21. bölüm / 56
Ruj Lekesi21. Bölüm
Bölümler 56Şu an: 21. Bölüm
- 1 1. Bölüm557 kelime
- 2 2. Bölüm625 kelime
- 3 3. Bölüm577 kelime
- 4 4. Bölüm626 kelime
- 5 5. Bölüm550 kelime
- 6 6. Bölüm856 kelime
- 7 7. Bölüm762 kelime
- 8 8. Bölüm1.042 kelime
- 9 9. Bölüm754 kelime
- 10 10. Bölüm592 kelime
- 11 11. Bölüm705 kelime
- 12 12. Bölüm928 kelime
- 13 13. Bölüm516 kelime
- 14 14. Bölüm573 kelime
- 15 15. Bölüm537 kelime
- 16 16. Bölüm459 kelime
- 17 17. Bölüm500 kelime
- 18 18. Bölüm1.046 kelime
- 19 19. Bölüm875 kelime
- 20 20. Bölüm727 kelime
- 21 21. Bölüm624 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 22. Bölüm1.332 kelime
- 23 23. Bölüm506 kelime
- 24 24. Bölüm719 kelime
- 25 25. Bölüm1.109 kelime
- 26 26. Bölüm955 kelime
- 27 27. Bölüm819 kelime
- 28 28. Bölüm1.157 kelime
- 29 29. Bölüm704 kelime
- 30 30. Bölüm519 kelime
- 31 31. Bölüm1.131 kelime
- 32 32. Bölüm1.131 kelime
- 33 33. Bölüm813 kelime
- 34 34. Bölüm850 kelime
- 35 35. Bölüm655 kelime
- 36 36. Bölüm926 kelime
- 37 37. Bölüm718 kelime
- 38 38. Bölüm802 kelime
- 39 39. Bölüm630 kelime
- 40 40. Bölüm1.076 kelime
- 41 41. Bölüm747 kelime
- 42 42. Bölüm978 kelime
- 43 43. Bölüm768 kelime
- 44 44. Bölüm934 kelime
- 45 45. Bölüm1.099 kelime
- 46 46. Bölüm1.032 kelime
- 47 47. Bölüm414 kelime
- 48 48. Bölüm920 kelime
- 49 49. Bölüm627 kelime
- 50 50. Bölüm576 kelime
- 51 51. Bölüm588 kelime
- 52 52. Bölüm549 kelime
- 53 53. Bölüm740 kelime
- 54 54. Bölüm628 kelime
- 55 55. Bölüm1.295 kelime
- 56 56. Bölüm782 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Müziğin bas sesleri daha kulübün kapısına gelmeden yer altındaki betonu titretiyordu. Girişteki o upuzun kuyruğu zerre umursamadan, kapıdaki bodyguard’a sadece göz kırparak içeri süzüldüm. Ben Neşe’ydim; canım ne zaman isterse o zaman eğlenirdim, kimsenin kuyruğunda bekleyecek vaktim yoktu tatlım.
İçeri adım attığım an neon pembe ve mor ışıklar yüzüme vurdu. Üzerimdeki o minicik, sırtı tamamen açık, her hareketimde parıldayan gümüş pullu elbisemin eteklerini şöyle bir düzelttim. Aynalı duvardan kendime baktığımda dudaklarımdaki o en iddialı, en çarpıcı mat kadife kırmızısı rujum parlıyordu.
Saçlarımı serbest bırakmıştım, rüzgar estikçe omuzlarımdan aşağı dökülüyorlardı. Tam bir parti kraliçesi gibiydim.
Doğrudan bara doğru adımladım. Topuklularımın üzerinde hafifçe ritme uyarak sallanırken barmene döndüm.
"Bana en sertinden, rengi bu neon ışıklar gibi parlayan bir şeyler ver tatlım," dedim sesimi müziğin sesini bastıracak şekilde yükselterek.
Barmen çocuk saniyeler içinde önüme mavi parıltılı, buzlu bir bardak uzattı. Kadehi elime alıp tek nefeste yarısını dikledim. Alkol boğazımdan aşağı sıcak bir dalga gibi inerken, içimdeki o her şeyi unutmak isteyen inatçı kız tamamen serbest kalmıştı. Hepsini bu yeraltı kulübünün zeminine gömmeye gelmiştim.
