34. bölüm / 46
Berdel Yazgısı34
Bölümler 46Şu an: 34
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime · Okuduğun bölüm
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zümra, Milano'dan döndükten birkaç gün sonra Mardin'deki konağın kapısından içeri girdi.
Yanında Baran vardı.
Kapının önünde annesi Züleyha, babası Yusuf, amcası Ömer, Ali, Asaf, Boran ve Azat vardı.
Züleyha kızını görür görmez ona sarıldı.
"Kızım..."
Zümra annesine sıkıca sarıldı.
"Anne."
Züleyha geri çekilip yüzüne baktı.
"Çok zayıflamışsın."
Zümra hafifçe gülümsedi.
"Biraz yoruldum sadece."
Azat da yanlarına yaklaştı.
"Hoş geldin küçük hanım."
Zümra ona sarıldı.
"Hoş buldum abi."
Herkes Zümra'nın dönüşüne sevinmişti.
Ta ki Zümra içeri girerken elini farkında olmadan karnının üzerine koyana kadar.
Züleyha'nın bakışları o noktaya takıldı.
Bir an hiçbir şey söylemedi.
Sonra gözleri büyüdü.
"Zümra..."
Zümra durdu.
"Ne oldu anne?"
Züleyha'nın bakışları karnındaydı.
"Sen..."
Yusuf da eşinin baktığı yere baktı.
Ömer'in yüzündeki ifade değişti.
Ali şaşkınlıkla Asaf'a baktı.
Asaf'ın ağzı açık kaldı.
Boran ise birkaç saniye ne diyeceğini bilemedi.
Azat sessizce Zümra'ya baktı.
"Zümra... sen hamile misin?"
Konağın içi bir anda sessizliğe gömüldü.
Zümra başını eğdi.
"Evet."
Züleyha'nın gözleri doldu.
"Kızım..."
Zümra annesinin elini tuttu.
"Anne, iyiyim."
Yusuf hâlâ şaşkındı.
"Ne zamandır?"
"Üç buçuk aylık."
Ali hemen araya girdi.
"Üç buçuk ay mı?"
Asaf şaşkınlıkla başını salladı.
"Biz hiçbir şey bilmiyorduk."
Ömer Zümra'ya doğru bir adım attı.
"Doktor kontrolün yapıldı mı?"
"Evet amca. Her şey şimdilik normal."
Züleyha kızının yüzünü iki eli arasına aldı.
"Sen bunu tek başına mı yaşadın?"
Zümra'nın gözleri doldu.
"Bir süre."
Baran sessizce kardeşine baktı.
Diğerlerinin şaşkınlığını izliyordu.
Çünkü gerçeği bilen tek kişi oydu.
Azat yumuşak bir sesle sordu:
"Şimdi iyi misin?"
Zümra başını salladı.
"İyiyim abi."
Yusuf kızına biraz daha yaklaştı.
"Ne olursa olsun, bundan sonra yalnız değilsin."
Zümra gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
"Teşekkür ederim baba."
Kimse başka bir isim sormadı.
Kimse geçmişi açmadı.
Kimse Zümra'nın hayatında kimin olduğunu sorgulamadı.
Sadece karnındaki bebeğe baktılar.
Ve Zümra, ilk kez ailesinin ortasında, saklamak zorunda kalmadan elini karnının üzerinde tuttu.
Gece yarısını çoktan geçmişti.
Zümra yatağında bir türlü rahat edemiyordu. Karnının üzerinde duran eliyle yavaşça sıvazladı. Birkaç dakika tavana baktıktan sonra aklına birden istiridye geldi.
Kaşlarını çattı.
“Şimdi de bunu mu istedin?”
Kendi kendine söylendi ama birkaç saniye sonra telefonu eline aldı.
Uzun zamandır Mirza'ya böyle bir mesaj atmamıştı. Ekranda onun adını görünce bir an durdu.
Sonra yazdı.
Zümra:
“Babalık yapmak istiyor musun?”
Mesaj gider gitmez telefonu elinden bıraktı.
Mirza o sırada salonda oturuyordu. Telefonu titreyince hemen baktı. Mesajı okuyunca yüzündeki yorgun ifade bir anda değişti.
Cevabı kısa sürdü.
Mirza:
“Sadece babalık değil.”
Zümra'nın telefonu yeniden titredi.
Mirza:
“Senin kocan olmayı da istiyorum.”
Zümra ekrana uzun uzun baktı.
Kalbi hızlandı ama hiçbir şey yazmadı.
Birkaç saniye sonra yeni bir mesaj gönderdi.
Zümra:
“Canım istiridye çekiyor. Gelme, yolla.”
Mirza mesajı okudu.
