18. bölüm / 46
Berdel Yazgısı18
Bölümler 46Şu an: 18
- 1 11.188 kelime
- 2 2835 kelime
- 3 3985 kelime
- 4 4851 kelime
- 5 5994 kelime
- 6 61.026 kelime
- 7 7868 kelime
- 8 81.273 kelime
- 9 9940 kelime
- 10 101.227 kelime
- 11 11766 kelime
- 12 12722 kelime
- 13 131.441 kelime
- 14 141.231 kelime
- 15 15591 kelime
- 16 16897 kelime
- 17 171.243 kelime
- 18 18939 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 19923 kelime
- 20 20931 kelime
- 21 21788 kelime
- 22 22991 kelime
- 23 231.034 kelime
- 24 24567 kelime
- 25 251.070 kelime
- 26 26955 kelime
- 27 271.262 kelime
- 28 281.074 kelime
- 29 29744 kelime
- 30 30954 kelime
- 31 311.167 kelime
- 32 32974 kelime
- 33 33815 kelime
- 34 34855 kelime
- 35 35852 kelime
- 36 361.110 kelime
- 37 371.054 kelime
- 38 381.009 kelime
- 39 39867 kelime
- 40 40858 kelime
- 41 411.044 kelime
- 42 42615 kelime
- 43 43789 kelime
- 44 441.578 kelime
- 45 451.123 kelime
- 46 46 FİNAL785 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Zümra odasına çıktığında uzun süre hiçbir şey yapmadı.
Valizine bile dokunmadı.
Dolabının kapağını açtı, birkaç saniye baktı ve tekrar kapattı.
Hiçbir şeyini almayacaktı.
Çünkü aslında gitmek istemiyordu.
Sadece Mirza'nın arkasından gelip onu durdurmasını istiyordu.
Bir süre sonra aşağı indi.
Konaktaki herkes salonda sessizleşti.
Zümra'nın yüzünde hiçbir ifade yoktu.
Kapının yanında Mirza duruyordu.
Zümra onunla göz göze geldi.
Bir an...
Sadece bir an bekledi.
Mirza hiçbir şey söylemedi.
Zümra'nın kalbi sıkıştı.
Bir şey söyle.
Kal de.
Gitme de.
Ama Mirza sadece ona baktı.
Zümra çantasını omzuna aldı.
Kapıya doğru yürüdü.
Mirza'nın gözleri onu takip ediyordu.
Zümra kapının önünde durdu.
İçinden hâlâ onun sesini duymayı bekliyordu.
"Zümra."
Ama sessizlik vardı.
Elini kapının koluna koydu.
Bir saniye daha bekledi.
Sonra kapıyı açtı.
Mirza'nın gözleri onun üzerindeydi.
Fakat gururu, ağzından çıkması gereken tek kelimeyi engelliyordu.
Zümra dışarı çıktı.
Arkasını dönmedi.
Çünkü dönerse gözlerinin içine bakıp gitmekten vazgeçeceğini biliyordu.
Adımlarını hızlandırdı.
Mirza ise kapının önünde öylece kaldı.
Zümra'nın yanında valiz yoktu.
Kıyafetlerini, eşyalarını, bütün hayatını o odada bırakmıştı.
Çünkü aslında konağı terk ederken bile içinde küçücük bir umut vardı:
Mirza'nın onu geri çağırması.
Ama Mirza çağırmadı.
Ve Zümra bu kez gerçekten arkasına bakmadı.
Zümra konağın kapısından çıktıktan sonra arkasına hiç bakmadan ilerledi.
Mirza ise hâlâ kapının önündeydi.
Gözleri Zümra'nın az önce kaybolduğu yoldan ayrılmıyordu.
Sanki birkaç saniye daha beklerse geri dönecekmiş gibi...
Ama dönmedi.
Sultan, salondan çıkıp oğlunun yanına geldi.
Mirza'nın yüzüne baktı.
