8. bölüm / 46
Berdel Yazgısı8
Bölümler 46Şu an: 8
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yıllar önce…
Sultan, Mirza'ya hamileydi.
Evin içinde herkes doğacak çocuğun heyecanını yaşarken Yılmaz'ın aklında başka bir kadın vardı.
Yılmaz'ın hayatına giren o kadın, zamanla onun için gizli bir ilişkiye dönüşmüştü. Başta kısa süreceğini düşündüğü bu yanlışın, yıllar sonra bütün ailesinin karşısına çıkacağını bilmiyordu.
Sultan ise hiçbir şeyden habersizdi.
Yılmaz eve geldiğinde onun yüzündeki değişikliği fark etmeye başlamıştı.
“Yılmaz, son zamanlarda aklın başka yerde gibi.”
Yılmaz gözlerini kaçırdı.
“İşler yoğun. Başka bir şey yok.”
Sultan ona inanmıştı.
Çünkü karnındaki bebeği için hazırlık yapıyor, Mirza'nın odasını düzenliyor, Yılmaz'ın da en az kendisi kadar heyecanlı olduğunu düşünüyordu.
Ama gerçek bambaşkaydı.
Yılmaz o kadınla görüşmeye devam etti.
Bir süre sonra kadın hamile olduğunu söyledi.
Yılmaz'ın dünyası başına yıkıldı.
“Ne diyorsun sen?”
“Hamileyim Yılmaz.”
Yılmaz uzun süre konuşamadı.
Çünkü o anda yaptığı ihanetin artık saklanamayacak bir sonucu olduğunu anlamıştı.
Kadın çocuğu dünyaya getirdi.
Adını Berzan koydu.
Yılmaz ise yıllarca bu gerçeği Sultan'dan sakladı.
Sultan, Mirza'yı büyütürken Yılmaz'ın geçmişte bıraktığını sandığı sırrın bir gün karşılarına çıkacağını bilmiyordu.
Yıllar sonra Berzan konağın kapısından içeri girdiğinde ise geçmiş artık geçmişte kalmayacaktı.
Çünkü Berzan, Yılmaz'ın sakladığı en büyük sırrın ta kendisiydi.
Akşam konağın yemek salonunda herkes masanın etrafında toplanmıştı.
Sultan, Yılmaz'ın yanında oturuyordu. Mirza ve Zümra karşı taraftaydı. Miran, Dilan ve diğerleri de masadaydı.
Yemekler dağıtılmış, herkes konuşmaya başlamıştı.
Tam o sırada konağın kapısı açıldı.
İçeri giren genç adamı gören Yılmaz'ın eli havada kaldı.
Adam masaya doğru birkaç adım attı.
“Yılmaz Bey.”
Yılmaz'ın yüzü bir anda bembeyaz oldu.
Sultan bunu fark etti.
“Yılmaz? Tanıyor musun?”
Yılmaz cevap vermedi.
Genç adam sandalyelerin yanına kadar geldi.
“Ben Berzan.”
Masadaki herkes ona döndü.
Zümra şaşkınlıkla Mirza'ya baktı.
Mirza'nın bakışları ise doğrudan babasındaydı.
Yılmaz sonunda konuşabildi.
“Senin burada ne işin var?”
Berzan acı bir gülümsemeyle karşılık verdi.
“Yirmi üç yıl sonra babamın karşısına çıkmamın sakıncası mı var?”
Masada bir anda sessizlik oldu.
Sultan'ın yüzündeki ifade değişti.
“Baba mı?”
Berzan gözlerini Sultan'a çevirdi.
“Evet.”
Sultan'ın eli titremeye başladı.
“Yılmaz…”
Yılmaz başını öne eğdi.
Mirza sandalyesinde doğruldu.
“Baba, ne oluyor?”
Yılmaz cevap vermedi.
Berzan cebinden eski bir fotoğraf çıkardı ve masanın üzerine bıraktı.
“Annem yıllarca bu adamın kim olduğunu söylemedi. Ölmeden önce gerçeği anlattı.”
Zümra sessizce Mirza'nın eline dokundu.
Mirza elini çekmedi ama gözlerini fotoğraftan ayırmadı.
Berzan devam etti.
“Ben Yılmaz'ın oğluyum.”
Sultan'ın gözleri doldu.
“Sen… benim kocamın…”
Cümlesi yarım kaldı.
Berzan başını salladı.
“Evet.”
Sultan yavaşça Yılmaz'a döndü.
“Ben sana hamileyken mi?”
Yılmaz'ın gözleri doldu.
“Sultan…”
“Cevap ver!”
Yılmaz başını eğdi.
“Evet.”
Sultan sandalyesinden kalktı.
“Yirmi üç yıl…”
Sesi titriyordu.
“Yirmi üç yıl boyunca bunu benden sakladın.”
