3. bölüm / 42
GİZEMLİ MİSAFİR ZAMAN KIRILMASI BÖLÜM 1BÖLÜM 3
Bölümler 42Şu an: BÖLÜM 3
- 1 GİZEMLİ MİSAFİR ZAMAN KIRILMASI BÖLÜM 11.531 kelime
- 2 BÖLÜM 21.065 kelime
- 3 BÖLÜM 3616 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 BÖLÜM 46.303 kelime
- 5 SAHNE 51.108 kelime
- 6 SAHNE 6365 kelime
- 7 SAHNE 7322 kelime
- 8 SAHNE 8818 kelime
- 9 SAHNE 91.363 kelime
- 10 SAHNE 101.862 kelime
- 11 SAHNE 111.038 kelime
- 12 SAHNE 12667 kelime
- 13 SAHNE 13291 kelime
- 14 SAHNE 141.204 kelime
- 15 SAHNE 15829 kelime
- 16 SAHNE 16572 kelime
- 17 SAHNE 17766 kelime
- 18 SAHNE 18762 kelime
- 19 SAHNE 191.445 kelime
- 20 SAHNE 202.684 kelime
- 21 SAHNE 21708 kelime
- 22 SAHNE 221.027 kelime
- 23 SAHNE 23458 kelime
- 24 SAHNE 24516 kelime
- 25 SAHNE 252.340 kelime
- 26 SAHNE 262.071 kelime
- 27 SAHNE 272.103 kelime
- 28 SAHNE 281.232 kelime
- 29 SAHNE 291.451 kelime
- 30 SAHNE 30588 kelime
- 31 SAHNE 31525 kelime
- 32 SAHNE 324.321 kelime
- 33 SAHNE 32/11.162 kelime
- 34 SAHNE 32/2826 kelime
- 35 SAHNE 32/3911 kelime
- 36 SAHNE 32/41.507 kelime
- 37 SAHNE 32/51.098 kelime
- 38 SAHNE 332.091 kelime
- 39 SAHNE 34613 kelime
- 40 SAHNE 35988 kelime
- 41 SAHNE 361.742 kelime
- 42 SAHNE 37564 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Çevrede; kimi dört, kimi beş katlı binalar yükseliyor, lüks siteler bu manzaraya modern bir hava katıyordu. Binaların altındaki bakkallar, süpermarketler ve küçük tamirhaneler, sabahın ilk ışıklarıyla hareketlenmeye başlamıştı.
Günün erken saatleriydi. Beş katlı bir binanın balkonunda, her biri 45 yaşlarında olan beş ev hanımı, sanki sözleşmiş gibi tek sıra halinde halı silkeliyordu.
Lina Hanım (İlk sözü aldı): "Günaydın hanımlar! Ne bu hal böyle, domino taşları gibi dizilmişsiniz balkona?"
Dördü birden, sanki bir koro eğitimi almış gibi aynı anda cevap verdi: "Günaydın! Sen nasılsın?"
Lina Hanım (Kahkaha attı): "Hayırdır kızlar, dün gece kafayı mı çektiniz? Papağan gibi aynı anda konuşuyorsunuz."
Dördü birbirine bakıp gülümsedi.
Mira Hanım (Sözü devraldı): "Hiç sorma kız! Dün hep birlikte okey oynarken bir içecek içtik, neydi o öyle? Biz, biz olmaktan çıktık; sanki içimizden başka bir yaratık fırladı."
Hepsi kahkahalara boğuldu.
Asya Hanım (Araya girdi): "Kimin içirdiğini sorma Lina, sendin o! O kafayla dolaptan ne çıkarıp getirdiysen artık, hepimizi sarhoş ettin."
Lina Hanım (Şaşkındı): "Hadi canım! Demek arada bir o içecekten içmek lazım ki kendimize gelelim."
Şen şakrak sohbet devam ederken Lina Hanım bir teklifte bulundu: "Bakın ne diyeceğim, hava harika. Şöyle güzel bir piknik yapıp stres atmaya ne dersiniz? Bir günlüğüne de olsa ev işlerinden kurtuluruz."
