33. bölüm / 46
Berdel Yazgısı33
Bölümler 46Şu an: 33
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime · Okuduğun bölüm
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ertesi sabah doktor odaya geldi.
"Zümra Hanım, taburculuk işlemlerini başlatacağız. Öncesinde bebeği bir kez daha kontrol edelim."
Zümra başını salladı.
Doktor cihazı hazırlarken Zümra bir an kapıya baktı. Koridorda Mirza'nın olduğunu biliyordu.
Sonra doktora dönüp sakin bir sesle konuştu:
"Doktor bey... kapıyı açık bırakıp kalp atışlarını öyle dinleyebilir miyiz?"
Doktor kısa bir an şaşırdı ama başını salladı.
"Tabii."
Kapı aralık bırakıldı.
Doktor cihazı Zümra'nın karnına yerleştirdi.
Birkaç saniye sonra odanın içinde hızlı ve düzenli kalp atışları duyuldu.
Tık tık... tık tık... tık tık...
Koridorda duran Mirza bir anda başını kaldırdı.
Sesi duyunca olduğu yerde kaldı.
Sonra yavaşça kapıya doğru yaklaştı.
Kapının aralığından içeri baktı.
Doktor cihazın başındaydı.
Zümra yatağında uzanıyordu.
Mirza birkaç adım daha attı.
Bu kez kimse onu dışarı çıkarmadı.
Çünkü Zümra kapıyı özellikle açık bırakmıştı.
Mirza'nın gözleri doldu.
İlk kez çocuğunun kalp atışlarını duyuyordu.
Elini kapının kenarına koydu.
Hiç konuşmadan o sesi dinledi.
Zümra gözlerini kapatmıştı.
Ama dudaklarının kenarında belli belirsiz bir titreme vardı.
Mirza onun bunu neden yaptığını anlamıştı.
Zümra ona hâlâ kızgındı.
Onu affetmemişti.
Ama en azından bu kez...
Çocuğunun kalp atışlarını ondan esirgememişti.
Doktor cihazı dikkatlice hareket ettirirken ekrandaki görüntü biraz daha belirginleşti.
"Her şey gayet normal görünüyor."
Zümra sessizce ekrana baktı.
Doktor ölçümleri kontrol ettikten sonra devam etti:
"Kalp atışları da iyi. Şu an için endişe edecek bir durum görünmüyor."
Mirza kapının yanında sessizce duruyordu.
Gözleri ekrandan ayrılmıyordu.
Doktor ekrana işaret etti.
"Bakın, bebeğiniz burada."
Mirza'nın nefesi tutuldu.
İlk kez çocuğunu görüyordu.
Ekrandaki küçücük görüntüye uzun uzun baktı.
Gözleri doldu.
Hiç konuşmadı.
Sadece baktı.
Doktor birkaç ölçüm daha yaptı.
"Henüz erken ama birkaç haftaya kadar cinsiyeti de belli olur."
Mirza'nın bakışları hâlâ ekrandaydı.
"Bir... birkaç hafta?"
Doktor gülümsedi.
"Evet. O zaman daha net söyleyebiliriz."
Mirza yutkundu.
Gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
Zümra bunu fark etti ama yüzüne bakmadı.
Mirza ekrandaki görüntüden gözlerini ayıramıyordu.
Küçücük elleri, minicik bedeni...
Onca zaman boyunca varlığından bile haberi olmadığı çocuğu şimdi gözlerinin önündeydi.
Mirza dudaklarını araladı.
"Benim..."
Sesi titredi.
Sonra kendini düzeltti.
"Bizim..."
Zümra'nın gözleri doldu.
Ama yine de ona dönmedi.
Mirza ise ekrana bakmaya devam etti.
Sanki biraz daha bakarsa, kaybettiği bütün zamanları geri kazanabilecekmiş gibi...
Doktor cihazı kapatmaya hazırlanırken Mirza'nın gözleri son kez ekranda kaldı.
Ve o an yüzünde ilk kez yalnızca bir adamın değil, çocuğunu ilk kez gören bir babanın şaşkınlığı vardı.
Doktor son kontrolleri tamamladıktan sonra cihazı toparladı.
"Her şey yolunda görünüyor. Birazdan taburculuk işlemleriniz tamamlanır."
Doktor odadan çıktı.
Kapı kapanınca odada sessizlik kaldı.
Mirza birkaç saniye boyunca ekrana baktı. Sonra yavaşça Zümra'ya yaklaştı.
