28. bölüm / 46
Berdel Yazgısı28
Bölümler 46Şu an: 28
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime · Okuduğun bölüm
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İki gün boyunca Zümra'nın aklında tek bir şey vardı.
Bebek.
İlk gün, testin karşısına oturup saatlerce düşündü.
"Ben bunu tek başıma nasıl büyüteceğim?"
İkinci gün ise aynı soruyu defalarca kendisine sordu.
Mirza yoktu.
Mardin yoktu.
Ailesi yoktu.
Hayatında bildiği hiçbir şey yoktu.
Sadece Milano'daki küçük evi ve karnında henüz varlığını bile hissedemediği bir bebek vardı.
Sonunda karar verdi.
Aldıracaktı.
Bunu düşündüğünde kalbi acıdı ama kendisini ikna etmeye çalıştı.
"Başka seçeneğim yok."
Ertesi sabah hastaneye gitti.
Kayıt işlemlerinden sonra doktor onu muayeneye aldı.
Zümra yatağa uzandığında elleri buz gibiydi.
Doktor ekrana baktı.
Bir süre sessiz kaldı.
Sonra ekranı biraz Zümra'ya çevirdi.
"Bakabilirsiniz."
Zümra istemsizce ekrana baktı.
Önce hiçbir şey anlayamadı.
Sonra doktor küçük keseyi gösterdi.
"Gebelik kesesi burada."
Zümra'nın gözleri büyüdü.
Gerçekten oradaydı.
Karnında taşıdığı şey artık sadece bir testteki iki çizgi değildi.
Gerçekti.
Küçücüktü.
Ama gerçekti.
Zümra'nın gözleri doldu.
Doktor birkaç işlem yaptıktan sonra odada küçük bir ses duyuldu.
Düzenli.
Hızlı.
Kalp atışı.
Zümra'nın nefesi kesildi.
Gözlerinden yaşlar süzüldü.
"Bu..."
Doktor gülümsedi.
"Bebeğinizin kalp atışı."
Zümra ekrandan gözlerini ayıramadı.
Kalbi göğsüne sığmıyordu.
Az önce vermiş olduğu karar bir anda ağırlaştı.
Elini karnının üzerine koydu.
"Ben seni..."
Cümlesini tamamlayamadı.
Hıçkırarak ağlamaya başladı.
Doktor ona biraz zaman verdi.
Zümra gözlerini kapattı.
İki gündür kendisini ikna etmeye çalıştığı her şey bir anda anlamını yitirmişti.
Bebeğini gördüğü anda kararını değiştirmişti.
Onu bırakmayacaktı.
Mirza ne yaparsa yapsın...
Mirza onu ne kadar kırmış olursa olsun...
Bu bebeğin hiçbir suçu yoktu.
Zümra gözyaşlarını sildi.
"Onu ben büyüteceğim."
Sesi titriyordu ama kararlıydı.
"Kimseye ihtiyacım yok."
Doktorun odasından çıktığında elinde hiçbir şey yoktu.
Ama içinde artık bambaşka bir karar vardı.
Mirza'ya söylemeyecekti.
En azından şimdi değil.
Belki hiçbir zaman.
Bebeğini kendi büyütecekti.
Milano'da yeni bir hayat kuracak, çalışacak, ayakta kalacak ve çocuğuna hem anne hem baba olmaya çalışacaktı.
Hastanenin kapısından çıktığında elini karnına koydu.
Gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
"Sen ve ben..."
Fısıldadı.
"Birbirimize yeteriz."
Ve Zümra, Mirza'nın hiçbir zaman öğrenmeyeceği bir sırla Milano'nun kalabalığına karıştı.
Mirza, günlerdir ilk kez konağın dışına çıkmıştı.
Arabayı nereye sürdüğünü bile düşünmeden Mardin sokaklarından geçti.
Sonunda Baran'ın evinin önünde durdu.
Arabadan indiğinde yüzü çökmüş, gözlerinin altı morarmıştı.