"Mirza?"
Mirza cevap vermedi.
Sultan kaşlarını çattı.
"Ne oldu?"
Mirza'nın gözleri hâlâ kapıdaydı.
Dudakları güçlükle aralandı.
"Zümra gitti."
Sultan'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.
"Nereye?"
Mirza cevap vermedi.
Sadece kapıya bakmaya devam etti.
Sanki Zümra'nın ardından gitmek istiyor ama ayakları yerinden kıpırdamıyordu.
Zümra, konağın önünden ayrıldıktan sonra hiç konuşmadan ailesinin evine gitti.
Kapıyı annesi Züleyha açtı.
Zümra'yı karşısında görünce önce şaşırdı.
"Zümra?"
Zümra hiçbir şey söylemeden annesine sarıldı.
Züleyha kızının sırtını okşadı.
"Ne oldu kızım?"
Zümra annesinin omzuna başını yasladı.
"Anne..."
Sesi titriyordu.
Züleyha hemen onu içeri aldı.
"Gel, otur."
Zümra salona geçti. Oturduğu koltuğun kenarında ellerini birbirine kenetledi.
Züleyha karşısına oturdu.
"Mirza nerede?"
Zümra gözlerini yere indirdi.
Züleyha'nın yüzü ciddileşti.
"Ne oldu sizin aranızda?"
Zümra bir süre sustu.
Sonra gözlerinden yaşlar süzüldü.
"Ben gitmek istedim."
"Buraya mı?"
Zümra başını salladı.
"Mirza beni durdurmadı."
Züleyha kızının elini tuttu.
"Sen durdurmasını mı bekledin?"
Zümra cevap vermedi.
Bu sessizlik zaten cevaptı.
Züleyha kızını kendine çekti.
"Ah kızım..."
Zümra annesine sarılırken gözlerini kapattı.
"Ben valiz bile almadım anne."
Züleyha şaşkınlıkla baktı.
"Neden?"
Zümra'nın sesi iyice kısıldı.
"Belki arkamdan gelir diye."
Züleyha'nın gözleri doldu.
"Gelmedi mi?"
Zümra başını iki yana salladı.
"Hayır."
Bir süre anne-kız sessizce oturdular.
Zümra, konağın kapısından çıkarken Mirza'nın kendisine sadece baktığı o anı düşündü.
İçinden geçen tek cümle yine aynıydı:
"Bir kere 'kal' deseydin..."
Mirza bir süre kapının önünde kaldıktan sonra ağır adımlarla odasına çıktı.
Odaya girdiğinde her şey yerli yerindeydi.
Ama oda ona ilk defa bu kadar boş geldi.
Zümra'nın yatağın kenarında bıraktığı hiçbir şey yoktu.
Mirza gözlerini kaçırıp kendi çekmecesine yöneldi.
Tam çekmeceyi açacağı sırada üzerinde küçük, metalik bir parıltı gördü.
Durdu.
Kaşlarını çattı.
Elini uzattı.
Alyanstı.
Zümra'nın alyansı.
Mirza'nın parmakları yüzüğün etrafında kapandı.
Evliliğin ilk gününden beri Zümra o alyansı takmamıştı.
Mirza defalarca görmüştü.
Ama onun nerede olduğunu hiç sormamıştı.
Şimdi ise yüzük, kendi çekmecesinin üzerinde duruyordu.
Mirza'nın bakışları değişti.
"Sen bunu..."
Cümlesini tamamlayamadı.
Zümra giderken yanında hiçbir şey almamıştı.
Ne kıyafetlerini...
Ne eşyalarını...
Ne de alyansını.
Mirza yüzüğü avucunun içinde sıktı.
Bir anda Zümra'nın kapıda durduğu an geldi aklına.
Gitmeden önce ona bakmıştı.
Sanki bir şey bekliyordu.
Mirza gözlerini kapattı.
"Benim 'kal' dememi bekledin..."
