4. bölüm / 46
Berdel Yazgısı4
Bölümler 46Şu an: 4
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zümra gözlerini açtığında son zamanlarda yaşadıkları geldi aklına.
Berdel
Söz
Kına
İmam nikahı
Resmi nikah
Düğün
Ve kulübe
Bakışları yan tarafında uyuyan mirza ya kaydı.
Bir yabancı ile evlenmişti.
Bir yabancı ile aynı sabaha uyanmıştı.
İsmini cismini biliyor diye tanıdık değildi ya.
Yavaşça yataktan kalkıp odadan çıktı.
Mirza o sıra yanından kalktığını anlamış uyumaya çalışmaya devam etmişti.
Zümra mutfak dolaplarını karıştırdı. Kahve bulduğunda cevze ve fincan bakıyordu.
Kendine kahve pişirip camın önüne oturdu. Hem son zamanlarda değişen hayatını düşünüyordu.
Uyuyamayacağını anlayan mirza da yataktan kalkıp odadan çıktı.
Zümra düşünceli ifade ile hem kahvesini içen hemde dışarıyı izleyen Zümra yı gördü.
Zümra da camın yansımasından mirza nın geldiğini görmüş arkasını dönmemişti.
"kahve var cezve de içersen sade"
Mirza kahveyi aldıktan sonra Zümra küçük bir kahvaltı hazırlamıştı.
Kulübenin küçük mutfağında yalnızca çaydanlığın sesi vardı.
Zümra masaya iki tabak koydu. Birkaç dilim ekmek, peynir ve zeytin vardı. Fazlasını hazırlamaya ne hâli ne de isteği vardı.
Mirza karşısındaki sandalyeye oturdu.
İkisi de konuşmadı.
Zümra gözlerini tabağından ayırmadan ekmeğine peynir sürdü. Mirza da sessizce çayını doldurdu.
Aralarında yalnızca masanın üzerindeki tabaklar vardı.
Ne dün gece hakkında konuştular ne de bundan sonra ne olacağını.
Zümra bir lokma aldı.
Mirza çayından içti.
Bir süre sonra Zümra elini uzatıp zeytin aldı. Mirza aynı anda ekmeğe uzandı. Elleri birbirine yaklaşınca ikisi de aynı anda geri çekildi.
Zümra bakışlarını hemen tabağına indirdi.
Mirza da başını kaldırmadı.
Sessizlik yeniden çöktü.
Dışarıdan kuş sesleri geliyordu. Kulübenin penceresinden sabah güneşi içeri vuruyordu.
İkisi de aynı masada oturuyordu.
Ama sanki aralarında görünmez bir duvar vardı.
Kahvaltıları bittiğinde Zümra tabağını sessizce kaldırdı.
Mirza da kendi tabağını aldı.
Yine tek kelime etmediler.
İlk sabahları böyle geçti.
Aynı masada, aynı çatı altında…
Ama birbirlerine bakmadan.
Kulübenin verandasında sessizce oturuyorlardı.
Zümra elindeki kahveden küçük bir yudum aldı. Mirza ise karşısında, sandalyesine yaslanmıştı.
Bir süre sadece etraftaki sessizliği dinlediler.
Mirza'nın bakışları istemsizce Zümra'nın ellerine kaydı. Parmağının boş olduğunu fark etti. Ardından Zümra da onun eline baktı.
İkisinin de alyansı yoktu.
Hiçbiri bununla ilgili tek kelime etmedi.
Mirza kahvesinden bir yudum aldıktan sonra sessizliği bozdu.
"Uykun geldi mi?"
Zümra başını iki yana salladı.
"Hayır."
"Benim de gelmedi."
Zümra kısa bir bakış attı.
"Dün de doğru düzgün uyuyamadım."
"Ben de."
"Düğün yüzünden mi?"
"Hayır."
Mirza kısa bir sessizlikten sonra ekledi.
"Her şey biraz garipti."
Zümra kahvesine baktı.
"Benim için de."
Mirza başını salladı.
"Alışırız."
Zümra ona baktı.
"Neye?"
Mirza gözlerini ona çevirdi.
"Bu duruma."
Zümra birkaç saniye düşündü.
"Belki."
Sonra yeniden kahvesinden bir yudum aldı.
İkisi de konuşmayı sürdürmedi.
Ama ilk kez aynı sessizliğin içinde oturmak, ikisine de eskisi kadar yabancı gelmedi.
Odaya geçtiklerinde ikisi de fazla konuşmadı.
