Ruj Lekesi kitap kapağı

40. bölüm / 56

Ruj Lekesi

40. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Vanessa Kızı

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 56Şu an: 40. Bölüm

Atahan Bulut

Çalan telefonum ile bakışlarım uzakta yanan evden ayrıldı.

Babam.

Yıllardır hayatımı cehenneme çeviren, ruhumu kurutan adam arıyordu.

Karşı taraftan gelen o buz gibi, kibirli ses tonu doğrudan beynimin içinde yankılandı. Üstelik sesinde insanı çileden çıkaran, keyifli bir gülüş vardı.

"Sonunda babanın sesini duymak istedin demek, Atahan," dedi alaycı bir tavırla.

"Ne istiyorsun? Ayrıca ben değil sen beni aradın." Sesim fırtına öncesi sessizlik gibi sakindi.

Bağırmıyordum ona artık. İçimdeki o devasa öfke, sesimin tonunu tamamen kurutmuş, onu buzdan bir duvara çevirmişti. Arabadan inmiş, hemen önümdeki taşın üzerine oturmuştum. Gözlerimi ise o uzakta, karanlığın ortasında çıtırdayarak yanan eski evden bir saniye bile ayırmıyordum. Alevler geceyi kızıla boyarken, yükselen dumanlar gökyüzünü yutuyordu.

Telefonun diğer ucundan babamın o nefretlik, keyifli kıkırdaması geldi. "Ha, doğru ya... Benim de yaşlılığıma ver oğlum. Ama sesindeki bu sahte sakinlik beni yanıltmaz. İçeride nasıl bir fırtınanın koptuğunu, o yanan eve bakarken kalbinin nasıl sıkıştığını çok iyi biliyorum."

"Sadede gel," dedim, gözlerim yanan evin pencerelerinden sızan alevlere kilitlenmişken. Avcumun içindeki direksiyon izleri, parmak boğumlarımın sızısıyla birleşiyordu. "Ne istiyorsun?"

"Sana geçmişe dair küçük bir itiraf, bir nevi doğum günü hediyesi vermek istedim Atahan," dedi. Sesindeki o karanlık ton, gecenin soğuğundan daha ürperticiydi. "O çok sevdiğin, arkasından gecelerce ağlayıp kendini ringlerde öldürmeye çalıştığın Leyla var ya... Onun ölümü bir kaza değildi, oğlum."

Sözleri kulaklarımdan içeri sızdığı an, yanan evden kopan bir kıvılcım tam göğsüme düşmüş gibi hissettim. Ama yine de bağırmadım. Öfkemi, dişlerimin arkasında ezdim. Bakışlarım alevlerin üzerinde sabitti.

"Ben senin hayatına giren, değer verdiğin her kadını nasıl yok ettiysem, onu da öyle aldım elinden," diye devam etti babam, sanki çok normal bir şeyden bahsediyormuş gibi. "Şimdi de o küçük kızın, Neşe'nin peşindesin demek? Dikkat et oğlum, benim olduğum yerde senin sevdiğin hiç kimse güvende olamaz."

Dünya o an etrafımda dönmeyi bıraktı. O alev alev yanan eski eve baktım. İçimde büyüyen o korkunç dalga, beni adeta boğuyordu. Ama babamın bilmediği, benim ise kendimi avuttğum koca bir gerçek vardı: Neşe şu an güvendeydi. O, bu yangından çok uzakta, benim dağ evimde, yatağımda uyuyordu. Bacağı alçıdaydı ve o sığınaktan dışarı adımını bile atamazdı. Benim bıraktığım yerde, güvendeydi.

"Onun adını o pis ağzına alma," dedim, sesimdeki ölümcül soğukluğu gizleme gereği duymadan. "Ve şunu o olmayan beynine sok; Neşe'ye dokunamazsın. O benim korumam altında."

"Öyle mi dersin?" dedi babam, sesindeki o uğursuz neşeyle. "Bir bak bakalım, gerçekten senin bıraktığın yerde mi?"

Telefonu hırsla yüzüne kapattım. Oturduğum taşın üzerinden hızla doğruldum. İçimi kemiren o şüphe, bir anda yanan evin alevlerinden daha büyük bir hızla yayıldı bedenime. Neşe evdeydi, evde olmak zorundaydı. Ama içimdeki o lanet his, bana aksi bir şeyi fısıldıyordu.

Hızla eve doğru koştum. Asiye nenem evdeydi, Neşe evdeydi. Gece bir dakika bile gözümü kırpmamıştım.

Evin ahşap kapısını hızla itip içeri daldım. Adımlarım doğrudan koridorun sonundaki o odaya, Neşe'yi bıraktığım odaya yöneldi. Kalbim boğazımda atıyordu. Kapının kulbuna yapıştım ve sertçe iterek içeri girdim.

Oda boştu.

Yatak darmadağındı, üzerindeki yün battaniye bir kenara savrulmuştu. Köşede durması gereken tahta koltuk değnekleri yerinde yoktu. Pencerelerden biri ardına kadar açıktı ve içeriye gecenin o nemli, soğuk dağ havası sızıyordu.

"Neşe..." diye mırıldandım, sesim boş odanın duvarlarında yankılandı.

Çıldırmak üzereydim. Bacağı o koca alçının içindeyken, canı can çekişirken nereye gidebilirdi bu kız? Neden sözümü dinlememişti? O sırada zihnimde babamın o iğrenç, alaycı sesi yankılandı. "Bir bak bakalım, gerçekten senin bıraktığın yerde mi?"

