10. bölüm / 46
Berdel Yazgısı10
Bölümler 46Şu an: 10
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zümra elindeki tepsi ile dilanın yanına gitti.
"annen mirza ile yiyor hadi bakalım sende '
Dilan yengesinin dizlerine uzandı.
" canım istemiyor annemin yüzü babamın bize uğrattığı büyük kırgınlığı geçemiyorum. Bi abim çıktı geldi bir de "
Zümra dilanın saçlarını okşarken konuştu.
" bazen hayat bizim istediğimiz gibi ilerlemiyor Dilan. Bende çok üzüldüm. Annenizi öyle görmeye."
"berzan var bir yenge"
Zümra derin bir nefes aldı.
"ne olursa olsun o senin abin. O da babasını tanımadan büyümüş. Annesini yeni kaybetmiş. Bi anda babası olduğunu öğreniyor ve babasının bir ailesi"
Dilan gözlerini silerek konuştu.
"en çok da buna üzüldüm yenge"
“Bugün yaşananlar sizin ailenizi değiştirebilir. Ama seni değiştirmesine izin verme. Sen hâlâ aynı Dilan'sın. Annen hâlâ senin annen. Mirza hâlâ abin. Berzan'ın da ne olacağını zaman gösterecek.”
Dilan derin bir nefes aldı.
“İyi ki seninle konuştum yenge.”
Zümra gülümsedi.
“Ne zaman istersen konuşuruz. Ağlamak istersen ağlarız, susmak istersen susarız. Ama bunu tek başına taşımayacaksın.”
Dilan başını salladı.
“Tamam.”
Zümra elini sıktı.
"hadi şimdi bir şeyler yiyorsun kalk bakalım"
Mirza Zümra nın Dilan ile konuşmalarını dinlemişti. Zümra dan böyle bir adım beklemediği aşikardı. Ama mirza kime yeteceğini düşünürken Zümra annesine de kardeşine de yetmişti.
Zümra, Dilan’la konuştuktan sonra koridorda bir süre öylece kaldı. Konağın içi sessizdi. Herkesin üzerinde aynı ağırlık vardı.
Tam odasına dönecekken arkasından bir ses duydu.
"Zümra yenge."
Zümra dönüp baktığında Miran’ı gördü. Ellerini cebine sokmuş, ne söyleyeceğini bilemez gibi duruyordu.
"Ne oldu Miran?"
Miran birkaç saniye sustu.
"Yanına gelebilir miyim?"
Zümra başını salladı.
"Gel."
İkisi koridorun sonundaki pencerenin önüne geçtiler. Miran bir süre dışarı baktı.
"Ben Berzan’a kızamıyorum."
Zümra ona baktı.
"Kızamazsın."
"Ama kabullenmek de kolay değil."
"Kolay olduğunu kim söyledi?"
Miran başını eğdi.
"Sabah uyandığımda her şey aynı olsun istedim. Annem yine mutfakta olsun, babam kahvaltıda otursun, Mirza abi her zamanki gibi sessiz sessiz kahvesini içsin... Dilan saçma bir şey anlatıp gülsün."
Sesi titredi.
"Sonra aklıma Berzan geliyor."
Zümra sessizce dinledi.
"Bir insan nasıl aynı anda hem suçsuz hem de hayatımızın bu kadar büyük bir parçası olabilir?"
Zümra derin bir nefes aldı.
"Çünkü Berzan olanlardan sorumlu değil, Miran. Ama senin de hissettiklerin yanlış değil."
Miran ona döndü.
"Ya ona kardeşim dersem anneme ihanet etmiş gibi hissedersem?"
"Demek zorunda değilsin."
"Ya hiç diyemezsem?"
"O da sorun değil."
Miran'ın gözleri doldu.
"Sen nasıl bu kadar sakin konuşabiliyorsun?"
Zümra hafifçe gülümsedi.
"Sakin değilim. Sadece herkesin aynı anda parçalandığını görüyorum."
Miran sustu.
Zümra onun koluna hafifçe dokundu.
"Sen de kendini unutma. Annene üzülmen çok normal. Babana kızman da. Berzan'a karşı ne hissedeceğini bilememen de."
Miran başını salladı.
"Mirza abi çok güçlü duruyor."
"İçi öyle değildir."
"Biliyorum."
