31. bölüm / 42
GİZEMLİ MİSAFİR ZAMAN KIRILMASI BÖLÜM 1SAHNE 31
Bölümler 42Şu an: SAHNE 31
- 1 GİZEMLİ MİSAFİR ZAMAN KIRILMASI BÖLÜM 11.531 kelime
- 2 BÖLÜM 21.065 kelime
- 3 BÖLÜM 3616 kelime
- 4 BÖLÜM 46.303 kelime
- 5 SAHNE 51.108 kelime
- 6 SAHNE 6365 kelime
- 7 SAHNE 7322 kelime
- 8 SAHNE 8818 kelime
- 9 SAHNE 91.363 kelime
- 10 SAHNE 101.862 kelime
- 11 SAHNE 111.038 kelime
- 12 SAHNE 12667 kelime
- 13 SAHNE 13291 kelime
- 14 SAHNE 141.204 kelime
- 15 SAHNE 15829 kelime
- 16 SAHNE 16572 kelime
- 17 SAHNE 17766 kelime
- 18 SAHNE 18762 kelime
- 19 SAHNE 191.445 kelime
- 20 SAHNE 202.684 kelime
- 21 SAHNE 21708 kelime
- 22 SAHNE 221.027 kelime
- 23 SAHNE 23458 kelime
- 24 SAHNE 24516 kelime
- 25 SAHNE 252.340 kelime
- 26 SAHNE 262.071 kelime
- 27 SAHNE 272.103 kelime
- 28 SAHNE 281.232 kelime
- 29 SAHNE 291.451 kelime
- 30 SAHNE 30588 kelime
- 31 SAHNE 31525 kelime · Okuduğun bölüm
- 32 SAHNE 324.321 kelime
- 33 SAHNE 32/11.162 kelime
- 34 SAHNE 32/2826 kelime
- 35 SAHNE 32/3911 kelime
- 36 SAHNE 32/41.507 kelime
- 37 SAHNE 32/51.098 kelime
- 38 SAHNE 332.091 kelime
- 39 SAHNE 34613 kelime
- 40 SAHNE 35988 kelime
- 41 SAHNE 361.742 kelime
- 42 SAHNE 37564 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Odanın ortasında iki devasa valiz açık durmaktadır. Atlas’ın valizi; vakumlanmış poşetler, kategorize edilmiş kablolar ve alfabetik sıraya dizilmiş yazılım kitaplarıyla bir mühendislik harikası gibi görünürken; Deniz’in valizi, içine bomba düşmüş bir tekstil fabrikasını, bir bit pazarını ve Karadeniz yayla şenliğini aynı anda barındıran kıyamet sonrası bir manzarayı andırmaktadır.
Deniz: (Elinde gümüş rengi, aerodinamik görünümlü, vizöründe neon sticker'lar parlayan bir motosiklet kaskıyla içeri girer) "Atlas! Bak ne buldum! Havacılık ve Uzay Bilimleri öğrencisiyim sonuçta, Zenithus Paralaks kampüsüne yaya olarak bile böyle girmem lazım. Sence NASA logolu sticker'ı vizöre mi yapıştırayım, yoksa doğrudan alın çatısına mı? Karizmanın katsayısı değişir!"
Atlas: (Dizlerinin üzerinde, valizine son bir harici diski sığdırmak için terler içinde çaba harcarken başını kaldırmadan iç çeker) “Deniz, üniversiteye kayıt olmaya gidiyoruz kanka, Ay yüzeyine gizli operasyon düzenlemiyoruz. O kaskı valize koyarsan kıyafetlerine yer kalmayacak, New York sokaklarında çıplak ama kasklı bir fırlama olarak gezmek zorunda kalacaksın. Bak benimkine; 4 yıllık kodlama kütüphanemi şu köşeye milimetrik olarak sığdırdım, üstüne de 20 tane beyaz tişört vakumladım. Sistem tıkır tıkır işliyor.”
Deniz: “Beyaz tişört mü? Kanka sen Yazılım Mühendisi olacaksın diye ‘Silikon Vadisi figüranı’ veya hastane stajyeri mi olman lazım? Ruhun solmuş! Bak bana; 15 şişe ekstra sert jöle, 3 tane hakiki deri ceket biri Beşiktaş rockçı ceketi, diğeri bordo mavi ‘The Deniz’ özel tasarım, 2 tane ‘The Karizma’ güneş gözlüğü... Ve en önemlisi...”
Deniz, yatağın altından gizli bir kutu çıkarır. Kutuyu elleri titreyerek, adeta kutsal bir emanet açar gibi yavaşça aralar. İçinde Magirus M2010’un o efsanevi vites topuzu, direksiyonun simgesine yapışan tozlu bir parça ve dikiz aynasından sarkan, üzerindeki gözleri alev alev bakan o meşhur nazar boncuğu vardır.
Atlas: (Gözleri fal taşı gibi açılır) “Oha Deniz! Vites topuzunu mu söktün arabadan? JFK Havalimanı gümrüğünde ‘Bu ne?’ diye sorarlarsa ne diyeceksin? ‘Uzay aracımın manuel fırlatma kolu’ mu? Seni doğrudan uluslararası terör listesine alıp Guantanamo’ya gönderirler!”
Deniz: “Aynen öyle diyeceğim! ‘Bu bir Beşiktaş tılsımıdır, aerodinamik dengeyi ve kuantum çekimini sağlar’ diyeceğim. Hem Amerika’da kod yazarken senin kafan karışırsa, algoritma çökerse bu nazar boncuğuna bakarsın, sistemin ‘göz’ gelip çökmez. Manevi destek bu, gümrük memuru ne anlar!”
Atlas: (Gülmekten yere yatarak başını sallar) “Valla haklısın kanka, seninle aynı odaya düşeceğimiz için benim o boncuğa ve ruhsal desteğe çok ihtiyacım olacak. Ama şu 15 şişe jöleyi valizden çıkar, gümrükte o basınçla patlarsa bütün uzay bilimleri kariyerin, kıyafetlerin ve diplomaların yapış yapış başlar! Üniversiteye ‘jöle adam’ olarak kaydolursun.”
Deniz: “Patlamaz kanka! Onları özel ‘Karadeniz nükleer sızdırmazlık’ poşetlerine sardım. Ayrıca bak, yanıma bir de ne alıyorum...”
Deniz cebinden çıkardığı küçük, kilitli şeffaf bir poşeti havaya kaldırır. İçinde simsiyah, nemli bir toprak vardır.
Atlas: “O ne lan? Poşette uyuşturucu mu taşıyorsun, Federal Teksas polisi burayı basacak şimdi!”
Deniz: “Uyuşturucu değil oğlum, Beşiktaş sahilinden ve Akçaabat yaylasından aldığım bir avuç kutsal toprak! Roket fırlatırken ya da New York gökdelenlerinin arasında yönümü şaşırdığımda lazım olur; temel sağlam olsun, memleket kokusu her zaman kurtarır!”
Atlas: (Bir an duygulanır ama hemen fırlamalığı ele alıp dalgaya geçer) “İyi bari... Ben de kafama Beşiktaş’ın ara sokaklarının kodlarını kazıyıp gidiyorum. Ama şimdi duygusallığı bırak da kalk şu valizleri kapat; Refika Teyze aşağıdan bağırıyor, ‘Son Akşam Yemeği’ diye yedi çeşit Karadeniz yemeği hazırlamış. Gitmezsek bizi Amerika’ya değil, mutfağa hapseder, uçak biletlerimiz de çöp olur!”
Bölüm etkileşimi
