44. bölüm / 46
Berdel Yazgısı44
Bölümler 46Şu an: 44
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime · Okuduğun bölüm
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Doğuma bir hafta kalmıştı.
Zümra artık 37 haftalık gebeydi. Karnı iyice ağırlaşmış, geceleri rahat uyumak neredeyse imkânsız hâle gelmişti.
O gece saat üçe doğru Zümra bir anda uyandı.
Karnının alt tarafında bir kasılma hissetti.
Gözlerini kapatıp birkaç saniye bekledi.
Geçti.
"Önemli değil," diye mırıldandı.
Bir süre sonra bir kasılma daha geldi.
Bu kez biraz daha belirgindi.
Zümra yine aldırış etmedi. Yanında uyuyan Mirza'ya bakıp onu uyandırmadı.
Sabaha karşı bir kez daha oldu.
Zümra derin bir nefes aldı.
"Yalancı sancıdır."
Sonra yeniden uyumaya çalıştı.
Sabah olduğunda Mirza çoktan uyanmıştı.
Zümra yatakta doğrulurken yüzünü buruşturdu.
Mirza hemen fark etti.
"Ne oldu?"
"Biraz kasıldım."
Mirza'nın yüzü ciddileşti.
"Ne zamandır?"
"Gece birkaç kere oldu."
Mirza hemen ayağa kalktı.
"Zümra, doktora gidelim."
Zümra başını salladı.
"Geçti zaten."
"Yine de gidelim."
"Mirza, iyiyim. Yalancı sancı."
Mirza hâlâ ikna olmamıştı.
"Bir kontrol ettirelim."
Zümra onun elini tuttu.
"Önce kahvaltı yapalım."
Mirza istemeyerek başını salladı.
"Tamam. Ama tekrar olursa gidiyoruz."
"Tamam."
Kahvaltıda Zümra her zamanki gibi oturuyordu. Sultan onun yüzünü dikkatle inceliyordu.
"İyi misin kızım?"
"İyiyim anne."
Mirza ise gözünü Zümra'dan ayırmıyordu.
Kahvaltı bittikten sonra Zümra sandalyesinden kalktı.
Tam ayağa adım attığı anda bir sıcaklık hissetti.
Bir anda suyu boşaldı.
Zümra olduğu yerde kaldı.
"Mirza..."
Mirza hemen ayağa kalktı.
"Ne oldu?"
Zümra şaşkınlıkla yere baktı.
"Suyum geldi."
Salonda bir anda sessizlik oldu.
Sultan ayağa fırladı.
"Doğum başlıyor!"
Mirza'nın yüzü bembeyaz oldu.
"Ne?"
Sultan hemen Zümra'nın yanına koştu.
"Kızım, sakin ol."
Mirza bir sağa bir sola bakıyordu.
"Çanta nerede? Hastane çantası... Arabayı hazırlayın!"
Miran çoktan kapıya yönelmişti.
"Ben arabayı getiriyorum!"
Dilan'ın gözleri doldu.
"yenge ..."
Berzan onun yanına gelip kolundan destek oldu.
"Yavaş, Zümra. Ben buradayım."
Zümra şaşkınlıkla etrafına bakıyordu.
"Ben hâlâ sancı hissetmiyorum."
Sultan gülümsedi.
"Sen sakin ol. Her şey yolunda."
Mirza ise hâlâ panik içindeydi.
"Ben sakinim."
Sultan ona döndü.
"Değilsin."
"Ben..."
"Mirza, sakin ol. Zümra'nın sana ihtiyacı var."
Mirza derin bir nefes aldı ve Zümra'nın yanına geldi.
"Tamam. Buradayım."
Zümra onun elini tuttu.
"Ben iyiyim."
Mirza onun elini sımsıkı tuttu.
"Ben de iyiyim."
Miran dışarıdan seslendi.
"Araba hazır!"
Berzan, Zümra'nın diğer koluna girdi.
"Hadi."
Dilan gözyaşlarını silerek peşlerinden geldi.
"yenge , korkuyorum."
Zümra ona bakıp gülümsedi.
"Ben korkmuyorum."
Mirza hemen araya girdi.
"Kimse korkmayacak."
Sultan gülümseyerek başını salladı.
"İşte şimdi kendine geldin."
Hep birlikte dışarı çıktılar.
Zümra arabaya doğru yürürken hâlâ belirgin bir sancı hissetmiyordu.
Tam arabaya oturduğu anda yüzü birden değişti.