Tam o sırada yanıma doğru yaklaşan, saçı başı jöleli, üzerinde garip bir tasarım ceket olan bir çocuk belirdi. Gözlerini o minicik elbisemin açıkta bıraktığı bacaklarıma dikmiş, ukala bir gülümsemeyle bana doğru eğildi.
"Selam güzellik, tek başına barda harcanıyorsun sanki? Gel bizim locaya, daha kaliteli şeyler içelim," dedi, sesindeki o kasıntı havayla.
Kadehimden son yudumu alıp bardağı sertçe tezgaha bıraktım. Çenemi yukarı kaldırıp dik başımla ona tepeden baktım, dudaklarımdaki kadife kırmızısını parlatarak alaycı bir şekilde gülümsedim.
"Locan ve o kaliteli şeylerin seninle kalabilir tatlım," dedim, elimi geçiştirir gibi sallayarak. "Ve şu an senin o ucuz repliklerin benim vizyonumu zerre açmadı, hadi eyvallah."
Çocuğun bozulmuş yüz ifadesine arkamı dönüp arkama bile bakmadan doğrudan dans pistinin tam ortasına, kalabalığın arasına daldım. DJ müziğin sesini öyle bir patlattı ki, tüm kulüp tek bir vücut gibi sallanmaya başladı. Ellerimi havaya kaldırıp, elbisemin gümüş pullarını neon ışıkların altında parlatarak deliler gibi dans etmeye başladım.
Kalçalarımı ritme göre sallıyor, minicik elbisemin etekleri her dönüşümde havada uçuşuyordu. Etraftaki onlarca gözün üzerimde olduğunu, erkeklerin bakışlarının bacaklarımda gezindiğini biliyordum ama umurumda mıydı?
Tabii ki hayır.
Ben sadece kendi kuralsız dünyamda, müziğin içinde eriyordum.
"Gör bakalım resmi adam," diye mırıldandım dans ederken, gözlerimi kapatıp müziğe teslim olarak. "Neşe kuralları çiğnemeye nerede başlar, şimdi kendi gözlerinle göreceksin."
Tam o saniyede, kalabalığın ortasında dans ederken arkamda devasa, kaskatı bir duvar belirdi. Kulübün o yoğun ter ve alkol kokusu saniyeler içinde dağıldı ve burnuma o dün geceden beri aklımı başımdan alan, buram buram kalite kokan odunsu parfümün kokusu doldu.
Gözlerimi hızla açıp arkama döndüğüm an nefesim boğazımda düğümlendi.
Atahan Bulut, koyu siyah takım elbisesiyle, kravatını hafifçe gevşetmiş bir halde tam karşımda dikiliyordu. O çılgın, neon ışıklı ve herkesin kendinden geçtiği kalabalığın ortasında o kadar ulaşılamaz, o kadar öfkeli ve bir o kadar da hipnotize edici duruyordu ki anlatamam. Koyu, keskin gözleri tehlikeli bir siyaha bürünmüştü.
Bakışları önce dudaklarımdaki kadife kırmızısına kilitlendi, ardından o minicik, parıltılı elbiseme ve çıplak bacaklarıma doğru yavaşça indi. Çenesi sinirden kaskatı kesilmişti, parmak boğumları yanlarında sımsıkı duruyordu.
Dudaklarımın kenarı o bildiğim inatçı kıvrımla yukarı doğru hareket etti. Hiç bozuntuya vermeden, topuklularımın üzerinde hafifçe sallanarak ona doğru bir adım attım.
"Ohooo, hoş geldiniz resmi adam," dedim, müziğin sesini bastırmak için yüzümü onun o keskin yüzüne doğru yaklaştırarak ukala bir tonla bağırdım. "Burger randevusunu ektim diye çok mu kızdın yoksa? Bak holding odandan bin kat daha eğlenceli bir yer burası."
Atahan tek bir kelime bile etmedi. Ani ve inanılmaz derecede sert bir hamleyle öne doğru atıldı, koca eliyle benim o sırtı tamamen açık elbisemin altından belimi sımsıkı kavradı ve beni tek bir nefeste kendi göğsüne doğru çekti.
Geniş göğsüyle göğsüm birleştiğinde kalbimin ritmi müziğin basından daha yüksek bir hızla atmaya başladı. Yüzü yüzüme o kadar yakındı ki, gözlerindeki o kıskançlık ve öfke yangınını çok net görebiliyordum.
Bölüm etkileşimi
