50. bölüm / 56
Ruj Lekesi50. Bölüm
Bölümler 56Şu an: 50. Bölüm
- 1 1. Bölüm557 kelime
- 2 2. Bölüm625 kelime
- 3 3. Bölüm577 kelime
- 4 4. Bölüm626 kelime
- 5 5. Bölüm550 kelime
- 6 6. Bölüm856 kelime
- 7 7. Bölüm762 kelime
- 8 8. Bölüm1.042 kelime
- 9 9. Bölüm754 kelime
- 10 10. Bölüm592 kelime
- 11 11. Bölüm705 kelime
- 12 12. Bölüm928 kelime
- 13 13. Bölüm516 kelime
- 14 14. Bölüm573 kelime
- 15 15. Bölüm537 kelime
- 16 16. Bölüm459 kelime
- 17 17. Bölüm500 kelime
- 18 18. Bölüm1.046 kelime
- 19 19. Bölüm875 kelime
- 20 20. Bölüm727 kelime
- 21 21. Bölüm624 kelime
- 22 22. Bölüm1.332 kelime
- 23 23. Bölüm506 kelime
- 24 24. Bölüm719 kelime
- 25 25. Bölüm1.109 kelime
- 26 26. Bölüm955 kelime
- 27 27. Bölüm819 kelime
- 28 28. Bölüm1.157 kelime
- 29 29. Bölüm704 kelime
- 30 30. Bölüm519 kelime
- 31 31. Bölüm1.131 kelime
- 32 32. Bölüm1.131 kelime
- 33 33. Bölüm813 kelime
- 34 34. Bölüm850 kelime
- 35 35. Bölüm655 kelime
- 36 36. Bölüm926 kelime
- 37 37. Bölüm718 kelime
- 38 38. Bölüm802 kelime
- 39 39. Bölüm630 kelime
- 40 40. Bölüm1.076 kelime
- 41 41. Bölüm747 kelime
- 42 42. Bölüm978 kelime
- 43 43. Bölüm768 kelime
- 44 44. Bölüm934 kelime
- 45 45. Bölüm1.099 kelime
- 46 46. Bölüm1.032 kelime
- 47 47. Bölüm414 kelime
- 48 48. Bölüm920 kelime
- 49 49. Bölüm627 kelime
- 50 50. Bölüm576 kelime · Okuduğun bölüm
- 51 51. Bölüm588 kelime
- 52 52. Bölüm549 kelime
- 53 53. Bölüm740 kelime
- 54 54. Bölüm628 kelime
- 55 55. Bölüm1.295 kelime
- 56 56. Bölüm782 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözlerimi onun o yorgun, koyu gözlerinden bir saniye bile ayırmadım. İçimdeki o koca boşluğa, vücudumu saran o halsizliğe rağmen bu kez susmak istemiyordum. Kelimeler boğazımdan peş peşe, kırık dökük ama durmaksızın dökülmeye başladı. Sesim belki çok güçlü çıkmıyordu ama içimdeki o inatçı kız, canımı yakan ne varsa hepsini ona sormak istiyordu.
"Neden yoktun Atahan?" dedim, parmaklarımı yatağın çarşafına sımsıkı geçirerek. "Neden beni o karanlık odada yapayalnız bıraktın? Gerçekten soruyorum sana. Neden bu kadar geç kaldın? Ben orada günleri saymayı bıraktım. Duvarlar üzerime geldi, o sıvasız tuğlalar ruhumu ezdi. Her gün o demir kapı açıldığında sen geleceksin sandım. Her ayak sesinde 'Atahan geldi, beni bu cehennemden çıkaracak' dedim. Ama gelmedin. Günler geçti, haftalar geçti, sen hiç gelmedin."
Atahan’ın saçlarımı okşayan eli havada donakaldı. Dudaklarını birbirine bastırdı, gözlerindeki o derin acı daha da büyüdü ama ben durmadım. İçimdeki her şeyi ona anlatmak, o gri sisin altındaki yangını ona göstermek istiyordum.