Hepsi bir ağızdan bağırdı: "EVEEET!"
Lina Hanım neşeyle halısını silkelerken, tam o anda elinin üzerinden büyük bir örümcek geçti. Lina’nın attığı çığlık mahallede yankılandı. Can havliyle halıyı elinden bırakınca; görkemli bir şekilde havalanan halı, beş kadının dehşet dolu bakışları arasında yolda hızla ilerleyen bir arabanın üzerine düştü. Kaportadan ön cama kadar her yeri kaplayan halı yüzünden şoförün dünyası karardı.
Şoför: (Şaşkın) "Bu da ne böyle?"
Direksiyonu çaresizce sağa sola kırdı, frene asıldı. Halı, aracın üzerinden bir yılan gibi süzülerek fırladı, üç arabanın üzerinden uçup kırmızı ışıkta bekleyen bir başka aracın ön camına yapıştı. İşte o an, kıyametin koptuğu andı.
Arkadan gelen araçlar birbiri ardına gümbürtüyle çarpışmaya başladı. Henüz ne olduğunu anlamayan şoförün aracı, arkadan yediği darbeyle yolun ortasına savruldu. Tam o sırada karşı şeritten gelen bir tır, otomobile hızla çarparak ona havada takla attırdı. Hemen ardından bir kamyon otomobilin kenarına vurdu; araç kendi ekseni etrafında 45 derecelik açıyla dönmeye başladı.
Tır şoförü: (Kan ter içinde direksiyonu düzeltmeye çalışıyordu) "Çekilin yoldan! Fren patladı, durduramıyorum!"
Tır, kaldırıma çıkıp hızla bir telefon kulübesine yöneldi. O sırada kulübede konuşan genç, üzerine gelen dev kütleyi görünce hayal gördüğünü sandı, gözlerini ovuşturdu. Gerçekle yüzleştiği an kendini dışarı attı; tır kulübeyi paramparça edip duvara vurarak durdu. Emniyet kemeri takılı olmayan şoför, ön camdan fırlayarak bir evin bahçesindeki süs havuzuna "şlap" diye düştü.
Kaos bitmiyordu.
Başka bir şeritten gelen, içi tavuk dolu kamyonetin şoförü, müziğe kaptırmış dans ederken yerdeki ters dönmüş aracı son anda fark etti. Direksiyonu kırdı ama hızı yüzünden araca çarparak onu bir tur daha döndürdü. Arkadan gelen bir başka araç ise duramayıp tavuk yüklü kamyonetin kasasına daldı. Yüzlerce tavuk "Gıdgıdgıdaaak!" sesleri arasında havada uçuşmaya başladı. Kimi araçların camına yapışıyor, kimi sersemlemiş halde yere düşüyordu.
Olayı izleyen bir teknik servis elemanı ise başına geleceklerden habersizdi. Beşinci kattaki bir kadın, dehşetle kazayı izlerken yanlışlıkla penceredeki saksıya dokundu. Saksı bir mermi gibi düşüp adamın kafasına çarptı. Adam sersemleyerek yanından geçen birinin üzerine devrildi.
Kaza yerine ulaşmaya çalışan bir ambulans, kaldırımdaki bu iki yaralıyı görünce durdu. Tam yaralılar sedyeye alınmıştı ki, sarhoş bir sürücü ambulansa arkadan hızla çarparak onu metrelerce sürükledi. Arkadan gelen bir polis arabası da bu hengamenin ortasında kaldı. Bir kamyon şoförü direksiyonda uyuyakalmış, üzerine geliyordu. Polisin ısrarlı düdük sesine son anda uyanan şoför, panikle frene bastı ama polis aracını önüne katıp ambulansın üzerine itmekten kurtulamadı.
Ortalık artık cehennemden farksızdı. Yollar; cam kırıkları, kopmuş tekerlekler, ters dönmüş araçlar ve acı içinde kıvranan insanlarla doluydu. Tüm bu dehşetin ortasında, o ilk darbeyi alan otomobil, yolun tam merkezinde kendi ekseni etrafında yavaşça dönmeye devam ediyordu...
Bölüm etkileşimi
