19. bölüm / 46
Berdel Yazgısı19
Bölümler 46Şu an: 19
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zümra annesinin evindeki odasında yatağın kenarında oturuyordu.
Gözleri saatlerdir aynı noktaya takılı kalmıştı.
Telefonu yanındaydı.
Her titreşimde kalbi hızlanıyor, ekrana baktığında yine başka bir bildirim görüyordu.
Mirza'dan hiçbir şey yoktu.
Zümra telefonu eline aldı.
Onun adını açtı.
Bir süre ekrana baktı.
Aramak istedi.
"Belki o da benim aramamı bekliyordur..."
Parmağı arama tuşuna yaklaşınca durdu.
Başını iki yana salladı.
"Hayır."
Telefonu bıraktı.
"Bu kez ben aramayacağım."
Gözlerinden yaş süzüldü.
Çünkü aslında istediği şey kavga etmek değildi.
Mirza'nın gelip kapısında durmasını istiyordu.
"Gitme." demesini...
"Ben seni bırakmıyorum." demesini...
Ama Mirza da sessizdi.
Zümra derin bir nefes aldı.
Kendi kendine söz verdi.
"İlk adımı ben atmayacağım."
Bir süre sustu.
Sonra gözlerini kapatıp daha kesin bir sesle ekledi:
"Mirza gelmezse... boşanma davasını ben açacağım."
Bu cümleyi söylerken kalbi paramparça oluyordu.
Çünkü aslında boşanmak istediğinden emin değildi.
Sadece Mirza'nın onu gerçekten isteyip istemediğini bilmek istiyordu.
Eğer Mirza hiçbir şey yapmadan susmaya devam ederse, Zümra da bir daha onun peşinden gitmeyecekti.
Aynı saatlerde Mirza da odasında telefonuna bakıyordu.
Zümra'dan tek bir mesaj bile gelmemişti.
O da aramıyordu.
İkisi de aynı şeyi bekliyordu.
İkisi de karşı tarafın ilk adımı atmasını istiyordu.
Ve ikisinin de bilmediği şey şuydu:
Bu sessizlik daha fazla sürerse, Zümra gerçekten geri dönmeyecekti.
Mirza bütün gün odasından çıkmadı.
Kahvaltıya inmedi.
Öğle yemeğine de.
Sultan birkaç kez kapısına gitmiş, cevap alamayınca geri dönmüştü.
Akşamüstü Miran daha fazla dayanamadı.
Kapıyı iki kez çaldı.
"Abi?"
Cevap gelmedi.
Miran kapıyı yavaşça açtı.
İçeri girdiğinde olduğu yerde kaldı.
Mirza pencerenin önündeki koltukta oturuyordu.
Gömleğinin kolları sıvalıydı.
Saçları dağılmıştı.
Elinde bir şişe vardı.
Miran'ın yüzü ciddileşti.
"Abi..."
Mirza başını kaldırdı.
"Ne?"
Miran birkaç saniye kardeşine baktı.
"Ne yapıyorsun sen?"
Mirza elindeki şişeye baktı.
"Hiç."
Miran yaklaştı.
"Sabah beri odadan çıkmadın."
Mirza cevap vermedi.
Miran'ın gözü yatağın üzerindeki telefona kaydı.
Ekranda hâlâ Zümra'nın adı görünüyordu.
Miran her şeyi anlamış gibi nefes verdi.
"Zümra yüzünden mi?"
Mirza'nın çenesi gerildi.
"Onun adını söyleme."
Miran sustu.
Sonra sakin bir sesle konuştu.
"Abi, böyle yaparak hiçbir şeyi düzeltemezsin."
Mirza acı bir gülümseme bıraktı.
"Ben zaten hiçbir şeyi düzeltemedim."
Miran'ın bakışları yumuşadı.
"Git konuş onunla."
Mirza başını kaldırdı.
"Git diyorsun da..."
Sesi ilk kez kırıldı.
"Ya beni istemezse?"
Miran cevap veremedi.
Mirza şişeyi masaya bıraktı.
"Ben onu gönderdim, Miran."
Kısa bir sessizlik oldu.
"Şimdi dönüp de 'gel' demeye yüzüm yok."
Miran kardeşine baktı.
"Belki de senden tek istediği bunu duymaktır."
Mirza gözlerini kapattı.
Ama cevap vermedi.
Miran kapının yanında birkaç saniye sessizce durdu.
Sonra iç çekip kapıyı kapattı.
"Ver şunu."
Mirza kaşlarını çattı.
"Neyi?"
"Şişeyi."
Mirza şaşkınlıkla baktı.
"Sen de mi içeceksin?"
Miran omuz silkti.
"Sen tek başına içersen daha beter olacaksın."
Mirza kısa bir gülümseme bıraktı ve şişeyi ona uzattı.
Miran karşısındaki koltuğa oturdu.
Bir süre ikisi de konuşmadan oturdu.
Sonra Miran sessizliği bozdu.
"Abi..."
"Hı?"
"Sen ona ne yaptın?"
Mirza başını öne eğdi.
