmin, karşımda duruyordu.
Halil'in Sıla'yla beni çektiği video kaydı amirin bilgisayarına geçmiş, şimdi de gözlerimin önünde izletiliyordu.
Bok çukuruna bodoslama daldığım için kendimi çok seviyorum.
Ama olayın ana kolonu İlknur Şura'nın meslek hayatıydı, canım pahasına gereken neyse onu yapardım.. Benim meslek hayatım kimsenin umurunda değildi çünkü, benden başka..
Fedakârlık olayını biraz abartmış olabilirdim.
Hâlimden memnunum çok şükür, şikâyetçi değiliz estağfurullah.

“Erva sen çocuk şubede görev alan polislerden birisin, ve meslek hayatında daha önce böyle bir olay yaşanmamıştı. Şimdi yaşanmış, komiser Halil tarafından da bana ulaştı, nedeni tabii kendince haklı bir nedendir, ama bu görüntülerden sonra meslek hayatına sağlıklı bir biçimde devam etmen olanaksız ne yazık ki,” Olay yaşanırken de mesleğimden olurum dediğim için düpedüz bir ifadeyle amirin söylediklerini dinledim, hayattı bu yani elbette her şey istediğimiz şekilde ilerlemezdi.
Yine burnumdan nefes alıp verdiğimde amirle keskin bir göz teması kurdum. “Evet ne deseniz çok haklısınız, öyle bir olay yaşanmamalıydı belki ama kırmızı çizgilerimi aşınca ben de kendimi biraz aşmış oldum, çok özür dilerim yaptıklarımdan dolayı.” Boğazıma oturmaması gereken yumru oturduğunda nabzım yükselmiş gibi hissettim.
Amir kafasını ağır ağır sallarken Halil'e baktığında beynimde resmen şimşekler çaktı ve bir adım öne çıktım.
Halil sen neden benimle birlikte bok yoluna gitmeyesin ki?
“Amirim Halil hakkında bir ihbarım olacaktı,” Halil'in davranışlarını kestiremiyordum bu yüzden ürkme durumu yaşıyordum ama hakta yiyemezdim.
“Nedir?” Sorusuyla Halil'le aramızda korkunç bir bakışma geçti.
Gözlerimi Halil'den çekmeyerek üst dudağımı büzdüğüm an tek kaşımı kaldırdım. “Kendisi en yakın kız arkadaşıma şantaj ve tehditle istediğini yaptırmaya kalkıştı, komiser olarak bu yaptığı da mesleğini kötüye kullanma anlamına gelmiyor mu amirim?” Sitem dolu sesimle boğazımdaki yumru çözüldüğünde amir kaşları çatık bir şekilde Halil'i izlemeye başladı. “Bu doğru mu Halil? Eğer doğruysa ve onaylıyorsan uzaklaştırma cezası alırsın, onaylamadan bile tehdit ettiğin kız şikâyette bulunursa siciline işler.” Ölümüne kadar inkâr edeceğini bildiğim için söylediğimin hiçbir anlamı olmayacaktı.
Kollarımı arkamda birleştirip kafamı öne doğru eğdiğimde Halil'den asla beklemediğim cevap geldi.
“Doğru evet hepsini ben yaptım, Erva'yla beraber ben de atılacaksam atılayım.” Gözlerime değen gözbebekleri büyürken resmen oyun oynadığını fark ettim.
Şimdi büyük siktiri çekmiştik!
Mesleğinden atılırsa elinde hiçbir şeyi kalmazdı ve hiç olmadık şeylere başvurma imkânı doğardı, baş düşmanları olarak bizim üzerimizde kumar oynayacaktı.
İnkâr etse böyle düşündüğüm gibi olmazdı belki, çünkü o bakışından her şeyi anlamıştım.
Bir an önce eve gidip içimdekileri dökmem gerekiyordu..
Çatallı sesime aldırmadan konuştum. “Üniformamı en yakın zamanda teslim edeceğim amirim,” Cüzdanımdan polis kimliğimi parmaklarım hafifçe titrerken masaya bırakırken dudaklarımı birbirine bastırdım.
“Şimdi izninizle,” Çıkıp gitmek için izin aldığımda arkama bakmadan karakolun çıkış kapısına kadar resmen koşar adımlarla yürüdüm.

