SAHNE 22

Vaveyla Yazarı: MURAT CANSIZ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 42Şu an: SAHNE 22

Deniz, Magirus’u kapıya çekmiş; üzerine en jilet takımını giymiş, yakasına da babasının şirketinin amblemini (ve minik bir kedi tüyünü) takmıştır. Kapıda önce Defne belirir.
Defne: “Deniz, ‘Şirket Elçisi’ yemeği dedin diye geldim ama neden masa sadece üç kişilik? Sen, ben ve Atlas mı?”
Deniz: “Eee... Şey, Defneciğim. Bugün ‘Küresel Rekabet’ analizi yapacağız. Bir rakibimiz daha gelecek, onu ikna etmemiz lazım. Sen benim gizli silahımsın!”
Tam o sırada, taksiden Melis iner. Elinde dondurma yok ama bakışları dondurmadan daha soğuktur.
Melis: “Deniz? Bu ‘Casting Ajansı’ yemeği mi? Ve... Defne’nin burada ne işi var? O da mı oyuncu?”
Deniz: (Anında o ‘Global CEO’ moduna girer, boncuk boncuk terlerken sırıtır) “Hanımlar! Hoş geldiniz! İşte büyük buluşma! Defne; bizim ‘Stratejik Planlama Direktörümüz’, Melis ise ‘Görsel Estetik ve Marka Yüzü’ adayımız. Bugün Kadir Bey’in talimatıyla bu iki dev gücü Magirus çatısı altında birleştiriyoruz!”
Masaya oturulur. Deniz, garsona "Bize en pahalı ne varsa getir, babamın şirket kartı şahlanmak istiyor!" der. Defne ve Melis birbirlerine "Seni bir kaşık suda boğarım" bakışı atarken Deniz araya girer.
Deniz: "Melis, bak... Defne senin o dondurma fırlatma sahnendeki 'duygusal derinliğe' hayran kaldı. Değil mi Defne?"
Defne: (Çatalını masaya saplayarak) "Evet Deniz, özellikle senin o korkakça kedinin arkasına saklanışın, lise tarihimizin en 'derin' sahnelerinden biriydi. Melis, sen bu çocuğa nasıl inandın?"
Melis: "Bana 'Alman ortaklarım senin için modellik sözleşmesi hazırlıyor' dedi. Sen de mi 'metot oyuncusu'sun Defne?"
Deniz: (Hemen Melis'in eline bir bardak su tutuşturur) "Melis, su iç canım, yaratıcılığın kurumasın! Defne, sen de... ee... sen de Melis’e şu bizim 'Amerika Vizyonumuzu anlatsana. Hani hep beraber gidecektik ya? (Defne'ye göz kırpar) Yani, Defne liderliğinde hep beraber!"
Atlas: (Yandaki küçük masada tek başına oturmuş, yüzünü menüyle kapatmıştır) "Deniz, bence şu an Magirus'un anahtarlarını denize atıp yüzerek kaçmaya başlamalıyız..."
Tam o sırada, Magirus’un açık kalan camından fırlayan o dört kedi, restoranın içine dalar ve doğrudan masaya atlar! Kedilerden biri Melis’in tabağına, diğeri Defne’nin kucağına konar.
Deniz: “İşte! Bak, ‘Marka Denetçilerimiz’ de geldi! Hanımlar, görüyorsunuz; kediler bile sizin bu iş birliğinize bayılıyor! Bu bir işaret! Defne, Melis... Gelin, hep beraber Magirus’a binip bu geceyi Beşiktaş’ın en büyük reklam kampanyasına çevirelim!”
Defne: (Ayağa kalkar) “Deniz... Sen tam bir yalakalık dehasısın. Ama bugün elçilik bitti, istifa ediyorum!”
Melis: “Ben de! Ayrıca dondurma testimi bu sefer senin takım elbisen üzerinde deneyeceğim!”
Melis masadaki kremalı pastayı (Deniz’in mezuniyet travması!) eline alır. Deniz tam kaçacakken Defne de diğer yanından tutar.
Deniz: “Durun! Bu ‘Görsel Efekt’ sayılmaz! Atlas, yardıma gel!”
Deniz, restoranın önünde toz duman içinde kalmıştır. Defne ve Melis, Magirus’un arka camından ona el sallayıp kahkahalar atarken, direksiyondaki Atlas gaza basar.
Deniz: “Atlas! Dur! İhanet mi bu? Brütüs bile senin kadar hızlı vites değiştirmedi! Defne! Melis! O araba babamın üzerine, yani teknik olarak benim üzerime, yani... Durun!”
Deniz, sahil yolunda Magirus’un peşinden koşmaya başlar. Üzerindeki jilet takımla, dondurma lekeleriyle bir engelli koşucusu gibidir. Tam o sırada yanından geçen bir zabıta motorunu durdurur.
Deniz: “Memur Bey! Acil durum! Bir grup ‘Marka Elçisi’ ve bir adet ‘Stratejik Hatalar Uzmanı’ (Atlas) aile yadigarı Magirus’umu kaçırdı! Peşlerine düşmemiz lazım, bu bir kurumsal güvenlik meselesi!”
Zabıta: “Evladım, senin tipin neden ‘pastane patlaması’ gibi? Geç arkaya, tutun!”
Magirus önde (içeride kızlar Beşiktaş marşları söyleyip kedi seviyor), zabıta motoru ve üzerindeki Deniz arkada. Deniz motordan sarkar ve elindeki telefonla Kadir Bey’i arar.
