31. bölüm / 46
Berdel Yazgısı31
Bölümler 46Şu an: 31
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime · Okuduğun bölüm
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zümra hemen ayağa kalktı.
"Kapıyı açma."
Miran ona baktı.
"Yenge, sakin ol."
"Git dedim."
Kapının ardından Mirza'nın sesi duyuldu.
"Zümra."
Zümra'nın nefesi kesildi.
"Zümra, biliyorum içeridesin."
Miran gözlerini kapattı.
Zümra ise karnını iki eliyle koruyarak kapıya baktı.
"Ne olur git," diye fısıldadı.
Mirza kapının diğer tarafında tekrar konuştu.
"Bir dakika olsun yüzünü görmek istiyorum."
Zümra gözlerini kapattı.
"Git Mirza."
Kapının arkasında sessizlik oldu.
Sonra Mirza'nın sesi daha kısık çıktı.
"Zümra... lütfen."
Zümra kapıya birkaç adım yaklaştı ama açmadı.
"Buraya gelmemeliydin."
"Sen beni aramıyorsun. Telefonlarımı açmıyorsun. Nerede olduğunu söylemiyorsun. Ben başka ne yapabilirdim?"
Zümra'nın gözlerinden yaş süzüldü.
"Hiçbir şey yapma."
Miran sessizce Zümra'ya baktı.
Mirza'nın sesi yeniden duyuldu.
"Kapıyı aç."
Zümra başını iki yana salladı.
"Hayır."
"Zümra..."
"Git."
Bu kez sesi daha sertti.
"Ne olur git Mirza. Beni görme. Buradan git."
Mirza kapının arkasında uzun süre sustu.
Zümra elini karnının üzerine koydu.
Miran bunu gördü.
Ve kapının diğer tarafındaki Mirza'nın, yalnızca birkaç metre ötede olduğunu düşündü.
Zümra kapının önünde duruyordu.
Bir eli kapının üzerinde, diğer eli karnındaydı.
Tam Mirza'nın sesini yeniden duyduğu anda karnına giren ani bir ağrıyla yüzü buruştu.
"Ah!"
Miran bir anda ayağa kalktı.
"Yenge!"
Zümra birkaç saniye nefes alamadı. Elini karnından çektiğinde parmaklarının arasındaki kırmızıyı gördü.
Gözleri büyüdü.
"Miran..."
Miran yanına koştu.
"Kanaman var!"
Zümra korkuyla başını salladı. Gözlerinden yaşlar boşalmaya başladı.
"Hayır..."
Kapının diğer tarafındaki Mirza da sesi duymuştu.
"Zümra!"
Kapıya vurdu.
"Ne oldu? Zümra, kapıyı aç!"
Zümra panikle Miran'a döndü.
"Git!"
"Yenge, önce hastaneye—"
"Sana git dedim!"
Miran olduğu yerde kaldı.
Zümra'nın sesi titriyordu.
"Miran, abini de al git! İkiniz de gidin!"
"Yenge, bu halde seni yalnız bırakamam."
"Benim için değil!"
Zümra karnını tutarak geri çekildi.
"Bu bebeği düşünüyorsan git!"
Kapının ardından Mirza'nın sesi yükseldi.
"Zümra! Aç şu kapıyı!"
Zümra gözlerini kapattı.
"Mirza'yı da götür."
Miran çaresizce ona baktı.
"Yenge..."
"Ne olur."
Zümra'nın sesi artık yalvarmaya dönüşmüştü.
"Sana git dedim Miran. Abini de al, git. Beni burada bulduğunuzu unut. Ne olur..."
Miran bir an Mirza'nın sesine, sonra Zümra'nın kanlı eline baktı.
Artık bunun saklanabilecek bir şey olmadığını biliyordu.
Kapının dışından Mirza bir kez daha bağırdı:
"ZÜMRA!"
Zümra gözyaşları içinde karnına sarıldı.
"Git..."
Miran kapıya doğru yöneldi.
Ama kapının arkasında bekleyen Mirza'nın hiçbir şeyden haberi yoktu.
Ve birkaç metre ötede, Zümra'nın sakladığı gerçek artık kanla birlikte ortaya çıkmıştı.
Zümra'nın dizlerinin bağı bir anda çözüldü.
"Miran..."
Sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.
Miran hemen ona uzandı ama Zümra'nın gözleri kapanmıştı.
