3. bölüm / 56
Ruj Lekesi3. Bölüm
Bölümler 56Şu an: 3. Bölüm
- 1 1. Bölüm557 kelime
- 2 2. Bölüm625 kelime
- 3 3. Bölüm577 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4. Bölüm626 kelime
- 5 5. Bölüm550 kelime
- 6 6. Bölüm856 kelime
- 7 7. Bölüm762 kelime
- 8 8. Bölüm1.042 kelime
- 9 9. Bölüm754 kelime
- 10 10. Bölüm592 kelime
- 11 11. Bölüm705 kelime
- 12 12. Bölüm928 kelime
- 13 13. Bölüm516 kelime
- 14 14. Bölüm573 kelime
- 15 15. Bölüm537 kelime
- 16 16. Bölüm459 kelime
- 17 17. Bölüm500 kelime
- 18 18. Bölüm1.046 kelime
- 19 19. Bölüm875 kelime
- 20 20. Bölüm727 kelime
- 21 21. Bölüm624 kelime
- 22 22. Bölüm1.332 kelime
- 23 23. Bölüm506 kelime
- 24 24. Bölüm719 kelime
- 25 25. Bölüm1.109 kelime
- 26 26. Bölüm955 kelime
- 27 27. Bölüm819 kelime
- 28 28. Bölüm1.157 kelime
- 29 29. Bölüm704 kelime
- 30 30. Bölüm519 kelime
- 31 31. Bölüm1.131 kelime
- 32 32. Bölüm1.131 kelime
- 33 33. Bölüm813 kelime
- 34 34. Bölüm850 kelime
- 35 35. Bölüm655 kelime
- 36 36. Bölüm926 kelime
- 37 37. Bölüm718 kelime
- 38 38. Bölüm802 kelime
- 39 39. Bölüm630 kelime
- 40 40. Bölüm1.076 kelime
- 41 41. Bölüm747 kelime
- 42 42. Bölüm978 kelime
- 43 43. Bölüm768 kelime
- 44 44. Bölüm934 kelime
- 45 45. Bölüm1.099 kelime
- 46 46. Bölüm1.032 kelime
- 47 47. Bölüm414 kelime
- 48 48. Bölüm920 kelime
- 49 49. Bölüm627 kelime
- 50 50. Bölüm576 kelime
- 51 51. Bölüm588 kelime
- 52 52. Bölüm549 kelime
- 53 53. Bölüm740 kelime
- 54 54. Bölüm628 kelime
- 55 55. Bölüm1.295 kelime
- 56 56. Bölüm782 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Odamın ortasında yaklaşık otuz saniye boyunca taş kesilmiş gibi kaldım. Aşağıdaki manzara şaka mıydı? Siyah takım elbiseli, kulaklıklı adamlar resmen bizim bakkal Rüstem amcanın dükkanının önünü kapatmıştı.
Rüstem amca da elinde süpürgeyle kapıya çıkmış, "Neler oluyor yahu, mahalleyi kim bastı?" der gibi şaşkın şaşkın etrafa bakıyordu.
"Kızım Neşe," dedim kendi kendime, kalbimin göğüs kafesimi dövmesine izin vermeyerek. "Sen geri adım atar mısın? Asla. Kim çıkarsa çıksın karşına... Dik başlılığından ödün vermek yok."
Hemen vestiyere koştum. O toz pembe sweatshirtümün altına en iddialı, ince topuklu siyah botlarımı geçirdim. Aynada kendime son bir kez baktım, saçlarımı düzelttim ve derin bir nefes alıp apartman merdivenlerini tıkır tıkır indim. Dış kapıyı açıp sokağa adımımı attığım an, topuklarımın çıkardığı o sert tık-tık sesi sokakta yankılandı.
Kulaklıklı korumalardan üç tanesi anında bana doğru döndü. Bakışları sertti ama ben hiç istifimi bozmadım. Başımı olabildiğince dik tutarak doğrudan ortadaki o lüks araca doğru yürüdüm.
