29. bölüm / 46
Berdel Yazgısı29
Bölümler 46Şu an: 29
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zümra, Milano'ya geleli bir buçuk ay olmuştu.
Hamileliğinin ise iki buçukuncu ayına girmişti.
Kimse bilmiyordu.
Her sabah uyandığında elini önce karnına götürüyor, sonra hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam etmeye çalışıyordu.
O sabah banyoda aynanın karşısında üzerini değiştirirken bir anda durdu.
Karnına baktı.
Üzerindeki kıyafeti biraz yukarı kaldırdı.
Eskisinden farklıydı.
Çok belirgin değildi.
Ama artık orada, belli belirsiz bir şişlik vardı.
Zümra parmak uçlarıyla karnına dokundu.
"Sen mi büyüyorsun?"
Sesi titredi.
Gözleri doldu.
Aynadaki yansımasına baktı.
Bir buçuk ay önce Milano'ya geldiğinde hiçbir şeyi yoktu.
Şimdi ise içinde, kendisinden başka kimsenin bilmediği küçücük bir hayat vardı.
Elini karnının üzerinde tuttu.
Bir anda gözlerinden yaşlar süzüldü.
"Ben seni gerçekten tek başıma büyütecek miyim?"
Hıçkırığı boğazında düğümlendi.
Sonra aklına Mirza geldi.
Onun yüzü...
Ses tonu...
Kendisine "karım" dediği anlar...
Zümra gözlerini kapattı.
"Bilseydin..."
Cümlesini tamamlayamadı.
Başını iki yana salladı.
"Hayır."
Gözyaşlarını sildi.
"Bilmemelisin."
Ama bunu söylerken daha çok ağladı.
Yavaşça yatağın kenarına oturdu.
İki elini karnının üzerine koydu.
"Senin hiçbir şeyden haberin yok."
Sesi titriyordu.
"Ben seni koruyacağım."
Bir süre sessizce ağladı.
Sonra karnını hafifçe okşadı.
"Ben seni kimseye bırakmayacağım."
Aynadaki küçük şişliğe son kez baktı.
Artık saklaması gereken şey yalnızca hamileliği değildi.
Karnında büyüyen bu küçük hayat, Mirza'nın asla bilmemesi gereken en büyük sırrıydı.
Zümra gözlerini kapattı.
Ve sessizce ağlamaya devam etti.
Baran, Zümra'nın telefonunu kapattığı günden beri içi rahat değildi.
Ablasının sesindeki o garip kararlılık aklından çıkmıyordu.
Sonunda daha fazla dayanamadı.
Biletini aldı ve Milano'ya gitti.
Zümra kapıyı açtığında karşısında Baran'ı görünce şaşkınlıktan birkaç saniye konuşamadı.
"Baran?"
Baran ablasına sarıldı.
"Ben geldim."
Zümra'nın gözleri doldu.
"Niye geldin?"
"Çünkü sen benim ablamsın."
Baran içeri girdi.
"Ve sen ne kadar 'iyiyim' desen de iyi olmadığını biliyorum."
Zümra başını eğdi.
Baran onun yüzüne baktı.
"Burada tek başına olmayacaksın. Ne olursa olsun yanında olacağım. Sana söz veriyorum."
Zümra'nın gözleri yeniden doldu.
"Baran..."
"Dinle beni."
Baran onun ellerini tuttu.
"Mirza konusunda ne karar verirsen ver, seni yargılamayacağım. Mardin'e dönmek istemiyorsan dönmezsin. Burada kalmak istiyorsan yanında kalırım. Kimse seni zorlamayacak."
Zümra dayanamadı.
Gözyaşları yanağından süzüldü.
"Ben sana bir şey söyleyeceğim."
Baran'ın yüzündeki ifade ciddileşti.
"Ne oldu?"
Zümra birkaç saniye sustu.
Sonra elini karnının üzerine koydu.
"Ben hamileyim."
Baran'ın yüzündeki şaşkınlık bir anda dondu.
"Ne?"
Zümra başını salladı.
"İki buçuk aylık."
