21. bölüm / 46
Berdel Yazgısı21
Bölümler 46Şu an: 21
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mirza iş yerinde odasına kapanmış, önündeki dosyalara bakıyor gibi yapıyordu.
Ama hiçbir şey okuyamıyordu.
Aklında yalnızca Zümra vardı.
Kapı çalındı.
Mirza başını kaldırdı.
"Gel."
Kapı açıldı.
Yusuf içeri girdi.
Mirza onu görünce ayağa kalktı.
"Yusuf baba."
Yusuf kapıyı kapattı.
"Konuşacağız."
Mirza sessizce yerine oturdu.
Yusuf karşısındaki sandalyeye geçti.
"Ben buraya seninle kavga etmeye gelmedim."
Mirza sustu.
"Ama kızımı üzdün."
Mirza'nın bakışları yere indi.
"Üstelik ağlattın."
Bu söz Mirza'nın yüzünü değiştirdi.
"Zümra ağladı mı?"
Yusuf sertçe baktı.
"Sen ne sandın? Hiçbir şey olmamış gibi mi oturuyor?"
Mirza'nın boğazı düğümlendi.
Yusuf devam etti.
"Ben kızımı sana emanet ederken onun hayatını daha da zorlaştır diye vermedim."
"Ben onu üzmek istemedim."
"İstememek yetmiyor."
Mirza sustu.
Yusuf biraz öne eğildi.
"Bir insanı seviyorsan, onun canını yaktığında gururunun arkasına saklanamazsın."
Mirza'nın gözleri doldu ama belli etmemeye çalıştı.
Yusuf son kez sertleşti.
"Bir de şunu iyi dinle."
Mirza başını kaldırdı.
"Kızımı daha fazla üzmeye hakkın yok."
Kısa bir sessizlik oldu.
Yusuf'un sesi bu kez daha ağırdı.
"Tamam demesini biliyorsan, boşanmasını da bil."
Mirza'nın yüzündeki ifade bir anda değişti.
"Boşanmak mı?"
"Zümra sana gelmezse, onun kararına saygı duyacaksın."
Mirza'nın kalbi sıkıştı.
"Hayır."
Yusuf kaşlarını çattı.
"Ne dedin?"
Mirza ilk kez düşünmeden konuştu.
"Ben boşanmak istemiyorum."
Yusuf onu dikkatle izledi.
Mirza ayağa kalktı.
"Onu kaybetmek istemiyorum."
Sesi kırıldı.
"Ben... onu gerçekten kaybetmekten korkuyorum."
Yusuf birkaç saniye sessiz kaldı.
"Öyleyse korkunun arkasına saklanma."
Mirza başını eğdi.
Yusuf kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken durdu.
"Zümra senden hâlâ bir adım bekliyor."
Mirza başını kaldırdı.
Yusuf ona baktı.
"Bu kez kızımın gururunu değil, kendi gururunu düşün."
Kapı kapandı.
Mirza birkaç saniye kıpırdamadan kaldı.
Sonra telefonu eline aldı.
Zümra'nın adına baktı.
Bu kez korktuğu şey aramak değildi.
Aramazsa onu gerçekten kaybedebileceğiydi.
Mirza telefonu elinde öylece tutuyordu.
Zümra'nın adı ekranda duruyordu.
Parmağı arama tuşunun üzerinde bekledi.
Ama basamadı.
Ya açmazsa?
Ya sesini duyduğunda telefonu kapatırsa?
Ya "Artık çok geç" derse?
Mirza gözlerini kapattı.
İlk kez gururundan değil, gerçekten korktuğu için nefesi daraldı.
"Ya onu kaybedersem?"
Sözleri odada yankılandı.
Telefonu masaya bıraktı. Birkaç saniye sonra yeniden eline aldı.
Zümra'yı düşündü.
Konağın kapısından çıkarken arkasına bakmayışını...
Valizini bile almamasını...
Yüzüğünü kendi çekmecesinin üzerine bırakmasını...
Hepsi gözünün önünden geçti.
Mirza'nın kalbi daha da sıkıştı.
"Ben onu durdurmadım."
Bunu yüksek sesle söylediğinde yüzü düştü.
"Ben... kendi elimle gönderdim."
Sandalyeye oturdu.
Ne yapacağını bilmiyordu.
Arasa, ne diyecekti?
"Gel" mi?
Bunu söylemeye hakkı var mıydı?
"Özledim" mi?
