13. bölüm / 46
Berdel Yazgısı13
Bölümler 46Şu an: 13
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Çiftlikte birkaç gün beklediklerinden çok daha hızlı geçmişti.
Sabahları erkenden kalkıyor, kahvaltılarını bahçede yapıyorlardı. Dilan neredeyse her an Zümra'nın yanındaydı. Miran ise ona silah kullanmayı öğretmeye devam ediyor, Zümra da öğreniyormuş gibi yapıp ikisini güldürüyordu.
Mirza ise çoğu zaman onları uzaktan izliyordu.
Çiftlikteki sakinlik, konağın kalabalığından uzakta geçirdikleri bu birkaç günü farklı kılmıştı.
Dönüş günü öğleden sonra eşyalar arabaya yerleştirildi.
Dilan son kez bahçeye bakıp iç çekti.
"Ben burada kalmak istiyorum."
Miran bagajı kapattı.
"Kal. Akşam kurtlar seni yer."
Sonra Miran annesini güldürmek için konuştu
"anne dilanı bıraksak mı kurt yeme düşüncesi Bi an için mantıklı geldi"
Sultan da Zümra da kendini tutamadı güldü.
Konağa döndüklerinde yılmaz bey bahçede onları karşılamıştı. Sultan hanım yılmaz beyi gördüğünde yüzüne bakmadan konuştu.
"berzan a soy adını ver"
Mirza da yılmaz da şaşırmıştı.
"eğer berzan da kabul ederse kardeşleri ile burda yaşasın. Ama bu saatten sonra benden sana karşı güven duygusu bekleme"
Mirza annesinin arkasından baktı. Zümra haklı çıkmıştı. Sultanın yıkılma sebebi berzan değil yılmaza duyduğu güvenin yıkılması olmuştu.
Birkaç gün önce çiftlikte bıraktıkları huzurun aksine konak yine kalabalık, yine gürültülüydü.
Ama bu kez Zümra'nın konağa bakışında eskisi kadar yabancılık yoktu.
Çünkü artık burası yalnızca Mirza'nın ailesinin konağı değildi.
Bir parçası da Zümra'nın olmuştu.
Akşamüstü Mirza, Zümra'yı ailesinin evine götürmek için konağın önüne çıktığında Zümra çoktan hazırlanmıştı.
Arabaya bindiklerinde Mirza ona baktı.
"Heyecanlı mısın?"
Zümra camdan dışarı bakarak omuz silkti.
"Uzun zamandır gitmedim."
"Özledin mi?"
Zümra birkaç saniye sustu.
"Annemi ve kardeşlerimi özledim."
Mirza, cevabındaki eksikliği fark etti ama üzerine gitmedi.
Evin önüne geldiklerinde kapıyı Züleyha açtı. Kızını görür görmez sarıldı.
"Zümra'm..."
Zümra annesine sıkıca sarıldı.
"Anne."
Züleyha kızının saçlarını okşadı.
"Çok özledim seni."
"Ben de seni."
Ardından Baran kapının önüne çıktı.
"Abla!"
Zümra gülerek kardeşine sarıldı.
"Baran, büyümüşsün."
"Yirmi yaşındayım artık."
Boran da arkasından gelip Zümra'ya sarıldı.
"Abla, bizi hiç aramıyorsun."
"Arıyorum."
"Arada bir."
"Tamam, tamam. Kızma."
Herkes gülüşürken evin içinden Yusuf'un sesi geldi.
"Kim geldi?"
Zümra'nın yüzündeki gülümseme bir anda azaldı.
Babası salona çıktığında göz göze geldiler.
Zümra yalnızca başını hafifçe eğdi.
"Hoş geldin kızım."
"Hoş bulduk."
Sesi sakindi ama eskisi gibi sıcak değildi.
Yusuf kızına yaklaşmak ister gibi bir adım attı fakat Zümra annesinin yanına geçti.
Mirza bunu fark etti.
Züleyha da fark etmişti.
Tam o sırada Ömer Bey ve oğulları içeri girdi.
"Hoş geldiniz," dedi Yusuf.
Ömer Bey gülümseyerek Mirza'nın elini sıktı.
"Hoş bulduk. Sen de hoş geldin oğlum."
"Hoş bulduk Ömer Amca."
Azat, Ali ve Asaf da selamlaştılar.
Azat'ın bakışları Zümra'ya takıldı.
Onu gördüğü andan beri yüzündeki ifade değişmişti.
"Hoş geldin Zümra."
Zümra gülümseyerek karşılık verdi.
"Hoş bulduk abi."
Azat'ın yüzündeki kısa süreli tebessüm, Zümra'nın ona "abi" demesiyle silikleşti.
Ama belli etmedi.
"İyi misin?"
"İyiyim."
Zümra hiçbir şey fark etmeden annesinin yanına geçti.
Azat ise birkaç saniye daha onu izledi.
Onun için Zümra, yıllardır hayatında olan bir kuzen değildi artık. Hislerinin ne zaman değiştiğini kendisi bile bilmiyordu. Fakat Zümra'nın ona her zamanki gibi "abi" demesi, bu duyguların yalnızca kendi içinde kalması gerektiğini hatırlatıyordu.
