2. bölüm / 46
Berdel Yazgısı2
Bölümler 46Şu an: 2
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aradan yalnızca birkaç gün geçmişti.
Zümra'nın evinin salonu o akşam kalabalıktı.
Züleyha mutfaktan son kez çıkıp sofraya baktı. Yusuf ise gelen misafirlerle ilgileniyordu. Sultan ve Yılmaz da yanlarında Mirza ile birlikte salona girmişti.
Her şey olması gerektiği gibiydi.
Çaylar konulmuş, tatlılar hazırlanmış, büyükler yerlerini almıştı.
Ama Zümra'nın yüzündeki ifade, bu gecenin onun için sıradan bir aile buluşması olmadığını açıkça belli ediyordu.
Yanında oturan annesine eğildi.
“Bunu gerçekten yapıyorlar.”
Züleyha kızının elini tuttu.
"Zümra…”
“Bana sormadan.”
Züleyha cevap veremedi.
Karşı tarafta Mirza da sessizce oturuyordu. Babasının yanında, yüzünde en ufak bir memnuniyet belirtisi olmadan duruyordu.
Yılmaz söze girdi.
“Allah'ın izni, büyüklerin rızasıyla bu iki gencin birbirine uygun olduğunu düşündük.”
Zümra başını kaldırdı.
Mirza da ona baktı.
İlk karşılaşmalarından sonra ilk kez aynı ortamda bulunuyorlardı.
Bakışları yalnızca birkaç saniye kesişti.
Sonra ikisi de aynı anda gözlerini kaçırdı.
Yusuf konuşmaya devam etti.
“Bugün burada aileler olarak kararımızı tamamlamak için toplandık.”
Sultan, Zümra'ya baktı.
“Allah tamamına erdirsin.”
Zümra'nın içinden itiraz etmek geldi.
Ama odadaki herkes kararını çoktan vermişti.
Bir süre sonra kahveler dağıtıldı.
Söz yüzükleri hazırlanırken Züleyha, kızının yanına geldi.
“Hazır mısın?”
Zümra ellerine baktı.
“Hayır.”
Annesi ne diyeceğini bilemedi.
Aynı dakikalarda Mirza'nın yanına gelen Sultan da oğlunun elini tuttu.
“Biraz olsun gülümse.”
Mirza annesine baktı.
“Gülünecek bir şey göremiyorum.”
Sultan derin bir nefes aldı.
“Bu geceyi daha fazla zorlaştırma.”
Mirza cevap vermedi.
Bir süre sonra iki yüzük ortaya getirildi.
Yusuf ve Yılmaz ayağa kalktı.
Zümra ile Mirza yan yana getirildi.
İkisinin arasında birkaç santimlik mesafe vardı.
Yüzükler parmaklarına takıldı.
Kurdele kesildi.
Herkes alkışladı.
“Allah tamamına erdirsin.”
“Allah mesut etsin.”
“Bir yastıkta kocasınlar.”
Sözler havada uçuşurken Zümra yalnızca elindeki yüzüğe baktı.
Mirza da aynı şeyi yaptı.
Birbirlerine bakmadılar.
O gece herkes mutlu bir başlangıç yapıldığına inanırken, Zümra'nın aklından tek bir şey geçiyordu:
Bu benim hayatım.
Mirza ise yüzüğün parmağındaki ağırlığını hissediyordu.
Ben bunu istemedim.--
Gece yarısını çoktan geçmişti.
Zümra odasına girdiğinde kapıyı kapattı.
Bir süre sessizce aynanın karşısında durdu.
Sonra parmağındaki yüzüğe baktı.
Yavaşça çıkardı.
Komodinin üzerine bıraktı.
“Ben bunu takmayacağım.”
Yüzüğe son kez baktı ve ışığı kapattı.
Aynı saatlerde Mirza da kendi odasındaydı.
Gömleğinin kollarını sıvarken parmağındaki yüzüğü fark etti.
Kaşları çatıldı.
Hiç düşünmeden çıkardı.
Komodinin üzerine bıraktı.
O da yüzüğü takmadı.
İki ayrı evde, iki ayrı insan…
Aynı gece aynı kararı vermişti
Yüzükler artık parmaklarında değildi.
Ama ailelerinin verdiği karar hâlâ yerli yerindeydi.
Ve ikisi de henüz bilmiyordu…
Bu yüzükleri bir gün kendi istekleriyle yeniden takacaklarını.
Söz den bir kaç gün geçmişti. Günlerdir ikisinin de aklından aynı şey geçiyordu.
Biz istemedik.
İkisi de yüzüklerini takmamışlardı. O gece çıkarttıları yerde duruyordu.
