19. bölüm / 42
GİZEMLİ MİSAFİR ZAMAN KIRILMASI BÖLÜM 1SAHNE 19
Bölümler 42Şu an: SAHNE 19
- 1 GİZEMLİ MİSAFİR ZAMAN KIRILMASI BÖLÜM 11.531 kelime
- 2 BÖLÜM 21.065 kelime
- 3 BÖLÜM 3616 kelime
- 4 BÖLÜM 46.303 kelime
- 5 SAHNE 51.108 kelime
- 6 SAHNE 6365 kelime
- 7 SAHNE 7322 kelime
- 8 SAHNE 8818 kelime
- 9 SAHNE 91.363 kelime
- 10 SAHNE 101.862 kelime
- 11 SAHNE 111.038 kelime
- 12 SAHNE 12667 kelime
- 13 SAHNE 13291 kelime
- 14 SAHNE 141.204 kelime
- 15 SAHNE 15829 kelime
- 16 SAHNE 16572 kelime
- 17 SAHNE 17766 kelime
- 18 SAHNE 18762 kelime
- 19 SAHNE 191.445 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 SAHNE 202.684 kelime
- 21 SAHNE 21708 kelime
- 22 SAHNE 221.027 kelime
- 23 SAHNE 23458 kelime
- 24 SAHNE 24516 kelime
- 25 SAHNE 252.340 kelime
- 26 SAHNE 262.071 kelime
- 27 SAHNE 272.103 kelime
- 28 SAHNE 281.232 kelime
- 29 SAHNE 291.451 kelime
- 30 SAHNE 30588 kelime
- 31 SAHNE 31525 kelime
- 32 SAHNE 324.321 kelime
- 33 SAHNE 32/11.162 kelime
- 34 SAHNE 32/2826 kelime
- 35 SAHNE 32/3911 kelime
- 36 SAHNE 32/41.507 kelime
- 37 SAHNE 32/51.098 kelime
- 38 SAHNE 332.091 kelime
- 39 SAHNE 34613 kelime
- 40 SAHNE 35988 kelime
- 41 SAHNE 361.742 kelime
- 42 SAHNE 37564 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Deniz, babasının kredi kartıyla Magirus’un içine kadife koltuk kılıfları diktirmiş, dikiz aynasına dev bir pelüş zar asmış ve hoparlörleri “bas vurduğunda cam patlatan” cinsten yenilemiştir. Üzerinde ipek bir gömlek, güneş gözlükleri takılı...
Deniz: “Bak Atlas, bu makine artık sadece bir minibüs değil. Bu bir ‘Cazibe Merkezi’. Bugün Beşiktaş Lisesi’nden kızları toplayıp sahil turuna çıkaracağız. Amerika bursu gelene kadar ‘Boğazın Kralı’ olacağız!”
Atlas: (Eline tutuşturulan ‘VIP HOST’ kokartına bakarak) “Deniz, baban bu faturayı görünce seni Amerika’ya değil, doğrudan sanayiye çırak diye gönderir. Ayrıca bu araba hala mazot kokuyor, kadife kılıflar kokuyu hapseder dedik ama şu an içerisi ‘eski kütüphane’ gibi kokuyor!”
Deniz: “O karizma kokusu Atlas, karıştırma! Bak, işte geliyorlar. Defne ve arkadaşları!”
Deniz, Magirus’u kızların önünde öyle bir sert frenle durdurur ki, içerideki Atlas ön cama yapışır. Yan kapı “GÜÜÜM” diye bir otomatik sesle açılır (Deniz gizli bir düğme yaptırmıştır).
Deniz: (Kaptan edasıyla camdan sarkar) “Hanımlar! Sınav stresi bitti, sonuçları beklerken ruhunuzu dinlendirmeye ne dersiniz? Magirus Hava Yolları, Beşiktaş-Ortaköy-Bebek hattında ücretsiz ve sınırsız eğlence sunuyor. Buyursunlar!”
Defne: (Gülerek) “Deniz, bu ne hal? Arabaya pavyon ışığı mı döşettin? Ayrıca bu araba neden titriyor, patlayacak mı?”
Deniz: “O titreme değil Defne, o ‘heyecan’. Bin hadi, içeride buz gibi meşrubat ve taze simit var!”
Kızlar içeri biner. Deniz vitesi “çat” diye bire takar ama o meşhur dört kedi tam o an ön cama atlar!