Mirza'nın çenesi gerildi.
“Demek Mirza'ya hamileyken…”
Yılmaz oğluna bakamadı.
Mirza'nın sesi soğudu.
“Bunu nasıl yaptın baba?”
Zümra, Mirza'nın ne kadar öfkelendiğini yüzünden anlıyordu.
Masadaki hiç kimse konuşamıyordu.
Berzan ise sessizce ayakta duruyordu.
Yılmaz'ın yıllar önce sakladığı sır, tam yirmi üç yıl sonra, kendi ailesinin sofrasının ortasında ortaya çıkmıştı.
Sultan'ın gözlerinden yaşlar bir anda boşandı.
Yıllardır içinde taşıdığı güven, tek bir cümleyle paramparça olmuştu.
“Yirmi üç yıl…”
Sesi titredi.
“Ben sana nasıl inandım Yılmaz…”
Yılmaz ayağa kalktı.
“Sultan, dinle beni—”
“Yaklaşma!”
Sultan geri çekildi. Ellerini yüzüne kapatıp ağlamaya başladı.
Zümra hemen sandalyesinden kalktı. Sultan'ın yanına gidip koluna girdi.
“Anne…”
Sultan ona tutunarak ağlamaya devam etti.
“Ben onunla bir ömür geçirdim Zümra… Ben ona güvendim…”
Zümra'nın gözleri doldu.
“Tamam… Gel, biraz dinlenelim.”
Mirza annesine baktı. Sonra Zümra'ya döndü. Sesi sakin çıkmaya çalışsa da içindeki öfke belliydi.
“Zümra…”
Zümra ona baktı.
“Annemi odasına çıkar.”
Zümra başını salladı.
“Tamam.”
Sultan'ın koluna daha sıkı girdi.
“Hadi anne, gel.”
Sultan yürümekte zorlanıyordu.
Zümra onu yavaşça yemek salonundan çıkardı.
Mirza ise annesinin arkasından birkaç saniye baktı.
Sonra bakışlarını Yılmaz'a çevirdi.
Yüzündeki ifade tamamen değişmişti.
“Şimdi konuşacağız baba.”
Masada yeniden ağır bir sessizlik oluştu.
Zümra, Sultan'ı odasına çıkardıktan sonra Dilan da sandalyesinden kalktı.
“Ben de annemin yanına gideceğim.”
Kimse Dilan'ı durdurmadı.
Dilan merdivenlere yönelirken yemek salonunda yalnızca Mirza, Miran, Yılmaz ve Berzan kaldı.
Bir süre kimse konuşmadı.
Sonunda Mirza ayağa kalktı.
“Bize her şeyi anlat.”
Yılmaz başını kaldırdı.
“Mirza…”
“Baba, sakın bana sadece özür dileme. Yirmi üç yıl boyunca annemden ne sakladığını anlat.”
Miran da öne doğru eğildi.
“Ben de bilmek istiyorum. Berzan kim? Nereden çıktı?”
Berzan sakin görünmeye çalışarak konuştu.
“Ben size zarar vermek için gelmedim. Annem öldükten sonra gerçeği öğrendim. Yılmaz'ın benim babam olduğunu bilerek büyümemişim.”
Mirza gözlerini Berzan'a çevirdi.
“Peki annem?”
Berzan sustu.
“Annem de yıllarca Sultan Hanım'ın varlığını biliyordu. Ama Yılmaz Bey'in ailesini bırakmayacağını düşündüğü için benden gerçeği sakladı.”
Miran şaşkınlıkla babasına baktı.
“Yani sen annemle evliyken başka bir kadınla mı…”
Yılmaz başını eğdi.
“Evet.”
Mirza'nın çenesi gerildi.
“Annem bana hamileyken.”
Yılmaz'ın gözleri doldu.
“Evet.”
Miran sandalyesinden kalktı.
“Sen nasıl yaptın bunu?”
Yılmaz cevap veremedi.
Mirza masaya iki eliyle yaslandı.
“Biz seni yıllarca babamız bildik. Annemin sana ne kadar güvendiğini gördük. Sen ise onun hamile olduğu dönemde başka bir hayat kurmuşsun.”
“Pişmanım.”
Mirza acı bir şekilde güldü.
“Pişmanlık yirmi üç yıl sonra mı geliyor?”
Berzan araya girdi.
“Mirza…”
Mirza ona döndü.
“Senin suçun yok.”
Berzan başını salladı.
“Biliyorum. Ben sadece babamı tanımak istedim.”
Miran sessizce Berzan'a baktı.
Sonra gözlerini yeniden Yılmaz'a çevirdi.
“Peki şimdi ne olacak?”
Yılmaz cevap vermeden önce derin bir nefes aldı.
“Bilmiyorum.”
Mirza'nın sesi sertleşti.