"Yenge!"
Zümra cevap vermedi.
Miran onu yere düşmeden yakalamaya çalıştı fakat Zümra çoktan bilincini kaybetmişti.
Kapının ardından Mirza'nın sesi yeniden yükseldi.
"Zümra! Ne oldu?"
Miran bir an dondu.
Sonra kapıya baktı.
Artık saklayabileceği hiçbir şey kalmamıştı.
Kapıyı açtı.
Mirza içeri adımını attığı anda olduğu yerde kaldı.
Gözleri önce Miran'a, ardından yere kaydı.
Zümra yerde hareketsiz yatıyordu.
Yüzü bembeyazdı.
Elbisesinin altında karnı belli oluyor, bacaklarına doğru kan bulaşıyordu.
Mirza'nın yüzündeki bütün ifade silindi.
"Zümra..."
Bir adım attı.
Sonra dizlerinin üzerine çöktü.
"Zümra!"
Ellerini ona uzatırken titriyordu.
"Karım..."
Zümra'dan hiçbir cevap gelmedi.
Mirza'nın gözleri doldu.
"Miran..."
Sesi parçalanmış gibiydi.
"Ne oldu karıma?"
Miran cevap veremedi.
Mirza Zümra'nın yüzünü ellerinin arasına aldı.
"Zümra, gözlerini aç."
Sonra bakışları tekrar kanlı bacaklarına kaydı.
Nefesi kesildi.
"Bu kan..."
Miran hemen telefonuna sarıldı.
"Ambulans çağırıyorum."
Mirza başını kaldırıp ona baktı.
"Çocuğumuz..."
Miran sustu.
Mirza'nın sesi titredi.
"Çocuğumuz mu var?"
Miran gözlerini kapattı.
Ve o an, Zümra'nın aylardır sakladığı sır artık Mirza'nın karşısında bütün çıplaklığıyla duruyordu.
Hastanenin acil servis kapıları açıldığında Mirza, Zümra'nın sedyesinin yanında yürüyordu.
Gözlerini bir an bile ondan ayırmıyordu.
Doktorlar Zümra'yı içeri aldığında Mirza kapının önünde kaldı. Elleri titriyordu.
Miran yanında sessizce duruyordu.
Dakikalar geçmek bilmiyordu.
Sonunda doktor dışarı çıktı.
Mirza hemen önüne geçti.
"Doktor... karım?"
Doktor sakin bir ifadeyle başını salladı.
"Zümra'nın durumu şu an stabil. Kanama kontrol altına alındı."
Mirza'nın nefesi biraz olsun düzeldi.
"Ya bebek?"
Doktor hafifçe gülümsedi.
"Kalp atışlarını aldık. Bebek iyi. Şu an için bebeği kaybetme yönünde bir bulgu yok. Ancak Zümra'nın bir süre dinlenmesi ve yakın takip edilmesi gerekiyor."
Mirza gözlerini kapattı.
Sanki o ana kadar tuttuğu nefesi yeni bırakmıştı.
"Şükür..."
Saatler sonra Zümra yavaşça gözlerini açtı.
Önce tavandaki beyaz ışığı gördü.
Başını çevirdiğinde ise bir el hissetti.
Parmakları başka bir elin içindeydi.
Mirza.
Başını yatağın kenarına yaslamış, onun elini iki eliyle tutuyordu.
Zümra birkaç saniye ona baktı.
Mirza'nın gözleri kapalıydı ama yüzündeki yorgunluk her şeyi anlatıyordu.
Zümra hafifçe kıpırdadı.
Mirza hemen gözlerini açtı.
"Zümra..."
Zümra'nın dudakları aralandı.
Sesi çok zayıftı.
"Ben..."
Mirza hemen doğruldu.
"Buradayım."
Zümra'nın gözleri doldu.
Ama Mirza'nın yüzüne bakmak yerine elini karnına götürmeye çalıştı.
"Mirza..."
"Buradayım."
Zümra'nın sesi titredi.
"Bebeğim?"
Mirza'nın gözleri doldu.
Elini onun elinin üzerine koydu.
"Bebeğimiz iyi."
Zümra'nın gözlerinden yaşlar süzüldü.
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten."
Mirza başını eğip Zümra'nın elini öptü.
"İkiniz de iyisiniz."
Zümra gözlerini kapattı.
Derin bir nefes aldı.
