26. bölüm / 46
Berdel Yazgısı26
Bölümler 46Şu an: 26
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mirza birkaç saniye sustuktan sonra gözlerini Zümra'dan kaçırdı.
“Babanın yanına dön.”
Zümra'nın yüzündeki bütün ifade silindi.
“Ne dedin?”
“Babanın yanına dön, Zümra.”
Zümra ona inanamayarak baktı.
“Beni gönderiyor musun?”
Mirza'nın içi parçalanıyordu ama yüzüne hiçbir şey yansıtmadı.
“Evet.”
Zümra başını yavaşça salladı.
“Demek gerçekten bu kadar kolay.”
Mirza cevap vermedi.
Zümra parmağındaki alyansa baktı.
Aylar önce takarken hissettiği o yabancılık artık yoktu. O yüzük, onun için Mirza'nın kendisi olmuştu.
Diğer elindeki yüzüğe de baktı.
Gözleri doldu.
“Bunları bana sen takmıştın.”
Mirza'nın boğazı düğümlendi.
“Biliyorum.”
Zümra alyansını parmağından çıkardı.
Ardından diğer yüzüğü de çıkardı.
Bir saniye boyunca ikisini avucunun içinde tuttu.
Sonra yüzüne baktı.
“Al.”
İki yüzüğü birden Mirza'nın yüzüne doğru savurdu.
Yüzükler Mirza'nın göğsüne çarpıp yere düştü.
Çıkan küçük metal sesi odanın sessizliğinde yankılandı.
Mirza olduğu yerde kaldı.
Zümra'nın gözlerinden yaşlar akıyordu.
“Beni istemediğini söyleyebilirsin. Benden vazgeçtiğini söyleyebilirsin. Ama bana bir daha babamın yanına dön deme.”
Mirza'nın elleri yumruk oldu.
Zümra devam etti.
“Çünkü ben senin evine geldiğim gün artık burayı kendi evim bildim.”
Mirza'nın gözleri yerdeki yüzüklere kaydı.
“Zümra…”
“Hayır.”
Zümra başını iki yana salladı.
“Bundan sonra hiçbir şey söyleme.”
Mirza ona doğru bir adım attı.
Zümra geri çekildi.
“Bana dokunma.”
Bu iki kelime Mirza'nın olduğu yere çakılmasına yetti.
Zümra kapıya yöneldi.
Kapının önünde durup son kez arkasına baktı.
“Beni senden ayırmak için ne yaptığını bilmiyorum. Ama şunu bil… Ben seni gerçekten sevmiştim.”
Mirza'nın gözlerinden yaş süzüldü.
"sakın bir daha karşıma dahi çıkma mirza."
Zümra kapıyı açıp çıktı.
Kapı kapandığında Mirza yavaşça yere çöktü.
Yerde duran iki yüzüğe baktı.
Elini uzatıp alyansı aldı.
Dudaklarının arasından yalnızca tek bir cümle döküldü.
“Ben de seni hâlâ seviyorum, Zümra.”
Ama Zümra artık onu duymuyordu.
İki gün geçmişti.
Konağın içinde kimse Zümra'dan bahsetmiyordu.
Mirza ise iki gündür neredeyse hiç konuşmuyordu.
Yatak odasına her girdiğinde gözü ilk olarak komodinin üzerinde duran iki yüzüğe gidiyordu.
Zümra'nın yüzüne savurduğu yüzükleri yerden aldığı günden beri yanından ayırmamıştı.
O sabah gözlerini açtığında takvimdeki tarihi gördü.
Evlilik yıldönümleriydi.
Bir süre yatağın kenarında sessizce oturdu.
Aylar önce bu tarihin nasıl geçeceğini düşündüğünde Zümra'nın yanında olacağını sanmıştı.
Belki beraber kahvaltı edecekler, belki dışarı çıkacaklar, belki de Zümra'ya küçük bir hediye alacaktı.
Şimdi ise odada yalnızdı.
Tam o sırada kapı çalındı.
Bir görevli elinde bir zarfla içeri girdi.
“Mirza Bey, bu sizin için.”
Mirza zarfı aldı.
“Kimden?”
Görevli cevap verdi.
“Zümra Hanım'dan.”
Mirza'nın eli bir anda durdu.
Zarfı açtı.
İçinden resmi belgeler çıktı.
Boşanma davasına ilişkin evraklardı.
Ve Zümra'nın imzası vardı.
Mirza birkaç saniye hiçbir şey yapmadan belgelerin üzerine baktı.
Son sayfada tarih yazıyordu.
Bugün.
Evlilik yıldönümlerinde.
Mirza'nın nefesi kesildi.
“Hayır…”
Belgeleri tekrar çevirdi.
İmza gerçekten Zümra'ya aitti.
Boşanma davasını Zümra açmıştı.
Mirza sandalyesine çöktü.
Gözleri doldu.
“Bugün mü?”
Zarfın içinden küçük bir not daha çıktı.
Mirza titreyen parmaklarıyla notu açtı.
“Ne yüzünü görmek ne de sesini duymak istiyorum. Senden hiç bir şey talep etmiyorum. Bitsin "
Mirza gözlerini kapattı.
Notun son satırına geldiğinde nefesi daha da ağırlaştı.