Üç haftadır doğru düzgün uyumamıştı.
Zümra'yı aramaktan, onu bulmaya çalışmaktan, boşanma evraklarına bakmaktan başka hiçbir şey yapmamıştı.
Kapının önünde birkaç saniye öylece durdu.
Sonra zile bastı.
Kapı açıldığında Baran karşısında Mirza'yı görünce şaşırdı.
"Mirza?"
Mirza'nın sesi neredeyse çıkmıyordu.
"Zümra nerede?"
Baran'ın yüzü bir anda sertleşti.
Mirza bir adım yaklaştı.
"Ne olur Baran... nerede olduğunu söyle."
"Burada değil."
"Yalan söyleme."
Mirza'nın sesi çatladı.
"Onu bulamıyorum."
Baran hiçbir şey söylemedi.
Mirza başını eğdi.
"Ben sadece nerede olduğunu bilmek istiyorum."
Tam o sırada içeriden bir ses duyuldu.
"Abi, koş! Ablam arıyor!"
Mirza'nın başı bir anda sese doğru döndü.
Gözleri büyüdü.
Baran da arkasına baktı.
Mirza bir şey söylemeden önce Baran kapıyı hızla kapattı.
Kapı Mirza'nın yüzünün önünde sertçe kapandı.
Mirza birkaç saniye kıpırdamadan kaldı.
Sonra kapıya baktı.
İçeriden konuşmalar geliyordu.
Ama artık hiçbirini seçemiyordu.
Sadece Zümra'nın adını duyduğuna emindi.
Elini kapıya götürdü.
Vurmak istedi.
Ama vuramadı.
Başını kapıya yasladı.
Gözlerini kapattı.
"Zümra..."
Sesi kırıldı.
"Ne olur..."
Cümlesinin devamı gelmedi.
Kapının diğer tarafında Baran telefonu elinde tutarken Mirza'nın ayak seslerini dinledi.
Bir süre sonra sessizlik oldu.
Mirza gitmişti.
Ama Baran'ın kapıyı kapatması, Mirza'nın içinde yeni bir şüphe bırakmıştı.
Zümra'nın nerede olduğunu hâlâ bilmiyordu.
Fakat ilk kez...
Onun ailesinin bile kendisini görmek istemediğini anlamıştı.
Zümra, hastaneden çıktıktan sonra iki gün boyunca kimseye hamile olduğunu söylemedi.
Ne ailesine...
Ne Baran'a...
Ne de Miran'a.
Bu sırrı kendi içinde tutmaya karar vermişti.
Bir sabah Milano'daki küçük evinde pencerenin önünde otururken telefonu eline aldı.
Miran'ın numarasına baktı.
Bir süre tereddüt etti.
Sonra aradı.
Telefon birkaç kez çaldı.
Miran açtı.
"Yenge?"
Zümra'nın sesi sakindi.
"Yine seni rahatsız ediyorum."
"Estağfurullah. Söyle."
Zümra derin bir nefes aldı.
"Abin o evrakları imzalasın."
Miran sustu.
"Zümra..."
"Hayır, bu sefer beni dinle."
Sesinde kararlı bir ton vardı.
"Ben artık kararımı verdim."
Miran ne söyleyeceğini bilemedi.
Zümra devam etti.
"Ben kendime yeni bir hayat kurdum."
Pencerenin dışındaki Milano sokaklarına baktı.
"Ve o hayatın içinde Mirza'ya ait hiçbir şey istemiyorum."
Miran'ın sesi yumuşadı.
"Yenge, abim—"
"Onu dinlemek istemiyorum."
Zümra'nın gözleri doldu ama ağlamadı.
"Onunla konuşmak da istemiyorum."
"Çok kötü durumda."
"Ben de çok kötü durumdaydım."
Kısa bir sessizlik oldu.
Zümra elini istemsizce karnının üzerine koydu.
Sonra hemen indirdi.
"Artık kurtulmak istiyorum, Miran."
Miran derin bir nefes aldı.
"Neyden?"