Sonra fısıldadı:
"Ben onu kaybetmekten çok korktum."
Mirza'nın sesi kırıldı.
"Ben de seni..."
Cümlesini tamamlayamadı.
Zümra gözlerini açıp ona baktı.
İlk kez Mirza'nın gözlerinde öfke değil, yalnızca korku ve sevgi vardı.
Zümra gözlerini birkaç saniye kapalı tuttu.
Mirza hâlâ elini tutuyordu.
"Zümra..."
Zümra gözlerini açtı ve doğrudan ona baktı.
Bakışlarında hâlâ kırgınlık vardı.
Elini yavaşça onun elinden çekti.
"Seni görmek istemiyorum."
Mirza donup kaldı.
"Zümra..."
"Git."
Sesi zayıftı ama kararlıydı.
"Ne olur git Mirza."
Mirza başını eğdi.
"Ben sadece iyi olduğundan emin olmak istedim."
"Oldun."
Zümra yüzünü diğer tarafa çevirdi.
"Artık gidebilirsin."
Mirza birkaç saniye boyunca ona baktı.
Sonra gözleri Zümra'nın karnına kaydı.
"Çocuğumuz..."
Zümra hemen sözünü kesti.
"Onun için burada kalmanı istemiyorum."
Mirza'nın yüzü düştü.
"Ben seni yalnız bırakmak istemiyorum."
Zümra gözlerini kapattı.
"Ben yalnız kalmaya alıştım."
Bu cümle Mirza'nın içine ağır bir şekilde oturdu.
Yine de tartışmadı.
Ayağa kalktı.
"Tamam."
Kapıya doğru birkaç adım attı.
Sonra arkasını döndü.
"Seni hâlâ seviyorum, Zümra."
Zümra cevap vermedi.
Mirza birkaç saniye bekledi.
Sonra sessizce odadan çıktı.
Kapı kapandığında Zümra'nın gözlerinden tek bir damla yaş süzüldü.
Elini karnının üzerine koydu.
Ve fısıldadı:
"Biz bize yeteriz..."
Kapı açıldı.
Doktor içeri girdi.
"Zümra Hanım, bebeğin kalp atışlarını tekrar kontrol edeceğim."
Zümra başını salladı.
Mirza ise yatağın yanında sessizce duruyordu.
Doktor cihazı hazırlarken Zümra ona baktı.
"Mirza, dışarı çıkar mısın?"
Mirza'nın yüzü düştü.
"Zümra..."
"Çık lütfen."
Mirza birkaç saniye sustu. Tam o sırada doktor cihazı Zümra'nın karnına yerleştirdi.
Mirza istemsizce başını o tarafa çevirdi.
"Ben de..."
Zümra hemen sözünü kesti.
"Hayır."
Mirza onun gözlerine baktı.
"Bir kere olsun dinleyeyim."
Zümra başını iki yana salladı.
"Hayır Mirza. Dışarı çık."
Mirza'nın gözleri doldu.
"Yapma..."
Zümra bakışlarını kaçırdı.
"Esirgeme bunu benden."
Mirza acıyla gülümsedi.
"Ben senden hiçbir şey istemiyorum. Sadece çocuğumun kalbini duymak istiyorum."
Zümra'nın gözleri dolsa da sesi kararlıydı.
"Çık."
Mirza birkaç saniye boyunca ona baktı.
Sonra başını eğdi.
"Tamam."
Kapıya yöneldi.
Doktor cihazı çalıştırdığı sırada Mirza henüz odadan çıkmıştı.
Kapı kapandığında içeriden bebeğin kalp atışları duyulmaya başladı.
Mirza koridorda durdu.
Bir an kapıya baktı.
Ama içeriden gelen sesi duyamadı.
Sadece kapının önünde sessizce bekledi.
Ve ilk kez baba olacağını bilmesine rağmen, kendi çocuğunun kalp atışlarını duymadan o odanın kapısının dışında kaldı.
Miran abisine destek ile yanına geldi.
"bana bebeğimin kalp atışlarını dinlemeye izin vermedi"
"abi düzelecek"
Mirza nın yanağından yaş süzüldü.
Doktor içeriden çıktığında mirza doktora baktı.
"Zümra hanım bilgi vermememizi istemedi"
Mirza donup kaldı. Sevdiği kadın sadece kendinden değil bebeğinden de mahrum bırakıyordu.
Bölüm etkileşimi
