21. bölüm / 42
Gökyüzü KuğusuYirmi Birinci Bölüm
Bölümler 42Şu an: Yirmi Birinci Bölüm
- 1 Birinci Bölüm1.343 kelime
- 2 İkinci Bölüm1.285 kelime
- 3 Üçüncü Bölüm999 kelime
- 4 Dördüncü Bölüm1.067 kelime
- 5 Beşinci Bölüm820 kelime
- 6 Altıncı Bölüm1.148 kelime
- 7 Yedinci Bölüm914 kelime
- 8 Sekizinci Bölüm1.048 kelime
- 9 Dokuzuncu Bölüm1.034 kelime
- 10 Onuncu Bölüm873 kelime
- 11 On Birinci Bölüm800 kelime
- 12 On İkinci Bölüm1.306 kelime
- 13 On Üçüncü Bölüm1.040 kelime
- 14 On Dördüncü Bölüm974 kelime
- 15 On Beşinci Bölüm841 kelime
- 16 On Altıncı Bölüm1.093 kelime
- 17 On Yedinci Bölüm1.494 kelime
- 18 On Sekizinci Bölüm938 kelime
- 19 On Dokuzuncu Bölüm1.004 kelime
- 20 Yirminci Bölüm856 kelime
- 21 Yirmi Birinci Bölüm959 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 Yirmi İkinci Bölüm1.043 kelime
- 23 Yirmi Üçüncü Bölüm982 kelime
- 24 Yirmi Dördüncü Bölüm1.122 kelime
- 25 Yirmi Beşinci Bölüm1.382 kelime
- 26 Yirmi Altıncı Bölüm1.222 kelime
- 27 Yirmi Yedinci Bölüm1.348 kelime
- 28 Yirmi Sekizinci Bölüm1.688 kelime
- 29 Yirmi Dokuzuncu Bölüm2.362 kelime
- 30 Otuzuncu Bölüm1.123 kelime
- 31 Otuz Birinci Bölüm1.379 kelime
- 32 Otuz İkinci Bölüm1.249 kelime
- 33 Otuz Üçüncü Bölüm1.322 kelime
- 34 Otuz Dördüncü Bölüm1.790 kelime
- 35 Otuz Beşinci Bölüm1.200 kelime
- 36 Otuz Altıncı Bölüm1.080 kelime
- 37 Otuz Yedinci Bölüm1.664 kelime
- 38 Otuz Sekizinci Bölüm1.714 kelime
- 39 Otuz Dokuzuncu Bölüm1.688 kelime
- 40 Kırkıncı Bölüm1.236 kelime
- 41 Kırk Birinci Bölüm2.226 kelime
- 42 Kırk İkinci Bölüm1.226 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Ben insanları terk ettim. Çünkü ahlakım ahlaklarıyla, düşüncelerim düşünceleriyle uyuşmuyordu.”
Halil Cibran
Güneşin tüm ışığı kıvırcık saçlarına vurmuş keskin bakışlarının esiri iken dosyanın Erva'da olmasına rahat bir nefes verdim.
Erva hızlı bir refleksle Yunus'u es geçerek kolumdan tuttuğu gibi evin kapısına doğru sürüklemeye başladı.
Gerçekten süpürge gibi süpürülmüş oldum.
Ağzım açıldığı sırada kapıyı arkamızdan çarptığı gibi dosyayı yüzüme doğru salladı. “Bu dosyayı alıp tüm gün boyunca nerede gezdirdin ve kime gösterdin?” Açıklamama fırsat verdiği noktada tıkalı kalmıştım.
Hesap sorması gereken kişi ben değil miydim?
Bana neden hesap soruluyordu?
Kollarımı göğsümde topladım ve çenemi dikleştirdim.
“Cahit'in suç dosyasını buraya kadar getirip neden bana hiçbir şey söylemedin acaba Ervoş?” Erva'nın yüzü acıklı bir şekilde büzüldüğünde bozuntuya vermedim.
Derin bir nefes alarak koltuğa oturup dosyayı karşı koltuğa fırlattı.
Fırlattı?