"Hiçbir şey."
Miran kaşını kaldırdı.
"Hiçbir şey yapmadığın için mi kız gitti?"
Mirza acı bir şekilde güldü.
"Keşke bir şey yapmış olsaydım."
Miran ona baktı.
"Onu seviyor musun?"
Mirza'nın eli durdu.
Uzun süre cevap vermedi.
Sonra başını kaldırıp kardeşine baktı.
"Ben ona aşık oldum."
Miran'ın yüzündeki ifade değişti.
Mirza devam etti.
"Ne zaman olduğunu bilmiyorum."
Gözlerini yere indirdi.
"İlk başta. Bana karşı çıkmasına, inat etmesine sinir oluyordum."
Kısa bir sessizlik.
"Sonra bir gün baktım... odada olmayınca onu arıyorum."
Miran hafifçe gülümsedi.
"Devam et."
Mirza gözlerini kapattı.
"Başına bir şey gelecek diye korkuyorum. Birisi ona baktığında sinirleniyorum. Güldüğünde içim rahatlıyor."
Bir an durdu.
"Bugün kapıdan çıkıp gittiğinde..."
Sesi kısıldı.
"Benim içimden onun peşinden koşmak geldi."
Miran sessizce dinliyordu.
"Niye gitmedin?"
Mirza başını kaldırdı.
"Gurur."
Miran başını iki yana salladı.
"Şu gururunuz yüzünden başınıza gelmeyen kalmadı."
Mirza istemsizce güldü.
"Ben ona kal diyemedim."
"Belki de şimdi gitmelisin."
Mirza elindeki bardağa baktı.
"Ya dönmezse?"
Miran bu kez ciddi bir ifadeyle cevap verdi.
"En azından denemiş olursun."
Mirza sustu.
Sonra telefonuna baktı.
Zümra'nın adı hâlâ ekrandaydı.
Parmağı ismin üzerinde gezindi.
"Ben onu gerçekten kaybetmek istemiyorum, Miran."
Miran omzuna dokundu.
"O zaman ilk defa gururunu bir kenara bırak."
Gece konağın bütün ışıkları birer birer söndü.
Mirza odasında yalnız kaldı.
Miran gittikten sonra duş almış, üstünü değiştirmişti ama yatağa girmeye bir türlü cesaret edememişti.
Sonunda yatağın kenarına oturdu.
Gözleri karşı taraftaki boşluğa takıldı.
Zümra'nın tarafına.
Bir zamanlar onun eşyalarının durduğu yerde şimdi hiçbir şey yoktu.
Mirza elini yatağın üzerinde gezdirdi.
Boştu.
İlk defa bu yatağın ne kadar büyük olduğunu fark etti.
Zümra yanındayken yatağın yarısı ona aitmiş gibi geliyordu.
Şimdi ise koskoca oda üzerine üzerine geliyordu.
Telefonunu aldı.
Saat gece yarısını geçmişti.
Zümra'dan hâlâ mesaj yoktu.
Mirza ekranı kapattı.
Sonra tekrar açtı.
Kendi kendine kızdı.
"Ne bekliyorsun?"
Cevap vermedi.
Yatağa uzandı.
Bir süre tavana baktı.
Sonra istemsizce diğer tarafa döndü.
"Zümra..."
Sesi odanın sessizliğinde kayboldu.
Normalde bu saatte onun nefesini duyuyor olurdu.
Bazen uykusunda kıpırdanırdı.
Bazen yorganı kendine çekerdi.
Bazen Mirza fark etmeden ona doğru yaklaşırdı.
Şimdi hiçbir şey yoktu.
Sadece sessizlik.
Mirza gözlerini kapattı.
Zümra'nın kokusunu hatırladı.
Gözlerini açtı.
Yatağın boş tarafına baktı.
O an anladı.
Zümra'nın yokluğu yalnızca odada değildi.
Konağın her yerindeydi.
Sabah kahvaltı masasında...
Merdivenlerde...
Balkonda...
Hatta koridorda yürürken bile onun adımlarını arıyordu.
Mirza yatağın kenarına oturdu.
Alyansı cebinden çıkardı.
Avucunun içinde tuttu.
"Sen gidince ev bile değişti."
Sesi kısıktı.
Sonra başını ellerinin arasına aldı.
Bütün gün kendine söylediği cümle aklına geldi:
Gururumu bozmayacağım.
Ama gece ilerledikçe o gururun hiçbir anlamı kalmıyordu.
Çünkü Zümra yoktu.
Ve Mirza ilk kez, onu kaybetmenin gerçekten ne demek olduğunu hissediyordu.
Telefonunu tekrar eline aldı.
Zümra'nın adına baktı.
Bu kez parmağı arama tuşunun üzerinde uzun süre kaldı.
Fakat yine aramadı.
Sadece fısıldadı:
"Keşke gitmeseydin."
Ve o gece Mirza, Zümra'nın yanında olmasının hayatının sıradan bir parçası değil, hayatının kendisi hâline geldiğini anladı.
Bölüm etkileşimi
