16. bölüm / 46
Berdel Yazgısı16
Bölümler 46Şu an: 16
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece konağın her yanı sessizliğe bürünmüştü.
Zümra derin bir uykudayken yanından gelen sesle gözlerini araladı.
"Ha-çuu!"
Ardından bastırılmaya çalışılan bir öksürük duyuldu.
Zümra uykulu gözlerle başını kaldırdı.
Mirza yatağın diğer tarafında oturuyordu. Bir eli ağzında, diğer eliyle göğsünü tutuyordu.
Zümra hemen doğruldu.
"Mirza?"
Mirza başını ona çevirdi.
"Uyandırdım mı?"
"Sen iyi misin?"
"İyiyim."
Tam o sırada yeniden öksürdü.
Zümra kaşlarını çattı.
"İyi değilsin."
Yataktan kalkıp alnına elini koydu.
"Çok sıcak değilsin ama..."
Mirza onun elini bileğinden tuttu.
"Zümra, uyu. Geçer."
"Nasıl uyuyayım sen böyleyken?"
Zümra yataktan kalkıp odadaki sürahiden bir bardak su doldurdu.
"Al."
Mirza suyu içti.
Zümra tekrar yatağın kenarına oturdu.
"Boğazın mı ağrıyor?"
"Biraz."
"Burnun?"
"Tıkalı."
Zümra iç çekti.
"Sabah doktora gidelim."
Mirza hafifçe gülümsedi.
"Bir hapşırdım diye doktor mu?"
"Bir hapşırmadın. Beş dakikadır öksürüyorsun."
Mirza cevap vermedi.
Zümra battaniyeyi biraz daha üzerine çekti.
"Uyu."
"Sen?"
"Ben de yatacağım."
Mirza ona baktı.
"Başımda beklemene gerek yok."
Zümra kaşlarını kaldırdı.
"Beklemiyorum zaten."
"Ne yapıyorsun?"
"Seninle ilgileniyorum."
Bu cümle Mirza'yı susturdu.
Zümra bunu fark etmeyip yastığını düzeltti.
"Şimdi yat."
Mirza sessizce uzandı.
Zümra da yanına uzandı ama bir süre gözlerini kapatmadı.
Mirza'nın nefesini dinledi.
Bir süre sonra Mirza hafifçe döndü.
"Zümra..."
"Hı?"
"Teşekkür ederim."
Zümra gözlerini kapatıp mırıldandı:
"Uyu artık."
Mirza ilk kez o gece gerçekten rahatladı.
Çünkü hastalığından çok, yanında Zümra'nın oluşu iyi gelmişti.
Sabah olduğunda Zümra gözlerini yavaşça açtı.
Bir an nerede olduğunu anlamaya çalıştı.
Sonra geceyi hatırladı.
Mirza'nın öksürmesiyle uyanmış, başında beklemişti.
Hemen yanına baktı.
Mirza uyanıktı.
Tavana bakıyordu.
Zümra doğruldu.
"Nasıl oldun?"
Mirza başını ona çevirdi.
"Daha iyiyim."
"Öksürüyor musun?"
"Biraz."
Zümra elini alnına koydu.
"En azından ateşin yok."
Mirza onun eline baktı.
"Sen dün gece gerçekten uyumadın mı?"
"Uyudum."
"Ne kadar?"
Zümra omuz silkti.
"Bilmem."
Mirza hafifçe gülümsedi.
"Ben her öksürdüğümde uyandın."
Zümra şaşırdı.
"Sen farkında mıydın?"
"Uykum hafifti."
Zümra bir an sustu.
Sonra yataktan kalktı.
"Ben aşağı inip sıcak su getireyim."
Mirza da kalkacak gibi oldu.
"Sen yat. Ben getiririm."
Zümra hemen dönüp ona baktı.
"Sen hiçbir yere gitmiyorsun."
Mirza kaşlarını kaldırdı.
"Emir mi veriyorsun?"
"Evet."
Mirza birkaç saniye ona baktıktan sonra tekrar yastığa yaslandı.
"Peki."
Zümra kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken Mirza arkasından seslendi.
"Zümra."
"Efendim?"
"Teşekkür ederim."
Zümra gülümsedi.
"Bir şey değil."
Kapıyı kapatıp çıktığında Mirza'nın yüzündeki gülümseme kaybolmadı.
Dün gece hastalanmıştı.
Ama ilk kez, birinin onunla bu kadar içten ilgilenmesinin nasıl bir şey olduğunu anlamıştı.
Zümra birkaç dakika sonra elinde ılık su ve ballı limonla odaya döndü.
Mirza hâlâ yataktaydı.
"Al."
Mirza bardağı aldı.
"Sen mi yaptın?"
"Evet."
Bir yudum aldıktan sonra yüzünü buruşturdu.
"Biraz ekşi."
Zümra kaşlarını kaldırdı.
"İçme o zaman."
Mirza hemen bir yudum daha aldı.
