30. bölüm / 46
Berdel Yazgısı30
Bölümler 46Şu an: 30
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime · Okuduğun bölüm
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bir ay daha geçmişti.
Baran'ın Mardin'e dönmesinin üzerinden haftalar olmuştu.
Ama Mirza artık beklemiyordu.
Miran'la birlikte Milano'ya gelmiş, günlerdir şehrin sokaklarını dolaşıyorlardı.
Her kafeye giriyorlar, her sokağa bakıyorlar, Zümra'nın fotoğrafını gösterip onu soruyorlardı.
Mirza'nın umudu her geçen gün biraz daha tükeniyordu.
Ama vazgeçmiyordu.
"Abi, biraz dinlen."
"Dinlenemem."
Mirza gözlerini karşıdaki kalabalığa dikti.
"Ya buradaysa?"
Miran sustu.
Mirza yürümeye devam etti.
Bu sırada şehrin başka bir köşesinde Zümra, elindeki alışveriş poşetleriyle evine doğru yürüyordu.
Üç buçuk aylık hamileydi.
Artık karnındaki küçük şişlik gizlenemeyecek kadar belirginleşmişti.
Elini karnının üzerine koydu.
Yavaşça gülümsedi.
"Biraz daha büyüdün."
Sonra etrafına baktı.
Kimse onu tanımıyordu.
Kimse hamile olduğunu bilmiyordu.
Ve Zümra'nın en büyük korkusu, tam da bu şehirde Mirza'nın karşısına çıkmaktı.
Sokağın köşesini döndüğünde bir an durdu.
Uzaktan tanıdık bir siluet gördüğünü sandı.
Kalbi hızlandı.
Gözlerini kıstı.
"Mirza?"
Ama adam kalabalığın içinde kayboldu.
Zümra hemen arkasını döndü.
Eli istemsizce karnına gitti.
"Hayır..."
Hızlı adımlarla uzaklaştı.
O sırada Mirza gerçekten birkaç sokak ötede, onu arıyordu.
Miran yanına yetişti.
"Abi, bugün de bulamadık."
Mirza başını iki yana salladı.
"Bulacağız."
"Ya burada değilse?"
Mirza hiç düşünmeden cevap verdi.
"Burada."
Sesi kararlıydı.
"Ben onun burada olduğunu hissediyorum."
Miran abisine baktı.
"Nasıl bu kadar eminsin?"
Mirza gözlerini Milano'nun kalabalık sokaklarına çevirdi.
"Çünkü Zümra benden ne kadar kaçarsa kaçsın..."
Bir an sustu.
"Ben onu bulmadan durmayacağım."
Aynı saatlerde Zümra evinin kapısını kapattı.
Sırtını kapıya yasladı.
Derin bir nefes aldı.
Sonra elini belirginleşen karnının üzerine koydu.
"Merak etme."
Gözleri doldu.
"Seni kimse bulamayacak."
Ama Milano artık ikisini birbirinden saklayamayacak kadar küçülmeye başlamıştı.
Ertesi sabah Zümra evden çıktığında hava serindi.
Üzerine bol bir kaban geçirmiş, saçlarını toplamıştı. Karnı artık eskisi gibi kolayca gizlenmiyordu. Üç buçuk aylık hamileliği, kıyafetlerinin altında belli belirsiz kendini gösteriyordu.
Elini karnının üzerine koyarak yürüdü.
"Bugün doktora gideceğiz."
Kendi kendine gülümsedi.
"Bakalım ne kadar büyümüşsün."
Bir süre sonra küçük bir kliniğe girdi.
Doktor muayeneyi yaptıktan sonra gülümsedi.
"Her şey yolunda görünüyor."
Zümra rahat bir nefes aldı.
"Bebeğim iyi mi?"
"Evet. Gelişimi güzel."
Zümra ekrana baktı.
Gözleri doldu.
Her seferinde aynı şey oluyordu.
Bebeğini gördüğünde bütün korkuları birkaç dakikalığına kayboluyordu.
Doktor ona bazı önerilerde bulunurken Zümra başını salladı.
Sonra klinikten çıktı.
Tam karşı kaldırıma geçecekken telefonu çaldı.
Baran'dı.
"Efendim?"
"Abla, iyi misin?"
"İyiyim."
Baran birkaç saniye sustu.
"Kimse bir şey fark etmedi değil mi?"
Zümra elini karnına götürdü.
"Hayır."
"Mirza hâlâ Milano'da."
Zümra'nın yüzündeki ifade değişti.
"Ne?"
"Miran'la birlikte seni arıyorlar."
Zümra'nın kalbi hızlandı.
"Baran..."
"Abla, korkutmak istemiyorum ama artık daha dikkatli ol."
Zümra gözlerini kapattı.
"Onu görmek istemiyorum."
"Biliyorum."
"Ne olur kimseye söyleme."
"Söylemeyeceğim."
Telefon kapandı.
Zümra birkaç saniye olduğu yerde kaldı.
Sonra arkasını dönüp yürümeye başladı.
Miran, Milano'nun kalabalık sokaklarında tek başına yürüyordu.