Karakolun etrafından biraz uzaklaştıktan sonra kaldırıma burnunu çekerek oturdum. Göğüs kafesimin altına batan acıyla karışık ağrı, dişlerimi sıkmama neden olurken yara izimin olduğu kısım sızlıyordu.
Oturduğum yerden hatta nefes alırken bile artan ağrıyla elimi alnıma yasladım. Saçlarım omuzlarımdan yanlarıma salınırken yere bakan gözlerime çarpan bir çift ayakkabı çenemi kasmama neden oldu. Saçım dokunan eli karşımdakinin boşluğuna getirerek refleksle tutup ters çevireceğim sırada, Halil'in iğrenç gülüşüyle karşılaştım ve elimi anında serbest bıraktım.
“Siktir gitsene Halil etrafımdan, görmek istemiyorum oğlum ben seni! O gözlerine bakmak veyahut yüz ifadelerine tanık olmak istemiyorum, kalbimi ve geçmişimi acı bir şekilde ağrıtıyorsun!” Elim panikle kalbime gittiğinde gözlerimin önüne babamın silüeti gelip duruyordu, canımı o kadar çok yakıyordu ki..
“Neden öyle diyorsun ki Erva, önceden beni seven ve ilk önce beni düşünen sen değil miydin?” Midem ağrıyorken sözleriyle kusma noktasına gelecek gibi oluyordum.
Göz kapaklarımı ağır ağır ona doğru kaldırırken kafamı sağ sola salladım. “O öncedendi, bak sen hastalıklı bir zihniyete sahipsin Halil. Babam gibi korkunç bir beyne sahipsin ve ben seni hayatımda istemiyorum, bulaşma bana Allah için!” Söylediklerimden sonra düşünür gibi donuk kaldı ve bomboş bakışlarıyla beni süzdü. Gerçekleri biraz da olsa üstü kapalı anlattığımda ayağa kalkıp yüzümü buruşturarak eve doğru adım atacağım esnada, Halil'in kolları arasında sıkışıp kaldım.
Çığlık atmak istediğimde kollarını serbest bıraktı ve yerden cam parçası alarak kafasını yana yatırdı.
Hassiktir!
Aynı babamın hareketlerini yapıyordu..
Babamdan kurtulmak için yaptığım hamleleri yapmaya başladım, iki kollarımı teslim olurcasına kaldırıp elindeki cam parçasından gözümü ayırmadım.
“Bulaşma bana, hiçbir şey yapma lütfen. Rahat bırak beni, ben de sana bir daha bir şey demeyeyim,” Çaresizce kafamı sallarken kaçmayı düşündüğüm için ayağımın birini geriye doğru savurdum. “İyi anlaşabiliriz gerçekten, mesleğinden atılmak seni bana düşman ettiyse ya da.. Ne bileyim, beni geri kazanmak ister misin?” Kaşlarımı büzüp kendimi ona karşı masuma çıkarma niyetindeyken ev anahtarını arka cebimden çıkarıp gözlerimi yuvalarında baş döndürücü bir şekilde döndürürken, anahtarla koluna çizik atıp topuklarıma yüklendim.

Seri bir şekilde eve doğru koşarken Halil'in tek koluyla beni yakalaması ve sadistçe cam parçasını karnıma çizik atıp yanağıma öpücük kondurmasıyla fevrim her anlamda dönmüştü.
“Şizofreni seni, iğrenç pislik!” Dişlerimin arasından şok ve acı içinde mırıldandığımda yere düşmemek için duvara tutundum. Bir süre göz kapaklarım bile acımaya başladığında acı içinde kesik kesik inlemeler, acımı daha önce arttırıyordu.
Yara izimin olduğu yere çizik attığına o kadar emindim ki, aynı sızı acıyla hatta korkunç bir acıyla yanıyordu. Üstümdeki deri ceketi çıkarıp yarama bastırarak savruk adımlarla az kalan evin yolunu tuttum ama çizik dikiş atılması gereken yarama değdiyse, ölme riskim oldukça fazlaydı..
Alnımdan başlayan ve şakaklarıma yayılan soğuk ter, boynumda birikirken nefesim kesik kesik çıkıyor üstüne üstlük bilincim bulanıyor gibiydi, çünkü görüş alanımın pikseli en düşükteydi.
“İlknur Şura, Yunus…” Sokağa girdiğim gibi dizlerim beni taşımak istemiyor gibi kırıldığında, elimdeki ceket yere doğru kayıp düştü. Yara yerine baktığımda her yerimin koyu kırmızılığını görünce ağzımdan acı dolu bir bağırış çıktı.
“Yardım edin!” Göğüs kafesim olduğundan daha fazla efor sarf ederek hızla inip kalkarken nabzım duracak gibi atıyordu. Saçlarım boynuma ve şakaklarıma soğuk terle beraber yapıştığında kan şekerim düşer gibi oldu.
“Erva!”
İsmim çok uzaklarda kulaklarımda yankılanırken bedenimin güçlü biri tarafından havaya kaldırıldığını hissettim.
Ölüyü andıran donuk dudaklarımı kısık tonda oynatmaya çalıştım.
“Halil, Halil yaptı Yunus… Yardım et, bana yardım et.. Kimsem yok, hayallerim var..” Gözbebeklerim yukarıya doğru kaymadan önce etrafımda olan kimseyi seçemiyordum. “Peşimi bırakmıyor, korkuyorum..” Ağzıma acı metalik bir tat geldiğinde dudaklarımdan çeneme kadar sıcak bir sıvı yayıldı.
“Kurtaracağım seni bacım, kimse sana bir şey yapamayacak!” Yayılan sıvıyla beraber kalın ve endişeli erkek sesiyle acı içinde mırıldandığımda bilincimin son kısımlarında hissediyordum. Yunus'a ait olduğunu düşündüğüm erkek eli yarama bakmak niyetiyle kıyafetime gittiğinde ondan önce davranarak elini tutarak bakmasını engelledim.
“İlknur Şura, Şura İlknur!” Yunus iki eliyle vazgeçip beni dikkatle kucakladığında havada süzülür vaziyetteydim. İkinci kez metalik tatla dudağımdan sıvı süzüldüğünde gözlerim yukarıya doğru kaydı.
***

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.