Yemek masasına geçildiğinde herkes yerini aldı.
Zümra, annesinin yanına oturdu. Mirza ise onun karşısındaki sandalyeye geçti.
Yusuf arada kızına bakıyordu.
"Zümra, nasıl gidiyor?"
Zümra tabağındaki yemeğe bakarak cevap verdi.
"İyi."
"Mutlu musun?"
Zümra elindeki çatalı bıraktı.
"İyiyim dedim ya baba."
Masada kısa bir sessizlik oldu.
Baran, Boran'a bakıp sustu.
Züleyha kızının eline hafifçe dokundu.
"Zümra..."
Zümra annesine bakıp sakinleşti.
"Bir şey yok anne."
Yusuf kızının yüzüne baktı.
"Ben sadece merak ettim."
Zümra bu kez gözlerini babasına kaldırdı.
"Eskiden merak etseydin."
Sözleri sessizdi ama masadaki herkes duydu.
Yusuf'un yüzü düştü.
Mirza ise Zümra'ya baktı. Onun gözlerinde öfkeden çok kırgınlık vardı.
Zümra daha fazla konuşmadan başını eğdi.
Azat da sessizce onları izliyordu.
Yusuf kızının kendisine hala kırgın olduğunu anlamıştı.
Yemekten sonra çay faslına geçtiklerinde Yusuf daha fazla dayanamayarak kızının yanına oturdu.
"sarıl babana babaya bu kadar uzun kırgın kalınmaz"
Zümra nın hamle yapmasını beklemeden kolları ile kızını sardı.
Mirza kendisi için kırgın olduğunu anlamıştı.
Zümra babasına sarılınca gözleri dolmuştu. Mirza nın karşısında göz yaşlarını akıtmak istemiyordu. Bu yüzden Hızlıca kalktı.
Mirza Zümra nın arkasından ayağa kalkınca Yusuf oturttu.
"Biz Bi konuşalım oğlum"
Mirza kafa sallamak ile yetindi.
Odaya girdiklerinde Yusuf kapıyı kapattı.
Zümra pencerenin önünde durdu. Babasına dönmedi.
Yusuf derin bir nefes aldı.
"Bana kızgınsın."
Zümra gözlerini kapatıp kısa bir nefes verdi.
"Artık neye kızgın olduğumu bile anlatmak istemiyorum."
"Ben senin babanım. Bilmek hakkım."
Zümra bu kez arkasını döndü.
"Babamsın, evet. Ama benim hayatımı değiştiren kararı verirken kızın olduğumu unuttun."
Yusuf sustu.
"Zümra..."
"Ben o evliliği istemedim baba."
Sesi titremeye başlamıştı.
"Ben Mirza'yı tanımıyordum bile. Bir gün karşıma geçip evleneceksin dediniz. Sanki benim ne istediğimin hiçbir önemi yokmuş gibi."
Yusuf başını eğdi.
"O zaman şartlar..."
"Şartlar vardı diye benim hayatımı mı verecektiniz?"
Zümra'nın gözleri doldu.
"Ben sizden beni korumanızı bekledim. Babamın karşıma geçip 'kızım, istemiyorsan olmaz' demesini bekledim."
Yusuf kızına baktı.
"Ben yanlış yaptım."
Zümra acı bir gülümsemeyle başını salladı.
"En çok da buna kırgınım."
"Neye?"
"Beni hiç dinlememene."
Yusuf'un gözleri doldu.
"Zümra, seni üzmek istemedim."
"Ama üzdün."
Zümra'nın sesi bu kez daha sakindi.
"Ben o gün evden çıkarken sana baktım. Belki durdurursun diye. Bir şey söylersin diye. Ama sen hiçbir şey yapmadın."
Yusuf birkaç adım yaklaştı.
"Kızım..."
Zümra geri çekilmedi ama gözlerini ondan kaçırdı.
"Şimdi bana 'mutlu musun?' diye soruyorsun. Ben daha o gün sana kırıldım baba. Evliliğimden önce sana kırıldım."
Yusuf başını öne eğdi.
"Özür dilerim."
Zümra'nın gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
"Ben senden özür değil... biraz olsun beni anlamanı istiyorum."
Yusuf kızına bakarken söyleyecek söz bulamadı.
Zümra kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken durdu.
"Mirza'ya kızgın değilim diye düşünme. Her şey kolay olmadı. Ama o benim seçmediğim bir evliliğin içinde bile beni anlamaya çalıştı."
Yusuf başını kaldırdı.
Zümra kapıyı açmadan önce son kez babasına baktı.
"Senin bunu yapmanı beklemiştim."
Sonra odadan çıktı.
Koridorda onu bekleyen Mirza'yı gördüğünde yüzünü hemen toparlamaya çalıştı.
Mirza hiçbir şey sormadı.
Zümra içeri geçtiğinde mirza ile Yusuf da konuşmaya başladı.
"Zümra çok kırgın bana"
Mirza düşüncelerini dile getirdi.