Dosyanın kapağı açılırken gözüm dosyaya kilitlenmişti. “Planın vardı ve ben onu bozdum değil mi?” Öfkeli bakışlarına yakalandığımda mahcup ifadeyle dudağımı ısırmaya başladım.
“Halil bana dedi ki; İlknur Şura'yı karakolda gördüm, eğer benimle karşılaşmasaydı Cahit'in suç dosyasını teslim edecekti..” Saçlarını arkaya savurup devam etti. “Bunu yapacak mıydın gerçekten? Ben zaten sana bırakmadan o işi halletmiştim bacım.” Dediklerini tek tek sindirmeye çalışırken Halil'in dediklerinden sonrasını aşamıyordum.
Halil fazla zekisin koçum..
Bozulduğumu çaktırmamaya çalışırken, “Halil nereden çıkarmış öyle bir şey yapacağımı canım?” dedim ama ses tonum yalanımı ele verdi.
Erva alaylı ifadeyle beni süzerken cıkladı ve boğuk ve net bir sesle dediğiyle kafamda şimşekler çaktı.
“Halil yeniye kadar Cahit'i hapse attı, sen merak etme..” Ayaklanıp dosyayı işaret etti. “Dosya neden hâlâ ben de diye soruyorsan; suç dosyalarını, özellikle kişisel olarak ilgilendiğim dosyaların hiçbirini atmıyorum bacım.” Boşluğa bakar gibi dalıp gittiğimde Erva'nın omzundan dürtmesiyle anın şokunu atlatmak istedim.
“Kendi kendine macera arıyorsun vallahi yaa, bir de utanmadan çay içmeye geldim demiş..” Odaya giderken söylediği sözle sesimi yükselttim.
Halil sen dedikoducu teyzeler mi yaşadın abi?
Her boku nasıl yetiştirdin? Ve amacın ne?
“Halil ile aranda ne var ula?” Aramızda samimiyetin lafı olmadığı için bu kadar yükselmiştim.
Arasında bir şey yoksa bu kadar birbirlerine laf taşımazlardı.
Yakın arkadaşı bendim ama Halil ile ortak olmuş gibilerdi.
Basbayağı yani..
Erva'nın gözbebekleri titrerken odadan çıkmasın diye kapıyı az önce onun yaptığı gibi çarptım ve kilidini çevirdim.
Bu konu çözülmeden hiçbir yere ayrılamazdı.
“İlknur ne yapıyorsun oğlum, Halil ile sana flört etmeyi deneyeceğim demiştim..” İki kaşım havalanırken yarım ağızla güldüm.
Ellerim belimde üzerine doğru adım adım yürürken konuşmaya devam ediyordum.
“En yakın dostundan hâlâ bir şeyler saklıyorsun, Halil'in olduğu karakolda işe başladın değil mi?” Analizci radarımdan kaçamayacağını fark ettiğinde bedeni yerine gözlerini kaçırıp duruyordu.
“Evet orada işe başladım, Halil ile de ortağız kanka.. Asıl mesleğim çocuk polisi ve Halil’de beni kendi ekibine aldı.” Yüzümü büzerken dudağım yana kıvrıldı.
“Halil’de mi çocuk polisi kanka?” Bu kadar benzemeyeceğini düşündüğüm için vereceği cevabı merak ediyordum.
“Hayır o komiser, ama kendi ekibinde çocuk polisine ihtiyaç varmış. O şekilde yani,” Kafamı imayla sallayıp kapının kilidini açtım ve odadan çıkmadan önce kışkırtıcı bir cümle kurdum.
“Bence Halil seni dizinin dibinden ayırmak istemiyor da ondan..” İçten yüksek sesle kahkaha attığımda kalçama isabet eden tarakla daha çok gülmeye başladım.
“Salaksın İlknur, senin de dizinin dibinden hatta her dışarıya adım attığında Yunus'un o etkileyici bakışlarından ayrılamıyorsunuz..” İşaretparmaklarını birleştirip ekledi. “Birbirinizi çekiyorsunuz, yalan mı?” Pis pis gülerken tam yüzüne yastık fırlattığım sırada karnımı gıdıklamaya başladı.
Kurtulmaya çalışırken Erva'nın beni koltuğa atıp üzerime çıkmasına gözlerimi büyüttüm.
