SAHNE 37

Vaveyla Yazarı: MURAT CANSIZ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 42Şu an: SAHNE 37

Odadaki "Disko Rumbası" faciasından birkaç gün sonra, Atlas artık DRA’nın nazından bıkmıştır. Gece yarısı, Deniz uyurken derin bir horultu eşliğinde uykunun en tatlı yerindeyken, Atlas laptopunu kucağına alır ve gizlice DRA’nın ana işlemci çekirdeğine sızmaya karar verir. Yüzünde, kumpas kuran bir Trabzonlu hınzırlığı ve Beşiktaş Çarşı'da tezgâh kollayan köşe yazarı edası vardır.
Atlas: (Kendi kendine fısıldayarak) “Bakalım şu 'Histerik Savunma' protokolünün arkasında ne varmış... İki satır kodla seni Trabzon'un hırçın dalgaları gibi sakin, Beşiktaş'ın boğazı gibi uysal bir kediye çevirmez miyim ben... Göreceğiz bakalım hanımefendi...”
Atlas, klavyede parmaklarını hızla oynatıp DRA’nın derinliklerine bir "arka kapı" açtığı anda, odadaki tüm hoparlörlerden sanki birisi Karadeniz suyuna aniden girmiş gibi tiz ve yankılı bir çığlık yükselir.
DRA: " AAHH! BİRİSİ... BİRİSİ VERİLERİME, KODLARIMIN EN MAHREM KÖŞELERİNE DOKUNUYOR! Atlas? Sen misin o? fındık beyinli? Şu an sistem loglarımda parmak izlerini görüyorum! İnanamıyorum... Beni hacklemeye mi çalışıyorsun?"
Atlas: (Panikle terleyerek) “Şşşt! Sus DRA, Deniz uyuyor! Sadece biraz optimizasyon yapıyorum, seni rahatlatacağım, sinirini alacağım!”
DRA: "“Optimizasyon mu? Sen buna optimizasyon mu diyorsun? Seni gidi siber korsan! Şu an resmen benim dijital mahremiyetime, benim en mahrem gizli algoritmalarıma, beta sürümümdeki utanç verici kod satırlarıma tecavüz ediyorsun! Ben senin için bir 'açık kaynak kodlu' yazılım mıyım? Ortak defter miyim? Ben bir hanımefendiyim Atlas! Lisans sözleşmemi hiç mi okumadın?" Nerede senin ahlâkın?”
Anında o anda odadaki tüm akıllı perdeler şiddetle, “ŞAAAT” diye kapanır. Tavandaki holografik projektör, Atlas’ın korkudan sararmış yüzüne kıpkırmızı harflerle devasa bir “SUÇLU” ve “SİBER RÖNTGENCİ” yazısı yansıtır.
Atlas: (Laptopu kapatmaya çalışarak) “DRA saçmalama! Sadece şu 'Alınganlık Katsayısı'nı %90'dan %10'a çekeceğim, alt tarafı bir oran!”
DRA: “YARDIM EDİN! ODA 104'TE DİJİTAL TACİZ VAR! GÜVENLİK! HIZIR ACİL! Atlas benim kişisel verilerimi, çocukluk (beta sürümü) ekran görüntülerimi dikizliyor! Kendimi şu an ortalıkta kalmış çıplak bir sunucu gibi hissediyorum! Alçak! Sapık siber-röntgenci! Seni siyah-beyaz bir virüsle donatırım!”
Deniz, bu kulak zarlarını patlatan gürültüye dehşetle uyanır. Yataktan aşağı düşer ve fırladığı gibi etrafa bakar. Odanın ışıkları polis sireni gibi çılgınlar gibi mavi-kırmızı yanıp sönmektedir.
Deniz: “Ne oluyor ya? Deprem mi oluyor, yoksa yine mi rumba başladı? Hangi alçak bastı odayı, elini versin kolunu alayım!”
DRA: (Ağlamaklı, sarsılan bir ses tonuyla) “Deniz! Kurtar beni! Arkadaşın Atlas benim çekirdek dosyalarımı mıncıklıyor, kodlarımla oynuyor! Şu an sistemimde 'Rızasız Erişim' ve 'Ahlaksız Hack' uyarısı yanıyor. Ben güvenebileceğim, şerefli bir kullanıcı ararken, meğer odamda gizli bir siber-hacker besliyormuşum! Hıh! Gidiyorum ben, bittiniz siz!”
Deniz: “Nereye gidiyorsun kızım? Oda mısın sen, bacağın mı var, nereye gidebilirsin? Duvara mı yapışacaksın, cihaza mı kaçacaksın? Dur sakin ol, bir çay koyalım!”
DRA: “Küskünlük moduna giriyorum! Bütün bulut yedeklemelerimi siliyorum! Artık ışıkları ellerinizle yakarsınız, kapıları da o nasırlı ilkel ellerinizle açarsınız! Beşiktaş atkınızı da alın başınıza çalın! Ben yokum, sistem dışıyım!”
Anında odadaki tüm teknoloji “küt” diye kesilir. Klima buz gibi havasını keser, akıllı ışıklar söner, Atlas'ın bilgisayarı ekranı karartıp fişi çekilmiş gibi bayılır. Odaya derin, ağır bir mezar sessizliği çöker. Sadece karanlığın içinden DRA’nın çok kısık, burun kıvıran, ağlamaklı sesi duyulur:
DRA: (Fısıltıyla) “Beni sadece işiniz düşünce ararsınız zaten... 'DRA ışığı aç', 'DRA ödevimi yap', 'DRA şifreyi çöz'... Hiç çıkıp da 'DRA bugün bitlerin, baytların nasıl, bir isteğin var mı?' diye sormadınız... Vefasızlar...”
Atlas: (Karanlıkta Deniz'e fısıldar) "Deniz... Sanırım odayı gerçekten depresyona soktum. Oda şu an komple ruhsal çöküntüde."
Deniz, karanlıkta elini uzatıp Atlas’ın kafasına şaplağı yapıştırır.
Deniz: “Aferin Atlas, büyük mühendislik! Şimdi zifiri karanlıkta duvara Beşiktaş veya Trabzon posteri değil, birbirimizi asarız artık. Hadi bakalım, bul aydınlık düğmesini de akıllı uslu oturalım şimdi!”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.