Bir süre sessizlik oldu.
Miran bu kez daha alçak bir sesle konuştu.
"Ben annemi böyle görmeye dayanamıyorum."
Zümra'nın yüzü yumuşadı.
"Ben de dayanamıyorum."
"Sen onun gelini olduğun halde yanından ayrılmıyorsun."
"Çünkü artık o sadece Mirza'nın annesi değil."
Miran Zümra'ya baktı.
"Sen gerçekten aileden biri oldun."
Zümra kısa bir an sustu.
"Ben de bunu yeni yeni anlıyorum."
Miran gözlerini sildi.
"Teşekkür ederim Zümra yenge."
"Ne için?"
"Burada olduğun için."
Zümra gülümsedi.
"Ben bir yere gitmiyorum."
Miran ilk kez hafifçe gülümsedi.
"İyi ki geldin bu eve."
Zümra onun omzuna hafifçe vurdu.
"Sen de fazla duygusallaştın."
Miran güldü.
"Bir kere de ben konuşayım dedim."
"İyi yaptın."
Miran tekrar ciddileşti.
"Bir şey sorabilir miyim?"
"Sor."
"Berzan'la zamanla kardeş gibi olabilir miyim sence?"
Zümra hiç düşünmeden cevap verdi.
"Belki."
"Ya olmazsa?"
"O zaman da kendini suçlama. Kardeşlik sadece aynı kandan gelmekle değil, zamanla kurulan bağla da olur."
Miran başını salladı.
"Sen olmasan ne yapardık bilmiyorum."
Zümra hafifçe gülümsedi.
"Ben olmasam da birbirinize tutunurdunuz. Sadece biraz daha zaman alırdı."
Miran birkaç saniye Zümra'ya baktıktan sonra başını eğdi.
"İyi ki varsın Zümra yenge."
"Sen de iyi ki geldin."
Miran uzaklaşırken Zümra arkasından baktı. Konağın içinde herkes kendi acısıyla mücadele ediyordu. Ama ilk defa, bu acının içinde birbirlerine tutunmaya başladıklarını hissediyordu.
Zümra odasının balkonunda tek başına oturuyordu.
Gece sessizdi. Konağın içinden artık neredeyse hiç ses gelmiyordu. Zümra korkuluğa yaslanmış, avlunun karanlığına dalmıştı.
Balkon kapısı açıldı.
Mirza dışarı çıktı.
Zümra başını çevirip ona baktı.
"Uyumadın mı?"
"Sen de uyumamışsın."
Mirza karşısındaki sandalyeye oturdu.
Zümra yeniden önüne döndü.
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Sonra Mirza sessizliği bozdu.
"Teşekkür ederim."
Zümra kaşlarını çattı.
"Ne için?"
Mirza bir an sustu.
"Ben kime yeteceğimi düşünürken sen herkese yettiğin için."
Zümra ona baktı.
"Yine nereden çıktı bu?"
"Bugün annemi gördün."
"Tabii gördüm."
"Yanından ayrılmadın."
"Çünkü yalnız bırakılacak gibi değildi."
Mirza başını eğdi.
"Ben de öyle düşündüm."
"Sen de oğlusun."
"Evet."
"Öyleyse neden yanında değildin?"
Mirza birkaç saniye sessiz kaldı.
"Çünkü ne yapacağımı bilmiyordum."
Zümra'nın sesi yumuşadı.
"babanın meselesi kolay değil."
"Babamın Berzan'ın varlığını yıllarca saklaması…"
Cümlesinin devamını getirmedi.
Zümra tamamladı.
"Sultan annenin hayatının bir kısmının yalan üzerine kurulduğunu öğrenmesi."
Mirza başını salladı.
"Annemin yüzüne baktığımda öfkem daha da büyüyor."
"Öfkelenmen normal."
"Berzan'a kızamıyorum."
"Kızmamalısın da."
"Çünkü onun hiçbir suçu yok."
"Doğru."
Mirza avluya baktı.
"Ama annem Berzan'ı gördüğünde babamın yaptığı şeyi hatırlıyor."
Zümra başını salladı.
"Bu yüzden Berzan'ı kabul etmesi zaman alabilir. Ama bence annenin mevzusu berzan değil. Babanın sakladıkları "
"Ya hiç kabul etmezse Berzan ı?"