Elini karnına götürdü.
"Mirza..."
Mirza hemen yanına döndü.
"Ne oldu?"
Zümra bu kez gözlerini kapattı.
"Sancı geldi."
Mirza'nın yüzündeki panik yeniden ortaya çıktı.
"Miran! Hastaneye!"
Miran gaza bastı.
Sultan ön taraftan sakin olmaya çalışarak konuştu.
"Mirza, onun elini tut."
Mirza Zümra'nın elini yakaladı.
"Buradayım."
Zümra gözlerini açıp ona baktı.
"Sare Hüma geliyor."
Mirza'nın gözleri doldu.
"Bir hafta erken değil mi?"
Sultan sakin bir sesle cevap verdi:
"37 haftalık. Kızımız gelmeye hazır demek."
Mirza Zümra'nın elini dudaklarına götürdü.
"Dayan. Birlikte karşılayacağız kızımızı."
Zümra sancının geçmesini beklerken onun elini daha sıkı tuttu.
"Gitme."
Mirza hemen cevap verdi.
"Hiçbir yere gitmiyorum."
Hastaneye vardıklarında hemşireler Zümra'yı hemen içeri aldı.
Mirza peşinden gitmek istedi ama kapıda durduruldu.
"Burada beklemeniz gerekiyor."
Mirza'nın yüzü gerildi.
"Ben eşiyim."
"Muayeneden sonra doktor karar verecek."
Zümra içeride muayeneye alınırken Mirza koridorda bir ileri bir geri yürümeye başladı. Sultan ve Dilan da yanındaydı.
Bir süre sonra doktor dışarı çıktı.
Mirza hemen yanına gitti.
"Doktor, nasıl? Zümra nasıl?"
Doktor sakin bir şekilde konuştu.
"Merak etmeyin. Açılma başlamış."
Mirza'nın gözleri büyüdü.
"Doğum başladı mı?"
"Evet. Sancıları da düzenli hâle gelmiş."
Mirza derin bir nefes aldı.
"Ne yapacağız?"
"Şimdilik suni sancı vermiyoruz. Açılmanın kendiliğinden ilerlemesini bekleyeceğiz."
Mirza'nın yüzündeki endişe daha da arttı.
"Ne kadar sürecek?"
"Bunu önceden kesin söylemek mümkün değil. Biraz bekleyeceğiz."
Mirza eliyle saçlarını geriye itti.
"Ya sancıları artarsa?"
Doktor sakinliğini korudu.
"Zümra ve bebeğiniz şu an iyi. Süreci takip ediyoruz."
Doktor tekrar içeri girerken Mirza olduğu yerde kaldı.
Sultan oğlunun omzuna dokundu.
"Mirza."
"Anne, ben onu o halde düşünemiyorum."
"Doğum bu. Zümra güçlüdür."
Mirza başını salladı ama gözlerindeki korku geçmedi.
Bir süre sonra doktorun izniyle Mirza içeri girdi.
Kapı açıldığında Zümra'yı yatağın üzerinde gördü.
Bir sonraki sancı geldiğinde Zümra gözlerini kapatıp derin nefes almaya çalışıyordu. Elleri çarşafı sıkıca tutuyordu.
Mirza'nın adımları yavaşladı.
Onu ilk kez böyle görüyordu.
Zümra gözlerini açıp Mirza'yı fark etti.
"Mirza..."
Mirza'nın gözleri bir anda doldu.
Yanına koştu.
"Buradayım."
Zümra elini ona uzattı.
Mirza hemen tuttu.
Sancının ortasında Zümra gözlerini kapatıp nefes almaya çalışırken Mirza'nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
Zümra bunu fark etti.
"Sen... ağlıyor musun?"
Mirza başını eğdi.
"Seni böyle görünce..."
Cümlesini tamamlayamadı.
Zümra zorlanarak elini sıktı.
"Ben iyiyim."
Mirza gözyaşlarını sildi.
"Ben iyi değilim."
Zümra hafifçe gülümsedi.
"Sen de doğurmuyorsun sonuçta."
Mirza istemsizce güldü ama gözleri hâlâ doluydu.
"Keşke acını biraz olsun alabilsem."
Zümra onun elini daha sıkı tuttu.
"Yanımda olman yeter."
Yeni bir sancı geldi.
Zümra gözlerini kapatıp Mirza'nın eline tutundu.
Mirza eğilip alnını onun alnına dayadı.
"Dayan Zümra. Buradayım."
