35. bölüm / 42
GİZEMLİ MİSAFİR ZAMAN KIRILMASI BÖLÜM 1SAHNE 32/3
Bölümler 42Şu an: SAHNE 32/3
- 1 GİZEMLİ MİSAFİR ZAMAN KIRILMASI BÖLÜM 11.531 kelime
- 2 BÖLÜM 21.065 kelime
- 3 BÖLÜM 3616 kelime
- 4 BÖLÜM 46.303 kelime
- 5 SAHNE 51.108 kelime
- 6 SAHNE 6365 kelime
- 7 SAHNE 7322 kelime
- 8 SAHNE 8818 kelime
- 9 SAHNE 91.363 kelime
- 10 SAHNE 101.862 kelime
- 11 SAHNE 111.038 kelime
- 12 SAHNE 12667 kelime
- 13 SAHNE 13291 kelime
- 14 SAHNE 141.204 kelime
- 15 SAHNE 15829 kelime
- 16 SAHNE 16572 kelime
- 17 SAHNE 17766 kelime
- 18 SAHNE 18762 kelime
- 19 SAHNE 191.445 kelime
- 20 SAHNE 202.684 kelime
- 21 SAHNE 21708 kelime
- 22 SAHNE 221.027 kelime
- 23 SAHNE 23458 kelime
- 24 SAHNE 24516 kelime
- 25 SAHNE 252.340 kelime
- 26 SAHNE 262.071 kelime
- 27 SAHNE 272.103 kelime
- 28 SAHNE 281.232 kelime
- 29 SAHNE 291.451 kelime
- 30 SAHNE 30588 kelime
- 31 SAHNE 31525 kelime
- 32 SAHNE 324.321 kelime
- 33 SAHNE 32/11.162 kelime
- 34 SAHNE 32/2826 kelime
- 35 SAHNE 32/3911 kelime · Okuduğun bölüm
- 36 SAHNE 32/41.507 kelime
- 37 SAHNE 32/51.098 kelime
- 38 SAHNE 332.091 kelime
- 39 SAHNE 34613 kelime
- 40 SAHNE 35988 kelime
- 41 SAHNE 361.742 kelime
- 42 SAHNE 37564 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hologramlar: Duvarda devasa bir dijital reklam döner: “Zihninizdeki Tatili Yaşayın! KGF Deneyimiyle Her Uçuş Bir Macera!”
Robotik Görevliler: Etrafta üniformalı insanlar yerine, havada süzülen küçük küre şeklinde “Hoş Geldiniz” botları dolaşmaktadır.
Sesler: Herkesin kulağında şeffaf birer cihaz vardır ve insanlar boşluğa bakarak konuşmaktadırlar.
Deniz: (Ağzı bir karış açık, terminalin ortasında durur, kafasındaki dev perukla etrafı süzer) “Atlas... Kanka... Burası Amerika değil, burası resmen ‘Geleceğe Dönüş’ filminin fırlatıldığı uzay üssü! Bak, şu minik otonom robot az önce bana ‘Hoş geldiniz Sayın Peruklu Havacı, 2030 New York’una adapte olabildiniz mi?’ diye sordu ve göz kırptı!”
Atlas: (Laptopunun saatini terminaldeki kuantum ana saatle senkronize eder) “Deniz... Haklıymışım. Sinyal doğruymuş. Şu an 12 Mart 2030 sabahındayız. 23 yılı resmen bir uçak yolculuğunda geride bıraktık.”
Deniz: (Bir anlık sessizlikten sonra, aniden parlar) “Oğlum! 23 yıl mı? O zaman Beşiktaş kaç kere şampiyon oldu? Trabzonspor fırtına gibi esti mi? Magirus’un muayenesi ne oldu? Atlas! Felaket büyük, ‘The Kıyamet’ bu!”
Atlas: “Kanka, sakin ol! Önce şu pasaport kontrolünü geçmemiz lazım. Ama bak, memurların yerinde insan değil, otonom yapay zekâ tarayıcıları var. Sakın ‘The’ metodunu deneme, yapay zekâ bizi doğrudan karantinaya alır!”
Deniz (Peruğunu gururla düzelterek dikleşir) “Merak etme kanka. Eğer sistem zekaya bakıyorsa sen geçersin, karizmaya bakıyorsa ben! Hem Beşiktaşlı hem de Trabzonluyuz biz, 2030 bize vız gelir, tırıs gider! Yürü ‘The Atlas’, New York bizi bekler!”
Deniz ve Atlas birbirlerine kararlı birer bakış atarlar. Deniz, hâlâ kafasının arkasında o efsanevi peruğun ve Beşiktaş-Trabzon ruhunun izlerini hissederken, Atlas pantolonunun cebinden hafif nemli, pembe bir kedi maskesi tüyü çıkarır. Öyle ya da böyle, o absürt ve destansı uçuşları nihayet sona ermiş, 2030'un siber sokakları onlara kapılarını aralamıştı.
Öyle ya da böyle sonunda absürt uçuşları sona ermişti!
Uçak iner, KGF etkileri dağılır, ancak Deniz'in stresi azaltma amaçlı yapılan o kabarık, tarihi saç stili, JFK Havalimanı'nda tam bir kargaşaya neden olur.
Deniz ve Atlas, "Hızır Express"ten inip JFK Havalimanı'nın kalabalık gümrük salonuna doğru ilerlerken, Deniz'in kafasındaki Marie Antoinette topuzu dikkatleri üzerine çekmeye başlar. Saç, modern havaalanının minimalist yapısıyla tamamen zıttır ve yaklaşık bir futbol topu büyüklüğündedir.
Deniz, gümrük kontrolünden geçmek için sıraya girer. Topuz, metal detektöründen geçerken hafifçe öter.
