14. bölüm / 46
Berdel Yazgısı14
Bölümler 46Şu an: 14
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Konağa döndüklerinde Miran yengesine bir saksı antoryum uzattı.
"yenge teşekkürümü böyle sunmak istedim"
Zümra şaşırmıştı. Beklemiyordu.
"ne teşekkürü"
"hem bizim için yaptıkların hemde geçen de sevdiğini söylemiştin. Ne zorluk çektim bunu bulmak için var ya"
Zümra gülümseyerek teşekkür etti. Mirza Zümra ile miranın bu kadar çabuk kaynaşmasına şaşırmıştı.
Tam o sırada Dilan salona girdi.
"Ne o?"
Zümra elindeki çiçeği gösterdi.
"Miran bana çiçek almış."
Dilan'ın gözleri büyüdü.
"Sen mi?"
Miran kaşlarını kaldırdı.
"Ne var?"
"Sen çiçek almayı da mı biliyorsun?"
Miran güldü.
"İnsan öğreniyor."
Dilan Zümra'nın yanına gelip çiçeği inceledi.
"Çok güzelmiş."
Zümra çiçeği odasına getirmek için kucağında tuttu. Mirza Zümra nın elinden aldı
"Ben çıkartırım"
Zümra mirza ya gülümseyip mirana döndü
"Teşekkür ederim Miran."
Miran gülümseyerek başını salladı.
"İyi bak ona."
Zümra çiçeğe baktı.
"Bakacağım."
Miran kapıya yönelirken dönüp ekledi:
"Solarsa da söyle. Bu sefer daha büyüğünü alırım."
Dilan hemen arkasından seslendi.
"Ben de istiyorum!"
Miran hiç dönmeden cevap verdi.
"Sen kendin al."
Dilan kaşlarını çattı.
"yengeme alıyorsun ama!"
Miran gülerek çıktı.
Zümra ise çiçeğin yapraklarını hafifçe düzeltti.
Dudaklarında küçük bir gülümseme vardı.
Akşam herkes salonda oturuyordu. Dilan, Zümra'nın yanına sokulmuş, gün boyunca yaptıklarını anlatıyordu.
Bir anda merakla sordu:
"Zümra, sen üniversitede ne okudun?"
Zümra gülümsedi.
"Psikoloji."
Dilan'ın gözleri büyüdü.
"Gerçekten mi?"
"Evet."
"Mezun oldun yani?"
Zümra başını salladı.
"Oldum."
Mirza, koltuğunda otururken konuşmayı duyup başını onlara çevirdi.
"Psikoloji mi okudun?"
Zümra ona baktı.
"Evet. Bunu bilmiyor muydun?"
"Hayır."
Mirza birkaç saniye onu süzdü. Sonra hafifçe gülümsedi.
"Demek bütün bunların sebebi bu."
Zümra kaşlarını çattı.
"Neyin sebebi?"
Mirza ayağa kalkıp onun yanına geldi.
"Senin beni sürekli anlaman."
Zümra gülerek başını salladı.
"Her şeyi psikolojiye bağlama."
"Bağlamıyorum."
Son zamanlarda Mirza'yla ne kadar çok konuştuğunu fark etmişti.
Eskiden aynı odada olsalar bile aralarında birkaç cümleden fazlası geçmezdi. Şimdi ise gün içinde birbirlerine anlatacak bir şey mutlaka buluyorlardı.
Sabahları kahvaltıda konuşuyorlar, gün içinde karşılaştıklarında birkaç dakika sohbet ediyorlar, akşamları herkes dağıldığında bazen uzun uzun oturuyorlardı.
Üstelik Zümra artık Mirza'nın yanında sessiz kalmaktan rahatsız olmuyordu.
Aklına zorla evlendikleri geldi.
İkisi de bu evliliği istemiyorlardı.
Alyanslarını bile takmıyorlardı.
Gece konağın sessizliğine iyice çökmüştü.
Zümra yatağın bir kenarına uzanmış, yüzünü hafifçe yastığa çevirmişti. Günün yorgunluğu üzerine çökmüş, çoktan uykuya dalmıştı. Saçlarının birkaç tutamı yüzüne düşmüş, nefesi düzenli bir şekilde alıp veriyordu.
Kapı yavaşça açıldı.
Mirza içeri girdiğinde odanın karanlığında önce Zümra'nın siluetini gördü. Birkaç saniye kapının yanında öylece durdu. Sonra sessizce kapıyı kapattı.
Ayakkabılarını çıkarıp banyoya ilerledi. Odaya geri döndüğünde o da kendini uykuya bıraktı.
