SAHNE 35

Vaveyla Yazarı: MURAT CANSIZ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 42Şu an: SAHNE 35

Güvenlik kulübesinde oturan genç görevli (adı muhtemelen Kevin ve hayatında hiç egzoz dumanı görmemiş), kahvesinden bir yudum alırken önündeki ekranda “KRİTİK UYARI: HAVA KALİTESİ ÖLÜMCÜL SEVİYEDE” yazısı yanıp sönmeye başlar.
Kevin: “Ne? Yangın mı var? Sensörler neden simsiyah bir kütle algılıyor?”
Tam o sırada, otoparkın steril, beyaz tünelinden yukarıya doğru, sanki cehennemin dibinden bir ejderha tırmanıyormuş gibi “VUTUTUTU! PAT-PATA-PAT!” sesleri yükselir. Kevin, kulübenin camına yapışır.
Magirus M2010, burnundan dumanlar çıkararak, fıskiyelerden sırılsıklam olmuş bir halde rampanın tepesinde belirir. Deniz, şoför koltuğunda, silecekleri en hızlı ayara getirmiş, “The Karizma” bakışıyla bariyerin önünde durur.
Deniz: (Camı manuel kolla, gıcırdayarak açar) “Selamünaleyküm aslanım! Aç bakalım şu yolu, Kaptan geri döndü! Kart basmıyoruz biz. DRA hem Beşiktaş’ın hem Trabzon Fırtınasının gücüyle halledecek!”
Kevin: (Gözleri fal taşı gibi açılmış, burnunu tutarak) “O da ne! Bu... bu bir tank mı? Neden bu kadar gürültülü? Ve neden bu kadar... kokuyor?!”
Atlas: (Yandan kafasını çıkarır, sırılsıklamdır) “Kusura bakma dostum! 23 yıllık bir ‘egzoz detoksu’ yapıyoruz şu an. DRA, bariyeri açar mısın yoksa Deniz ‘The Kırış’ metoduna geçecek?”
DRA: (Güvenlik sistemine sızarak bariyeri kaldırır ama sesi hala sarsılmıştır) “Bariyer açılıyor... Kevin, lütfen otoparkın havalandırmasını ‘Ekstrem Arındırma’ moduna al. Ben şu an bir siber-travma yaşıyorum. Deniz, lütfen New York halkına zarar vermeden ilerle, karbon ayak izin şu an Beşiktaş ve Trabzon’un ortak enerjisiyle bir kıtayı yok edebilecek seviyede!”
Deniz: “Merak etme DRA yenge! New York bu sesi ve Fırtına’nın nefesini özlemiştir!”
Deniz vitesi ‘çat’ diye takar, gaza asılır. Magirus, Kevin’ın kulübesini resmen siyah bir duman bulutuyla kaplayarak caddelere dalar.
Magirus, o tertemiz, sessiz, otonom araçların süzüldüğü Manhattan caddelerine daldığında yer yerinden oynar. İnsanlar ellerindeki şeffaf tabletleri bırakıp bu gürültülü, dumanlı canavarı çekmeye başlarlar.
Deniz: “Bak bak! Herkes bize bakıyor Atlas! 23 yıl geçmiş ama Beşiktaşlılık ve Trabzonspor’un hırçın ruhu hâlâ zirvede! Şu karşıdaki elektrikli arabaya bak, fön makinesi gibi gidiyor, sesi bile çıkmıyor garibimin. Ver oradan bir korna!”
Deniz havalı kornaya basar: “DÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜT!”
Atlas: “Deniz! Adamların sensörleri bozuldu lan! Yanımızdaki Tesla otonom moddan çıktı, kendi kendine park etmeye çalışıyor şu an! DRA, bizi polise ihbar etmezler değil mi?”
DRA: “Henüz değil Atlas. Onu ‘Kültürel Miras ve Karadeniz-Beşiktaş Festivali’ aracısı olarak sisteme kaydettim. Ama Deniz, eğer o siyah dumanı Times Meydanı’na üflersen, seni ‘Çevre Teröristi’ olarak fişlemek zorunda kalacağım! Lütfen şu vitesi yükselt, motorun acı çekişini veri tabanımda hissediyorum!”
Deniz: (Direksiyonu bir o yana bir bu yana kırarak) “Rahat ol DRA! Bu araba New York asfaltını değil, İstanbul’un yokuşlarını ve Trabzon’un yaylalarını yutmuş araba! Şimdi... istikamet neresi Atlas? Okula mı gidiyoruz yoksa bir tur Times Meydanı’nda ‘The Gövde Gösterisi’ mi yapıyoruz?”
Atlas: “Okula Deniz! İlk günden devamsızlık yapmayalım, 23 yıl rötarlıyız zaten!”
Deniz: “Okul bekleyebilir Atlas! Şu an Amerikan rüyasının kalbindeyiz oğlum. Bak, koca meydandaki dev ekranlar bile bizim Zenithus Mavisi ışıklarımızın yanında sönük kaldı! Hem buradaki o neon tabelaların üzerine dev harflerle 'ODA 104' yazmadan şuradan şuraya milim kıpırdamam!”
