SAHNE 21

Vaveyla Yazarı: MURAT CANSIZ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 42Şu an: SAHNE 21

Kadir Bey, Hans ve Klaus’un meydandaki o rezilliği (Deniz’in kedi havaya kaldırıp bağırdığı anı) canlı yayında izleyip kendisine attıkları mesajı gösterir.
Kadir Bey: "Deniz! Bu ne rezalet evladım? Meydanda 'En Büyük Defne' diye bağırmak, elinde papyonlu kedi sallamak... Almanlar bana 'Kadir, oğlun bir gerilla pazarlama dehası! Beşiktaş halkını ayağa kaldırdı!' diye mesaj atıyor. Ne dönüyor burada?"
Deniz: (Hemen o 'vizyoner iş adamı' duruşuna geçer, gömleğindeki dondurma lekesini ceketle kapatır) "Baba... Tam olarak buydu planım! Bak, Hans ve Klaus ne demiş? 'Gerilla Pazarlama'. Biz buna 'Duygusal Etkileşimli Mobil Reklamcılık' diyoruz. O meydandaki kızlar kim biliyor musun?"
Kadir Bey: "Kim?"
Deniz: "Onlar bizim 'Hedef Kitle Odak Grubu'muz! Defne; 'Geleneksel ve Sadık Müşteri' profilini, Melis ise Yenilikçi ve Tepkisel Tüketiciyi temsil ediyor. Ben orada aslında Magirus’un içindeki konforun ve kedi dostu ulaşımın sunumunu yapıyordum. O bağırmam ise... Marka bilinirliğini %200 artırmak içindi!"
Kadir Bey: "Peki dondurma? Melis neden sana dondurma fırlatıyordu?"
Deniz: "O.… ee... 'Ürün Dayanıklılık Testi' baba! Magirus’un camlarının ne kadar kolay temizlendiğini Almanlara kanıtlamak için Melis’e 'Lütfen en yapışkan dondurmayı fırlatır mısın?' dedim. Bak, tertemiz oldu!"
Refika Hanım: “Kadir, çocuk haklı. Bak, sosyal medyada ‘Magirus’lu Romantik’ diye etiket olmuş. Kızlar bayılmış bu ‘yalaka ama tatlı’ çocuk tipine. Bizim şirketin parfüm satışları patlamış!”
Deniz: (Annesine göz kırparak) “Gördün mü baba? Annem bile stratejiyi çözdü. Şimdi, bu ‘Global Tanıtım Turu’nun ikinci aşaması için Defne ve Melis’i ‘Marka Elçisi’ olarak işe almamız lazım. Tabii onlara birer ‘temsil ağırlama’ bütçesi ve Amerika öncesi birer moral yemeği borcumuz var.”
Kadir Bey: “Tamam, tamam! Al şu kartı, ama o Melis bir daha dondurma fırlatırsa faturayı sana keserim!”
Deniz bahçeye fırlar, Magirus’un içinde uyuyan Atlas’ı sarsarak uyandırır.
Deniz: "Kalk Atlas! Babamı da bağladık! Şimdi aynı anda iki mesaj atıyoruz. Defne’ye: 'Canım, babam senin zekana hayran kaldı, seni şirketin yüzü yapıyoruz, yarın kutlama yemeği var!' yaz."
Atlas: "Peki Melis’e ne yazıyoruz?"
Deniz: "Ona da: 'Melis, dondurma testindeki performansın Almanları büyüledi, senin için özel bir modellik sözleşmesi hazırlatıyorum, yarın kutlama yemeği var!' yaz."
Atlas: "Deniz... Yarın ikisi de aynı yemeğe gelirse ne yapacaksın?"
Deniz: "Onu da yarınki Deniz düşünsün kanka! Şu an önemli olan kredi kartının limitinin açılmış olması. Magirus’u fulle, yarın 'Dünya Barışı'nı Beşiktaş'ta biz kuracağız!"
Atlas, elindeki telefona bakarken yüzü "Einstein İksiri" içtiği geceden bile daha feci bir yeşile büründü. Deniz ise bahçedeki çimenlerin üzerinde, sanki Amerikan rüyasını Beşiktaş sokaklarında başlatmış bir CEO edasıyla dolanıyordu.
Atlas: (Korkuyla parmağını ekrandan çekerek) "Deniz... Bak son kez uyarıyorum. 'Yarınki Deniz' muhtemelen bu dünyadan göç etmiş, cenaze namazı Beşiktaş Sinan Paşa Camii’nde kılınan bir Deniz olacak. Oğlum, Defne ile Melis aynı masada buluşursa, o masadaki tek 'temsil ağırlama' senin cenaze masrafların olur!"
Deniz: (Ceketinin yakasını düzelterek) "Atlas, sen kriz yönetiminden anlamıyorsun profesör. Amerika’ya gitmiyor muyuz? Gidiyoruz. Büyük oynamayan, büyük kazanamaz. Hem bak, ne diyorum? 'Marka Elçisi'. Kızlar kurumsal unvanları sever. Defne’ye strateji masasını veririz, Melis’e de saha operasyonlarını, yani dondurma AR-GE’sini..."
Atlas: "Ulan Melis o dondurmayı AR-GE için değil, senin ön panjurunu indirmek için fırlattı! Kız çift silahşor gibi dondurma tutuyordu meydanda, unuttun mu? Hem iki farklı yemeği aynı saate, aynı mekâna nasıl ayarlayacaksın?"
Deniz: "Çok basit kanka. Beşiktaş çarşıda yan yana iki balıkçı var ya? Birini Defne’ye ayarlayacağız, diğerini Melis’e. Ben aradaki dondurmacının arkasından pelerinli bir kahraman gibi saniyede bir mekândan diğerine geçiş yapacağım. 'Kuantum Lokasyon' teknolojisi! Sen de Magirus’un başında bekleyeceksin, motor çalışır vaziyette olacak. Acil bir durumda 'vutututu' yapıp beni sahneden çekeceksin."
Atlas: (Telefonu Deniz’in gözüne sokarak) "Aha! Mesajları gönderdim. Bak, ikisinden de aynı anda 'Yazma' efekti çıktı... Eyvah, Defne 'Geliyorum, o döküntüyü de getir' yazdı. Melis ne yazdı biliyor musun? 'Sözleşmede çilekli dondurma maddesi yoksa o yemeği senin kafanda eritirim Deniz' yazdı. Deniz, bittik oğlum, bittik!"
Deniz: (Aniden duraksar, yutkunur ama bozuntuya vermez) "Harika! İkisi de teklifi kabul etti. Görüyorsun değil mi Atlas, diplomasi Beşiktaş’ta başlar, Amerika’da biter. Şimdi hemen gidiyoruz, Magirus’un o dondurmalı aynasını siliyoruz. Yarın lüks ve prestij kokan bir imaj çizeceğiz."
Atlas: (Yataktan kalkıp ayağına tek terliğini geçirerek) "Ben sadece o yemeğe çelik yelekle geleceğim Deniz. Bir de babanın o pahalı Fransız parfümünden kalanını üstüme boşaltacağım ki, Melis beni vurursa en azından 'karizmatik' öleyim."
Deniz: "Hadi Atlas, hareket zamanı! Yarın Beşiktaş çarşısı tarihi bir ana tanıklık edecek. Ya iki kızı aynı anda idare edip küresel şirket olacağız ya da Magirus’un şanzımanına saklanıp Amerika’ya kaçak yolcu olarak gideceğiz. Her iki ihtimal de vizyonerlik içerir!"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.