"İçiyorum."
Zümra istemeden güldü.
"İnatçısın."
"Sen de."
Mirza bardağı komodinin üzerine bıraktı.
Zümra yatağın kenarına oturup onu dikkatle süzdü.
"Bugün işe gitmeyeceksin."
"Gitmem lazım."
"Hayır."
Mirza şaşkınlıkla ona baktı.
"Sen dün gece bana emir vermeye başladın, bugün de işe gitmemi yasaklıyorsun."
"Çünkü hastasın."
"Bir şeyim yok."
Tam o sırada Mirza hapşırdı.
Zümra kollarını göğsünde birleştirdi.
"Bir şeyin yok, öyle mi?"
Mirza cevap vermeden mendili aldı.
Zümra gülümsemesini gizlemeye çalıştı.
"Bugün dinleneceksin."
Mirza başını yastığa yasladı.
"Sen yanımda olacaksan dinlenirim."
Zümra'nın gülümsemesi bir anda kayboldu.
"Ne?"
Mirza gözlerini kapattı.
"Bir şey demedim."
"Hayır, dedin."
Mirza gözlerini açıp ona baktı.
"Yanımda olunca daha iyi hissediyorum."
Zümra birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra bakışlarını kaçırdı.
"Önce iyileş."
Mirza hafifçe gülümsedi.
"Sen ilgilenirsen iyileşirim."
Zümra cevap vermedi.
Ama yüzündeki küçük gülümsemeyi de saklayamadı.
Mirza için çorba hazırlayıp tekrar yukarı çıktı.
Kapıyı açtığında Mirza yatağın içinde oturuyordu.
"Çorba getirdim."
Mirza ona bakıp gülümsedi.
"Sen gerçekten benim başıma nöbetçi oldun."
Zümra tepsiyi önüne koydu.
"Konuşma da iç."
Mirza kaşığı eline aldı.
"Emredersiniz."
Zümra gözlerini devirdi.
Ama Mirza çorbasını içerken yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı.
Zümra da farkında olmadan onu izliyordu.
Ve Mirza, hastalığının geçmesini istemediğini ilk kez düşündü.
Çünkü Zümra'nın onunla böyle ilgilenmesi...
Her şeyden daha güzeldi.
Zümra çorba kâsesini Mirza'nın önünden alırken telefonu masanın üzerinde titreşti.
Ekrana baktı.
Azat: "Zümra, müsait olduğunda görüşebilir miyiz? Seninle konuşmam gereken bir şey var."
Zümra mesajı birkaç kez okudu.
Mirza onun yüzündeki değişikliği fark etti.
"Kim?"
Zümra telefonu eline aldı.
"Azat abi."
Mirza'nın kaşı hafifçe çatıldı.
"Ne istiyormuş?"
"Benimle görüşmek istiyormuş."
Mirza birkaç saniye sustu.
Sonra sanki umurunda değilmiş gibi arkasına yaslandı.
"Git."
Zümra ona baktı.
"Sen hastasın."
"Ben iyiyim."
"Az önce çorba içemeyecek kadar halsizdin."
Mirza hafifçe gülümsedi.
"Şimdi iyiyim."
Zümra onun sesindeki değişikliği fark etti.
"Bir şey mi oldu?"
"Hayır."
Mirza gözlerini başka tarafa çevirdi.
"Azat abinle görüşmek istiyorsan görüş."
Zümra telefonu masaya bıraktı.
"Ne zaman gideceğime sonra karar veririm."
Mirza başını ona çevirdi.
"Neden?"
"Çünkü şu an sen hastasın."
Mirza'nın yüzündeki gerginlik biraz dağıldı.
Ama aklında tek bir soru vardı:
Azat'ın Zümra'yla ne konuşması gerekiyordu?
Ve bu kez kıskançlığını Zümra'ya belli etmemeye kararlıydı.
Zümra Merakına yenik düşerek azata yazdı.
Zümra :konu ne abi merak ettim
Aradan zaman geçmeden azat dan mesaj geldi. Mirza da merak ile bekliyordu.
Azat : baran
Azat : birine gönül vermiş evlenmek istiyorum diyor
Zümra mirza ya baktığında kendisini pür dikkat izlediğini gördü.
Zümra : abi ben onunla dün akşam konuştum. Haberim var mevzudan bence o beni anladı. Tekrar bir şey dedi mi "
Azat :yok güzelim siz konuştuysanız sonra
Mirza Zümra nın dikkatini çekmek için öksürdü. Zümra telefonu bıraktığında mirza konuştu.
" önemli bir şey mi "
Zümra sürahi den su doldurup mirza ya verdi.
" baranla ilgili birini seviyor "
Mirza dün dinlemişti. Bilmemezlikten gelecekti.
"anlıyorum"
Zümra elini tekrar mirza nın alnına koydu.
"ateşin yok. Uyu biraz toparlarsın"
Mirza kafasını salladı.
Bölüm etkileşimi