“Sapık olduğunu tescilledin Erva,” Kolumla koltuktan atmaya çalışırken oturmayı denedim ama o durmadı. “Ben dedim ama bizi elti yapacağım dedim..” Gücümün hepsini kullanarak Erva'nın yere düşmesini sağladım ve sırtına tokat attım.
“Senin Halil'le yakın olduğun kadar, ben Yunus'la yakın değilim ayrıca senin aksine flört etmeye falan çalışmıyorum.” Lafı öyle bir yerden koymuşum gibi bakarken belime çimdik yedim.
“Sen Yunus'la flört etmeye çalışmıyor olabilirsin ama Yunus tek bir bakışıyla bile sana değer verdiğini belli ediyor.” Kirpiklerimin titrediğini iliklerime kadar hissederken inkâr modumu açtım.
Yapıyor muydu cidden?
Ben anlamıyor muydum yoksa Erva bana oyun mu oynuyordu?
“Saçmalama Ervoş, tamam yani bana karşı bakışları hoş olabilir ama tam anlamıyla tanışmıyoruz.” İnkâr mı ediyordum bilmiyorum ama tanışmadığımız doğruydu.
Erva içinden bir şeyler mırıldanarak ima dolu bakışlarını bana diktiğinde günün yorgunluğunu koltuğa yayılarak çıkarmak istedim.
“Sen bu Yunus'u daha çok peşinde it edersin..” Erva'nın dedikten sonra kahkahasıyla sessizce kıkırdamayı seçtim.
Haklılık payı fazlaydı..
“Erkek milletini her daim peşinde it etmen makul olan bebeğim.” Sağ yanıma cenin pozisyonunda kıvrıldıktan sonra göz kapaklarım kendini özgür bıraktı.
***
Sabahın altısında Erva'nın gürültüsü nedeniyle dünkü uyuyakaldığım yerde gözlerimi açmak zorunda kaldım.
Geç uyumuşum gibi uykumu alamamıştım.
Erva neşe dolu sesiyle odadan çıkarken üzerindeki polis üniformasına dudak kıvırdım.
“Ateş ediyorsunuz Polis Hanım!” Kıvırcık saçlarına ışıltılı spreyden sıktığını güneşte parlarken fark etmiştim.
Böyle bir dosta sahip olduğum için çok şanslıydım..
Uzaktan öpücük attığında botlarını giymek için oturdu ve amber gözlerini uykulu gözlerime dikti.
“Bugün dersin kaçta aşkım, okul çıkışında motorla alayım mı seni?” Teklifine hayır diyemezdim..
Dersim öğleden sonraki son iki saatteydi, o vakte kadar uyumak varken neden bu saatte uyanıktım ki?
“Son iki saat dersim var, ararım çıkışta balım.” Gözüne sanırım aşırı tatlı gelmiş olmalıydım ki, iki yanağımı da asılarak çekip ikisini de öpüp eliyle sildi.
Ruj izi kapak gibi yapışmıştı çünkü.
“Bordo ruj mu gerçekten Erva?” Ters ters bakarken elimle yanaklarımı siliyordum.
Ben her zaman hafif ve pastel renkleri kullanıyorken, Erva tam tersiydi.
“Ben kaçtım bacım!” Kapıyı açtığında, “Hayırlı işler,” der demez kapıyı kapatıp üzerime kilitledi.
Uykuma kaldığım yerden devam etmek için yatağıma atladığımda yorganı kafama çektim ve soluksuz bir uyku uyumak için gözlerimi yumdum.
Uzaktan boğuk ve kalın erkek sesi sanki beynimin içinde yankılanıyormuş gibi gelirken gözlerimi tekrar kapatıp açtım ama aynı ses bu sefer daha yüksek sesle konuştu.
“Sen daha önce travma yaşadın mı lan? Benim babam canımdan çok sevdiğim kardeşimi gözlerim önünde fırında ısıtıyordu anasını satayım..” Eşya kırılma sesinden sonra aynı ses tonuyla devam etti. “Ne yaşadın lan sen, ne yaşadın, kardeşimi koruyacağım derken benim karnımda kaç sigara izi var biliyor musun sen?”
NE?
Bölüm etkileşimi
