17. bölüm / 56
Ruj Lekesi17. Bölüm
Bölümler 56Şu an: 17. Bölüm
- 1 1. Bölüm557 kelime
- 2 2. Bölüm625 kelime
- 3 3. Bölüm577 kelime
- 4 4. Bölüm626 kelime
- 5 5. Bölüm550 kelime
- 6 6. Bölüm856 kelime
- 7 7. Bölüm762 kelime
- 8 8. Bölüm1.042 kelime
- 9 9. Bölüm754 kelime
- 10 10. Bölüm592 kelime
- 11 11. Bölüm705 kelime
- 12 12. Bölüm928 kelime
- 13 13. Bölüm516 kelime
- 14 14. Bölüm573 kelime
- 15 15. Bölüm537 kelime
- 16 16. Bölüm459 kelime
- 17 17. Bölüm500 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 18. Bölüm1.046 kelime
- 19 19. Bölüm875 kelime
- 20 20. Bölüm727 kelime
- 21 21. Bölüm624 kelime
- 22 22. Bölüm1.332 kelime
- 23 23. Bölüm506 kelime
- 24 24. Bölüm719 kelime
- 25 25. Bölüm1.109 kelime
- 26 26. Bölüm955 kelime
- 27 27. Bölüm819 kelime
- 28 28. Bölüm1.157 kelime
- 29 29. Bölüm704 kelime
- 30 30. Bölüm519 kelime
- 31 31. Bölüm1.131 kelime
- 32 32. Bölüm1.131 kelime
- 33 33. Bölüm813 kelime
- 34 34. Bölüm850 kelime
- 35 35. Bölüm655 kelime
- 36 36. Bölüm926 kelime
- 37 37. Bölüm718 kelime
- 38 38. Bölüm802 kelime
- 39 39. Bölüm630 kelime
- 40 40. Bölüm1.076 kelime
- 41 41. Bölüm747 kelime
- 42 42. Bölüm978 kelime
- 43 43. Bölüm768 kelime
- 44 44. Bölüm934 kelime
- 45 45. Bölüm1.099 kelime
- 46 46. Bölüm1.032 kelime
- 47 47. Bölüm414 kelime
- 48 48. Bölüm920 kelime
- 49 49. Bölüm627 kelime
- 50 50. Bölüm576 kelime
- 51 51. Bölüm588 kelime
- 52 52. Bölüm549 kelime
- 53 53. Bölüm740 kelime
- 54 54. Bölüm628 kelime
- 55 55. Bölüm1.295 kelime
- 56 56. Bölüm782 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Yamaç, bebeğim yapma öyle." Dedim Yamaç'a bakarak. Yaman eniştemin kopyası gibiydi. Üç yaşındaki çocuk kaşlarını çata bilir miydi? Ya da küçük ikizini korumayı nereden bile bilirdi?
"Atahan abi kötü biri değil tatlım, bak bize yardım ediyor." Dedim Atahan'ın kolunu severek.
"Bak cici abi. Zararsız abi. Yakış-" Hafif bir öldürerek durumu toparlamaya çalıştım.
"Yakışıklı abi diyecektin galiba, Ruj Güzeli?"
Atahan’ın o pürüzsüz, derin sesi salonda yankılandığında, yakalanmanın verdiği o tatlı panikle boğazımda kalan kelimeyi hafifçe öksürerek yutmaya çalıştım. Yanaklarımın aniden kadife kırmızısı rujumun tonuna büründüğünü hissederken, elimi hızlıca adamın güçlü kolundan çektim.
Ama Atahan’ın o koyu, keskin gözlerindeki muzip pırıltı çoktan büyümüştü bile. Dudaklarının kenarı o bildiğim ukala kıvrımla yukarı doğru hareket etti.