Baran bir süre konuşamadı.
Sonra gözleri doldu.
"abla..."
"Kimse bilmiyor."
Baran ona doğru bir adım attı.
"Mirza biliyor mu?"
Zümra hemen başını iki yana salladı.
"Hayır."
"Anneme babama söyledin mi?"
"Hayır. Kimse bilmiyor dedim ya bir ben bir bebeğim bir de sen işte"
Baran derin bir nefes aldı.
Zümra onun gözlerinin içine baktı.
"Baran, senden bir şey isteyeceğim."
"Söyle."
"Anneme de babama da hiçbir şey söyleme."
Baran sessizce dinledi.
"Bunu senden saklamanı istemiyorum diye değil. Sadece... henüz kimsenin bilmesini istemiyorum."
"Tamam."
"Bir de..."
Zümra'nın sesi titredi.
"Mirza'ya da söylemeyeceğim."
Baran'ın yüzü değişti.
"abla ..."
"Ben onu istemiyorum."
Gözlerinden yaşlar süzüldü.
"Onunla tekrar aynı hayatın içine girmek istemiyorum. Bu bebeği onun üzerinden düşünmek de istemiyorum."
Baran bir şey söylemedi.
Zümra devam etti.
"Bu çocuğu ben büyüteceğim."
Elini karnına koydu.
"Mirza'nın haberi olmayacak."
Baran ablasına uzun uzun baktı.
Sonunda başını salladı.
"Sana söz veriyorum."
Zümra ağlayarak ona sarıldı.
Baran da kardeşini sıkıca sardı.
"Bu sır bende kalacak."
Zümra gözlerini kapattı.
İlk kez sırrını bilen biri vardı.
Ve o kişi, kardeşiydi.
Baran kulağına fısıldadı:
"Sen yalnız değilsin abla."
Zümra gözyaşlarının arasından ilk kez hafifçe gülümsedi.
Ama ikisi de biliyordu.
Mardin'de hiçbir şeyden haberi olmayan bir adam vardı.
Ve o adam, Zümra'nın karnında kendi çocuğunun büyüdüğünü bilmiyordu.
Miran, Mirza'nın karşısında bir süre sessizce durdu.
Abisinin yüzü hâlâ solgundu. Eli sarılıydı ve günlerdir kendine gelmiş değildi.
"Abi..."
Mirza başını kaldırdı.
"Ne oldu?"
Miran derin bir nefes aldı.
"Baran Milano'ya gitmiş."
Mirza'nın bakışları bir anda değişti.
"Ne?"
"Bugün öğrendim."
Mirza doğruldu.
"Zümra'nın yanına mı?"
Miran başını salladı.
"Başka bir sebep için gitmiş olacağını sanmıyorum."
Mirza birkaç saniye konuşmadı.
Sonra gözlerini kapattı.
"Yengem orada."
Miran ona baktı.
"Bence orada, abi."
Mirza ayağa kalktı.
"Milano..."
Sanki şehrin adını ilk kez duyuyormuş gibi tekrarladı.
Miran devam etti:
"Baran'ın tek başına oraya gitmesi tesadüf değil. Yengem onu yanına çağırmış olabilir."
Mirza'nın içinde haftalardır ilk kez bir umut kıpırdadı.
"Demek orada..."
Miran başını salladı.
"Bence Zümra Milano'da."
Mirza hemen telefonunu eline aldı.
Parmakları titriyordu.
Zümra'nın numarasını açtı.
Arama tuşuna basmadan önce birkaç saniye durdu.
Sonra fısıldadı:
"Bu sefer seni bulacağım, Zümra."
Ama aramaya cesaret edemedi.
Çünkü ya yine ulaşamazsa?
Ya Zümra gerçekten ondan tamamen kurtulmak istiyorsa?
Mirza telefonu avucunda sıktı.
Miran ise abisinin yüzündeki ifadeyi görünce sessiz kaldı.
Çünkü ilk kez Mirza'nın gözlerinde yalnızca acı değil, Zümra'ya ulaşma ihtimali de vardı.
Bölüm etkileşimi
