32. bölüm / 46
Berdel Yazgısı32
Bölümler 46Şu an: 32
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime · Okuduğun bölüm
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kapı yavaşça açıldı.
Mirza içeri girdi.
Zümra yatağında sessizce yatıyordu. Bakışlarını pencereden dışarı çevirmişti. Mirza'nın içeri girdiğini fark ettiği halde ona dönmedi.
Mirza birkaç adım yaklaştı.
"Zümra..."
Cevap gelmedi.
"Konuşabilir miyiz?"
Zümra gözlerini dışarıdan ayırmadan konuştu.
"Konuş."
Mirza yatağın yanında durdu.
"Ben seni bulduğumda ne olduğunu anlamadım. Sana kızgınlığımı anlatmak, neden böyle yaptığını öğrenmek istedim. Ama seni yerde gördüğüm an..."
Sesi titredi.
"Her şeyden korktum."
Zümra hâlâ ona bakmıyordu.
Mirza derin bir nefes aldı.
"Ben senden sadece bir şans istemiştim."
Zümra'nın yüzünde hiçbir ifade değişmedi.
Sonunda sakin ama keskin bir sesle konuştu.
"Sen benden tek bir şans istedin, Mirza."
Mirza sustu.
"O şansı da kaybettin."
Mirza'nın gözleri doldu.
"Zümra..."
Zümra ilk kez elini karnının üzerine koydu ama yüzünü ona çevirmedi.
"Ben ve bebeğim seni hayatımızda istemiyoruz."
Mirza'nın nefesi kesildi.
"Ne olur böyle söyleme."
"Yalnız bırak bizi."
"Zümra, o benim de çocuğum."
Zümra gözlerini kapattı.
"Ben onun annesiyim."
Mirza'nın sesi iyice kısıldı.
"Ben de babasıyım."
Zümra yine yüzüne bakmadı.
"Git."
Mirza uzun süre yerinden kıpırdamadı.
Belki bir kez olsun gözlerinin içine bakıp fikrini değiştireceğini umdu.
Ama Zümra ona tek bir kez bile dönmedi.
Sonunda Mirza başını eğdi.
"Tamam."
Kapıya doğru yürüdü.
Tam çıkacakken durdu.
Zümra hâlâ pencereye bakıyordu.
Mirza son kez konuştu.
"Ben seni yalnız bırakmak istemiyorum."
Zümra'nın cevabı değişmedi.
"Ben senden bunu istiyorum."
Mirza kapıyı sessizce açtı.
Ve hiçbir şey söylemeden odadan çıktı.
Zümra ancak kapı kapandıktan sonra gözlerini kapattı.
Ama yine de arkasından bakmadı.
Kapı yeniden açıldı.
Miran içeri girdiğinde Zümra hâlâ pencereden dışarı bakıyordu.
Miran sessizce yanına yaklaştı.
"Yenge..."
Zümra ona baktı.
"Doktor ne dedi?"
Zümra derin bir nefes aldı.
"Şimdilik her şey normal."
Miran'ın yüzündeki gerginlik biraz olsun azaldı.
"Şükür."
Zümra birkaç saniye sustu.
"Stresten ve üzüntüden uzak durmam gerektiğini söyledi."
Miran başını salladı.
"Tamam. Dinlenirsin."
Zümra bu kez doğrudan Miran'a baktı.
"Uzak durmam için abinin gitmesi gerekiyor."
Miran sustu.
"Yenge..."
"Onu burada gördükçe sakin kalamıyorum."
Zümra'nın sesi kırıldı.
"Ben şu an kendimi düşünmek zorundayım."
Miran başını öne eğdi.
"Anlıyorum."
"Gitmesini sağla."
Miran birkaç saniye sessiz kaldı.
"Tamam."
Zümra gözlerini kapattı.
"İkiniz de gidin."
Miran kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken Zümra arkasından ekledi:
"Ve Miran..."
Miran dönüp baktı.
"Şimdilik kimse gelmesin."
Miran başını salladı.
"Tamam yenge."
Kapı kapandığında Zümra yeniden elini karnının üzerine koydu.
Bu kez gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
İlk kez hastanede gerçekten yalnız kalmaya ihtiyacı vardı.
Miran koridora çıktığında Mirza'yı pencerenin önünde gördü.
Mirza başını kaldırdı.
"Ne dedi?"
Miran birkaç saniye sustu.
"Abim..."
"Ne dedi Zümra?"
Miran derin bir nefes aldı.
"Doktor şimdilik her şeyin normal olduğunu söylemiş."
Mirza'nın yüzünde kısa bir rahatlama belirdi.
"Ya sonra?"
"Stres ve üzüntüden uzak durması gerekiyormuş."
Mirza'nın bakışları yere indi.
Miran devam etti.
"Ve yenge senden uzak durması gerektiğini söyledi."
Mirza gözlerini kapattı.
"Benden..."
"Evet."
Miran'ın sesi yumuşadı.
"Sen burada olduğun sürece sakin kalamadığını düşünüyor. Doktorun söylediği şeylere uyabilmesi için senin gitmen gerektiğini söyledi."
Mirza bir süre hiçbir şey söylemedi.
"Başka?"
Miran başını eğdi.
"İkinizin de gitmesini istedi."
