Berdel Yazgısı kitap kapağı

5. bölüm / 46

Berdel Yazgısı

5

Vaveyla Yazarı: İpoli İpoli

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 46Şu an: 5

Kulübeye geldikleri ilk gün, ikisi de bunun gerçekten evliliklerinin başladığı yer olduğuna inanmakta zorlandı.
Mirza eşyaları içeri taşıdı, Zümra ise sessizce pencerenin önünde durdu. Aynı odada olmalarına rağmen aralarında görünmez bir duvar vardı.
İlk gece yatak konusunda bile konuşmadılar. Zümra yatağın bir ucuna geçti, Mirza diğer tarafına. Aralarında mümkün olduğunca mesafe bıraktılar.
İkinci gün birbirleriyle yalnızca gerektiği kadar konuştular.
"Çay ister misin?"
"Hayır."
"Acıktın mı?"
"Değilim."
Konuşmalarının tamamı neredeyse bundan ibaretti.
Üçüncü gün Zümra dışarı çıkıp kulübenin çevresinde yürüdü. Mirza onu uzaktan izledi ama yanına gitmedi. Zümra da dönüp ona bakmadı.
Dördüncü gün yağmur yağdı. İkisi bütün günü kulübede geçirmek zorunda kaldı. Aynı masada oturdular ama ikisi de kendi dünyasındaydı. Zümra kitap okudu, Mirza telefonuyla ilgilendi. Arada göz göze geldiklerinde ikisi de bakışlarını hemen kaçırdı.
Beşinci gün Zümra mutfakta pişi yaptı. Çocukluğundan beri sevdiği bir şeydi. Tabağı masaya bıraktığında Mirza önce şaşkınlıkla baktı.
"Sen mi yaptın?"
"Evet."
Mirza bir tane aldı. Sessizce yedi.
"Nasıl?"
Zümra omuz silkti.
"Yeniyor."
Mirza hafifçe gülümsedi.
"Gayet güzel olmuş."
Zümra cevap vermedi ama ilk kez yüzündeki sert ifade biraz yumuşadı.
Altıncı gün aralarındaki sessizlik eskisi kadar ağır değildi. Hâlâ birbirlerinden uzaktılar fakat aynı ortamda bulunmak artık ikisini de rahatsız etmiyordu.
Mirza akşam ateşi yakarken Zümra yanına oturdu. İkisi de konuşmadan karşıdaki ateşi izledi.
"Yarın gidiyoruz," dedi Mirza.
Zümra başını salladı.
"Evet."
İkisinin de konağa dönmek konusunda ne hissettiği belli değildi.
Yedinci gün ise sabah erkenden eşyalarını toplamaya başladılar.
Kulübede geçirdikleri bir hafta boyunca büyük bir kavga etmemiş, birbirlerine yakınlaşmamış, hatta doğru düzgün konuşmamışlardı.
Ama ikisi de farkında olmadan diğerinin varlığına alışmıştı.
Akşam olduğunda Mirza kapının önünde durup Zümra'ya baktı.
"Yarın konağa dönüyoruz."
Zümra valizini kapattı.
"Öyle görünüyor."
Mirza birkaç saniye sustu.
"Orada her şey daha farklı olacak."
Zümra gözlerini ona çevirdi.
"Belki."
Sonra ikisi de sustu.
Henüz birbirlerini sevmiyorlardı.
Henüz birbirlerine güvenmiyorlardı.
Ama bir hafta boyunca aynı çatı altında yaşamak, aralarındaki mesafeye rağmen ikisini birbirine biraz olsun alıştırmıştı.
Kulübede geçirdikleri bir haftanın ardından konağın kapısından içeri girdiklerinde Zümra, daha ilk adımda ne kadar büyük bir ailenin içine geldiğini yeniden hatırladı.
Avluda kalabalık vardı.
Sultan, Yılmaz, Miran, Dilan, Harun, Nermin, Mustafa, Ozan ve Onur onları karşılamak için kapının önünde bekliyordu. Birkaç hizmetli de eşyaları almak için dışarı çıkmıştı.
Sultan onları görür görmez yüzü aydınlandı.
"Sonunda geldiniz."
Zümra'ya doğru ilerleyip onu sarılarak karşıladı.
"Hoş geldin kızım. Seni çok özledim."
Zümra şaşkın ama kibar bir şekilde karşılık verdi.
"Hoş buldum Sultan Hanım."
Sultan onun ellerini tuttu.
"Bir hafta nasıl geçti? Yoruldun mu?"
"İyiydi. Biraz sessiz geçti."
Dilan hemen araya girdi.
"Biraz mı? Bir hafta boyunca ne yaptınız siz?"
Mirza kaşlarını kaldırdı.
"Dinlendik."
Miran gülerek kardeşine baktı.
"Sen şimdi bunların bütün ayrıntısını öğrenmeye çalışırsın."
Dilan hiç aldırmadı.
"Tabii ki öğreneceğim."
Nermin birkaç adım geriden Zümra'yı süzdü. Ardından yanlarına gelip hafif bir tebessümle konuştu.
"Demek sonunda döndünüz."
Mirza ona baktı.
"Hoş bulduk Nermin yenge."
Nermin'in bakışları Zümra'ya kaydı.
"Bir haftada birbirinize alışabildiniz mi bari?"
Zümra'nın yüzü hafifçe gerildi.
Mirza cevap vermeden önce Sultan konuştu.