Deniz: “Yine mi siz! Atlas, fırlat şunları!”
Atlas kedileri kovalamaya çalışırken yanlışlıkla müzik sisteminin “Ultra Bass” düğmesine basar. Magirus’un içinde bir anda “Beşiktaş Marşı” öyle bir patlar ki, kızların elindeki içecekler havaya fırlar.
Deniz: “Kusura bakmayın, sistem biraz ‘fanatik’! Toparlıyoruz!”
Tam o sırada, sahil yolunda trafik polisi belirir. Deniz, kızlara hava atacağım diye emniyet şeridinden “drift” yaparak geçmeye çalışırken...
POLİS SİRENİ: “Nİ-NO-Nİ-NO!”
Deniz: “Eyvah! Atlas, paraları çıkar! Yani... diplomayı çıkar! Hayır, öğrenci belgesini!”
Atlas: “Deniz, polis geliyor ve arabanın içinden konfetiler çıkıyor! Şu an bizi ‘kaçak düğün konvoyu’ sanacaklar!”
Deniz panikleyip gaza basar, Magirus kükrer ama o meşhur 2007 trafiğine saplanırlar. Kaçacak yer yoktur. Deniz hemen yan koltuktaki Defne’ye döner:
Deniz: “Korkma güzelim, şimdi sana ‘zengin çocuğu manevrası’ yapacağım. (Polise seslenir) Memur Bey! Çok acil durum! Arkadaki arkadaşımız (Atlas’ı gösterir) sınav sonucunu beklerken midesine kramp girdi, hastaneye yetiştiriyoruz!”
Atlas: (Anında rol keserek) “AAAAAH! Türevler... İntegraller... Midem bükülüyor!”
Polis: “Evladım, çocuk integrali midesinde mi sindiriyor? Çek kenara!”
Polis memuru, Magirus’un camına tıklar. İçeride Atlas hâlâ sahte bir acıyla kıvranmakta, konfetiler koltukların arasından süzülmektedir.
Polis: “Evladım hem emniyet şeridini ihlal ediyorsun hem minibüste ruhsatsız parti veriyorsun. Kim bu arkadaşlar?”
Deniz: (Güneş gözlüğünü burnunun ucuna indirerek) “Memur Bey, bunlar geleceğin bilim insanları. Arkadaki arkadaşımız (Atlas’ı işaret eder) integrali fazla kaçırdı, bünyesi kaldırmadı. Kızlar da onun moral destek ekibi, gönüllü hemşirelik yapıyorlar.”
Polis: “Kes şu masalları. Al şu 3000 TL’lik makbuzu, doğruca evinize dağılın!”
Polis uzaklaşırken Deniz, cezayı bir yelpaze gibi kullanarak Defne’nin yanındaki kıza (Melis’e) döner.
Deniz: “Gördün mü Melis? Devlet bile benim karizmamın bedelini biçti. 5000 TL... Bir akşam yemeği parası ama olsun, seninle tanışmanın vergisi diyelim buna. Akşam Bebek’te birer kahve içip bu travmayı atlatmaya ne dersin?”
Melis: “Deniz, az önce polis bizi hapse atıyordu farkında mısın? Ayrıca arabanın içindeki kediler şu an sandviçlerimi yiyor!”
Deniz arkaya döner; o meşhur dört kedi, kızların piknik sepetine dalmıştır. Atlas birini kuyruğundan tutmaya çalışırken kedi Atlas’ın kafasına patisiyle “matematik dersi” verir.
Akşam olur. Deniz’in babası, “Büyük Patron” Kadir Bey, çalışma odasında elinde ceza makbuzu ve Magirus’un banka ekstresiyle beklemektedir.
Kadir Bey: “Deniz! Evladım, ben seni üniversite sınavından sonra stres at diye serbest bıraktım; sen Beşiktaş sahilini festival alanına çevirmişsin! 5000 TL ceza nedir? Arabaya kadife kılıf diktirmek ne? Üstelik faturada ‘Kedi Maması – 20 Kilo’ yazıyor. Sen minibüs mü işletiyorsun, barınak mı açtın?”
Deniz: (Hemen o meşhur ‘mağdur ama vizyoner’ yüz ifadesini takınır) “Baba, aslında her şey senin için... Bak, ben Amerika’da Uzay bölümünü okuyacağım ya? Bu Magirus aslında benim ‘Stratejik Pazarlama’ ödevim. Beşiktaş’taki gençlik kitlesinin tüketim alışkanlıklarını analiz ediyorum.”