Mirza acıyla gülümsedi.
"İkinizin de..."
"Kimsenin yanına gelmesini de istemiyor."
Mirza duvara yaslandı.
Miran ona baktı.
"Abim, kızgın olduğu için değil sadece. Korkuyor. Yaşadıklarından sonra yeniden aynı şeyleri yaşamak istemiyor."
Mirza'nın gözleri doldu.
"Ben ona zarar vermek istemedim."
"Biliyorum."
"Onu korumaya çalıştım."
Miran sessiz kaldı.
Mirza gözlerini kapattı.
"Sonunda korumaya çalıştığım kadını benden korumaya çalışır hale getirdim."
Miran cevap vermedi.
Çünkü bu kez söyleyecek hiçbir sözü yoktu.
Miran ve Mirza koridorda sessizce dururken odanın kapısı açıldı.
Bir hemşire dışarı çıktı.
İkisine bakıp kısa bir an durdu.
"Zümra Hanım'ın yakını siz misiniz?"
Mirza hemen başını kaldırdı.
"Eşiyim."
Hemşire birkaç saniye Mirza'ya baktı.
"Anladım. Hastanın tansiyonu biraz düşük. Şu an için ciddi bir durum yok ama bir şeyler yemesi gerekiyor."
Mirza'nın yüzü endişeyle gerildi.
"Ne yemesi gerekiyor?"
"Çok ağır olmayan bir şeyler olabilir. Çorba, meyve, birkaç lokma ekmek gibi. Önemli olan uzun süre aç kalmaması."
Mirza hemen başını salladı.
"Tamam."
Hemşire devam etti:
"Bir de mümkün olduğunca sakin kalması gerekiyor. Yaşadığı stres ve kanama nedeniyle kendisini yormaması önemli."
Mirza'nın bakışları yere indi.
"Yemek istemezse?"
"İkna etmeye çalışın. Özellikle bu süreçte düzenli beslenmesi önemli."
Hemşire tekrar odaya yöneldi.
"Birazdan tekrar kontrol edeceğim."
Kapı kapandığında Mirza birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra Miran'a döndü.
"Bir şeyler bulup getireceğim."
Miran başını salladı.
"Abim..."
Mirza onun sözünü kesti.
"Onu görmeyeceğim. Sadece yemesi gereken şeyi bırakacağım."
Miran, kardeşinin yüzündeki çaresizliği görünce sustu.
Mirza kısa süre sonra elinde küçük bir poşetle odaya geri döndü.
Kapıyı yavaşça açtı.
Zümra yatağında oturuyordu. Mirza'yı görünce yüzünü diğer tarafa çevirdi.
Mirza yaklaşmadan poşeti komodinin üzerine bıraktı.
"Çorba aldım. Biraz meyve de var."
Zümra cevap vermedi.
Mirza birkaç saniye sessizce durdu.
"Hemşire tansiyonunun düşük olduğunu söyledi."
Zümra yine konuşmadı.
Mirza gözlerini ona çevirdi.
"Biraz ye."
Zümra sonunda soğuk bir sesle konuştu.
"İstemiyorum."
Mirza ısrar etmedi. Sadece poşete baktı.
"Bebeğimiz için."
Zümra'nın yüzündeki ifade değişti.
Başını ona çevirmeden cevap verdi.
"Bebeğim için yerim."
Mirza birkaç saniye sustu.
Sonra başını hafifçe salladı.
"Tamam."
Başka hiçbir şey söylemedi.
Ne ısrar etti ne de ona yaklaşmaya çalıştı.
Sadece poşeti biraz daha yaklaştırıp geri çekildi.
"Ben çıkıyorum."
Zümra cevap vermedi.
Mirza kapıya yöneldi.
Tam çıkarken bir an durdu ama arkasına dönmedi.
"Afiyet olsun."
Kapı kapandı.
Zümra bir süre poşete baktı.
Sonra elini karnının üzerine koyup sessizce fısıldadı:
"Senin için..."
Mirza koridorda birkaç dakika bekledikten sonra Zümra'nın odasının önünden geçti.
Kapı tamamen kapanmamıştı.
İçeriden hafif bir kaşık sesi geliyordu.
Mirza istemeden durdu.
Kapının aralığından baktığında Zümra'nın komodinin üzerindeki çorbayı yavaş yavaş içtiğini gördü.
Bir eli kaşıktaydı.
Diğer eli ise karnının üzerindeydi.
Mirza'nın bakışları o noktada kaldı.
Zümra bir lokma daha aldıktan sonra hafifçe geriye yaslandı. Elini karnında gezdirdi.
Mirza'nın yüzünde belli belirsiz bir ifade oluştu.
Kendi kendine fısıldadı:
"İyi ki yiyorsun..."
Zümra onu görmemişti.
Mirza kapının eşiğinde birkaç saniye daha durdu.
İçeri girip yanına gitmek istedi.
Ama Zümra'nın az önce söylediği sözleri hatırladı.
"Yalnız bırak bizi."
Mirza sessizce geri çekildi.
Kapıyı kapatmadan önce son kez Zümra'ya baktı.
Zümra yine elini karnında tutuyordu.
Mirza dudaklarını birbirine bastırdı ve Zümra yı özlediği yüzü izlemeye devam etti
Bölüm etkileşimi