Atlas: (Korkuyla camdan dışarı bakarak) “Deniz, ne neon tabelası? Arkamızdaki siyah duman bulutu yüzünden Times Meydanı şu an 19. yüzyıl Londra sanayi devrimine döndü! İnsanlar bizi gökyüzünden düşen bir meteor sanıp sığınaklara koşuyor! Bak, yandaki Tesla'nın sahibi arabasından indi, elindeki kahveyi minibüse doğru fırlatacak!”
DRA: “BİP-BOP! ACİL DURUM: New York Polisi (NYPD) veri tabanında hakkımızda 'Tanımlanamayan Uçan Gürültülü ve Bordo-Mavi/Siyah-Beyaz Donatılmış Nesne' ihbarı oluşturuldu. Sistemlerine sızıp minibüsün modelini 'Gelişmiş Buhar Teknolojili ve Hamsi Destekli Hibrit Mekik' olarak güncelledim. Ancak Deniz, eğer egzozdan o meşhur çilekli dondurma kokulu son gazı da üflersen, New York hava sahasını tamamen kilitleyeceksin! BİP-BOP!”
Deniz: (Vitesi sertçe 2'ye takıp direksiyonu Times Meydanı'nın tam ortasındaki kırmızı merdivenlere doğru kırarak) “Bırak kilitlensin DRA! New York halkı gerçek bir esnaf arabası ve Fırtına ruhu görsün! (Cama doğru bağırarak) Hey Joe! Hey Marry! Bakın buraya, bu gördüğünüz alet 2007 model alçak tabanlı bir Beşiktaş ve Trabzonspor efsanesidir! Sizin o otonom araçlarınız iki konfeti patlamasında devre dışı kalırken, bu canavar Broadway caddelerini titretir! Vutututututu!”
Atlas: (Laptopunu sıkıca kucağına bastırıp koltuğun altına sığınmaya çalışırken) “Ulan Deniz! Adamlar bizi 'Kültürel Miras' falan dinlemez, direkt 51. Bölge'ye uzaylı diye kapatırlar! Bak, arkadan iki tane sarı taksi bize korna çalıyor, adamlar Manhattan şivesiyle Beşiktaş ve Trabzon marşına tempo tutmaya başladı resmen!”
DRA: “GÜNCELLEME: Meydandaki turistlerin %85'i akıllı telefonlarını çıkarıp 'The Crazy Turkish Minibus' başlığıyla canlı yayın başlatmıştır. Sosyal medya algoritmasını ele geçirdik Deniz! Ancak polis barikatı yaklaşık yüz metre ilerde kuruluyor. BİP-BOP!”
Deniz: (Gözlerini kısarak ileriye bakar, yüzünde tam bir Hollywood kahramanı gülüşü belirir) “Barikat mı? Onlar bizim Beşiktaş çarşıdaki zabıta amiri Sinan'ın veya Trabzon Meydan'daki bekçinin kurduğu barikatların yanından bile geçemez Atlas! Çek oradan kuantum hızında bir Beşiktaş ve Trabzon marşı! New York asfaltı 'Oda 104'ün vizyonunu konuşacak! Haydi bakalım, Andromeda bizi bekler!”
Magirus, polis arabalarının o meşhur ciyaklayan siren seslerinin tam önünde, fren balatalarının o tarihi "CIIIIZZZ!" sesiyle durur. Amerikan polisleri kapıların arkasına siper alıp silahlarına davranır.
Megafonla bir ses yükselir: "Elleriniz havada araçtan inin!
Deniz: (Ceketini düzeltip havalı bir şekilde kapıyı açar) " Atlas, sakin ol kanka. Şimdi tamamen kurumsal ve Karadeniz-Beşiktaş diplomasisi yürüteceğiz. (Polislere dönüp el sallar) Merhaba Memurlar! Oda 104 Küresel Lansmanına hoş geldiniz!"
Atlas: (Laptopun arkasına saklanmış, hıçkırarak fısıldar) "HIK!... Deniz, adamlar lansman falan dinlemez, ellerinde şok tabancası var oğlum! DRA, bir şeyler yap, bizi sınır dışı etmesinler!"
DRA: " BİP-BOP! Devreye giriyorum. NYPD telsiz frekansına sızıldı. Şu andan itibaren polislere gönderdiğim yapay veri şudur: 'Araç, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Spor Bakanlığı destekli, Beşiktaş-Trabzon kardeşliğini New York sokaklarında simüle eden ödüllü bir Zenithus projesidir.' BİP-BOP!"
Şerif adımlarla yaklaşır, Magirus’un içine bakar. Önce burnunu tutar çünkü içerisi hâlâ biraz dondurma ve lavantalı Einstein iksiri kokmaktadır.
Şerif: "Buhar teknolojili hibrit mekik mi? Evlat, bu araba bildiğin 19. yüzyıl kömür madeni gibi kokuyor! Ayrıca şu sağ aynadaki pembe organik kütle (Melis'in dondurma lekesi) bir çeşit siber-biyolojik silah mı?"
Deniz: " No mister! O tamamen organik bir tasarım harikası. Çilek aromalı aerodinamik destek! Bak, bu araba Beşiktaş’ın ve Trabzon’un dik yokuşlarını yutmuş, buraya gelmiş. Amerika-Türkiye bilim ve spor köprüsü yani!"
Barikatı DRA’nın siber dehaları ve Deniz’in durdurulamaz yalakalığı sayesinde (polislere Beşiktaş ve Trabzonspor atkısı hediye ederek) aşan ekip üniversiteye doğru yola koyuldu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.