3. bölüm / 46
Berdel Yazgısı3
Bölümler 46Şu an: 3
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Konağın avlusu o akşam kırmızı örtülerle süslenmişti. Her yerde kına tepsileri, mumlar ve çiçekler vardı. Kadınların konuşmaları, arada yükselen müzik sesine karışıyordu.
Zümra ise odasında, aynanın karşısında sessizce oturuyordu.
Üzerindeki kırmızı kınalık ona çok yakışmıştı. Saçları özenle yapılmış, ellerine ince takılar takılmıştı. Aynadaki görüntüsüne baktı ama yüzünde olması gereken mutluluk yoktu.
Züleyha içeri girdi.
“Kızım, herkes seni bekliyor.”
Zümra derin bir nefes aldı.
“Geliyorum anne.”
Züleyha kızının yanına gelip saçını düzeltti.
“Bugün gül biraz.”
Zümra aynadaki yansımasına baktı.
“Gülmeye çalışıyorum.”
Ama ikisi de bunun bir çaba olduğunu biliyordu.
Avluya çıktığında kadınların bakışları ona çevrildi. Alkışlar yükseldi. Zümra başını eğerek yürüdü.
Aynı saatlerde konağın diğer tarafında Mirza da kalabalığın içindeydi.
Üzerinde koyu renk bir takım elbise vardı. Herkes onunla konuşuyor, tebrik ediyor, şakalaşıyordu.
Mirza ise yalnızca avlunun diğer ucuna bakıyordu.
Zümra'yı gördü.
Kırmızıların içinde güzeldi.
Ama yüzündeki ifade, onun içindeki huzursuzluğu ele veriyordu.
Mirza'nın yüzünde de bir gülümseme yoktu.
Yanına gelen Baran, omzuna dokundu.
“İyi misin?”
Mirza gözlerini Zümra'dan ayırmadan cevap verdi.
“İyiyim.”
Baran kısa bir bakışla onu süzdü.
“Öyle görünmüyorsun.”
Mirza bu kez ona baktı.
“Sen de öyle görünmüyorsun.”
Baran sustu.
İkisi de aynı şeyi biliyordu.
Bu gece bir düğüne hazırlanıyorlardı.
Ama ikisinin de gönlünde düğün yoktu.
Müzik yeniden başladı. Zümra'nın ellerine kına yakılması için ortaya kırmızı bir tepsi getirildi.
Züleyha kızının yanına oturdu.
Zümra ellerini uzattı.
Kına avuçlarına bırakılırken gözleri bir anlığına kalabalığın arasında Mirza'yı buldu.
Mirza da ona bakıyordu.
Ne gülümsedi ne de başını çevirdi.
Zümra da aynı şekilde baktı.
İkisinin arasında söylenmemiş tek bir cümle vardı:
Bu evliliği biz seçmedik.
Kına ellerine yakılırken alkışlar yükseldi.
Herkes mutluydu.
Ama Zümra'nın gözleri dolmuştu.
Mirza ise kalabalığın içinde sessizce duruyor, ilk kez hayatında vereceği bir kararın kendi ellerinde olmadığını hissediyordu.
O gece kına yakıldı.
Ama ikisinin de içinde evlilik heyecanından çok, ertesi gün başlayacak hayatın ağırlığı vardı.
Kınanın üzerinden birkaç gün geçmişti.
Konağın avlusu bu kez bambaşka bir görüntüye bürünmüştü. Beyaz örtüler, çiçekler ve ışıklarla süslenmişti. Akşamın serinliği çökerken avluyu dolduran kalabalığın sesi her yere yayılıyordu.
Müzik çalıyor, kadınlar halay çekiyor, erkekler bir köşede sohbet ediyordu.
Herkes için bu bir düğündü.
Zümra içinse bir kararın son noktasıydı.
Üzerindeki gelinliğe baktı. Gelinlikçide yalnızca birkaç saniye baktığı, Mirza'nın onun için aldığı gelinlikti. Aynada kendisini gördüğünde bir anlığına durdu.
Güzeldi.
Ama mutlu değildi.
Züleyha odanın kapısından içeri girdiğinde kızını baştan aşağı süzdü.
“Çok güzel olmuşsun.”
Zümra hafifçe gülümsedi.
“Teşekkür ederim.”
Züleyha kızının ellerini tuttu.
“Bugün senin günün.”
Zümra annesinin gözlerine baktı.
“Biliyorum.”
Ama sesindeki kırgınlık, bu cümlenin aslında ne kadar ağır olduğunu anlatıyordu.
Bir süre sonra kapının önünde hareketlilik başladı.
“Gelin geliyor!”
Zümra derin bir nefes aldı.
Kapıdan çıktığında bütün gözler ona çevrildi.
Mirza da kalabalığın arasında onu bekliyordu.
Onu gördüğü an bakışları birkaç saniye üzerinde kaldı.
Gelinliği içinde gerçekten çok güzeldi.
Ama Mirza'nın yüzünde de düğün heyecanı yoktu.
Zümra yanına geldiğinde Mirza yalnızca başını eğdi.
“Hazır mısın?”
Zümra kısa bir süre sustu.
“Değilim.”
Mirza'nın bakışları değişti.
“Ben de.”