İlk başta şaşırdı.
Sonra hafifçe gülümsedi.
Mirza:
“Tamam.”
Telefonu cebine koydu ve ayağa kalktı.
Ama Mardin'de o saatte istiridye bulmak sandığı kadar kolay değildi.
İlk aradığı yer kapalıydı.
İkinci yere ulaştığında telefonu açan adam, “Abi bu saatte nereden bulayım?” dedi.
Mirza telefonu kapatıp üçüncü kişiyi aradı.
“Bana istiridye lazım.”
“Şimdi mi?”
“Şimdi.”
“Mirza Bey, gece yarısı oldu.”
“Farkındayım.”
Saatlerce uğraştı. Bir yerden diğerine telefon açtı, tanıdığı herkesi aradı. Sonunda şehir dışından gelen deniz ürünlerinin tutulduğu bir depoya ulaştı.
Adam önce tereddüt etti.
“Çok az kaldı. Birkaç tane var.”
“Hepsini gönder.”
“Bu saatte?”
“Ne kadar tutuyorsa tutar.”
Yaklaşık bir saat sonra Mirza'nın istediği istiridyeler hazırlanmıştı.
Mirza paketi kendi elleriyle teslim aldı. Yanına da Zümra'nın yiyebileceği şekilde hazırlanmasını istediği birkaç şey ekletti.
Paket Zümra'nın evine ulaştığında saat neredeyse iki buçuktu.
Kapı çaldı.
Zümra şaşkınlıkla kapıya baktı. Paketi aldığında üzerinde küçük bir not vardı.
“Bulmak zor oldu. Ama sen istedin ya… bulmak zorunda değildim, bulmak istedim.”
Zümra notu okudu.
Telefonunu eline aldı.
Mirza'nın sohbet ekranını açtı.
“Teşekkür ederim” yazdı.
Bir süre ekrana baktı.
Sonra mesajı sildi.
Telefonu masaya bıraktı.
Ama paketi açarken yüzünde istemsizce küçük bir gülümseme vardı.
O gece Zümra istiridyeyi yerken, Mirza'nın saatlerce onu bulmak için uğraştığını düşündü.
Ve istemese de içinden tek bir cümle geçti:
“Sen hâlâ benim kocam gibi davranıyorsun, Mirza…”
Gece ilerlemişti.
Zümra istiridyelerini güzelce yemiş, ardından mutfağı toparlayıp odasına geçmişti. Tam yatağına uzanmıştı ki telefonu titredi.
Mirza'dan mesaj vardı.
Mirza:
“Yedin mi?”
Zümra ekrana birkaç saniye baktı.
Sonra kısa bir cevap yazdı.
Zümra:
“Evet.”
Mirza hemen cevap vermedi.
Bir süre sonra yalnızca:
Mirza:
“İyi.”
Zümra telefonu elinde tuttu.
Başka bir şey yazmasını bekledi ama Mirza'dan yeni mesaj gelmedi.
Telefonu komodinin üzerine bıraktı.
Yatağa uzanırken farkında olmadan elini karnının üzerine koydu.
Dudaklarının arasından sessizce mırıldandı:
“Baban çok uğraştı senin için…”
Sonra gözlerini kapattı.
Zümra telefonu elinde tutmaya devam etti.
Bir süre Mirza'nın son mesajına baktı. Sonra içinde biriken düşünce yeniden ağırlaştı. Parmağı mesaj ekranında birkaç kez duraksadı.
Sonunda yazdı.
Zümra:
“Mirza…”
Cevap hemen geldi.
Mirza:
“Buradayım.”
Zümra derin bir nefes aldı.
Zümra:
“Evrakları imzala.”
Mirza'nın cevabı birkaç saniye gecikti.
Mirza:
“Zümra…”
Zümra bu kez beklemeden devam etti.
Zümra:
“İmzalamadan da bebeğim için hiçbir şey yapma.”
Mirza uzun süre ekrana baktı.
Mirza:
“Bebeğim için bir şey yapmak istemem seni rahatsız mı ediyor?”
Zümra'nın gözleri doldu ama cevabı netti.
Zümra:
“Senin ne istediğinle ilgilenmiyorum artık. Ben sadece sınırımı bilmeni istiyorum.”
Mirza telefonu avucunda sıktı.
Mirza:
"sizden vazgeçmem Zümra"
Mirza tekrar mesaj yazdı.
Mirza :
"seni korumak için salakça bir şey yaptım. Seni kaybetmek istememiştim daha beter kaybettim seni çok seviyorum sevgilim"
Zümra mesajı okudukça gözlerinden akan yaşa engel olamıyordu.
Bölüm etkileşimi