Kadir Bey: “Yaptırımın ağır olacak Deniz! Kredi kartın donduruldu. Bundan sonra sadece ‘öğrenci akbilin’ ve günlük 100 TL harçlığın var. Magirus’un anahtarları da bende kalacak!”
Deniz odadan çıkar, merdivenlerin başında onu endişeyle bekleyen Atlas’ı görür.
Atlas: “Kanka bittik mi? Amerika hayalleri suya mı düştü?”
Deniz: (Gülümseyerek cebinden ‘yedek’ bir anahtar çıkarır) “Atlas, babam sanıyor ki Magirus’un tek anahtarı var. Saf babacığım... Kredi kartı donduruldu ama babamın ‘acil durumlar için’ mutfak çekmecesine sakladığı nakitleri unuttuğunu sanmıyorum. (Sinsice gülümser) Ayrıca anneme, babamın geçen hafta gizlice aldığı o yeni saati henüz söylemediğimi hatırlattım...”
Atlas: “Eee ne oldu?”
Deniz: “Babam yaptırımı ‘erteleme’ kararı aldı. Kartlar yarın açılıyor! Ama bir şartla; Magirus’u babamın iş toplantısına servis aracı olarak götüreceğim.”
Atlas: “Oğlum o arabanın içi kedi tüyü ve konfeti dolu!”
Deniz: “İşte aksiyon orada başlıyor kanka! Topla çocukları, Magirus’u ‘Kurumsal Business Class’a çeviriyoruz. Yarın sabah o kedilere kravat takacağız!”
Kadir Bey, sabah kapının önünde jilet gibi takım elbisesiyle beklemektedir. Yanında Alman iş ortakları vardır. Magirus kapıya yanaşır ama Deniz gece boyu Atlas ile temizlik yaptığı için gözleri kan çanağıdır.
Kadir Bey: “Bakın beyler, oğlum size nostaljik ama VIP bir İstanbul turu yaptıracak. Deniz, umarım içeride o tüy yumağı dostlarından eser kalmamıştır?”
Deniz: “Baba aşk olsun! İçerisi şu an İsviçre bankası gibi steril. Buyursunlar efendim, Magirus’a hoş geldiniz!”
Almanlar içeri biner. Deniz koltukları babasının ofisinden aşırdığı deri minderlerle kaplamıştır. Ancak bir sorun vardır; Atlas gece temizlik yaparken yorulup arka koltuğun altında uyuyakalmıştır ve o meşhur dört kedi de Atlas’ı battaniye niyetine kullanmaktadır.
Kadir Bey: “Deniz, bu horlama sesi motordan mı geliyor?”
Deniz: “Yok baba, o.… ee…. Magirus’un yeni nesil ‘uyku modu’ egzozu. Alman teknolojisine selam çakıyoruz!”
Deniz tam havalı bir şekilde Bebek yokuşunu tırmanırken, kız düşkünlüğü yine nükseder. Kaldırımda dün gördüğü Melis ve arkadaş grubunu fark eder.
Deniz: (Kendi kendine) “Ulan şimdi şuradan geçerken bir selam çakmasam karizma yerle bir olur.”
Deniz, babasının ve Almanların önünde olduğunu bir an unutup havalı bir korna çalmak ister. Ama yanlışlıkla Atlas’ın gece kurduğu “Parti Modu” butonuna basar!
BİP-BOP-DIIIIIT!
Magirus’un tavanından aniden saklı kalan konfetiler dökülmeye başlar, müzik sisteminden “Beşiktaş Marşı” son ses patlar ve koltuğun altındaki Atlas, üzerine atlayan kedilerle birlikte “BAAA!” diye fırlar.
Alman İş Ortağı: “Bu ne? Bu bir disko otobüsü mü?”
Kadir Bey: (Yüzü sinirden kıpkırmızı) “DENİZ! BU NE REZALET!”
Deniz: (Hemen dikiz aynasından Melis’e göz kırpıp babasına döner) “Baba sakin! Alman dostlarımıza Türklerin misafirperverliğini ve neşesini gösteriyorum. Bak adamlar şaşkınlıktan dillerini yuttu! Atlas, çabuk adamlara kolonya tut, heyecandan kalpleri durmasın!”