"bu evlilik oldu diye"
Yusuf Kafa salladı.
"aslında barıştı da inadından barıştım demez o inatçı keçi"
Mirza da tebessüm etti.
"Senin baban geldi bana ilk. Ben başta kızıma sormadan onun hakkında karar vermem. Daha önce nasıl yaptıysam onun fikrini alacaktım"
Mirza "değiştiremeyiz artık"
Yusuf kafasını salladı.
"Azat'ın Zümra'ya karşı hislerinin kuzenlikten farklı olduğunu anladım. Zümra ise onu ağabeyi gibi görüyor. Hiçbir şeyden haberi yok."
Mirza'nın çenesi gerildi.
"Zümra bilmiyor?"
"Hayır."
Yusuf başını eğdi.
"Ben o zaman çok yanlış bir karar verdim. Zümra'yı zorla evlendirmek istemezdim. Ama Azat'ın söylediklerinden sonra düşündüm ki... Zümra ile Azat aynı evin içinde bu şekilde devam ederse, onların arasındaki abi kardeşliği de bozulacak."
Mirza hiçbir şey söylemeden onu dinliyordu.
"Ben de sizin evliliğinizi kabul ettim."
Yusuf'un sesi ağırlaştı.
"Zümra'nın senden başka biriyle evlenmesini istemediğim için değil. Azat'ın duygularını durdurabileceğimi düşündüğüm için. Zümra'nın hayatını koruduğumu sandım."
Mirza birkaç saniye sustu.
"Zümra nın haberi"
"olamayacak mirza"
Şimdi her şey daha farklı görünüyordu.
Yusuf, Mirza'nın yüzündeki değişimi fark etti.
"Mirza."
Mirza başını kaldırdı.
"Efendim?"
"Azat'a da belli etme."
Mirza sustu.
"Zümra bu mevzuyu bilmiyor. Bilmesin de. Onun zaten taşıdığı yeterince yük var. Eğer Azat'ın hislerini öğrenirse hem kendini suçlar hem de yıllardır abi olarak gördüğü insanın karşısında nasıl davranacağını bilemez."
Mirza'nın bakışları sertleşti.
"Azat'ın ne hissettiğini artık biliyorum."
"Ben de sana güveniyorum."
Yusuf bir an durdu.
"Zümra ya demeyeceğim emin olun"
Mirza ile Yusuf salona girdiklerinde Zümra, Azat'ın yanında oturuyordu.
Azat elindeki eski bir fotoğrafı Zümra'ya uzattı.
"Bak, bunu hatırlıyor musun?"
Zümra fotoğrafa baktığında kahkaha attı.
"Allah'ım, bunu nereden buldun?"
"Annemin sandığından."
"Ben bu kadar küçük müymüşüm?"
Azat gülümsedi.
"Daha da küçüktün. Sürekli peşimden gelirdin."
Zümra başını salladı.
"Çünkü sen beni kandırıp dururdun."
"Sen de her şeye inanırdın."
Zümra ona hafifçe vurdu.
"Sus."
Azat güldü.
Mirza birkaç adım ötede durmuş, onları izliyordu.
Daha önce olsa bu görüntü ona sıradan gelirdi.
Şimdi ise Yusuf'un söyledikleri yüzünden Azat'ın her hareketinin altında başka bir anlam arıyordu.
Azat'ın Zümra'ya bakışını gördü.
Zümra gülerken gözlerini ondan ayırmıyordu.
Mirza'nın yüzündeki ifade değişti ama tek kelime etmedi.
Zümra başını kaldırıp Mirza'yı görünce gülümsedi.
Azat fotoğrafı Mirza'ya uzattı.
"Bak."
Mirza fotoğrafı aldı.
Zümra ile Azat yan yana duruyordu. Zümra'nın yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Mirza fotoğrafa birkaç saniye baktı.
"Çocukken de çok yakındınız."
Azat cevap vermeden önce Zümra araya girdi.
"Abi kardeşiz sonuçta."
Azat'ın yüzünde çok kısa bir değişiklik oldu.
Mirza bunu gördü.
Ama Zümra fark etmedi.
Fotoğrafı geri uzattı.
"Çok eski."
Azat fotoğrafı aldı.
"Hatıra işte."
Mirza bu kez Zümra'ya baktı.
Zümra hiçbir şeyden habersiz gülümsüyordu.
Mirza'nın içindeki huzursuzluk büyüse de yüzüne yansıtmadı.
Bir süre sonra Zümra ayağa kalktı.
"Ben anneme yardım edeyim."
Zümra mutfağa doğru yürüdü.
Azat arkasından bakarken Mirza sessizce onun yanına oturdu.
Birkaç saniye ikisi de konuşmadı.
Sonra Mirza sakin bir sesle sordu:
"Zümra çocukluğundan beri sana 'abi' mi der?"
Azat ona baktı.
"Evet."
Mirza başını salladı.
"Anladım."
Başka hiçbir şey söylemedi.
Ama artık Azat'a bakışı eskisi gibi değildi.
Bölüm etkileşimi