"Bana o çorbaları içirdiler Atahan," diye devam ettim, gözlerimden süzülen yaşlar yastığa akarken.
"İçine bir şeyler damlattılar. Ben her yutkunduğumda beynimden bir parça koptu gitti. Önce yüzleri unuttum. Sonra sesleri unuttum. En sonunda kendimi unuttum. Kim olduğumu, nereden geldiğimi bile bilmiyordum artık. Ama garip olan ne biliyor musun? Her şeyi unuturken, o uyuşturucu beynimi uyuştururken bile içimden bir ses bana sürekli aynı şeyi söyledi. Git yerdeki o soğuk betonu kazı dedi. Ben de kazıdım. Parmaklarım kanayana kadar, tırnaklarım kopana kadar o harfleri yazdım. Ata dedim. Ata... Ama o harflerin kime ait olduğunu hatırlayamadım Atahan. İnsan kendi canını, ciğerini hatırlar değil mi? Ben hatırlayamadım. Kendimden nefret ettim orada."
Atahan yavaşça yatağın üzerine doğru eğildi, iki bandajlı eliyle yüzümü kibarca kavradı. Gözyaşlarını tutamıyordu artık. Bir damla yaş sol gözünden yavaşça süzülmeye başladı. "Neşe, güzelim, ne olur böyle konuşma..." diye fısıldadı sesi titreyerek. "Ben senin için dünyayı yaktım."
"Ama ben yandım." dedim, sesimi biraz daha yükselterek, içimdeki o çocuksu hayal kırıklığıyla.
"Ben o depoda tek başıma yandım. Saçlarımı gördün mü? Kısacık kalmış. Aynaya baktığımda kendimi tanıyamıyorum ben. O fotoğraftaki o uzun saçlı, gülen kız nerede? O pervasızca bakan gözler nerede? Ben o kız değilim artık Atahan."
Koyu gözlerinin en derinine baktım. İçim yanıyordu, ne kadar öfkemi kussam da içim yanacaktı.
Neden yanıyordu? Keşke buz tutsaydı. Buz tutan kalbi eritmek daha basitti çünkü.
"O ihtiyar adam benim içimdeki her şeyi kuruttu. Bana başka bir adamla evleneceğimi söylediğinde bile itiraz edecek gücü bulamadım kendimde. 'Evet' diyecektim az kalsın. O masada otururken kalbim o kadar boştu ki. Eğer sen o kapıyı kırıp içeri girmeseydin, ben hiç bilmediğim bir hayatın içinde köle olacaktım. Neden beni o adamların ellerine bıraktın? Neden beni o hastane odasından sonra koruyamadın?"
Atahan başını öne eğdi, alınlarımızı birbirine yasladı. Sıcak nefesi yüzüme çarpıyordu. "Ölüyordum Neşe," dedi, sesi o kadar derinden ve çaresizce çıktı ki.
"Kalbimi çalıştırdıklarında sadece senin adını söyledim. Gözümü açtığım an o seni aradım ama seni çoktan götürmüşlerdi. Her yerde seni aradım. İzini bulabilmek için o yeraltı dünyasını birbirine kattım. Yemin ederim seni bir saniye bile bırakmak istemedim."
Başımı hafifçe iki yana salladım, onun o sıcak, bandajlı ellerinin üzerinden ellerimi geçirdim.
"Bilmiyorum," dedim basitçe, çocuk gibi.
"Ben sadece çok korktum Atahan. Hafızam yokken, etrafımda kimse yokken çok yalnız kaldım. Şimdi buradasın, yanımdasın, saçlarımı okşuyorsun ama içimdeki o korku gitmiyor. Sanki gözlerimi kapatsam yine o sıvasız deponun zemininde uyanacakmışım gibi geliyor."
Boğazım yanıyordu, şu an burada oturup hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyordum.
"Bana her şeyi anlatacaksın değil mi? Bana kim olduğumu, beni nasıl sevdiğini, tek tek anlatacaksın değil mi? Çünkü benim zihnim bomboş Atahan. Ben seni sadece kalbimdeki bu sızıyla tanıyorum."
Bölüm etkileşimi