Atlas: (Saçında kedi tüyü ve konfetiyle Almanlara dönerek) “Günaydın... İster misiniz bir nane şekeri?”
Alman iş ortakları Hans ve Klaus, üzerlerine dökülen konfetileri temizlemek yerine, çalan “Beşiktaş Marşı” eşliğinde ritim tutmaya başlamışlardır. Deniz durumu kurtarmak için vitesi öyle bir çeker ki, araba şaha kalkar.
Hans: “Ooh, Kadir! Bu bir otobüs değil, bu gerçek bir İstanbul ruhu deneyimi! Çok otantik!
Kadir Bey: (Dişlerinin arasından, gülümseyerek) “Deniz... Eğer bu adamlar inene kadar bir kaza yaparsan, seni bu Magirus’un egzozuna bağlarım evladım. Gülümse ve sür!”
Deniz: “Sıkıntı yok peder! Relax, Hans! Relax, Klaus! Atlas, hemen beylerin kucağına o meşhur Vip İkramlığımızı çıkar!”
Atlas: (Arka koltuğun altından, saçında konfetiyle çıkar) “Buyursunlar efendim; taze Beşiktaş simidi, yanında da... (cebinden çıkarır) ...annemin dün akşamdan kalan sarmaları!”
Magirus, Bebek’in en havalı kafesinin önünden geçerken Deniz, Melis ve arkadaş grubunun orada oturduğunu görür. Deniz, Almanların ve babasının varlığını hiçe sayıp “şov” moduna girer.
Deniz: “Babacığım, Alman dostlarımıza Türk gençliğinin sosyal yaşamını göstermem lazım. Hans, Klaus! Bakın, güzel Türk kızları! El sallayın!”
Hans ve Klaus, simitlerini havaya kaldırıp Melis’e doğru “Hey! Hello!” diye bağırmaya başlar. Deniz ise Magirus’un havalı kornasını “Dat-da-da-dat!” ritmiyle çalar.
Melis: (Arkadaşlarına dönerek) “Kızlar bakın! Deniz yine neyin peşinde? Arabanın içinde Alman amcalar simit sallıyor, Atlas ise tavana yapışmış!”
Deniz: (Camdan sarkar) “Melis! Akşam Bebek sahilinde yer ayırt, bu Alman heyetiyle bir ‘Stratejik İş Birliği’ yemeğimiz var! Sen de davetlisin!”
Tam o sırada, o meşhur dört kedi, Hans’ın jilet gibi ceketinin üzerine atlar. Hans önce korkar ama kedi Hans’ın kravatıyla oynamaya başlayınca kahkahayı basar.
Hans: “Kadir! Bu kedi benim müdürümden daha iyi iş içgüdüsüne sahip! Bak, mavi kravatı seçti!
Kadir Bey: (Şaşkınlıktan donup kalmıştır) “Evet Hans... Bizim kedilerimiz bile... kurumsal eğitimlidir.”
Deniz: “Gördün mü baba? Yarın ‘Kedi Danışmanlık A.Ş.’ diye bir alt şirket kuruyoruz. Atlas, hemen beylerin kartvizitlerini al, kediye koklatalım; hangisini severse onunla büyük anlaşma yapacağız!”
Eve dönüldüğünde Almanlar, hayatlarının en eğlenceli gününü geçirdiklerini söyleyerek ayrılırlar. Kadir Bey, kapının önünde Deniz’e bakar.
Kadir Bey: “Deniz... Ben hayatımda böyle bir rezaletin bu kadar büyük bir başarıya dönüştüğünü görmedim. Adamlar senin o döküntü minibüsünü ‘Yılın Girişimi’ seçtiler neredeyse.”
Deniz: “Baba, vizyon böyle bir şeydir. Şimdi, Melis’le Bebek’te yiyeceğim ‘Stratejik Yemek’ için bana o kredi kartını geri veriyorsun, üzerine de bir ‘teşvik primi’ ekliyorsun. Magirus’un da deposunu fulletiyorsun.”
Kadir Bey: (Cüzdanını çıkarıp kartı uzatır) “Al... Ama o kediler bir daha benim Alman ortaklarımın kucağında uyumayacak!”
Deniz: (Kadir Bey’in omzuna vurarak) “Söz veremem peder, kediler kaliteyi seviyor! Atlas, hadi kaçtık! Melis bizi bekler!”
Bölüm etkileşimi