"Yani... şey diyecektim," diyerek dik başımı hemen yukarı kaldırdım, inatçı maskemi saniyeler içinde yüzüme yerleştirdim. "Yakından bakınca zararsız duruyor diyecektim tatlım. Lafı çarpıtmakta üstüne yok resmi adam."
Atahan hafifçe güldü. Sesi o kadar derinden ve içtendi ki, kalbimin göğüs kafesimi deliler gibi dövmesine engel olamadım. Yerde diz çökmüş vaziyetteyken bakışlarını benden ayırıp, hala kaşlarını çatmış bir halde önümüzde etten duvar ören Yamaç’a çevirdi.
"Duyduğun gibi küçük adam," dedi Atahan, sesini Yamaç'ın o korumacı ciddiyetine uydurarak. "Ablan benim zararsız olduğumu onayladı. Ayrıca ikizini koruma şeklin takdire şayan. Tıpkı baban gibi tam bir görev adamısın."
Gözlerim en köşede oturup kendi haliyle rujlarımla oynayan Hayat'a kaydı. Tombiş yanakları onu her saniye ısırmak isteğimi zorluyordu.
Bir yandan da kendi kendine bir şeyler mırıldanıyor, tombiş yanaklarını şişirerek ruj tüplerini üst üste kule yapmaya çalışıyordu.
O kadar sevimliydi ki, gidip o yanakları mıncırmamak için kendimi zor tuttum.
Atahan, Yamaç'ın eline bıraktığı saatin ardından bakışlarımı takip edip Hayat’a doğru döndü. O koca gövdesiyle halının üzerinde hafifçe kayarak Hayat'ın yanına ulaştı.
"Bakıyorum da çekirdekten yetişiyorsun, küçük hanım," dedi Atahan, ses tonundaki o tüm sertliği silip atan inanılmaz yumuşak bir tınıyla.
Hayat, Atahan’ın kendisine yaklaşmasıyla elindeki mavi kapaklı dudak parlatıcısını havaya kaldırdı ve doğrudan adama uzattı. Pembe emziği ağzından hafifçe kayarken, "Boy boya." diye cıkladı. Yani Atahan’dan kendisini boyamasını istiyordu.
"Eyvah," dedim gülerek onlara doğru bir adım atarken. "Atahan sakın yapma, Elfida beni havalimanından döner vurur valla. Ayrıca o parlatıcı yapış yapış, gömleğinin geri kalanı da mahvolacak."
Atahan bana doğru kafasını kaldırıp gözlerini kısarak gülümsedi. "Gömlek zaten dün geceden beri feda edilmiş durumda, Ruj Güzeli. Birkaç parıltıdan zarar gelmez," dedi ve hiç çekinmeden Hayat'ın elindeki parlatıcıyı aldı.
Kapağını yavaşça açıp minik kızın dudağına adeta bir ressam inceliğiyle, çok hafifçe dokundurdu. Hayat sevinçle ellerini çırpıp Atahan’ın omzuna doğru tırmanırken, Yamaç da elindeki saatle birlikte Atahan’ın diğer yanına sokulmuştu bile.
Gülerek baktım onlara.
Hayat Atahan'ın omzuna tırmanmış minik elleriyle adamın siyah saçlarını çekiştirip kendine oyun arkadaşı yapmaya çalışıyordu. Atahan ise boynuna dolanan o küçük kollar yüzünden başını hafifçe yana eğmiş, yüzündeki o tamamen teslim olmuş gülümsemeyle Hayat’ın düşmemesi için onu tek eliyle sırtından destekliyordu.
Diğer yanında ise Yamaç, Atahan'ın pahalı saatini kurcalarken arada bir kafasını kaldırıp Atahan'a heyecanla bir şeyler gösteriyordu.
Atahan Bulut'tan çok güzel baba olurdu.
Her çocuk Atahan Bulut gibi baba isterdi.
Güven veren, koruyan, tek bir an bile gözünü kırpmadan arkanda dağ gibi duran bir baba...
Bölüm etkileşimi