Zümra gözlerini kapattı.
"Mirza'dan."
Sesi titredi.
"Bu evlilikten. Yaşadığım her şeyden. Bana yaşattığı o acıdan..."
Bir an sustu.
"Her şeyden kurtulmak istiyorum."
Miran'ın sesi iyice kısıldı.
"Yenge, emin misin?"
Zümra gözlerinden süzülen yaşı sildi.
"Eminim."
Sonra telefonu kapatmadan önce son kez konuştu.
"Abine söyle."
"Ne söyleyeyim?"
"Evrakları imzalasın."
Zümra derin bir nefes aldı.
"Ben artık onun karısı olmak istemiyorum."
Telefon kapandı.
Zümra telefonu masaya bıraktı.
Bir eli yeniden karnına gitti.
Gözleri doldu.
Ama bu kez yüzünde kararlı bir ifade vardı.
Mirza'nın bilmediği bir hayat kuracaktı.
Ve o hayatın en büyük sırrını da herkesten saklayacaktı.
Gece konağın üzerine çökmüştü.
Mirza salonda tek başına oturuyordu.
Önündeki bardağa uzun süre baktı.
Sonra bir yudum daha aldı.
Zümra'nın sözleri zihninden çıkmıyordu.
"Ben artık onun karısı olmak istemiyorum."
Bardağı masaya bıraktı.
"Yeni bir hayat kurmuş..."
Kendi kendine acı bir şekilde güldü.
"Demek benden kurtulmak istiyor."
Bir süre sonra ayağa kalktı.
Dengesini zor toparlıyordu.
Miran salona girdiğinde abisini o halde görünce durdu.
"Abi..."
Mirza cevap vermedi.
Miran yanına yaklaşmaya çalıştı.
"Yeter artık. Böyle devam edemezsin."
Mirza bir anda döndü.
"Ne yapayım?"
Sesi yükseldi.
"Ne yapayım Miran? Kadın benden kurtulmak istiyor!"
Miran onu sakinleştirmeye çalıştı.
"Abi, sarhoşsun."
"Umurumda değil!"
Mirza elindeki bardağı masaya sertçe bıraktı.
Sonra gözleri karşıdaki cama takıldı.
Bir anlık öfkeyle elini cama vurdu.
Cam çatlayıp kırıldı.
Mirza'nın eli kesildi.
"Abi!"
Miran hemen yanına koştu.
Mirza eline baktı.
Kan parmaklarından aşağı süzülüyordu.
Miran onu kolundan tuttu.
"Hastaneye gidiyoruz."
"Gitmek istemiyorum."
"Abi, elin kesildi!"
Mirza itiraz edecek halde değildi.
Miran onu arabaya bindirdi.
Hastaneye vardıklarında Mirza'nın eli sarılırken Miran koridorda telefonuna baktı.
Sonra abisinin yanına geldi.
"Abi..."
Mirza başını kaldırdı.
"Ne?"
Miran birkaç saniye sustu.
"Yengem aradı tekrar."
Mirza'nın yüzü bir anda değişti.
"Zümra mı?"
Miran başını salladı.
"Ne dedi?"
Miran gözlerini kaçırdı.
"Evrakları imzalamanı istiyor."
Mirza'nın yüzündeki umut söndü.
Miran devam etti.
"Yeni bir hayat kurduğunu söyledi."
Mirza gözlerini kapattı.
Bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sonra çok kısık bir sesle sordu:
"Başka?"
Miran cevap vermeden önce ona baktı.
"Artık senden kurtulmak istediğini söyledi."
Mirza başını geriye yasladı.
Gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
Bu kez onu silmedi.
Sadece fısıldadı:
"Ben ondan nasıl kurtulacağım, Miran?"
Miran sustu.
Mirza gözlerini kapattı.
Çünkü kendi içinde bildiği tek gerçek vardı.
O, Zümra'dan kurtulmak istemiyordu.
Zümra ise ondan kurtulmak istiyordu.
Bölüm etkileşimi