Sonra ikisi de hiçbir şey söylemeden kalabalığın arasına karıştı.
Müzik başladı.
İlk olarak aileler halaya davet edildi. Züleyha, Zümra'nın elinden tutup onu da halaya çekti. Zümra birkaç adım attı, ardından istemsizce gülümsedi. Annesinin mutluluğunu bozmak istemiyordu.
Mirza da diğer tarafta Baran ve babasının yanında duruyordu.
Baran onu kolundan çekti.
“Sen de oynayacaksın.”
“Ben iyiyim.”
“Bugün evleniyorsun, biraz olsun gül.”
Mirza kardeşine baktı.
“Gülmeye çalışıyorum.”
Baran başını sallayıp onu halaya çekti.
Kalabalığın arasında Mirza ve Zümra birkaç kez göz göze geldi.
İkisinin de yüzünde kısa süreli gülümsemeler oluştu.
Ama gözleri aynı şeyi söylüyordu.
Bu gülümsemeler kendileri için değildi.
Gece ilerledikçe müzik, alkışlar ve tebrikler devam etti. Büyükler gelip ikisinin de ellerini tuttu.
“Allah mesut etsin.”
“Bir yastıkta kocayın.”
“Birbirinize sahip çıkın.”
Zümra her defasında başını eğip teşekkür etti.
Mirza da aynı şekilde.
Bir ara Zümra'nın yanına küçük çocuklar geldi. Eteğinin ucuna basıp onunla fotoğraf çekilmek istediler. Zümra ilk kez gerçekten gülümsedi.
Mirza uzaktan onu izledi.
Onu ilk kez böyle görüyordu.
Kısa bir an için, bütün bu evliliğin içinde Zümra'nın gerçekten mutlu olabileceği bir hayat düşüncesi geçti aklından.
Sonra kendini toparladı.
Çünkü bu evlilik onların seçimi değildi.
Gecenin sonunda kalabalık yavaş yavaş dağılmaya başladı.
Konağın ışıkları birer birer sönerken geriye yalnızca birkaç kişi kaldı.
Mirza arabasının yanına geldi.
Zümra da yanına yaklaştı.
“Nereye gidiyoruz?”
Mirza kapıyı açtı.
“Bir yere.”
“Konak değil mi?”
“Hayır.”
Zümra kaşlarını çattı.
“Mirza…”
“Merak etme. Sana zarar vermeyeceğim.”
Zümra bir şey söylemeden arabaya bindi.
Uzun süren yolculuğun ardından konağın kalabalığından tamamen uzaklaştılar.
Dağların arasında, ağaçların çevrelediği küçük bir kulübenin önünde durdular.
Zümra arabadan indi.
Etrafına baktı.
“Burası ne?”
Mirza bagajdan birkaç çanta çıkarırken cevap verdi.
“Bir süre burada kalacağız.”
Zümra kulübeye baktı.
“Bizi buraya neden getirdin?”
Mirza bir an sustu.
“Çünkü bugün herkes bizim için karar verdi.”
Gözlerini Zümra'ya çevirdi.
“En azından bu gece ne yapacağımıza kendimiz karar verelim.”
Zümra ilk kez ona karşılık vermeden sadece başını salladı.
İkisi de yorgundu.
İkisi de mutsuzdu.
Ama o küçük kulübede, ilk kez kalabalıktan ve ailelerin kararlarından uzakta yalnız kalmışlardı.
Kapı açıldı.
İçeri girdiler.
Ve arkalarında, hayatlarının ilk gününü birlikte geçirdikleri o büyük konağın bütün gürültüsünü bıraktılar.
Zümra kulübeye girdikten sonra tek kelime etmeden odasına geçti.
Günün bütün yorgunluğu üzerine çökmüştü. Gelinliğini çıkarıp kenara bıraktı, ardından banyoya girip uzun bir duş aldı. Duştan çıktığında üzerindeki düğün gecesinden geriye hiçbir şey kalmamıştı.
Saçlarını kurulayıp yatağa uzandı.
Başını yastığa koyduğu anda gözleri ağırlaştı.
Mirza içeri girdiğinde odanın sessiz olduğunu fark etti. Bakışları yatağa kaydı.
Zümra çoktan uyumuştu.
Yüzündeki bütün o inatçı ifade gitmiş, yerini sakin bir uykuya bırakmıştı.
Mirza birkaç saniye onu izledi.
Sonra bakışlarını kaçırıp banyoya girdi. O da duşunu aldı ve üzerini değiştirip odaya döndü.
Yatağın diğer tarafında Zümra'ya baktı.
Başka bir yer yoktu.
İstemese de yatağın kenarına uzandı. Aralarında mümkün olduğunca mesafe bırakarak kendini yatağın diğer ucuna kıvırdı.
Zümra uykusunda hafifçe hareket etti.
Mirza hemen gözlerini kapattı.
Bir süre tavana baktı.
Aynı çatı altında, aynı yatakta uyuyorlardı.
Ama ikisi de bunun henüz bir evlilik gibi hissettirmediğini biliyordu.
Mirza derin bir nefes aldı.
“Ne hale geldik…” diye fısıldadı.
Sonra gözlerini kapattı.
Kulübenin sessizliği içinde, ikisi de birbirinden habersiz uykuya daldı.
Bölüm etkileşimi