Zümra nefesini düzenlemeye çalışırken Mirza'nın gözlerinden bir damla yaş daha süzüldü.
"Birazdan kızımızı göreceğiz."
Zümra gözlerini açtı.
"Sare Hüma..."
Mirza gülümsedi.
"Sare Hüma."
Sonra onun elini öptü.
"İkiniz de benim için dünyadaki her şeysiniz."
Aradan iki saat geçmişti.
Zümra'nın sancıları artık çok daha sık ve güçlü geliyordu.
Odanın içinde nefesini tutup bırakıyor, her sancıda Mirza'nın ellerine daha sıkı sarılıyordu.
Bir anda sancı yeniden bastırdı.
Zümra kendini tutamadı.
"Ahh! Mirza!"
Mirza hemen ona yaklaştı.
"Buradayım!"
Zümra acıyla bağırdı.
"Çok acıyor!"
Mirza'nın gözleri doldu. Onun böyle acı çekmesine dayanmakta zorlanıyordu ama ellerini bırakmadı.
"Tamam, tamam... Sık ellerimi. Bırakma."
Zümra iki elini de Mirza'nın ellerine geçirdi.
"Dayanamıyorum!"
Mirza başını salladı.
"Dayanacaksın. Birlikteyiz."
O sırada Züleyha odaya geldi.
"Zümra, beline masaj yapayım."
Zümra başını güçlükle salladı.
Züleyha yatağın arkasına geçip Zümra'nın beline yavaşça bastırmaya başladı.
"Derin nefes al kızım."
Zümra nefes almaya çalıştı.
"Anne... çok acıyor."
"Geçecek. Biraz daha."
Mirza Zümra'nın iki elini de tutuyordu. Parmakları Zümra'nın avuçlarında ezilecek kadar sıkılmıştı ama bir an bile bırakmıyordu.
Zümra yeniden bağırdı.
"Mirza!"
"Buradayım!"
"Elimi bırakma."
Mirza'nın gözlerinden yaş süzüldü.
"Bırakmam."
Sancı biraz hafifleyince Zümra başını geriye yasladı.
Mirza alnındaki teri nazikçe sildi.
"İyi misin?"
Zümra güçlükle nefes aldı.
"Hayır."
Mirza'nın yüzü düştü.
Zümra onun ellerini tekrar sıktı.
"Ama sen buradaysan... dayanırım."
Mirza gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
"Ben hiçbir yere gitmeyeceğim."
Züleyha da Zümra'nın beline masaj yapmaya devam etti.
"Az kaldı kızım. Biraz daha."
Tam o sırada yeni bir sancı geldi.
Zümra'nın yüzü yeniden gerildi.
Mirza onun ellerini daha sıkı tuttu.
"Geliyor..."
Zümra bağırarak Mirza'nın ellerine tutundu.
Mirza gözyaşları içinde ona baktı.
"Bağır, ağla, sık ellerimi... ne gerekiyorsa yap. Yeter ki beni bırakma."
Zümra sancının içinde başını salladı.
"Sen de beni bırakma."
Mirza hemen cevap verdi.
"Ömrüm boyunca."
Bir süre sonra doktor tekrar odaya girdi.
"Zümra, artık doğumhaneye geçiyoruz."
Zümra yorgun gözlerle Mirza'ya baktı.
"Mirza..."
Mirza hemen elini tuttu.
"Buradayım."
Hemşireler Zümra'yı doğumhaneye götürmeye hazırlanırken Mirza da peşlerinden yürüdü. Ancak doğumhanenin kapısında durması gerekti.
"Burada bekleyeceksiniz."
Mirza'nın yüzü gerildi.
"Onunla giremez miyim?"
"Birazdan haber vereceğiz."
Kapı kapandı.
Mirza olduğu yerde kaldı.
İçeriden Zümra'nın sesi duyulmaya başladı.
"Ahh!"
Mirza'nın yüzü bembeyaz oldu.
Zümra'nın bağırışları birkaç kez daha koridora yayıldı.
"Mirza!"
Mirza kapıya doğru bir adım attı.
"Buradayım Zümra!"
Ama Zümra'nın sesi yeniden yükseldi.
Mirza ellerini saçlarının arasına götürdü.
Sultan onun yanına geldi.
"Oğlum, sakin ol."
"Anne, çok acı çekiyor."
"Doktorlar yanında."
İçeriden bir kez daha Zümra'nın sesi geldi.
Sonra...