“Ben biliyorum. Önce annemin karşısına çıkıp yaptıklarının hesabını vereceksin.”
Yılmaz başını öne eğdi.
O sırada yukarı katta Sultan'ın odasından Dilan'ın ağlayan sesi duyuldu.
Mirza bir an merdivenlere baktı.
Sonra yeniden babasına döndü.
“Annemin ağlamasının sebebi sensin baba.”
Yılmaz'ın gözlerinden yaş süzüldü.
Mirza ise daha fazla konuşmadan arkasını dönüp merdivenlere yöneldi.
Sultan odasında yatağın kenarına oturmuş, ellerini yüzüne kapatmış ağlıyordu.
Zümra yanında sessizce bekliyordu. Dilan da biraz sonra odaya çıkmış, annesinin diğer tarafına oturmuştu.
Kapı hafifçe çalındı.
Sultan başını kaldırmadan konuştu.
“Git.”
Kapının ardından Yılmaz'ın sesi geldi.
“Sultan…”
“Git dedim.”
Yılmaz birkaç saniye kapının önünde bekledi.
Sonra kapıyı yavaşça açıp içeri girdi.
Sultan onu görünce ayağa kalktı.
“Senin burada ne işin var?”
Yılmaz'ın gözleri dolmuştu.
“Seninle konuşmam lazım.”
Sultan acı bir gülümsemeyle başını salladı.
“Yirmi üç yıl boyunca konuşmadın. Şimdi mi konuşacaksın?”
Yılmaz başını eğdi.
“Sana anlatmak istedim ama…”
“Ama ne?”
Sultan'ın sesi yükseldi.
“Ben hamileyken başka bir kadınla birlikteydin!”
Yılmaz sustu.
Sultan'ın gözlerinden yeniden yaşlar süzüldü.
“Ben o zamanlar Mirza'yı karnımda taşıyordum. Sen ise bana her akşam gelip hiçbir şey yokmuş gibi davranıyordun.”
Yılmaz güçlükle konuştu.
“Çok büyük bir hata yaptım.”
“Hayır.”
Sultan başını salladı.
“Sen bir hata yapmadın Yılmaz. Sen bir hayat kurdun. Benden gizli bir hayat.”
Yılmaz'ın gözlerinden yaş aktı.
“Berzan doğduğunda bile sustun.”
“Evet.”
“Onun varlığını yıllarca benden sakladın.”
“Evet.”
Sultan göğsüne dokundu.
“Ben sana kocam diye güvendim. Çocuklarımın babası diye güvendim. Sen ise bana her baktığında bu sırrı taşıdın.”
Yılmaz yaklaşmak istedi.
Sultan hemen geri çekildi.
“Bana dokunma.”
Yılmaz olduğu yerde kaldı.
Sultan'ın sesi bu kez daha kısık çıktı.
“Biliyor musun beni en çok ne yıktı?”
Yılmaz başını kaldırdı.
“Ne?”
“Berzan'ın varlığı değil.”
Bir an sustu.
“Senin bana bütün bu yıllar boyunca her sabah aynı yüzle bakabilmiş olman.”
Yılmaz'ın gözleri doldu.
“Sultan, seni kaybetmekten korktum.”
Sultan acı acı güldü.
“Beni kaybetmekten korktuğun için gerçeği sakladın.”
“Evet.”
“Hayır Yılmaz. Beni kaybetmedin.”
Sultan gözyaşlarını sildi.
“Beni yirmi üç yıl boyunca kandırdın.”
Odadaki sessizlik ağırlaştı.
Yılmaz başını eğdi.
“Ne yaparsam yapayım bunu düzeltemeyeceğimi biliyorum.”
Sultan ona baktı.
“Düzeltemezsin.”
Sonra kapıyı işaret etti.
“Şimdi çık.”
Yılmaz birkaç saniye yerinden kıpırdamadı.
Sultan'ın sesi titredi.
“Çık Yılmaz. Çünkü şu an seni görmeye bile dayanamıyorum.”
Yılmaz başını eğip kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken Sultan arkasından seslendi.
“Yılmaz…”
Yılmaz durdu.
Sultan gözyaşları içinde tek bir cümle söyledi:
“Ben sana hayatımı verdim. Sen bana yalanını verdin.”
Yılmaz hiçbir şey söylemeden odadan çıktı.
Kapı kapandığında Sultan'ın dizlerinin bağı çözüldü.
Zümra hemen ona sarıldı.
Dilan da annesinin elini tuttu.
Sultan ikisinin arasında ağlamaya devam etti.
“Ben bunu hak etmedim…”
Zümra onu sıkıca sarılarak tuttu.
“Hayır anne. Etmedin.”
Odanın kapısı açıldığında içeri mirza girdi. Öfkeli gözleri annesini o halde görünce daha da öfke ile doldu.
Bölüm etkileşimi