Yetmezdi.
"Gitme" mi?
Zümra'nın ona en çok ihtiyacı olduğu anda bunu söylememişti.
Mirza iki elini yüzüne götürdü.
İlk kez gerçekten çaresiz hissediyordu.
Sonra aklına bir şey geldi.
Zümra'nın valizini bile almadan gittiğini hatırladı.
Demek ki...
Belki de tamamen gitmek istememişti.
Belki hâlâ bir tarafı onun peşinden gelmesini bekliyordu.
Mirza ayağa kalktı.
Ceketini aldı.
Tam kapıya yönelecekken durdu.
"Ya beni istemezse?"
Bu düşünce onu olduğu yere mıhladı.
Sonra Yusuf'un sözleri aklına geldi.
"Korkunun arkasına saklanma."
Mirza derin bir nefes aldı.
Telefonunu cebine koydu.
"Bu kez kaçmayacağım."
Kapıyı açtı.
Ama konağa dönmek için değil.
Zümra'nın evine gitmek için.
Çünkü artık biliyordu.
Zümra'yı kaybetme korkusu, gururundan çok daha büyüktü.
Mirza konağın kapısına gelmeden birkaç metre önce arabasını durdurdu.
Eli direksiyonda, gözleri konağın kapısındaydı.
Tam arabadan inecekken telefonu çaldı.
Ekranda Sultan yazıyordu.
Mirza hemen açtı.
"Anne?"
Sultan'ın sesi bu kez farklıydı.
"Mirza, neredesin?"
"Konağa geldim."
Kısa bir sessizlik oldu.
Sultan derin bir nefes aldı.
"Ben Zümra'nın yanından geliyorum."
Mirza'nın eli direksiyonda sıkıldı.
"Ne?"
"Onu gördüm. Konuştuk."
Mirza'nın kalbi hızlandı.
"Nasıl?"
"İyi değil."
Mirza gözlerini kapattı.
"Anne..."
Sultan sözünü kesti.
"Dinle beni. Sana anne olarak değil, bir kadın olarak söylüyorum."
Mirza sustu.
"Eğer Zümra'yı gerçekten seviyorsan, git."
Mirza'nın boğazı düğümlendi.
"Ne demek istiyorsun?"
"Yanına git. Karşına geç. Ne söylemen gerekiyorsa söyle."
Mirza cevap vermedi.
Sultan'ın sesi sertleşti.
"Çünkü gitmezsen..."
Kısa bir sessizlik.
"Zümra boşanacak."
Mirza'nın yüzündeki bütün ifade bir anda değişti.
"Anne..."
"Bu kez ciddi."
Mirza nefesini tuttu.
"Zümra bunu mu söyledi?"
"Kararını vermiş. Seni bekliyor ama sonsuza kadar beklemeyecek."
Mirza'nın gözleri doldu.
"Ben onu kaybetmek istemiyorum."
"Öyleyse kaybetmemek için bir şey yap."
Mirza başını koltuğa yasladı.
Sultan son kez konuştu.
"Sen onun gitmesine izin verdin. Şimdi geri getirmek istiyorsan, bu kez sen git."
Telefon kapandı.
Mirza birkaç saniye hiç kıpırdamadı.
Sonra emniyet kemerini çözdü.
Arabadan indi.
Konağın kapısına doğru yürürken tek bir düşünce vardı aklında:
Zümra'yı bir kez daha göndermeyecekti.
Konağın kapısını vurduğunda kapıyı Züleyha açtı.
" Zümra nerde"
Züleyha gülümseyerek üst katı işaret etti.
Azat " mirza bekle istemezse gideceksin"
Mirza azatı durdurdu.
'sen gelme azat'
Mirza hızlı adımlar ile Zümra nın odasının önüne geldi.
Zümra'nın odasının kapısına geldiğinde bir an durdu. Eli kapı kolunda kaldı.
Sonra kapıyı açtı.
Zümra pencerenin önünde duruyordu.
Mirza onu gördüğü anda bütün düşünceleri sustu.
Günlerdir özlediği yüzü karşısındaydı.
Zümra da arkasını dönüp onu görünce şaşkınlıkla baktı.
"Mirza..."
Mirza tek kelime söylemeden ona doğru yürüdü.
Zümra bir adım geri çekildi.
"Sen ne—"
Cümlesini tamamlayamadan Mirza ellerini yüzüne nazikçe yerleştirip onu öptü.
Bölüm etkileşimi
