SAHNE 32/2

Vaveyla Yazarı: MURAT CANSIZ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 42Şu an: SAHNE 32/2

O sırada, o az önceki indirim meraklısı teyze, Panda-Gladyatör’ün peşini hâlâ bırakmamıştır. Elindeki otonom servis tabletiyle Panda’nın zırhına vurmaktadır.

Teyze: “Panda Efendi! Kutsal Bambu Pazarı dedin, orada Kangal sucuk kaç para? Eğer %50 indirim yoksa ben o adaya falan inmem, Pilot Bey’e söyle beni 2030 Beşiktaş Meydanı’nda indirsin!”

Panda-Gladyatör: (Derin bir Kung-Fu selamı vererek geriye doğru kayar) “Sayın yolcu, kutsal pazarda para geçmez! Orada sadece ‘İyilik ve Bambu’ takas edilir. Ayrıca sucuk bir gladyatörün diyetine katî suretle aykırıdır, lütfen yosununuza odaklanın!”

Deniz: (Gülmekten kaşıkla tuttuğu yosununu yere düşürür) “Duyuyor musun Atlas? Sucuk yasakmış! Teyze birazdan Panda’yı çantasıyla haklayacak. Bak, hostes-kelebekler de panikledi, uçağın tavanında sağa sola polen saçarak uçuyorlar!”

Atlas: (Aniden ciddileşir, laptopu dizinde dijital bir parıltıyla yeniden belirir) “Deniz... Bu sistem sandığımızdan çok daha riskli. Eğer biri o anda uçağın tamamen düştüğünü hayal ederse, KGF bunu da gerçeğe dönüştürebilir! Kurguyu acilen tamamen kontrol altına almam lazım...”

Deniz: “Şimdi... Her yer Bordo-Mavi ve Siyah-Beyaz olsun! Karadeniz’in hırçın dalgaları ile Kartal'ın pençesi bu kabinde birleşsin! Fonda da hem ‘Kolbastı’ hem ‘Gücüme Güç Katmaya Geldik’ aynı anda çalsın!”

Deniz’in o sarsılmaz ve inatçı Beşiktaş-Trabzon ortak iradesi, KGF'nin ana işlemcisini adeta şoke ederek anında hackler. Kabini saran son bambu ağaçları ve Roma sütunları bir anda Bordo-Mavi ve Siyah-Beyaz şeritli devasa bayraklara bürünür. Panda-Gladyatör’ün miğferinin tam ortasında parıl parıl parlayan hem Beşiktaş arması hem de Trabzonspor'un asil kaplan/fırtına figürü belirir.

Deniz: (Zafer nidasıyla yumruğunu havaya kaldırır) “Hah! İşte şimdi ‘The Amerika’ yolculuğu resmen başladı! Sadece Kartal-Panda değil, gerekirse Fırtına-Panda! Yürü be evladım, New York’un altını üstüne getirmeye az kaldı!”

Atlas: (Dehşet içinde klavyeye bakarak) “Deniz ne yaptın! Sisteme hem Beşiktaş hem Trabzon virüsünü aynı anda bulaştırdın! KGF'nin yapay zekâsı şu an ‘Horon tepen Kartal’ algoritmaları üretiyor, 2030’un en gelişmiş sunucuları bile bunu kaldıramaz!”

KGF, mürettebatın ana konsoldaki acil reset düğmesine son kuvvetle basmasıyla birlikte yavaş yavaş sönmeye, kabin ise inceden inceden normal 2030 steril haline dönmeye başlar. Son gördükleri şey, Panda-Gladyatör'ün zırhını çekiştirerek mutfağa doğru koşması ve "Bana 2030 model enerjik bir kutu kola getirin!" diye bağırması olur.

Uçak devasa bir sarsıntıyla 2030’un New York JFK Havalimanı pistine teker koyar. Kabindeki ışıklar, 2030 yılının o göz alıcı ve steril holografik beyaz ledlerine bürünmüştür; ancak Deniz ve Atlas hâlâ üzerlerinde "Bambu Adası"nın o nemli ve hırçın Horon-Kartal esintisini hissetmektedirler.

Kokpitten, Kaptan Mert’in yorgun ama otoriter sesi duyulur:

Kaptan Mert: "Değerli yolcular, Kaptanınız konuşuyor. New York JFK Uluslararası Havalimanı'na iniş için son yaklaşmadayız. Yerel saatle 03:00. Uçuşumuz maalesef 12 saat sürmüştür, ancak sanal olarak hepiniz bir Gladyatör Pandaya karşı bambu kılıçlarıyla dövüşerek zamanın nasıl geçtiğini anlamadınız, öyle değil mi?"