Mirza o gün yanında değildi. Başka bir yere gitmiş, Miran ise biraz hava almak için kaldıkları yerden çıkmıştı.
Bir kafeden çıkıp karşı kaldırıma geçeceği sırada gözünün ucuyla tanıdık birini gördü.
Yavaşladı.
Kadın birkaç metre önünde yürüyordu.
Miran önce emin olamadı. Sonra yüzünü daha net görünce olduğu yerde kaldı.
"Yenge..."
Zümra.
Miran'ın kalbi hızla atmaya başladı.
Arkasından seslenmek üzereydi ki Zümra bir apartmanın kapısına yöneldi. Miran hiç düşünmeden peşinden gitti.
"Zümra!"
Zümra bir anda durdu.
Omuzları gerildi.
Yavaşça arkasını döndüğünde Miran'ı gördü.
"Miran..."
Miran birkaç adım yaklaştı.
"Gerçekten sensin."
Zümra'nın yüzündeki şaşkınlık yerini tedirginliğe bıraktı.
"Miran, ne olur..."
"Dur."
Miran'ın gözleri Zümra'nın yüzünden aşağı kaydı.
Üzerindeki elbise bol değildi.
Ve kumaşın altında artık gizlenemeyecek kadar belirgin küçük bir çıkıntı vardı.
Miran'ın bakışları orada takılı kaldı.
Zümra bunu fark edince refleks olarak elini karnının üzerine götürdü.
Miran'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.
"Yenge..."
Zümra sustu.
Miran gözlerini karnından ayıramıyordu.
"Sen..."
Bir adım daha yaklaştı.
"Sen hamilesin."
Zümra'nın gözleri doldu.
"Miran..."
"abim biliyor mu?"
Zümra başını hızla iki yana salladı.
"Hayır."
Miran birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
Sonra tekrar karnına baktı.
"Kaç aylık?"
"Üç buçuk."
Miran'ın nefesi kesildi.
"Üç buçuk..."
Zümra başını eğdi.
"Baran biliyor. O da Mardin'de."
Miran gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
"Demek seni bulduğumda asıl sakladığın şey buymuş."
Zümra sessizce ağlamaya başladı.
"Miran, lütfen Mirza'ya söyleme."
Miran ona baktı.
"Yenge..."
"Ne olur."
Miran'ın yüzünde kızgınlıktan çok kardeşine duyduğu acı vardı.
"Mirza seni bulmak için Milano'nun altını üstüne getiriyor."
Zümra gözlerini kapattı.
"Biliyorum."
"Her gün seni arıyor."
"Biliyorum."
"Ve sen onun çocuğunu taşıyorsun."
Zümra karnını korurcasına iki eliyle tuttu.
"Ben ona söylemek istedim."
Miran sustu.
"Ama o beni istemediğini söyledi. Ne yapsaydım Miran söyle bana '
Gözyaşlarını sildi.
"yenge konuşalım mı'
Zümra başını salladı
" mirza ya demek çağırmak yok söz ver "
Miran uzun süre ona baktı.
Sonra yavaşça başını salladı.
"Mirza bunu öğrendiğinde..."
Cümlesini tamamlamadı.
Zümra fısıldadı:
"Öğrenmeyecek."
Miran'ın bakışları tekrar Zümra'nın karnına indi.
"Artık bundan o kadar emin olma, yenge."
Zümra korkuyla ona baktı.
Çünkü Miran'ın yüzündeki ifade, bunun artık yalnızca Zümra'nın sırrı olmadığını söylüyordu.
Zümra evin kapısını açtığında miranı buyur etti. Karşılıklı oturdular.
'yenge abim senden ayrılmak istemedi"
Zümra hiddet ile konuştu.
" bana onu savunma'
Miran yengesine uzun uzun baktı.
" abim tehtid aldı yenge günlerce senin canın için korktu. Seni korkutmak istemedi '
Zümra miranı böldü
"bana söyleyebilirdi"
"söyleyecekti. Sonra Dilan la senin dışarı çıktığın gün. Senin resimlerini çekip abime attılar. Canından korktu."
Zümra sinirle ayağa kalktı.
' bana deseydi bir yolunu bulurduk Miran. Gerekirse ayrı kalırdık ama bu hale gelmezdik"
Zümra kasıklarında hafif ağrı hissediyordu.
"Ben abinden o lafları duyduğumda ne hale geldim haberin var mı"
Zümra elini karnına bastırdı.
"Ben ona ilk ayrılık yaşadığımızda söyledim benden bir şey saklama ahh"
Miran ayağa kalktı.
"iyi misin yenge"
"stresten. Gidin Miran. Benim için değil bu bebek için gidin"
Zümra acıdan gözünden yaş akıyordu.
"yenge otur. Korkutuyorsun iyi misin"
Zümra elleri karnında ağlıyordu.
"hastaneye gidelim mi iyi misiniz"
Zümra biraz sakinleşti.
"geçer şimdi. Abini de al git Miran."
Zil çaldığında Zümra ile Miran göz göze geldi.
"yenge özür dilerim saklayamazdım."
Üç ay sonra ilk defa mirza yı görmenin verdiği heyecan ve korku ile kapıya baktı.
Bölüm etkileşimi