"Hayır, hayır, hayır!" diye kükredim öfkeyle. Odadaki küçük komodine indirdiğim yumruk ahşabı çatlatırken, bandajlarımdan sızan kan masaya bulaştı. Babamın adamları buraya gelmiş olabilir miydi? Onu adamlar mı almıştı? Hayır, pencere içeriden açılmıştı ve değnekler de yoktu. Kendi gitmişti. O dik başlı, o inatçı kız canı nereye isterse oraya gitmişti.

Peki nereye?

Aklıma ilk gelen yer, az önce uzaktan izlediğim o yanan, küllerle kaplı eski ev oldu. Oraya, o kabuslarının merkezine gitmiş olabilirdi. İçimdeki o uğursuz şüphe bir anda kesin bir inanca dönüştü. Neşe o yanan evdeydi.

Evden nasıl fırladığımı, merdivenleri nasıl üçer beşer indiğimi hatırlamıyorum. Dışarıda leysan yağmuru yerini sisli bir karanlığa bırakmıştı ama hava hala buz gibiydi. Koşarak simsiyah spor arabamın yanına vardım. Kapıyı hızla açıp kendimi sürücü koltuğuna attım. Anahtarı çevirmemle motorun hırçın bir canavar gibi kükremesi bir oldu.

Gaza sonuna kadar bastım. Arabanın tekerlekleri çamurlu ve çakıllı dağ yolunda patinaj çekerek savruldu, tozu dumana katarak o yanan eve doğru uçarcasına ilerlemeye başladım.

Yanan eve yaklaştığımda arabayı sert bir frenle durdurdum. Lastikler çamurlu toprakta kayarken, arabadan nasıl fırladığımı bilemedim. Gökyüzüne yükselen kapkara dumanlar ve etrafı saran o keskin, geniz yakan yanık kokusu ciğerlerime doldu. Devasa alevler eski ahşap evi adeta yutuyordu; çatırdayarak devrilen kalasların sesi gecenin sessizliğini yırtıyordu.

"Neşe!" diye bağırdım, sesim alevlerin uğultusunda kayboldu.

Hızla eve doğru koşarken, yanan ahşap kapının arkasından, dumanların arasından gelen o boğuk, titrek sesi duydum. O hırçın, o dik başlı ama şu an can havliyle çırpınan Çiçek kızımın sesiydi bu.

"Ata!. Ata, neredesin?" diye bağırıyordu içeriden, öksürüklerinin arasından.

İçeriden gelen o boğuk, öksürüklerle bölünen feryadı duyduğumda beynimdeki bütün şalterler attı. O an ne dün gece ringde yediğim yumrukların sızısı kaldı, ne göğsümdeki o taze bıçak yarasının acısı... İçimdeki o vahşi, o acımasız güç tamamen bedenime yayıldı. O yazının mürekkebi bozuksa, o kalemi de kağıdı da, bu dünyayı da şu an burada yakacaktım!

Geriye doğru iki adım açıldım. Sağ omzumu öne doğru eğdim ve bütün gücümle, tüm gövdemle o yanan ahşap kapıya doğru kendimi vurdum.

Omuz kemiğimin çatırdayışını, etimin ezilişini hissettim ama kapı sadece sarsıldı, açılmadı. İçeriden gelen alevlerin gürültüsü büyüyor, tavanın çöken kalaslarının sesi geliyordu. Zamanım saniyelerle ölçülüyordu.

"Neşe! Kapıdan uzaklaş!" diye bağırdım, sesimin son gücüyle.

Yeninden gerildim. Bu kez acıyı tamamen yok saydım. Gözümün önüne onun o kulübün ortasında ceketimin yakasını kavrayıp beni pervasızca öptüğü an geldi. O benim bu hayattaki tek gerçeğimdi. Onu da o karanlığa teslim edemezdim. Tüm gücümle, bir kez daha, adeta bir balyoz gibi vurdum o kapıya.

Ahşap yüzey ortadan ikiye ayrıldı, kilit kırıldı ve kapı içeri doğru devrildi. İçeri daldığım an yüzüme çarpan o yoğun kara duman ve alev dalgası nefesimi kesti. Göz gözü görmüyordu. Her yer cayır cayır yanıyor, ahşap tavan tepemizden aşağı kıvılcımlar döküyordu.

"Neşe! Neredesin?!" diye öksürerek bağırdım.

"Atahan... Buradayım..."

Ses, salonun köşesindeki o yıkık dökük masanın altından geliyordu. Koltuk değnekleri bir yana savrulmuş, o koca alçılı bacağıyla yere yığılmıştı. Üzerindeki o bol gri tişörtü küllerle kaplanmış, o güzel yüzü dumanın isiyle kararmıştı. Ama o halde bile, gözlerindeki o hırçın, o dik başlı bakışı korumaya çalışıyordu.

Hızla yanına diz çöktüm. Hiç düşünmeden, belinden ve bacaklarının altından kavrayıp tek bir hamlede kucağıma aldım.

Göğsümdeki taze bıçak yarası sargı bezi saniyeler içinde kanla dolmaya başladı ama umursamadım. Onun sıcaklığını göğsümde hissettiğim an, dünyadaki tüm tüm acılar yok oldu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

98okunma 5beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18