"Teşekkür ederim."
Zümra ona bakmadı.
"Ne için?"
"Bugün..."
Mirza'nın sesi titredi.
"Bebeğimizi görmeme izin verdiğin için."
Zümra sessiz kaldı.
Mirza yatağın kenarına yaklaşıp eline uzandı.
Zümra'nın parmaklarını tuttu.
"Gerçekten teşekkür ederim, Zümra."
Zümra birkaç saniye eline baktı.
Sonra elini yavaşça çekti.
"Teşekkür etme."
Mirza'nın yüzündeki ifade değişti.
Zümra gözlerini ondan kaçırarak konuştu.
"Ben seni affetmiyorum."
Mirza sustu.
"Affetmeyeceğim de."
"Zümra..."
"Hayır."
Bu kez gözlerini ona çevirdi.
"Ben artık ne yaşadığımızı unutmak istemiyorum. Çünkü unuttuğum anda yine aynı şeyleri yaşamaktan korkuyorum."
Mirza'nın gözleri doldu.
Zümra devam etti:
"Seninle aramdaki tek bağ bundan sonra bebeğimiz olacak."
Mirza'nın yüzü düştü.
"Başka hiçbir şey istemiyorum."
Zümra derin bir nefes aldı.
"Biz boşanacağız, Mirza."
Mirza uzun süre ona baktı.
Sonra başını eğdi.
"Tamam. Stres yapma üzülme çözeriz"
Zümra onun bu kadar kolay kabul etmesine şaşırdı.
Mirza ise sessizce ekrana baktı.
Bir süre önce gördüğü küçücük görüntü gözlerinin önünden gitmiyordu.
"Ben sadece..." dedi kısık bir sesle.
"sizin hayatınızda olmak istiyorum."
Zümra cevap vermedi.
Mirza da daha fazla konuşmadı.
İkisinin arasında artık tek bir şey vardı:
Henüz doğmamış çocukları.
Hastanedeki işlemler tamamlandığında Zümra yavaşça ayağa kalktı.
Miran yanına geldi.
"İyi misin yenge?"
"İyiyim."
Mirza birkaç adım geride duruyordu. Zümra onunla göz göze gelmemek için çantasını aldı.
Hastaneden birlikte çıktılar.
Dışarıda Milano'nun hareketli sokakları onları karşıladı.
Zümra kaldığı eve taksiyle döneceğini söyledi.
"Ben taksiye bineceğim."
Mirza bir şey söylemek istedi ama vazgeçti.
Zümra taksiye bindiğinde cam kenarına oturdu.
Araç hareket etti.
Zümra başını cama yasladı.
Milano'nun sokaklarını izlemeye başladı.
Kalabalık caddeler, eski binalar, küçük kafeler, yürüyen insanlar...
Gözlerini sürekli dışarıda tuttu.
Çünkü Mirza'yı düşünmek istemiyordu.
Ne hastanede gözlerinin doluşunu...
Ne bebeği ilk gördüğü andaki yüzünü...
Ne de "sizin hayatınızda olmak istiyorum" deyişini.
Zümra elini karnının üzerine koydu.
"Biz eve gidiyoruz," diye fısıldadı.
Mirza ise hastanenin önünde bir süre taksinin arkasından baktı.
Araç gözden kaybolduğunda başını eğdi.
Miran yanına geldi.
"Abi..."
Mirza cevap vermedi.
Miran omzuna hafifçe dokundu.
"Sabret."
Mirza ona baktı.
"Ne kadar daha?"
Miran derin bir nefes aldı.
"Düzelecek abi."
Mirza acı bir gülümsemeyle başını salladı.
"Umarım."
Miran tekrar konuştu.
"Zümra şu an kırgın. Biraz zamana ihtiyacı var. Sen de kendini toparla."
Mirza gözlerini taksinin kaybolduğu sokağa çevirdi.
"Ben beklerim."
Miran sessizce yanında durdu.
Mirza son kez o tarafa baktı.
"Yeter ki onlar iyi olsun."
Sonra ikisi birlikte hastanenin önünden uzaklaştılar.
Zümra eve geldiğin de önemli eşyalarını hazırladı. Mardin için uçak bileti aldı. Havaalanına geldi. Zümrayı takip eden mirza da Havaalanında karısının az Bi uzağında bekledi. Zümra bakmamak için çok çabaladı. Başardı da
Bölüm etkileşimi