Aynı yatakta yatan iki yabancılardı.
İki yabancı aynı yatakta karı koca olarak uyuyorlardı.
Konağın içinde akşamın telaşı vardı. Düğüne gitmek için herkes hazırlanmış, aşağıda arabalar beklemeye başlamıştı.
Mirza salonda Dilan'ı beklerken merdivenlerden gelen ayak sesleriyle başını kaldırdı.
Zümra aşağı iniyordu.
Üzerinde sade, siyah, düz bir elbise vardı. Elbise dizlerinin biraz üzerinde bitiyordu. Saçlarını açık bırakmış, makyajını da oldukça sade tutmuştu.
Mirza'nın bakışları bir anda üzerinde kaldı.
Hiçbir şey söylemedi.
Sadece elindeki telefonu yavaşça cebine koydu.
Zümra birkaç basamak daha indi. Mirza hâlâ ona bakıyordu.
Zümra son basamağa geldiğinde göz göze geldiler.
"Ne oldu?"
Mirza başını hafifçe iki yana salladı.
"Bir şey yok."
Ama gözlerini yine de ondan çekmedi.
Zümra çantasını omzuna takarken aynanın karşısında kendisine son kez baktı. Mirza, onun aynadaki yansımasını izliyordu.
Zümra bunu fark edince hafifçe kaşlarını çattı.
"Niye öyle bakıyorsun?"
Mirza bu kez gözlerini kaçırdı.
"Bakmıyorum."
Zümra küçük bir tebessümle başını salladı.
"Tabii."
Kapıya doğru yürüdü.
Mirza birkaç saniye yerinde kaldıktan sonra onun arkasından ilerledi. Zümra kapının önünde ayakkabısını düzeltmek için eğildiğinde Mirza istemsizce tekrar ona baktı.
Dilan merdivenlerden inerken ikisini gördü.
"Biz düğüne gidiyoruz, değil mi?"
Zümra gülerek, "Evet," dedi.
Dilan Mirza'ya baktı. Sonra Zümra'ya. Ardından tekrar Mirza'ya baktı.
Mirza hiçbir şey demeden kapıyı açtı.
Zümra dışarı çıkarken eliyle eteğini hafifçe düzeltti.
Mirza'nın gözleri bir kez daha onun üzerinde durdu.
Bu kez Zümra da bunu fark etti.
Ama hiçbir şey söylemedi.
Sadece küçük bir gülümsemeyle arabaya bindi.
Düğün salonu oldukça kalabalıktı. Müzik yükseliyor, masalar arasında insanlar gidip geliyor, herkes gelin ve damadın etrafında toplanıyordu.
Mirza, Zümra'nın yanında duruyordu.
Zümra bir ara Dilan'la konuşmak için birkaç adım uzaklaştı. Elindeki çantasını düzeltirken başını kaldırdı.
Tam o sırada Mirza, kalabalığın diğer tarafında duran bir adamın Zümra'ya baktığını fark etti.
Adam gözlerini çekmiyordu.
Mirza'nın yüzündeki ifade bir anda değişti.
Önce hiçbir şey yapmadan adama baktı.
Adam bakmaya devam edince Mirza'nın çenesi hafifçe gerildi.
Zümra bunun farkında değildi. Dilan'ın anlattığı bir şeye gülüyordu.
Mirza birkaç saniye daha bekledi.
Sonra Zümra'nın yanına geçti.
Aralarındaki mesafeyi kapatıp elini Zümra'nın beline yerleştirdi.
Zümra şaşkınlıkla ona döndü.
"Ne oldu?"
Mirza cevap vermedi.
Bakışları hâlâ karşıdaki adamdaydı.
Adam, Mirza'nın kendisine baktığını fark edince gözlerini başka tarafa çevirdi.
Mirza ancak o zaman bakışlarını Zümra'ya çevirdi.
Zümra onun yüzündeki ifadeyi görünce kaşlarını hafifçe çattı.
"Bir şey mi oldu?"
"Yok."
Sesi sakindi ama eli hâlâ Zümra'nın belindeydi.
Zümra birkaç saniye onu inceledi.
"Senin 'yok' dediğin şeyler genelde bir şey oluyor."
Mirza bu kez ona baktı.
"Boş ver."
Zümra cevap vermedi.
Zümra, Dilan'ın yanında oturmuş düğünü izliyordu. Mirza ise masanın diğer tarafında birkaç kişiyle konuşuyordu.
Tam o sırada aynı adam yeniden Zümra'ya baktı.