“istemediğini söyledin zorlaştırmanın da bir anlamı yok. ”
Mirza notu elinde sımsıkı tuttu.
Telefonunu çıkarıp Zümra'nın numarasını aradı.
Telefon çaldı.
Bir kez.
İki kez.
Üç kez.
Cevap yoktu.
Mirza tekrar aradı.
Bu kez de açılmadı.
Başını ellerinin arasına aldı.
Bugün, evliliklerinin yıldönümüydü.
Ama aynı zamanda evliliklerinin sona doğru ilk resmi adımıydı.
Zümra o sırada başka bir yerde, avukatının karşısında oturuyordu.
Masadaki dosyaya bakıyor ama sayfalardaki hiçbir kelimeyi okuyamıyordu.
Avukatı belgeleri düzenlerken Zümra sessizce sordu:
“Ben artık Mardin'de bulunmayacağım. Mirza da belgeleri imzalarsa bugün bitecek, değil mi?”
Avukat kısa bir süre durdu.
“İmzalar tamamlanırsa süreç hukuken ilgili işlemlere göre ilerler. Ama her şeyin aynı gün kesin olarak sonuçlanması, dosyanın durumuna ve mahkeme sürecine bağlı.”
Zümra gözlerini önündeki kâğıtlara indirdi.
“Ben sadece… bugün bitsin istiyorum.”
Sesi titredi.
“Çünkü burada kalırsam her yerde onu göreceğim.”
Avukat yumuşak bir sesle konuştu.
“Emin misiniz Zümra Hanım? Bu kararı çok kısa bir süre içinde verdiniz.”
Zümra dudaklarını birbirine bastırdı.
“Kararı ben vermedim.”
Avukat ona baktı.
Zümra'nın gözleri doldu.
“Bana gitmemi söyledi.”
Bir süre sessizlik oldu.
Zümra parmağında artık olmayan yüzüğün bıraktığı yere baktı.
“Ben onunla evlenirken bunun böyle biteceğini hiç düşünmemiştim.”
Gözünden bir damla yaş süzüldü.
“Bugün evlilik yıldönümümüz.”
Avukat başını eğdi.
Zümra derin bir nefes aldı.
“Bugün onun karısı olarak uyanmam gerekiyordu. Şimdi ise boşanma belgelerinin imzalanıp imzalanmayacağını bekliyorum.”
Sesi daha da kısıldı.
“İnsan birini severken ondan bu kadar kolay ayrılabiliyor mu?”
Avukat cevap vermeden önce birkaç saniye düşündü.
“Kolay olduğunu sanmıyorum.”
Zümra gözyaşlarını sildi.
“Ben de kolay olduğunu düşünmüyorum.”
Sonra dosyayı kapattı.
“Mirza imzalarsa bana haber verin.”
Avukat başını salladı.
Zümra ayağa kalktı.
Kapıya doğru ilerlerken bir kez daha durdu.
“Ve lütfen… Mardin'den ayrılacağımı da bilin. Burada kalamayacağım.”
Avukat sessizce başını salladı.
Zümra dışarı çıktığında yüzünde hiçbir şey yokmuş gibi görünmeye çalıştı.
Ama kapı kapanır kapanmaz gözlerinden yaşlar süzüldü.
Bugün evlilik yıldönümleriydi.
Ve Zümra, hayatının en mutlu günü olması gereken günde, evliliğinin bitmesini bekliyordu.
Mirza hâlâ çalışma odasında, Zümra'nın gönderdiği belgelerin başında oturuyordu.
Telefonu çaldı.
Ekranda tanımadığı bir numara vardı.
Bir süre baktıktan sonra telefonu açtı.
“Buyurun.”
Karşıdaki adam kendisini tanıttı.
“Merhaba Mirza Bey. Ben Zümra Hanım'ın avukatıyım.”
Mirza'nın yüzü bir anda gerildi.
“Buyurun.”
“Boşanma dosyasıyla ilgili sizi arıyorum. Belgeler tarafınıza ulaştı, değil mi?”
Mirza masasının üzerindeki dosyaya baktı.
“Evet.”
“Eğer belgeleri bugün imzalayıp bize hemen teslim ederseniz, dosyanın mevcut durumuna göre işlemleri bugün içerisinde tamamlamak için gereken başvuruları yapabiliriz.”
Mirza'nın eli dosyanın üzerinde hareketsiz kaldı.
Miran odaya girdiğinde abisini dağılmış bir biçimde gördü.
"abi"
"dava açmış"
Mirza gözlerini Zümra nın attığı imzadan almıyordu.
"bugün evlilik yıl dönümümüz"
Miran abisine destek vermek istedi.
"söyleseydin keşke abi"
Mirza gözleri dolu doluydu.
"Zümra yı aradım açmadı '
Miran cebinden telefonunu çıkardı.
" baranı arayayım'
Hapörlerdeki telefon uzun uzun çaldı. En sonunda açıldı.
Baran iki günlük dolmayı mirana boşalttı. Mirza nın canını yakan o cümleyi kullandı.
"abin olacak kişi yüzünden artık bizde ablama ulaşamıyoruz Miran. Ablam gitti. Nereye gittiğini söylemeden gitti."
Mirza nın Zümra sı gitmişti.
Bölüm etkileşimi
