Ruj Lekesi kitap kapağı

56. bölüm / 56

Ruj Lekesi

56. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Vanessa Kızı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 56Şu an: 56. Bölüm

Seni anlıyorum demek, seninle aynı yerde yanmak demek değildir, biliyorum. İnsanlar pencereden dışarıdaki fırtınaya bakıp "Seni anlıyorum" derler ama içeride çatısı çöken, yağmuru iliğine kadar hisseden sadece sensindir.

Bugün kalbim fazlasıyla yavaş atıyordu. Göğsümün tam ortasında, o derin ve kapkara boşluğun içinde atan o küçük et parçası, sanki artık bu ağır yükü taşımaktan yorulmuş gibi adımlarını yavaşlatmıştı. Her bir vuruş, aralarında asırlar varmış gibi uzun, derinden ve isteksizce geliyordu. Damarlarımdaki o uyuşturucu ilacın, o gri sisin soğukluğu yavaş yavaş parmak uçlarımdan yukarıya, kalbimin odacıklarına doğru sızıyordu.

Yazgı’nın o şefkatli kolları arasında, kulağımda dışarıdan gelen silah ve patlama sesleri varken, ben kendi içimdeki o ölümcül yavaşlamayı hissediyordum.

Kulaklarım uğulduyor, başım feci şekilde ağrıyordu.

Yazgı'nın benimle beraber yatağa uzandığını hissettim. Bir şeyler söylüyordu ama duymuyordum. Aklım benimle oyun oynuyordu. Sesler bana çok uzaklardan, suyun metrelerce altından geliyormuş gibi boğuk ve anlamsız ulaşıyordu. Sadece dudaklarının hareketini izliyor ama tek bir kelimeyi bile beynimde birleştiremiyordum.

Bir an için odanın tavanı yok oldu. Kendimi gökyüzünden aşağıya, o dipsiz, karanlık bir kuyuya doğru son sürat düşerken buldum. Hemen ardından, gözlerimi açtığımda yeniden o sıvasız deponun zeminindeydim. Ama bu kez yalnız değildim. Odanın köşelerinde, zihnimin yarattığı hayali gölgeler bana doğru fısıldayarak yürüyordu. Annemin o nefret dolu, soğuk sesi duvarlardan yankılanıyordu. "Seni feda etmiş... Sen bir enkazsın."

Hemen ardından o küçük esmer çocuğun ağlama sesi, kırbaç gibi patlayan o kemer şaklaması kulaklarımın tam ortasında patlıyordu. Gerçek dünyayla zihnimin kurduğu o kabus dünyası birbirine girmişti. Hangisinin gerçek olduğunu ayırt edemiyordum.

"Neşe. Beni duyuyor musun? İncim. Hadi uyan ben geldim."

Karanlığın ortasından gelen bu fısıltı, zihnimdeki o gri sisi çok yavaş bir şekilde aralamaya başladı. Göz kapaklarımı tonlarca ağırlıktaki kayaları kaldırır gibi büyük bir acıyla araladım. Başımın o feci ağrısı hafiflemişti ama içimde, tam göğsümün ortasında koca bir taş oturuyordu. Kulaklarımdaki uğultu dinmişti. Odanın içindeki o çiğ ışık gözlerimi yakarken, bakışlarımı yavaşça etrafta gezdirdim.

Oda tamamen sessizdi. Yazgı yoktu. Mihan abiler, Ömer... Hiç kimse yoktu.

Yatağın hemen kenarında, dizlerinin üzerinde çökmüş bir halde sadece Atahan vardı. Üstündeki o sırılsıklam, kanlı kıyafetleri değiştirmişti. Gözleri kan çanağı gibiydi, günlerdir tek bir saniye bile uyumadığı her halinden belli oluyordu. Benim gözlerimi açtığımı gördüğü an, o sert yüzünde çocuksu bir çaresizlik ve rahatlama belirdi.

Uzandı, bandajları yenilenmiş elleriyle yüzümü usulca kavradı. "Buradasın, yanımdasın. Geçti."