(Kaptanın sesi hafifçe titrer, belli ki o da Panda kaosundan etkilenmiştir.)

Kaptan Mert: "Şimdi, KGF sistemimizin neden olduğu geçici kaostan ötürü özür dileriz. Teknik ekibimiz, yolcu 12A'nın (Atlas'a hafifçe takılarak) pembe kedi maskesi saplantısının sisteme nasıl sızdığını hâlâ anlamaya çalışıyor."

(Deniz, Atlas'a dirsek atar.)

Kaptan Mert: "İniş sırasında son bir uyarı: Kabin basıncı normale dönerken, bölgesel fantezi kalıntıları yaşayabilirsiniz. Eğer koltuğunuzun üzerinde tek bir yağmur damlası görürseniz, bu sadece 24C koltuğundaki Bay Johnson'ın sürekli yağmur yağması fantezisinin son kırıntısıdır. Lütfen yutmaya çalışmayın."

(Koridordan bir teyzenin sesi duyulur: "Ama Kaptan, yuttum bile! Tadı üzüm gibi!")

Kaptan Mert: "Ve son olarak Deniz Hanım ve Atlas Bey... Biliyorum, zor bir uçuş oldu. Uçaktan inerken dikkatli olun. Size bir not: Yanınızdaki valizin üzerinde kalan o minik kuru üzüm, Yüce Şef Panda'nın dilek parasıdır. Sakın harcamayın."

(Kaptan gülerken sesi kesilir ve tekrar ciddi bir ton alır.)

Kaptan Mert: "New York'a hoş geldiniz. Unutmayın, bu uçuşta yaşadıklarınız tamamen zihninizdeki fantezilerdir. Ama eğer havaalanı güvenliği, bavulunuzdan bir bambu kılıcı çıkarmanızı isterse, lütfen panik yapmayın. İyi günler ve bir sonraki Absürt Hava Seyahati deneyiminizde görüşmek üzere."

Uçak devasa bir sarsıntıyla piste teker koyar. Kabindeki ışıklar 2026’nın o steril, beyaz ledlerine bürünmüştür ama Deniz ve Atlas hala “Bambu Adası”nın nemini üzerlerinde hissetmektedirler.

Deniz: (Kafasındaki o devasa Fransız peruğunu hafifçe düzeltirken tek gözünü kapatır) “Kaptan Mert de amma kafa buldu bizimle ha! ‘Deniz Hanım’ dedi lan bana yine! Atlas, şu peruğu bir çeksene, önümü göremiyorum. New York’a Marie Antoinette kılığıyla inmek istemiyorum kanka!”

Atlas: (Hala şaşkın bir halde, elindeki o minik kuru üzüme yani Yüce Şef Panda’nın dilek parasına bakmaktadır) “Deniz, bence peruk kalsın kanka. Kaptan ‘bölgesel fantezi kalıntıları’ dedi. Eğer bu peruk da o kalıntılardan biriyse, çıkarınca kafam falan uçar maazallah. Ben artık bu 2030 teknolojisine güvenmiyorum.”

Deniz: (Valizini üst bagajdan indirirken, valizin üzerinden bir adet canlı bambu filizi ve küçük bir Trabzonspor rozeti yere düşer) “Hadi canım! Kaptan şaka yapıyor sanıyordum ama bak, Şef Panda resmen bize hatıra bırakmış. ‘The Bambu ve Fırtına’! Atlas, bunu gümrükten nasıl geçireceğiz? ‘Bu bir Beşiktaş-Trabzon organik roket yakıtıdır’ mı desek?”

Atlas: “Kanka, 2030’dayız diyorum! Adamlar zihnimizdeki pandayı gladyatör yapıp karşımıza çıkardı, bir dal bambuya mı takılacaklar? Ama asıl dışarıya bak Deniz... Terminalin ışıklarına bak.”

Uçağın kapısı o meşhur “HISSS-GÜM” sesiyle açılır. Deniz ve Atlas körükten geçip terminale adım atarlar. Ancak burası bildikleri 2007 dünyası değil; tamamen uçan hologramların, otonom seyahat kürelerinin, havada süzülen 2030 kurye dronlarının ve zihin okuyan ekranların hüküm sürdüğü fütüristik bir metropoldür.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.