6. bölüm / 46
Berdel Yazgısı6
Bölümler 46Şu an: 6
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah konağın büyük yemek salonunda her zamanki gibi kalabalık bir kahvaltı hazırlanmıştı.
Zümra, Mirza'nın yanında sessizce oturdu.
İkisinin de yüzünde uykusuzluğun izleri vardı. Gece dışarıda yaşananlardan sonra aralarında tek kelime geçmemişti.
Sultan birkaç kez Zümra'ya baktı ama bir şey sormadı.
Yılmaz gazetesini okurken diğerleri kendi aralarında konuşuyordu.
Zümra önündeki çaydan bir yudum aldı.
Mirza da kahvaltısını sessizce yaptı.
Bir süre sonra Mirza peçetesini bıraktı, sandalyesinden kalktı.
"Ben çıkıyorum."
Sultan oğluna baktı.
"Akşama gelir misin?"
"Gelirim."
Mirza ceketini aldı. Çıkmadan önce Zümra'ya kısa bir bakış attı.
Zümra gözlerini kaldırmadı.
Mirza konaktan çıktı.
Kapı kapandığında sofradaki hava biraz değişti.
Dilan hemen Zümra'nın yanına yaklaştı.
"Bugün seni bırakmıyoruz."
Zümra şaşkınlıkla ona baktı.
"Nereye?"
"Hiçbir yere. Bütün gün bizimlesin."
Sultan gülümseyerek araya girdi.
"Artık bu evde kendini misafir gibi hissetmeni istemiyorum kızım."
Zümra hafifçe başını eğdi.
Nermin de masada oturuyordu. Bu kez yüzündeki ifade daha sakindi.
Sultan ayağa kalktı.
"Haydi. Kahvaltı bitsin, sana konağı biraz daha gezdirelim."
Zümra istemese de onların peşinden kalktı.
Önce mutfağa girdiler.
Sultan mutfaktaki çalışanlarla tanıştırdı. Sonra kilerin kapısını açıp her şeyi gösterdi. Ardından konağın avlusuna çıktılar.
Dilan sürekli Zümra'nın yanında yürüyordu.
"Şu tarafta oturuyoruz. Akşamları hava güzel oluyor. Bir de arkada küçük bir bahçemiz var."
Zümra etrafına bakarken ilk kez yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.
Sultan bunu fark etti.
"İşte böyle. Yavaş yavaş alışacaksın."
Zümra ona baktı.
Sultan koluna hafifçe girdi.
"Kimse senden bir anda bu konağın insanı olmanı beklemiyor. Ama kendini dışarıda tutarsan alışman daha zor olur."
Zümra bir süre düşündü.
Sonra sessizce başını salladı.
Dilan gülümseyerek Zümra'nın koluna girdi.
"Bugün seni biraz kaçırıyoruz. Annem de izin verdi."
Sultan gülerek başını salladı.
"Önce gelin odasına bakalım. Sonra bahçeye ineriz."
Zümra onların arasında yürürken ilk kez konağın içinde yalnız olmadığını hissetmeye başladı.
Belki buraya alışmak kolay olmayacaktı.
Ama Sultan ve diğer kadınlar onun alışması için ellerinden geleni yapmaya çoktan başlamışlardı.
Akşam saatlerine doğru konağın avlusundan bir araba sesi duyuldu.
Mirza işten dönmüştü.
Kapıdan içeri girdiğinde ceketini çıkarıp hizmetliye verdi. Günün yorgunluğu yüzüne yansımıştı.
Sultan onu görünce gülümsedi.
"Hoş geldin oğlum."
"Hoş buldum anne."
Mirza salona göz gezdirdi. Bakışları kalabalığın içinde Zümra'yı aradı.
Zümra pencerenin yanında Dilan'la konuşuyordu.
Göz göze geldiler.
İkisi de kısa bir an birbirine baktıktan sonra gözlerini kaçırdı.
Sultan sofranın hazır olduğunu söyledi.
Herkes yemek odasına geçti.
Mirza Zümra'nın yanındaki sandalyeye oturdu. Zümra ise sessizce önündeki tabağa baktı.
Yemek boyunca konaktakiler gün içinde olanları konuştu. Dilan, Zümra'yı konağın her yerinde gezdirdiğini anlatırken Sultan da arada söze giriyordu.
"Bugün bahçeyi de gösterdik."
Dilan hemen ekledi:
"Bir de giyinme odasını tekrar düzenledik."
Zümra hafifçe gülümsedi.
Mirza bunu fark etti.
Sabahki sessizliğin aksine Zümra'nın yüzünde biraz daha rahat bir ifade vardı.
Yılmaz oğluna baktı.
"İşler nasıl?"
"Yoğundu."
Mirza kısa cevap verdi ve yemeğine devam etti.
Sofrada konuşmalar sürerken Zümra ilk kez kendini tamamen yabancı hissetmedi.
Sultan ara sıra ona yemek uzatıyor, Dilan bir şeyler anlatıyor, Zümra da kısa cevaplarla sohbete katılıyordu.
Mirza ise fazla konuşmadan bütün bunları izliyordu.
Özellikle Zümra'nın annesiyle konuşurken yüzündeki o küçük gülümsemeyi fark etmişti.
Yemek bittiğinde herkes yavaş yavaş sofradan kalkmaya başladı.
Zümra da sandalyesini geriye çekti.
Mirza ayağa kalkarken ona baktı.