Deniz: “Baba! Müjde! ‘Duygusal Etkileşim Testi’ beklediğimden daha başarılı geçti! Kızlar Magirus’u o kadar sevdi ki, arabayı benden ‘kamulaştırdılar’. Şu an bir test sürüşü yapıyoruz, ben de arkadan ‘Gözlem Birimi’ olarak takipteyim!”
Kadir Bey: (Telefonda kükrer) “Deniz! Restorandan ‘Dondurmalı Pasta ve VIP Kedi Menüsü’ diye 5000 TL’lik fatura geldi! O araba eve gelmezse seni Amerika’ya değil, kutuplara penguen bakıcısı diye gönderirim!”
Deniz: “Hallediyorum peder! Operasyonun adı: ‘Yalakalığın Dönüşü’!”
Deniz, zabıtayı ikna edip Magirus’un önüne geçirtir. Motorla yolu keserler. Deniz motordan iner, sanki bir Hollywood aksiyon filmi kahramanıymış gibi (ama kremalı) Magirus’un ön camına yapışır.
Deniz: “Teslim olun! Etrafınız sarıldı! (Fısıldayarak) Kızlar yapmayın, babam kartı iptal edecek, Amerika hayallerimiz ‘Beşiktaş-Sarıyer’ minibüs hattına dönecek! Atlas, kapıyı aç!”
Defne: (Camı aralar) “Deniz, bir şartla bineriz. Eve kadar bize o meşhur ‘Ben neden bu kadar yalakayım?’ şiirini okuyacaksın. Hem de megafonla!”
Deniz: “Kabul! Hatta bestesini bile yaparım! Yeter ki o koltuğa geri döneyim, bu zabıta motoru karizmamı bitirdi! (Megafonu iki eliyle kavrar, sesi Beşiktaş rüzgarıyla birleşip İstanbul Boğazı’na doğru yayılır) “İkinci kıtayla vizyonerliğimi taçlandırıyorum, dinleyin ey ahali!
Amerika rüyasıyla çıktık biz bu yola,
Zabıta motorunda verdik zorunlu mola!
Defne’nin bir bakışı vidadan farksız,
Melis’in dondurması füzeden farksız!
Sözleşme maddesiyle kandırdım sizi,
Affetmezseniz eğer Kadir Bey kurutacak bizi!”
Melis: (Arka koltuktan kahkahayı basar) “Kafiyeler hâlâ dökülüyor Deniz! Ama duruşun fena değil, dondurma lekelerin ay ışığında resmen parlıyor!”
Zabıta Amiri: (Gözleri dolarak telsizini kaldırır) “Merkez, merkez! Beşiktaş sahil yolunda bir aşk ve şanzıman dramı yaşanıyor. Müdahale etmiyoruz, performansı izliyoruz merkez. Çocuk resmen yalakalığın kitabını yazdı!”
Defne: (Gülmekten gözünden yaş gelmiştir, Atlas’a işaret eder) “Tamam Atlas, aç şu kapıyı. Yoksa çocuk Beşiktaş iskelesindeki martıları bile yalakalağıyla kendine bağlayacak!”
Atlas: (İçeriden kapıyı açar) “Gir içeri dahi çocuk! Ama sakın o kremalı ceketle benim tarafa yanaşma. Arabanın içi zaten Paris podyumuna döndü, bir de senin çilekli kremanla 'Pastane Esnaf Odası'na dönmeyelim!”
Deniz: (Zabıta motorundan Magirus’un basamağına bir Hollywood dublörü gibi ama paçasından dondurma damlayarak atlar. Zabıta amirine selam çakar.) “Amirim, kurumsal güvenliği sağladık! Bu hizmetinizi Amerika’daki vizyon belgemize ekleyeceğim!”
Zabıta Amiri: “Hadi yoluna kaptan! O babana da söyle, 5000 TL bu devirde reklam bütçesi için çerez parası, canını sıkmasın!”
Deniz kapıyı kapatıp orta koridora dikilir. Defne ve Melis yan yana oturmuş, az önce restorandan kaçırdıkları kediyi kucaklarında severek Deniz’e "Eee, şimdi nereye sürüyoruz kaptan?" der gibi bakıyorlardır.
Deniz: (Direksiyonun arkasındaki Atlas’ın omzuna çöker) “Atlas! Çek sahil şeridinden emniyetli bir yere. Şimdi telefonumu çıkarıp pederi görüntülü arayacağım. Kızlar, ne olur ekrana doğru gülümseyip 'Kadir Amca, şirketiniz bir dünya markası!' deyin. Yoksa yarın sabah kendimi Beşiktaş-Sarıyer hattında yolculara 'Arkaya doğru ilerleyelim beyler, vizyonerlik dar alanda başlar!' diye bağırırken bulacağım!”
Defne: “Şiirin üçüncüsü kıtası gelirse düşünürüz Deniz!”
Melis: “Ve benim sözleşmeme 'Sınırsız Çilekli Dondurma' maddesi eklenirse!”
Atlas: (Vitesi 3’e takıp Magirus’u 'vutututu' diye kükretirken) “Ben de bu iksirin panzehrini istiyorum Deniz. Yoksa Amerika uçağında hosteslere lavanta kokulu kuantum fiziği anlatmak zorunda kalacağım!”
Magirus M2010, aynasındaki pembe lekesi ve içindeki çılgın kadrosuyla gecenin karanlığında süzülürken; Deniz, Kadir Bey’in numarasını tuşluyor ve yüzüne en 'kurumsal' gülüşünü yerleştiriyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.