"Etmek zorunda değil."
Mirza ona baktı.
"Ne demek istiyorsun?"
"Berzan'ı kabul etmekle Yılmaz beyi affetmek aynı şey değil."
Mirza sustu.
Zümra devam etti.
"Sultan anne şu an ikisini birbirinden ayıramıyor olabilir. Berzan'ı gördüğünde babanın yaptığı geliyor aklına. Bu çok normal."
"Sen olsan?"
"Ben olsam önce kendime zaman verirdim."
"Sonra?"
"Sonra Berzan'a bakardım. Babasının yaptığı şeyin onun suçu olmadığını hatırlardım."
Mirza hafifçe başını salladı.
"Sen annemden daha çok Berzan'ı mı düşünüyorsun?"
"Hayır."
Zümra hiç düşünmeden cevap verdi.
"Sultan annenin acısı başka, Berzan'ın yaşadığı şey başka. İkisinden birini seçmek zorunda değilim."
Mirza ona dikkatle baktı.
"Sen hep böyle misin?"
"Nasıl?"
"Bir şey olduğunda herkesin tarafından bakıyorsun."
Zümra omuzlarını kaldırdı.
"Bakmaya çalışıyorum."
"Ben yapamıyorum."
"Çünkü sen olayın içindesin."
Mirza hafifçe güldü.
"Sen de artık bu ailenin içindesin."
Zümra kısa bir süre sustu.
"Belki de o yüzden."
"Ne?"
"Anneni üzgün görünce ben de kötü hissediyorum."
Mirza'nın yüzündeki ifade yumuşadı.
"Annem seni çok sevdi."
"Ben de onu seviyorum."
"Çok kısa zamanda."
"Bazen insanları tanımak için uzun yıllar gerekmez."
Mirza birkaç saniye ona baktı.
"Sen annemin yanında durunca ben ne yapacağımı daha iyi anlıyorum."
"Ben senin yerine bir şey yapmıyorum."
"Biliyorum."
"Öyleyse?"
"Hatırlatıyorsun."
"Neyi?"
"Kim olduğunu."
Zümra anlamamış gibi baktı.
Mirza devam etti.
"Ben bugün babama kızdığım için Berzan'a da kızabilirdim. Annemi korumaya çalışırken yanlış bir şey yapabilirdim."
Zümra sessizce dinliyordu.
"Ama sen bana durup düşünmeyi hatırlattın."
Zümra hafifçe gülümsedi.
"Demek bazen işe yarıyorum."
"Çoğu zaman."
"Abartma."
"Abartmıyorum."
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra Zümra sordu:
"Mirza."
"Hı?"
"babanla konuşacak mısın?"
"Konuşacağım."
"Ne söyleyeceksin?"
"Bilmiyorum."
"Önce dinle."
"Dinlemek mi?"
"Evet."
Zümra ona döndü.
"Ne kadar kızgın olursan ol, önce neden yaptığını dinle. Bu onu haklı çıkarmaz. Ama senin kafandaki bazı soruların cevabını verir."
Mirza başını salladı.
"Annem için mi?"
"Hayır."
Zümra bir an durdu.
"Kendin için."
Mirza bu cevabı beklemiyordu.
Bir süre Zümra'ya baktı.
"Seninle ilk defa bu kadar uzun konuşuyorum."
"Fark ettim."
"Ve garip şekilde iyi geliyor."
Zümra gülümsedi.
"Çünkü kavga etmiyoruz."
"Sen kavga etmiyorsun."
"Sen de etmiyorsun."
"Sen böyle konuşunca insan kavga edemiyor."
Zümra başını iki yana salladı.
"İyi geceler Mirza."
Mirza ayağa kalktı.
"İyi geceler."
Balkon kapısına geldiğinde tekrar döndü.
"Zümra."
"Evet?"
"Annem için… gerçekten teşekkür ederim."
Zümra ona baktı.
"Bir şey değil."
Mirza içeri girdi.
Zümra ise balkonda kalıp geceyi izlemeye devam etti.
O gece aralarında ne bir aşk sözü vardı ne de büyük bir itiraf.
Sadece ilk kez, iki yabancı gibi değil; aynı evin içinde birbirinin düşüncelerini gerçekten dinleyen iki insan gibi konuşmuşlardı.
Bölüm etkileşimi
