16. bölüm / 56
Ruj Lekesi16. Bölüm
Bölümler 56Şu an: 16. Bölüm
- 1 1. Bölüm557 kelime
- 2 2. Bölüm625 kelime
- 3 3. Bölüm577 kelime
- 4 4. Bölüm626 kelime
- 5 5. Bölüm550 kelime
- 6 6. Bölüm856 kelime
- 7 7. Bölüm762 kelime
- 8 8. Bölüm1.042 kelime
- 9 9. Bölüm754 kelime
- 10 10. Bölüm592 kelime
- 11 11. Bölüm705 kelime
- 12 12. Bölüm928 kelime
- 13 13. Bölüm516 kelime
- 14 14. Bölüm573 kelime
- 15 15. Bölüm537 kelime
- 16 16. Bölüm459 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 17. Bölüm500 kelime
- 18 18. Bölüm1.046 kelime
- 19 19. Bölüm875 kelime
- 20 20. Bölüm727 kelime
- 21 21. Bölüm624 kelime
- 22 22. Bölüm1.332 kelime
- 23 23. Bölüm506 kelime
- 24 24. Bölüm719 kelime
- 25 25. Bölüm1.109 kelime
- 26 26. Bölüm955 kelime
- 27 27. Bölüm819 kelime
- 28 28. Bölüm1.157 kelime
- 29 29. Bölüm704 kelime
- 30 30. Bölüm519 kelime
- 31 31. Bölüm1.131 kelime
- 32 32. Bölüm1.131 kelime
- 33 33. Bölüm813 kelime
- 34 34. Bölüm850 kelime
- 35 35. Bölüm655 kelime
- 36 36. Bölüm926 kelime
- 37 37. Bölüm718 kelime
- 38 38. Bölüm802 kelime
- 39 39. Bölüm630 kelime
- 40 40. Bölüm1.076 kelime
- 41 41. Bölüm747 kelime
- 42 42. Bölüm978 kelime
- 43 43. Bölüm768 kelime
- 44 44. Bölüm934 kelime
- 45 45. Bölüm1.099 kelime
- 46 46. Bölüm1.032 kelime
- 47 47. Bölüm414 kelime
- 48 48. Bölüm920 kelime
- 49 49. Bölüm627 kelime
- 50 50. Bölüm576 kelime
- 51 51. Bölüm588 kelime
- 52 52. Bölüm549 kelime
- 53 53. Bölüm740 kelime
- 54 54. Bölüm628 kelime
- 55 55. Bölüm1.295 kelime
- 56 56. Bölüm782 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Ruj Güzeli?"
"Hm?"
"Uyan artık."
"Hm?"
Gözlerimi yavaşça araladığımda, mutfak masasının üzerine koyduğum kollarımın arasında uyuyakaldığımı fark ettim. Başımı hafifçe kaldırdığımda boynumun tutulduğunu hissettim ama şu an boynumdan çok daha önemli bir manzara tam karşımda duruyordu.
Atahan, beyaz gömleğinin kollarını dirseklerine kadar sıyırmış bir halde, mutfak tezgahına yaslanmış bana bakıyordu. Gömleğindeki o pudra lekesi öylece duruyordu ama o her zamanki kusursuz halinden hiçbir şey kaybetmemişti. Koyu, keskin gözleri loş mutfak ışığında tamamen yumuşamıştı.
"Ben ne ara uyudum ya?" dedim, gözlerimi kırpıştırarak. "Saat kaç oldu? Çocuklar nerede, evi mi yaktılar yoksa? Sokakta mi kaldım ben şimdi?" Eğer soruma 'evet' derse oturup hüngür hüngür ağlayacak bir halim vardı.
"Sakin ol," dedi Atahan, sesindeki o pürüzsüz sakinlikle. "Hayat ve Yamaç yaklaşık bir saat önce sütlerini içip salondaki yatakta yan yana sızdılar. Onları içerideki yatağa taşıdım, üzerlerini de sıkıca örttüm. Yani kriz başarıyla tamamlandı."
"İnanamıyorum şu an," diye mırıldandım, şaşkınlıkla ona bakarken. "Koskoca holding yöneticisi, iki tane üç yaşındaki çocuğu uyuttu yani? Resmen şoktayım."
Atahan tezgahtan doğrulup bana doğru birkaç adım attı. "Şu an senin de dik başını tutacak enerjin kalmamış gibi görünüyor. Masanın üzerinde resmen pestilin çıkmış. Hadi bakalım, uykuna odanda devam et."
Yavaşça sandalyeden kalkmaya çalıştım ama bacaklarım uyuşmuştu. Adım atarken sendeledim, dengemi kaybettim.
Ama daha odama doğru bir adım bile atamadan, Atahan ani ve inanılmaz derecede çevik bir hamleyle önümde bitti. Beni hiç düşünmeden, adeta bir tüy gibi tek bir hamlede kucağına alıverdi.
"Atahan. Bırak ya, kendim yürüyebilirim herhalde." diye fısıldadım, içeride uyuyan çocukları uyandırmamak için sesimi kısmaya çalışarak. Şaşkınlıktan kollarımı onun o geniş, güven veren boynuna dolamak zorunda kalmıştım. O buram buram kalite kokan odunsu parfümü bir kez daha bütün hücrelerime sızdı.
"Yürüyemiyorsun Neşe, az kalsın mutfak tezgahına çarpıyordun," dedi düz ve net bir sesle. Adımlarını koridora doğru yönlendirirken beni öyle sıkı, öyle güvenli kavramıştı ki, içimdeki o her şeye tek başına göğüs germeye çalışan kız ilk kez tamamen teslim oldu. Bu soğuk ev, onun kollarının sıcaklığıyla bir anda dünyanın en güvenli sığınağına dönüşmüştü.
Odamın kapısını ayağıyla hafifçe iterek açtı. Beni yavaşça yatağıma bıraktı. Üzerime eğildiğinde, o koyu gözleri loş ışıkta doğrudan yüzüme, ardından da dudaklarıma indi. Yavaşça elini uzatıp yatağın kenarındaki battaniyeyi üzerime kadar çekti.
"Teşekkür ederim," dedim sesimi iyice alçaltarak, o savunmacı maskemi bu kez bilerek biraz gevşeterek. "Çocuklara cidden benden daha iyi baktın."
Atahan yatağımın kenarına hafifçe otordu. Uzun boyuyla üzerime gölge düşürürken, dudaklarının kenarında o bildiğim içimi eriten gülümseme belirdi. Elini yavaşça uzatıp, alnıma düşen birkaç saç telini parmaklarının ucuyla nazikçe geriye doğru itti. Dokunuşu o kadar hafifti ki, tenimin alev aldığını hissettim.
"Benim dünyamda yarım kalan hiçbir iş olmaz demiştim. Çocuklar da dahil," diye fısıldadı, sesi o kadar yakından geliyordu ki kalbimin göğüs kafesimi deliler gibi dövmesine engel olamadım. "Şimdi uyu. Yarın sabah o yarım kalan hesabın geri kalanını sormak için yine karşında olacağım."
Bölüm etkileşimi