Ona baktım. Koyu, yorgun gözlerine. Ama içimde hiçbir şey kıpırdamadı. O eski, her şeye rest çeken, Yazgı’nın anlattığı o çok konuşan, dünyaya kafa tutan kızdan geriye hiçbir şey kalmamıştı sanki. İçimdeki o kural tanımaz çocuk ruhu, o kelimeler, o hırçınlık tamamen uçup gitmişti. Onun yerine odada, o yatağın içinde hiç konuşmayan, etrafına sadece boş gözlerle bakan bir kız oturuyordu.

"Ata..." dedim, sesim boğazımdan neredeyse duyulmayacak kadar zayıf, kuru bir fısıltı olarak çıktı.

Atahan bu kelimeyi duyduğu an gözlerini acıyla yumdu. Alnını yavaşça yatağın çarşafına bastırdı. O rüyamda gördüğüm, omzuna kemer inen küçük esmer çocuğun sızısı onun bütün yüzüne yayıldı. Başını kaldırdı, gözlerimin en derinine bakarak yalvarır gibi fısıldadı.

"Deme güzelim... Atahan de, ne olur bana Ata deme. O ismi bana o ihtiyar canavar verdi. O isim benim çocukluğumun cehennemi. Bana Atahan de, kurban olayım Ata deme."

Ona cevap vermedim. Dudaklarımı bile kıpırdatmadım. Sadece başımı hafifçe çevirip pencereden dışarıdaki gri gökyüzüne baktım.

Konuşmak istemiyordum. Kendimi anlatmak, sorular sormak, içimdeki o yangından bahsetmek...

Hiçbirini yapacak gücüm yoktu. Sustum. O günden sonra günlerce sürecek olan o koca sessizliğin ilk duvarını oracıkta ördüm.

Sonraki günler bir sis bulutu gibi geçti.

Atahan bir saniye bile yanımdan ayrılmadı. Önüme sıcak çorbalar, yemekler getirdi; kaşığı dudaklarıma kadar uzattı.

Ama ben yemedim. Cevap vermedim. Sadece odadaki tek bir noktaya, duvardaki bir çatlağa ya da pencereden süzülen yağmur damlalarına baktım.

Ağzımı her açtığında bana bir şeyler anlatmaya, beni hayata döndürmeye çalışıyordu ama ben sadece bir heykel gibi duruyordum.

Konuşmayan, yemeyen, yaşamayan bir enkaz gibiydim.

Bir gece yarısı, odadaki o zifiri karanlığın içinde Atahan’ın yatağın kenarında oturduğunu hissettim. Üzerindeki siyah tişörtün yakasını yavaşça aşağıya doğru sıyırdı. Odanın içine sızan sokak lambasının loş ışığı altında, tam kalbinin üzerine, o sol omzundaki eski kemer izlerinin hemen altına yeni yapılmış bir dövme parıldıyordu.

Bembeyaz, tertemiz bir inci dövmesi.

Atahan elimi tuttu, o sargıları sökülmüş ama hâlâ yanık izleri taşıyan parmaklarımı götürüp kalbinin üzerindeki o inci dövmesinin üzerine koydu. Kalbi avcumun altında deli gibi, hızla çarpıyordu.

"Sen ne kadar susarsan sus," dedi Atahan, karanlıkta gözyaşları parıldarken. "Sen ne kadar benden kaçarsan kaç, sen benim her şeyimsin. Hafızan gitse de, o eski Neşe o sessizliğin arkasına saklansa da fark etmez. Sen benim kalbime kazıdığım o tek şeysin. Benim İncimsin. Ve ben sen yeniden konuşana kadar, senin o deli kırmızısı rujunu süreceğin o güne kadar burada, kalbinin attığı yerde bekleyeceğim."

Elim kalbinin üzerinde, o inci dövmesinin üzerinde öylece kaldı. Yine konuşmadım, yine cevap vermedim. Ama kalbimin o yavaş atan ritmi, onun kalbinin sıcaklığıyla bir anlığına da olsa hızlandı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

23okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18