"Nermin, çocuklar daha yeni geldi. Bırak da biraz nefes alsınlar."
Nermin omuz silkti.
"Ben sadece sordum Sultan."
Sultan, Zümra'nın koluna girdi.
"Sen hiç merak etme kızım. Konağa alışacaksın. Herkes burada."
Zümra etrafına baktı.
Gerçekten de herkes buradaydı.
Kalabalık, konuşmalar, bakışlar...
Bir hafta boyunca yalnızca Mirza'nın sessizliğine alışmışken şimdi kendisini büyük bir ailenin ortasında bulmuştu.
Mirza onun birkaç adım gerisinde kaldığını fark etti. Sessizce yanına gelip alçak sesle konuştu.
"İyi misin?"
Zümra başını kaldırıp ona baktı.
"Biraz kalabalık."
Mirza kısa bir süre etrafa baktı.
"Alışırsın."
Zümra hafifçe başını salladı.
Mirza ise bu kez onun önünden yürüyüp gitmedi.
Yanında kaldı.
Sanki konağın kalabalığında Zümra'nın kendisini yalnız hissetmemesi gerektiğini ilk kez fark etmişti.
Gece olduğunda konaktaki kalabalık yavaş yavaş dağıldı. Sesler kesildi, koridorlar sessizliğe büründü. Mirza ile Zümra da birlikte merdivenleri çıkıp yatak odalarının önüne geldiler.
Mirza kapıyı açtı.
Zümra içeri adımını attığı anda durdu.
Oda tamamen değişmişti.
Günler önce seçmek istemediği inat etti ve seçmediği yatak odası krem tonlarında zarif ve gösterişli bir takım yerleştirilmişti. Büyük yatağın başlığı açık kremdi. Komodinler, şifonyer ve koltuklar aynı tonlarda birbirini tamamlıyor, açık renk perdeler odanın havasını daha da ferah gösteriyordu.
Zümra birkaç saniye boyunca hiçbir şey yapmadan odayı inceledi.
Bakışları yatağın üzerinde gezindi. Ardından odanın diğer tarafındaki kapıya yöneldi.
Kapıyı açtı.
İçeride geniş bir giyinme odası vardı.
Bir sonraki kapının ardında banyo, onun yanında ise ayrı bir tuvalet bulunuyordu.
Zümra yeniden odaya çıktı.
Mirza sessizce onu izliyordu.
Zümra bu kez balkon kapısına yöneldi. Kapıyı açınca gece serinliği içeri doldu. Balkona çıktı ve konağın ışıklarına baktı.
Mirza da birkaç adım gerisinden geldi.
Yanına geçmedi.
Aralarında birkaç adımlık mesafe bıraktı.
Zümra ellerini balkon korkuluğuna koyup uzun süre dışarı baktı. Yüzündeki sert ifade yavaş yavaş dağıldı. Odanın güzelliği hoşuna gitmişti ama bunu belli etmemeye çalışıyordu.
Mirza onun yüzündeki değişimi fark etti.
Bir süre sonra Zümra içeri girdi.
Yatağın kenarına oturup odanın tamamına bir kez daha baktı.
Mirza kapının yanında duruyordu.
İkisi de tek kelime etmedi.
Zümra'nın bakışları kısa bir an Mirza'ya değdi.
Mirza da ona baktı.
Sonra Zümra gözlerini kaçırdı.
O gece, aynı odada ilk kez birbirlerine bu kadar yakın olmalarına rağmen aralarında yine sessiz bir mesafe vardı.
Gece ilerledikçe konağın bütün ışıkları birer birer söndü. Koridorlardan gelen sesler kesildi. Herkes uykuya çekildi.
Saat oldukça ilerlediğinde Zümra hâlâ uyumamıştı.
Yatağın kenarından kalktı.
Sessizce balkon kapısının yanındaki hırkasını aldı. Ardından odadan çıktı.
Merdivenlerden yavaşça indi. Konağın kapısını açıp dışarı çıktığında gece soğuğu yüzüne vurdu.
Bir süre yürüdü.
Konağın ışıkları arkasında kaldı.
Zümra sonunda yol kenarındaki büyük, düz bir taşın üzerine oturdu. Dizlerini kendine çekip kollarını etrafına sardı.
Başını gökyüzüne kaldırdı.
Bir süre sonra arkasından ayak sesleri duyuldu.
Mirza konağın önünde Zümra'nın olmadığını fark etmiş, onu aramak için dışarı çıkmıştı.
Bir süre yürüdükten sonra onu taşın üzerinde otururken gördü.
Yaklaşarak birkaç adım uzağında durdu.
Zümra başını çevirmedi.
Mirza bir süre onu izledi.
Sonra sakin bir sesle sordu:
"Bizden mi kaçıyordun?"
Zümra gözlerini karşıdaki karanlığa dikti.
Cevabı kısa oldu.
"Kendimden."
Mirza sustu.
Zümra da başka bir şey söylemedi.
Mirza onun yanına oturdu. Aralarında yine mesafe vardı.
Bu kez ikisi de o mesafeyi kapatmaya çalışmadı.
Mirza nın aklına o cümle takılmıştı. Kendimden.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

227okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.