Zümra yatağın bir tarafına uzandı, Mirza da diğer tarafına.
Işık kapandı.
Bir süre sonra odada yalnızca ikisinin nefesi duyulmaya başladı.
Mirza tam uykuya dalacakken üzerindeki pikenin azaldığını hissetti.
Gözlerini açtı.
Zümra, farkında bile olmadan pikeyi kendine doğru çekmişti.
Mirza pikenin ucunu tuttu ve yavaşça kendine çekti.
Zümra uykusunda tekrar çekti.
Mirza kaşlarını çattı.
Bir kez daha çekti.
Zümra bu kez gözlerini açmadan söylendi.
"Çekme."
Mirza şaşkınlıkla ona baktı.
"Sen çekiyorsun Zümra"
'yalan söyleme uykumu da üstümü de açma "
Zümra pikeyi kendine biraz daha çekti mirza da mecbur yatağın ucundan azıcık ortaya kaymıştı.
Sabahın ilk ışıkları perde aralığından içeri süzülüyordu.
Mirza, yüzüne değen saç telleriyle uyandı.
Gözlerini açtığında Zümra'nın kendisine dönük olduğunu fark etti. Gece boyunca farkında olmadan biraz yaklaşmış, uzun saçlarının birkaç tutamı Mirza'nın yüzüne düşmüştü.
Mirza birkaç saniye öylece baktı.
Sonra eliyle saçları yüzünden çekmeye çalıştı.
Saçlar yine yüzüne geldi.
Kaşlarını çattı.
Elini uzatıp saçların bir tutamını hafifçe çekti.
Zümra hiç uyanmadı.
Sadece uykusunda hafifçe kıpırdanıp yüzünü yastığa biraz daha gömdü.
Mirza bir an durdu.
Ardından saçları tekrar yüzünden çekip Zümra'nın omzunun arkasına bıraktı.
Tam geri çekilecekken birkaç tel daha yüzüne düştü.
Mirza sessizce iç geçirdi.
"İnatçı..."
Zümra'nın bundan haberi bile yoktu.
Hâlâ derin uykudaydı.
Mirza onu uyandırmamak için bu kez saçlarını nazikçe yana aldı ve kendi tarafına döndü.
Fakat gözlerini kapatmadan önce bir kez daha Zümra'ya baktı.
Dün hayatına giren kadın, şimdi yanı başında hiçbir şeyden habersiz uyuyordu.
Mirza, bunun ne kadar tuhaf olduğunu düşünerek birkaç dakika daha öylece kaldı.
Sabah Zümra erkenden uyandı.
Mirza hâlâ uyuyordu.
Sessizce yataktan kalkıp mutfağa geçti. Kulübenin mutfağını kısa bir süre inceledikten sonra dolapları açmaya başladı.
Aklına pişi geldi.
Pişiyi çok severdi.
Dün evlenmiş olmalarının, bugün burada olmalarının ya da Mirza'nın hâlâ uyuyor olmasının bir önemi yoktu. Canı pişi çekmişti.
Unu tezgâha koyup hamuru hazırlamaya başladı.
Kısa süre sonra mutfak kızgın yağ ve hamur kokusuyla doldu.
Zümra pişileri tek tek tavaya bırakırken yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı.
Bir süre sonra arkasından uykulu bir ses geldi.
"Ne yapıyorsun?"
Zümra dönmeden cevap verdi.
"Pişi."
Mirza mutfağın kapısında durmuş, saçları dağılmış hâlde onu izliyordu.
Zümra pişileri tabağa koyup masaya bıraktı.
Mirza karşısındaki sandalyeye oturdu.
İlk pişiyi eline aldığında fazla bir şey söylemedi. Bir lokma aldı.
Sonra bir tane daha.
Zümra çayını karıştırırken göz ucuyla ona baktı.
Mirza, az önceki mesafeli hâlinden tamamen farklı şekilde pişisini iştahla yiyordu. Birini bitirmeden diğerine uzanıyordu.
Zümra dayanamayarak sordu.
"Beğendin mi?"
Mirza ağzındaki lokmayı bitirdikten sonra başını salladı.
"Gayet güzel."
"Gayet güzel mi?"
"Evet."
Zümra önündeki tabağa baktı.
"Üç tane yedin."
Mirza elindeki pişiye baktı.
"Fark etmemişim."
Zümra nın dudaklarının kenarı kıvrıldı.
Bölüm etkileşimi