İlk defa gururunun neye mal olduğunu açıkça gördü.
Zümra gitmişti.
Ama alyansını bırakmıştı.
Mirza yüzüğü göğsüne bastırdı.
Bu küçük yüzük, o an ona dünyadaki en ağır şey gibi geldi.
Mirza hâlâ yatağın kenarında oturuyordu.
Zümra'nın alyansı avucundaydı.
Telefonunu çıkardı.
Ekranı açtı.
Rehberde parmağı durdu.
Zümra.
Aramak için üzerine bastı.
Parmağı arama tuşunun üzerinde birkaç saniye bekledi.
Sonra telefonu kapattı.
Tekrar açtı.
Bu kez numarasını kendisi çevirmeye başladı.
Son rakama geldiğinde durdu.
"Ne diyeceğim?"
Telefonu elinden bıraktı.
Birkaç saniye sonra yeniden aldı.
Mesajlara girdi.
Zümra'nın konuşmasını açtı.
Ekrana yazdı:
"Neredesin?"
Birkaç saniye baktı.
Sildi.
"Eve vardın mı?"
Onu da sildi.
Bir süre düşündü.
"Gel."
Parmağı gönder tuşunun üzerinde kaldı.
Göndermedi.
Çünkü bu kez gururu devreye girdi.
Zümra'ya "kal" diyememişti.
Şimdi de "gel" demeye cesaret edemiyordu.
Telefonu yatağın üzerine bıraktı.
Ama birkaç saniye geçmeden tekrar aldı.
Mesaj ekranını açtı.
Bu kez sadece tek bir cümle yazdı:
"Seni özledim."
Mirza cümleye uzun uzun baktı.
Sonra onu da sildi.
Telefonu kapatıp başını ellerinin arasına aldı.
İlk defa Zümra'nın gitmesini gerçekten kendisinin istediği bir şeymiş gibi gösterdiğini fark etti.
Oysa istediği tek şey onun geri dönmesiydi.
Ama bunu söyleyecek kadar gururunu yenemiyordu.
Mirza telefonu tekrar eline aldı.
Zümra'nın konuşma ekranı hâlâ açıktı.
Tam arama tuşuna basacakken aklına başka bir şey geldi.
Zümra artık ailesinin evindeydi.
Ve orada...
Azat da vardı.
Mirza'nın yüzündeki ifade bir anda değişti.
Çenesini sıktı.
"Azat..."
Zümra'nın daha önce ona "Azat abim" dediğini hatırladı.
Ama şu an bu söz bile içini rahatlatmıyordu.
Zümra o evdeydi.
Azat da aynı evdeydi.
Aynı çatı altında.
Mirza ayağa kalktı.
Odanın içinde birkaç adım attı.
Kendine kızıyordu.
"Ne yapıyorum ben?"
Kendi kendine konuştu.
"Kadın senden gitmek için izin istemedi bile. Sen de arkasından gitmedin."
Durdu.
Sonra yüzünü buruşturdu.
"Ama şimdi Azat'ı düşünüyorsun."
Telefonu yeniden açtı.
Zümra'nın adına baktı.
Bu kez arama tuşuna basmaya çok yakındı.
Fakat yine durdu.
Çünkü ararsa ne söyleyeceğini bilmiyordu.
"Azat yanında mı?" mı diyecekti?
Bunu sormaya hakkı olmadığını biliyordu.
Ama düşünce zihninden çıkmıyordu.
Zümra'nın başka birinin yanında olması...
Üstelik kendisi burada, onu gönderen adam olarak kalmışken...
Mirza'nın gururunu ilk kez kıskançlığı yenmeye başlamıştı.
Alyansı avucunda sıktı.
"Ben seni niye gönderdim?"
Cevap yoktu.
Sadece odanın sessizliği vardı.
Ve Mirza'nın zihninde tek bir düşünce:
Zümra'nın yanında olmak istiyordu.
Bölüm etkileşimi