TSA Görevlisi (Bayan Jenkins, bıkkın bir ifadeyle): "Hanımefendi, lütfen bir adım geri gelin. Saçınızda ne var?"
Deniz: "Durun ya! Ne hanımefendisi. Ah, bu sadece bir saç modeli. Uçaktaki bir... teknolojik arıza sonucu oldu."
TSA Görevlisi: (Gözlerini kısarak) "Saç modeli, öyle mi? Benim tarama cihazım, saçınızın içinde metal bir kafes yapısı olduğunu gösteriyor. Bu bir kaçakçılık girişimi olabilir. Lütfen elinizi başınızın üzerine koyun."
Atlas, gülmemek için kendini zor tutarken Deniz'e fısıldar:
Atlas: "Deniz, o robotlar sana peruk değil, gizli mesaj taşıyan bir sinyal anteni takmış olabilir! Ya da içinde gerçekten değerli bir Fransız mücevheri var?"
Deniz, çaresizce topuzunu korumaya çalışırken, kalabalık arasından onu gören yaşlı bir Amerikalı sanat tarihi profesörü olan Dr. Henderson koşarak yanlarına gelir.
Dr. Henderson: (Heyecanla nefes nefese kalarak) "Durun! Dokunmayın o şahesere! Bu inanılmaz! Gerçek bir 18. yüzyıl 'Pouf à la Fregatté' stili! Orijinal, el yapımı saç kalıbı! İçindeki metal iskelet, dönemin tekniğidir! Ne kadar, hanımefendi? Koleksiyonum için satın almak istiyorum!"
Deniz: "Yahu ben hanımefendi değilim. Hem satın almak mı? Yahu bu benim saçım!"
Dr. Henderson: "Saçınız değil, Hanımefendi! Bu bir sanat eseri! O kabarık yapının içinde küçük bir gemi modeli ya da bir avize gizli mi? Fransız Devrimi öncesi saç modasının zirvesi!"
TSA Görevlisi ile Profesör arasında bir tartışma başlar:
TSA Görevlisi: "Bayım, bu bir güvenlik meselesi! İçinde muhtemelen kaçak tütün var!"
Dr. Henderson: "Bu bir kültür mirası! İçinde muhtemelen kayıp bir Mozart notası var!"
Görevli, Deniz'in topuzunu incelemek için özel bir tarama çubuğu çıkarır. Çubuk, topuzun alt kısmına değdiğinde, içeriden hafifçe bayatlamış bir kruvasan kokusu gelir.
TSA Görevlisi: "Koklayın şunu, Jim! Bu ne? Hamur işi mi? Yolcu, lütfen bu 'saç yapıtını' derhal çıkarın. İçinde yiyecek maddesi taşımak yasaktır."
Deniz: "Ama bu benim saçım! Nasıl olacak da saçımı çıkaracağım acaba?"
Atlas: "Bayatlamış kruvasan kokusu, uçaktaki KGF'nin yan etkisidir! O da bir sanal kalıntı!"
Atlas, durumu daha da komikleştirmek için araya girer.
Atlas: "Özür dilerim, Beyefendi, bu saç modelini uçağımızdaki 'Rahatlatıcı Saç Modeli Robotları' yaptı. İçinde ne olduğunu bilmiyoruz ama evet, biraz bayat kruvasan kokusu var."
Bu sırada, Deniz durumu sonlandırmak için ani bir karar verir. Topuzu tutan minik robotik pensler (sistem kapandığı için güçsüzleşmiştir) gevşemiştir. Deniz, tek bir çekişle topuzu kafasından çıkarır.
Topuz, yere düşer ve içinden gerçekten de küçük, buruşuk bir peçete ve üç adet minik, yanmış bambu filizi yuvarlanır.
TSA Görevlisi: (Peçeteyi alarak) "Bu nedir?"
Deniz: (Utanarak) "Sanırım o, Kaptan'ın dediği Panda'nın kola tarifiydi."
TSA Görevlisi, başını sallar, Dr. Henderson hüsranla geri çekilir ve Atlas gülmekten dizlerini tutar. Deniz, kafası hafiflemiş bir şekilde, iki büklüm olmuş topuzu bir çöp kutusuna atarak nihayet Amerika topraklarına adım atar.
Deniz, o meşhur topuzu çöp kutusuna basket attıktan sonra kafasını şöyle bir sallar. Saçları, robotların penslerinden dolayı biraz elektriklenmiş ve “Einstein İksiri”nin kalıntılarıyla hafifçe havaya kalkmıştır ama en azından artık bir “Balo Kraliçesi” değildir.
Deniz: (Kafasını ovuşturarak) “Atlas, dua et o profesör notaları falan bulamadı içinde. Adam resmen kafamın içinde Mozart arıyordu! Ulan koskoca Deniz’i gümrükte ‘taze kruvasan kaçakçısı’ yaptınız ya, helal olsun bu teknolojiye!”
Atlas: (Gülmekten gözünden yaş gelmiş, sırt çantasını düzeltirken) “Kanka, Panda’nın kola tarifi miydi o peçete gerçekten? TSA görevlisinin o bakışını ömrüm boyunca unutmayacağım. Adam ‘Bu Türkler 2007’den değil, direkt paralel evrenden gelmiş’ diye rapor yazmıştır kesin.”
Deniz: (Çöp kutusuna hüzünle bakar) “O değil de Atlas, topuz gitti karizma bitti. Bak, 2026’nın kızları bize bakıyor ama ‘Vay ne yakışıklı çocuklar’ diye değil, ‘Acaba hangi sirkten kaçtılar’ der gibi bakıyorlar. Karizmayı acilen ‘The Update’ (Güncelleme) yapmamız lazım.”
Bölüm etkileşimi
