46. bölüm / 46
Berdel Yazgısı46 FİNAL
Bölümler 46Şu an: 46 FİNAL
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Berdel Yazgısı — Final
Aradan üç yıl geçmişti.
Konağın bahçesinde artık bambaşka bir hayat vardı.
Sare Hüma üç yaşındaydı.
Küçük kız, bahçenin bir ucundan diğer ucuna koşuyor, elindeki bebeğini yere düşürüp tekrar alıyor, sonra da kahkahalar atarak annesine doğru koşuyordu.
"Anne!"
Zümra kollarını açtı.
"Gel bakalım benim güzel kızım."
Sare koşup annesine sarıldı.
"Babam nerede?"
Zümra gülerek arkasını gösterdi.
"Az önce bahçedeydi."
Sare hemen arkasını döndü.
"Babaaa!"
Mirza konağın kapısından çıkıyordu.
Sare'yi görünce kollarını açtı.
"Gel kızım."
Sare koşarak babasına gitti.
Mirza onu kucağına alıp havaya kaldırdı.
"Benim küçük kızım."
Sare kahkahalar atıyordu.
"Bir daha!"
Mirza tekrar havaya kaldırdı.
"Bir daha mı?"
"Evet!"
Zümra gülerek onları izledi.
"Mirza, sonra belin ağrıyınca bana gelme."
Mirza kızını kucağında tutarak cevap verdi.
"Benim kızım için her şeye değer."
Sare babasının yanağını tuttu.
"Baba, annem kızıyor."
Mirza şaşkınlıkla Zümra'ya baktı.
"Sen benim arkamdan mı konuşuyorsun kızım?"
Zümra kahkaha attı.
"Üç yaşında ama sizi çok iyi idare ediyor."
Mirza gülümseyerek Zümra'nın yanına geldi.
"Annesine çekmiş."
Zümra kaşını kaldırdı.
"Ne demek o?"
"Akıllı."
Zümra gülümsedi.
"İyi kurtardın."
Tam o sırada konağın içinden kahkahalar duyuldu.
Miran çıkageldi.
Yanında eşi vardı.
Miran artık evlenmişti.
Dilan da arkasından geliyordu.
"Zümra! Sare nerede?"
Sare hemen dönüp Dilan'a koştu.
"Dilan hala!"
Dilan eğilip onu kucakladı.
"Benim güzel yeğenim."
Miran da yanlarına geldi.
"Sare, amcanı unuttun mu?"
Sare başını iki yana salladı.
"Unutmadım."
Miran güldü.
"Ee?"
Sare ciddi bir ifadeyle Miran'a baktı.
"Babam daha güzel."
Herkes bir anda kahkahaya boğuldu.
Mirza gururla kızına baktı.
"Duydunuz mu?"
Miran başını salladı.
"Abi, üç yaşındaki çocuğu bile kendine taraftar yapmışsın."
Mirza Sare'yi kucağına alıp gülümsedi.
"Ben hiçbir şey yapmadım."
Zümra araya girdi.
"Yaptın."
Mirza ona baktı.
"Ne yaptım?"
"Her istediğini yaptın."
Mirza gülerek omuz silkti.
"Ne yapayım? Kızım."
Sare babasının boynuna sarıldı.
"Baba."
"Efendim?"
"Seni çok seviyorum."
Mirza'nın yüzündeki gülümseme yumuşadı.
"Ben seni daha çok seviyorum."
Zümra onları izlerken gözleri doldu.
Miran bunu fark etti.
"Yenge, yine duygulandın."
Zümra gülerek gözlerini sildi.
"Mutluluktan."
Miran başını salladı.
"İyi ki siz böyle oldunuz."
Mirza ona baktı.
"Sen de evlendin. Bak, hayat devam ediyor."
Miran eşine baktı ve gülümsedi.
"Devam ediyor."
Bir süre herkes bahçede oturdu.
Sultan, Yılmaz, Dilan, Miran ve eşi... Konak yine kalabalıktı.
Ama artık o kalabalığın içinde başka bir sıcaklık vardı.
Geçmişte yaşanan kırgınlıklar geride kalmıştı.
Zümra bir ara Mirza'nın yanına oturdu.
Sare ise bahçede Dilan ve Miran'ın peşinden koşuyordu.
Zümra sessizce konuştu.
"Hatırlıyor musun?"
Mirza ona baktı.
"Neyi?"
"İlk geldiğim günü."
Mirza birkaç saniye sustu.