Zümra bu kez bakışlarını kaçırmadı.
Aralarında yine tek kelime geçmedi.
Ama sabahki mesafeden farklı olarak, bu kez ikisinin de bakışında biraz daha yumuşaklık vardı.
Yemek bittikten sonra kimse hemen dağılmadı.
Sultan, kahvelerin hazırlanmasını istedi. Kısa süre sonra salondaki büyük sehpanın üzerine fincanlar yerleştirildi.
Zümra, Sultan'ın yanına oturmuştu. Dilan karşılarında konuşuyor, Nermin de arada sohbete katılıyordu.
Mirza ise koltuğun diğer tarafında sessizce kahvesini içiyordu.
Dilan gün içinde Zümra'yla yaptıklarını anlatırken Zümra'nın yüzünde ara sıra küçük gülümsemeler beliriyordu.
Mirza'nın bakışları istemsizce ona kayıyordu.
Bir süre sonra Sultan fincanını sehpanın üzerine bıraktı.
"Artık geç oldu."
Yavaş yavaş herkes ayağa kalktı.
Zümra da Sultan'a iyi geceler dileyip merdivenlere yöneldi.
Mirza birkaç saniye sonra onun arkasından yürüdü.
Merdivenleri sessizce çıktılar.
Koridora geldiklerinde ikisi de durdu.
Aynı kapının önündeydiler.
Mirza kapıyı açtı.
Zümra içeri girdi.
Oda gece lambasının yumuşak ışığıyla aydınlanıyordu.
Zümra yatağın kenarına otururken Mirza ceketini çıkarıp koltuğun üzerine bıraktı.
İkisi de gece boyunca yaşananları konuşmadı.
Bir süre sonra Zümra banyoya doğru ilerledi.
Mirza ise balkona açılan kapının önünde durup dışarı baktı.
Aynı odada, yine sessizce kendi düşüncelerine çekildiler.
Zümra banyodan çıktıktan sonra yatağın kenarına oturdu.
Telefonunu eline aldı.
Ekranda Baran'ın mesajı vardı.
Baran: "Abla, uyudun mu?"
Zümra hafifçe gülümsedi ve cevap yazdı.
Zümra: "Hayır, daha yatmadım."
Baran: "Konağa alışabildin mi?"
Zümra birkaç saniye düşündü.
Zümra: "Bilmiyorum. Bugün Sultan Hanım ve Dilan bütün gün benimle ilgilendi."
Baran: "En azından yalnız değilsin."
Zümra'nın yüzündeki gülümseme biraz daha belirginleşti.
Zümra: "Evet. Bugün daha iyi hissettim."
O sırada Mirza yatağın diğer tarafında oturuyordu.
Zümra'nın telefon ekranı kısa bir an aydınlandı. Mirza istemeden ekrana baktı.
Mesajların üst kısmında Baran ismini gördü.
Zümra'nın erkek kardeşi olduğunu anlamıştı.
Bakışlarını hemen başka tarafa çevirdi.
Ne kim olduğunu sordu ne de konuşmaya karıştı.
Zümra mesajlaşmaya devam etti.
Baran: "İyi misin gerçekten?"
Zümra bu kez biraz daha uzun düşündü.
Zümra: "İyiyim Baran. Merak etme."
Mirza sessizce yatağın diğer tarafına geçti.
Baran : özledik. Konağa geleceksin dimi
Zümra : " bilmiyorum baran. Babama hala çok kırgınım. Bu yanlızlığa bile isteye ben istemediğimi söylememe rağmen mahkum etti."
Zümra : "yine de bilmiyorum baran '
Zümra telefonunu kapattığında odada yine sessizlik hâkim oldu.
Mirza kardeşiyle konuştuğunu bilmesine rağmen hiçbir şey sormadı.
Zümra da onun baktığını fark etmişti.
Ama ikisi de bu konuyu açmadı.
Gece konağın tamamı sessizliğe gömülmüştü.
Mirza derin bir uykudayken odanın içindeki hafif hareketle gözlerini açtı. Yan tarafına baktığında Zümra'nın uykusunda dönüp durduğunu fark etti.
Pike ikisinin arasında kalmıştı.
Zümra bir anda pikeyi kendine doğru çekti. Öyle sıkı sarıldı ki pikenin neredeyse tamamı onun üzerine geldi.
Mirza üşüdüğünü hissedince pikeyi yavaşça kendine doğru çekmek istedi.
Ancak Zümra uykusunda hemen tepki verdi.
Kaşlarını çattı ve pikeyi daha da sıkı tuttu.
Mirza şaşkınlıkla ona baktı.
Bir kez daha hafifçe çekti.
Zümra bu kez uykusunda başını yana çevirdi ve pikenin kenarını iki eliyle kavradı.
Mirza istemsizce gülümsedi.
"İnatçı..."
Zümra onu duymuyordu bile.
Uykusunda pikenin ucunu kendine çekmeye devam etti. Yüzünde çocukça bir huzur vardı.
Mirza bir süre onu izledi.
Sonunda pikeyi çekmekten vazgeçti.
Yatağın kenarına biraz daha sokulup üzerindeki ince örtüyle yetindi.
Zümra ise hiçbir şey olmamış gibi uyumaya devam etti.
Mirza gözlerini kapatmadan önce ona bir kez daha baktı.
Gündüzleri gösterdiği o inat, uykusunda bile peşini bırakmıyordu.
Bölüm etkileşimi