Arabanın kapısına yaslanmış, kollarını göğsünde bağlamış şekilde beni bekleyen o adamla göz göze geldim. Gizemli Yabancı. Güneş gözlüklerinin arkasından beni tepeden tırnağa süzüyordu. Dudaklarındaki o ukala gülümseme hala yerli yerindeydi.
Tam önüne geldiğimde durdum. Boyu o kadar uzundu ki, topuklu ayakkabılarıma rağmen kafamı hafifçe yukarı kaldırmak zorunda kalmıştım. Tabii bunu ona belli etmemeye çalışarak tek elimi belime koydum.
"Günaydın Gizemli Yabancı," dedim, sesimin titrememesine özen göstererek. "Mahalleye miting yapmaya gelmiş gibi bir halin var. Altı üstü alışverişe gidecektik, bu ordu arkanda ne ayak?"
Gizemli Yabancı yavaşça doğruldu. Kollarını indirip gözlüklerini çıkardı ve gözlerimin içine baktı. Gözleri o kadar net ve keskindi ki, bir an nefesimin kesildiğini hisfeltim ama hemen kendimi toparladım. Canım ne zaman isterse o zaman susardım ama şu an konuşma sırası bendeydi.
"Günaydın Ruj Güzeli," dedi, sesi acayip derecede karizmatik ve derindi. "Sana gürültüyü sevmediğimi söylemiştim ama güvenliğimi seviyorum. Ayrıca... Gece klavyede yazdığın o meydan okuyan kızın tam olarak karşımda durduğunu görmek güzel."
"Hah. Ne sandın?" diyerek tek kaşımı kaldırdım. "Karşında geri adım atacak birini arıyorsan yanlış kapıya geldin tatlım. E, kahvem nerede? Kapıyı açtırmanın bir bedeli var demiştik."
Gizemli Yabancı hafifçe gülümsedi. Bu adamın gülüşü kesinlikle yasa dışı ilan edilmeliydi. Arkasına dönüp açık olan araba kapısının içinden şık, karton bir kahve bardağı aldı ve bana doğru uzattı.
"Sütsüz ve sert. Tam istediğin gibi," dedi.
Kahveyi elinden alırken parmaklarımız birbirine değdi. Küçük bir elektrik akımı geçmiş gibi irkildim ama çaktırmadım. Bardaktan derin bir yudum aldım. Sıcaktı, acıydı ve tam olarak beni kendime getirecek tek şeydi.
"Fena değil, geçer not aldın," dedim bardağı sallayarak. "Şimdi, gidelim de şu iddiayı tamamlayalım. Alışveriş merkezine bu konvoyla mı gireceğiz cidden? Rezil olurum valla, herkes bize bakar."
Gizemli Yabancı arabayı işaret ederek arka kapıyı benim için açtı. Bildiğin centilmenlik yapıyordu ama o ukala tavrından da hiçbir şey kaybetmiyordu."
Herkesin bize bakması benim alışık olduğum bir şey. Ama senin için korumalara biraz mesafe koymalarını söyleyebilirim," dedi.
"Hala adını söylemedin," dedim gözlerimi kısarak arabanın kapısına tutunurken. "Bütün mahalleyi ayağa kaldırdın ama hala benim için dümdüz bir numarasın."
Hafifçe başını eğdi ve yüzüme doğru yaklaşarak fısıldadı. "Adımı öğrenmek için acele etme Ruj Güzeli. Alışveriş bittiğinde, iddiayı kimin kazandığını gördüğümüzde zaten öğreneceksin. Şimdi bin hadi."
Kendi kendime, “Bak sen şuna! Hem ukala, hem gizemli, hem de aşırı havalı,” diye söylendim. Ama bu dik başlılığımı kırmaya yetmezdi. Eteğimi düzelterek lüks arabanın deri koltuğuna kuruldum. O da yanıma oturdu ve kapı büyük bir tok sesle kapandı.
Dışarıdaki korumalar anında hareketlendi, arabalar çalıştı. Hayatımın en çılgın alışveriş serüveni, yanımda kim olduğunu bile bilmediğim o çok güçlü ve gizemli adamın oturmasıyla resmen başlıyordu.
Ve benim içimden şu an sadece kahkahalarla gülmek geliyordu.
Bölüm etkileşimi