"Unutur muyum?"
"İkimiz de birbirimize kızgındık."
"Çok."
"Birbirimize güvenmiyorduk."
"Hiç."
Zümra gülümsedi.
"Şimdi bak."
Mirza önce bahçedeki Sare'ye, sonra Zümra'ya baktı.
"Şimdi seni gördüğümde hâlâ ilk kez sevmişim gibi hissediyorum."
Zümra başını onun omzuna yasladı.
"Ben de."
Mirza elini tuttu.
"İyi ki o gün seni seçmişim."
Zümra hafifçe gülümsedi.
"Biz seçmedik."
Mirza kaşlarını çattı.
"Ne?"
"Başta bizi başkaları seçti."
Mirza birkaç saniye düşündü.
"Doğru."
Sonra Zümra'nın elini öptü.
"Ama sonrasında her gün seni ben seçtim."
Zümra ona baktı.
"Ben de seni."
Bahçeden Sare'nin sesi geldi.
"Anne! Baba!"
İkisi aynı anda ayağa kalktı.
Sare koşarak yanlarına geldi.
"Ne oldu kızım?"
Sare iki elinden tuttu.
"Benimle oynayın."
Mirza Zümra'ya baktı.
"Emir büyük yerden geldi."
Zümra güldü.
"Haydi."
Üçü bahçenin ortasına doğru yürüdüler.
Sare bir elinden babasının, diğer elinden annesinin elini tuttu.
Onları çekiştirerek ilerledi.
"Benimle koşun!"
Mirza güldü.
"Yavaş kızım!"
"Koş!"
Zümra da gülmeye başladı.
"Mirza, yetişemiyorsun."
"Ben yetişemiyor muyum?"
Mirza bir anda Sare'yi kucağına aldı.
Sare kahkahalar attı.
Zümra da yanlarına geldi.
Mirza bir koluyla Sare'yi, diğer koluyla Zümra'yı sardı.
Sare ikisinin arasına sıkışıp güldü.
"Babam!"
"Efendim kızım?"
"Annem!"
"Efendim?"
Sare ikisine birden baktı.
"Sizi seviyorum."
Zümra'nın gözleri doldu.
Mirza kızının alnına öpücük kondurdu.
"Biz de seni seviyoruz."
Zümra Mirza'ya baktı.
"Çok."
Mirza Zümra'nın elini tuttu.
"Çok."
Kamera sanki yavaşça onlardan uzaklaşıyordu.
Bahçede üç yaşındaki Sare'nin kahkahaları yükselirken, konağın kapısında aileleri onları izliyordu.
Miran artık kendi yuvasını kurmuştu.
Dilan büyümüş, kendi hayatını kurmaya başlamıştı.
Konağın duvarlarında geçmişin izleri hâlâ vardı.
Ama artık o izlerin yanında yeni anılar birikiyordu.
Bir zamanlar birbirine yabancı olan Mirza ve Zümra ise hâlâ yan yanaydı.
Sare onların arasında koşuyor, kahkahaları konağın her köşesine yayılıyordu.
Mirza bir an Zümra'ya baktı.
"Mutlu musun?"
Zümra hiç düşünmeden cevap verdi.
"Sen yanımdaysan, kızımız yanımdaysa... Evet."
Mirza gülümsedi.
"Ben de."
Zümra başını onun omzuna yasladı.
Sare ikisinin ellerini tuttu.
Üçü birlikte konağın kapısına doğru yürüdü.
Bu hikâye bir berdelle başlamıştı.
Ama artık hiçbir berdel, hiçbir mecburiyet, hiçbir geçmiş onların hayatını belirlemiyordu.
Çünkü Mirza ve Zümra birbirlerini kendi iradeleriyle seçmişti.
Birbirlerini sevmeyi öğrenmişlerdi.
Birbirlerine güvenmeyi öğrenmişlerdi.
Ve sonunda kendi ailelerini kurmuşlardı.
Konağın kapısı arkalarından kapanırken Sare'nin sesi son kez duyuldu:
"Baba!"
Mirza güldü.
"Efendim kızım?"
"Anne de gelsin!"
Mirza Zümra'nın elini tuttu.
"Annen zaten hep bizimle."
Zümra gülümsedi.
Ve üçü el ele, birlikte yürüdü.
Bazen bir hikâye mecburiyetle başlar.
Ama sonunu, insanın kendi seçimleri yazar.
SON
Bölüm etkileşimi