Bu kez Mirza da bunu gördü.
Konuşmayı bıraktı.
Başını hafifçe çevirip adama baktı.
Adam ilk başta fark etmedi.
Birkaç saniye sonra göz göze geldiler.
Mirza hiçbir şey yapmadı.
Sadece baktı.
Yüzünde ne öfke ne de gülümseme vardı. Sakin, sert ve anlaması kolay bir bakıştı.
Adam gözlerini Zümra'dan çekip Mirza'ya baktı.
Mirza bakışlarını kaçırmadı.
Adam birkaç saniye sonra başını başka tarafa çevirdi.
Mirza da ancak o zaman önüne döndü.
Zümra olanlardan habersiz, Dilan'ın anlattığı şeye gülüyordu.
Düğün kalabalığının arasında Zümra, Dilan'la konuşurken küçük bir çocuk yanlarına geldi.
"Abla."
Zümra çocuğa döndü.
"Efendim?"
Çocuk elindeki küçük, katlanmış kâğıdı uzattı.
"Şuradaki abi verdi."
Zümra şaşkınlıkla kâğıdı aldı.
"Kim?"
Çocuk salonun diğer tarafını gösterdi.
"Şu abi."
Zümra baktığında adamı gördü.
Tam o sırada Mirza da yanlarına geldi.
"Ne oldu?"
Zümra kâğıdı gösterdi.
"Çocuk getirdi."
Mirza elini uzattı.
"Ver."
Zümra kâğıdı ona bıraktı.
Mirza kâğıdı açtı.
İçinde tek bir cümle vardı:
"Dışarıda seni bekleyeceğim."
Mirza'nın bakışları yazıdan yavaşça karşıdaki adama kaydı.
Adam hâlâ Zümra'ya bakıyordu.
Mirza kâğıdı katladı.
Hiçbir şey söylemeden adama doğru yürümeye başladı.
Zümra arkasından baktı.
"Mirza?"
Mirza dönmedi.
Dilan Zümra'nın yanına sokulup alçak sesle konuştu.
"Kıskandı."
Zümra gözlerini ondan ayırmadan sordu:
"Nereden çıkardın?"
Dilan güldü.
"Akşamdan beri o adama bakıyor."
Zümra şaşkınlıkla Mirza'nın arkasından baktı.
"Mirza mı?"
"Evet."
Dilan kollarını bağladı.
"Adam sana bakmaya başladığından beri abimin gözü üzerinde."
Zümra istemsizce gülümsedi.
"Ben fark etmedim. Ayrıca kıskanma gibi bir durum olamaz nasıl evlendiğimiz aşikar. '
Dilan başını salladı.
"Sen fark etmedin ama abim fazlasıyla fark etti."
O sırada Mirza adamın karşısında durmuştu.
İkisinin arasında birkaç saniyelik sessizlik oldu.
Mirza'nın elinde hâlâ o küçük kâğıt vardı.
Mirza adamın karşısında durdu.
Elindeki kâğıdı adamın göğsüne doğru kaldırdı.
"Bu ne?"
Adam önce kâğıda, sonra Mirza'ya baktı.
"Ben sadece—"
Mirza sözünü kesti.
"O benim karım."
Sesi alçak ama sertti.
Adam birkaç saniye sustu.
"Yüzüğünü göremeyince..."
Mirza'nın bakışları sertleşti.
"Karımı ne diye dışarıda bekliyorsun?"
Adam cevap veremedi.
Mirza kâğıdı avucunda buruşturdu.
"Bir daha Zümra'ya böyle bir şey göndermeyeceksin."
Arkasını dönüp Zümra'nın yanına geldi.
Zümra onun yüzüne baktı.
"Mirza, ne oldu?"
Mirza hiçbir şey söylemedi.
Sadece elini uzattı.
Zümra birkaç saniye eline baktı, sonra elini onun eline bıraktı.
Mirza parmaklarını sıkıca kavradı ve onu kalabalığın arasından dışarı çıkardı.
Dilan arkalarından bakıp sessizce gülümsedi.
"Ben demiştim..." dedi kendi kendine.
Zümra ise konağın bahçesine çıktıklarında elini hâlâ bırakmayan Mirza'ya döndü.
"Şimdi bana anlatacaksın."
Mirza durdu.
Gözlerini Zümra'nın gözlerine dikti.
"konağa gidiyoruz. İlk işin o parmağına yüzüğünü takmak olacak Zümra '
Zümra Dilan ın dediğine inanmıştı. Mirza fazlasıyla kıskanmıştı.
Bölüm etkileşimi