Bir anda sessizlik oldu.
Mirza donup kaldı.
Gözleri doğumhane kapısına kilitlendi.
"Anne..."
Sultan ona baktı.
"Ne oldu?"
"Niye sustu?"
Mirza'nın sesi titredi.
"Bir şey oldu."
Kapıya doğru ilerledi.
"Zümra?"
Cevap gelmedi.
Mirza'nın nefesi hızlandı.
"Doktor!"
Tam o anda içeriden çok hafif bir ses duyuldu.
Önce ince, kesik bir ağlama...
Sonra giderek güçlenen, küçücük ama güçlü bir bebek ağlaması.
Mirza olduğu yerde kaldı.
Gözleri doldu.
Sultan elini ağzına götürdü.
Dilan ağlamaya başladı.
Mirza ise sadece o sesi dinliyordu.
"Bu..."
Sesi titredi.
"Sare Hüma."
Bir bebek daha güçlü ağladı.
Mirza'nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
Gülmeye çalışırken ağladı.
"Kızımız..."
Kapı açılmadan önce başını eğip gözyaşlarını sildi.
Sonra tekrar kapıya baktı.
"Doğdu."
Sultan oğluna sarıldı.
"Hoş geldin babalık."
Mirza annesinin omzunda ağlarken içeriden bir kez daha Sare Hüma'nın güçlü sesi duyuldu.
Mirza gözlerini kapattı.
"Hoş geldin kızım."
Zümra, doğumun ardından yorgun bir şekilde yatağa uzanmıştı.
Nefesi hâlâ düzensizdi ama gözleri sürekli bebeğini arıyordu.
Hemşire, küçük bebeği dikkatlice Zümra'nın yanına getirdi.
"Bakın, kızınız."
Zümra'nın gözleri doldu.
Başını hafifçe kaldırıp kızına baktı.
Sare Hüma'nın küçücük yüzü, minik elleri ve pembe yanakları vardı.
Zümra dudaklarını titreyerek araladı.
"Benim kızım..."
Hemşire bebeği biraz daha yaklaştırdı.
Zümra titreyen eliyle kızının yanağına dokundu.
"Hoş geldin Sare Hüma."
Gözlerinden yaşlar süzüldü.
"Annen seni çok bekledi."
Sare Hüma küçük bir ses çıkarıp ellerini kıpırdattı.
Zümra gülümseyerek ağladı.
"Gerçekmişsin..."
Bebeğine bakarken yaşadığı bütün korku ve acı sanki bir anda geride kalmıştı.
Bir süre sonra hemşireler Sare Hüma'yı kontrol edip giydirmeye götürdüler.
Zümra gözlerini kızından ayırmadı.
"Onu nereye götürüyorsunuz?"
"Merak etmeyin, sadece giydireceğiz."
Zümra başını salladı.
Kısa bir süre sonra Sare Hüma'nın üzerine küçük bir tulum giydirildi. Başına da minicik bir şapka takıldı.
Hemşire bebeği kucağına aldı ve doğumhanenin kapısına doğru ilerledi.
Kapının dışında Mirza hâlâ bekliyordu.
Kapı açıldığında hemşire bebeği ona doğru uzattı.
"İşte kızınız."
Mirza birkaç saniye hareket edemedi.
Gözleri bebeğe kilitlendi.
"Benim..."
Sesi titredi.
"Kızım."
Hemşire Sare Hüma'yı dikkatlice Mirza'ya gösterdi.
Mirza'nın gözleri doldu.
"Çok küçük."
Hemşire gülümsedi.
"Anneniz de sizi bekliyor."
Mirza hemen doğumhanenin içine baktı.
"Zümra nasıl?"
"İyi. Çok yorgun ama iyi."
Mirza derin bir nefes aldı.
Sonra tekrar kızına baktı.
Sare Hüma küçücük ellerini hareket ettirdi.
Mirza'nın yüzünde tarifsiz bir gülümseme oluştu.
"Hoş geldin kızım."
Bir an durdu.
"Ben babanım."
Gözlerinden yaşlar süzülürken bebeğe bakmaya devam etti.
İçeride Zümra, kapının önündeki Mirza'yı ve kucağındaki minicik kızını gördü.
Gözyaşları yeniden aktı.
Mirza gözlerini Zümra'ya kaldırdı.
"Zümra..."
Zümra gülümseyerek fısıldadı:
"Kızımız."
Mirza başını salladı.
"Bizim kızımız."
Bölüm etkileşimi