Mardin'in 1. Caddesi her zamanki kalabalığıyla karşılarındaydı.
Taş binaların arasından yükselen sesler, dükkânların önündeki hareketlilik ve kuyumcuların ışıl ışıl vitrinleri caddenin canlılığını artırıyordu.
Züleyha önde yürüyordu.
Yanında Sultan vardı.
Arkalarında Dilan ile Mirza ilerliyordu.
Zümra ise en arkadan geliyordu.
Sessizdi.
Bugün onun düğünü için alışveriş yapılacaktı.
Ama Zümra'nın yüzünde düğün hazırlığına dair en ufak bir heyecan yoktu.
Mirza nın dikkatini en başından Zümra nın elinde yüzük olmaması çekmişti. Kendisinde de yoktu
İlk önce yatak odası bakmaya gelmişlerdi. Zümra arkada yanlarına biblo gibi dırıyırdu. Kukla gibi sağa sola gidiyordu.
Züleyha kızı Zümra nın elini tutmuş seçmesi için baskı yapıyordu. Zümra bir kez inat etmişti seçmeyecekti. Seçmek için kendisinin istemesi gerekiyordu.
Sultan Zümra ya kızmıyordu karşısındaki kız oğlunun kız versiyonuydu.
Mirza, ailesinin seçimlerini izleyen Zümra'ya baktı.
“Sen de seçsene.”
Zümra kısa bir süre yatağa baktı.
“Ne fark eder?”
“Sen kullanacaksın.”
Zümra gözlerini ona çevirdi.
“Belki de kullanmam.”
Mirza'nın bakışları değişti.
Zümra ise hiçbir şey söylemeden diğerlerinin yanına döndü.
Gelinlikçinin kapısından içeri girdiklerinde Züleyha’nın yüzünde heyecanlı bir gülümseme vardı. Zümra ise daha ilk adımda bunun uzun süreceğini anlamış gibi kollarını göğsünde birleştirmişti.
Kadın, onları karşılayıp gelinlikleri göstermeye başladığında Züleyha birkaç tanesini işaret etti.
“Şunlara bakalım. Belki içlerinden biri hoşuna gider.”
Zümra gelinliklere şöyle bir baktı.
“Daha sonra bakarız.”
Züleyha kaşlarını çattı.
“Ne demek daha sonra?”
“Şimdi seçmeyeceğim.”
“Zümra…”
“Anne, inatlaşmıyorum. Sadece bugün gelinlik seçmek istemiyorum.”
Mirza, Zümra’nın birkaç adım gerisinde sessizce onları izliyordu. Zümra’nın bakışları gelinliklerin üzerinde dolaşıyor, fakat her seferinde hemen başka tarafa çevriliyordu.
Züleyha iç çekti.
“Peki. Daha sonra bakarız. Zümra’nın bugün inadı tuttu.”
Zümra cevap vermedi.
Tam çıkacakları sırada gözleri yeniden gelinliklere kaydı.
Bir anlığına durdu.
Bakışları, diğerlerinin arasında duran bir gelinlikte kaldı. İnce işlemeleri vardı. Gösterişli değildi ama zarifti. Zümra birkaç saniye boyunca ona baktı.
Sonra hiçbir şey olmamış gibi arkasını döndü.
“Gidelim.”
Mirza ise o birkaç saniyeyi kaçırmamıştı.
“Gidelim.”
Akşam olduğunda konağın kapısında bir araç durdu.
İçinden büyük, beyaz bir kutu indirildi.
Züleyha merakla kapıya yöneldi.
“Bu ne?”
"mirza bey yolladı efendim gelin hanımınmış"
Zümra odasından çıkıp salona geldiğinde herkesin bakışının üzerinde olduğunu fark etti.
“Ne oldu?”
Züleyha gülümseyerek kızına baktı
"mirza yollamış seninmiş"
Zümra kapağı açtığında gözleri bir anda büyüdü.
Gelinlikti.
Gelinlikçide baktığı o ince , zarif gelinlik.
Bir süre hiçbir şey söylemeden ona baktı.
Kutunun içinde gelinliğin yanında özenle katlanmış bir kınalık da vardı. Kırmızı, zarif işlemeleriyle gelinliğin yanında duruyordu.
Zümra önce gelinliğe, sonra kınalığa baktı.
Zümra birkaç saniye boyunca gözlerini alamadı. Bunlar bugün baktıklarıydı.
Züleyha gelinliği kaldırarak kızına uzattı.
"denesene"
Zümra nın omuzları kalkıp indi.
"o gün mecbur giyeceğim zaten denemeyeceğim '
Bölüm etkileşimi
