29. bölüm · Okyanus Ve Kül
Yeni Düzenin İlanı
Sabah güneşi konağın taş duvarlarına altın rengi vururken, avlu bir kez daha canlanıyordu.
Ama bu seferki sessizlik farklıydı; gerilim değil, bir kararlılık ve huzur hissi vardı.
Avjin elinde kahvaltı tepsisiyle salona girdi.
Kahvaltı sofrası, Fatma ablanın dün hazırladığı gibi özenle dizilmişti.
Tepsi elimde titrerken, Bahoz kapıdan içeri girdi ve gözleriyle beni karşıladı.
Dilan ve Heja Hanım yanımda duruyordu, gergin ama umutlu bir bekleyiş vardı.
Berfin ise uzaktan, yüzü hâlâ buruk, ama sessizce izliyordu.
Bahoz yavaşça masanın ortasına yürüdü.
Herkes sessizleşti; konuşma zamanı gelmişti.
> “Bu konak benim konağım,” dedi derin ve kararlı bir sesle.
“Ve Avjin, benim karım… kuma da olsa, benim karım.
Dün olanlar bir daha asla tekrarlanmayacak.
O, bu evin hanımıdır. Daha öncede dedim herkes yerini bilecek. Kimse kimseye saygıda kusur etmeyecek. Berfin neyse Avjin de odur ikiside benim karım.”
O cümlelerin gücüyle odadaki hava değişti.
Herkes bir an durakladı. Bahoz’un bakışları sertti; sözlerinde tartışmaya yer yoktu.
> “Herkes haddini bilsin,” devam etti.
“Ona göre davransın. Yoksa ben yapacağımı bilirim.”
Masada herkesin yüzü bir anda değişti.
Dilan başıyla onayladı, Heja Hanım hafifçe gülümsedi,
Avjin ise gözlerini Bahoz’dan ayıramadı.
Bahoz daha sonra bana dönüp hafifçe başını salladı.
> “Senin yerin burası, Avjin. Artık korkmana gerek yok.”
Avjin’in kalbi hızla çarptı.
> “Teşekkür ederim ağam…” dedi kısık bir sesle.
Ama bu sefer kelimelerden daha fazlası vardı — güven ve kabulleniş.
Herkesin gözü önünde, elini Avjin’in eline uzattı.
Parmaklarımız birbirine kenetlendi; sessiz bir sözleşme gibi…
O an Avjin ilk defa tam anlamıyla konağın hanımı olduğunu hissetti.
Bahoz sofradaki herkesin gözlerine tek tek bakarak devam etti:
> “Artık bu evde saygı, sabır ve adalet geçerlidir.
Kimse Avjin’e zarar veremez; kimse onun huzurunu bozamaz.
Bu konağın düzeni bu, ve bunu bozacak olan bedelini öder.”
Berfin biraz geride, sessizce masaya baktı.
Artık ne öfke ne kıskançlık, sadece bir kabulleniş vardı içinde.
Konağın eski dengeleri değişmişti; artık yeni bir düzen kurulmuştu.
Bahoz sofradan kalkıp kapıya yöneldi.
> “Ben işe gidiyorum halledip döneceğim. Birşey olusa Dilana soyle halleder o.
Avjin, sen buradasın ve güvendesin. Kendini koru ezdirme. Unutma sakın.”
Avjin başını salladı.
> “El ele mi ineriz, ağam?”
Bahoz hafifçe gülümsedi.
> “Evet, el ele.”
O anda herkes şahit oldu:
Avjin ve Bahoz, el ele masadan kalktı.
Artık sadece bir kadın ve bir adam değil;
Şahmaran Konağı’nın yeni hanımı ve kocasıydılar.
Ve bu evdeki herkes, bu yeni düzenin gereğini bilmek zorundaydı.
Yalnızlığın Gölgeleri
Berfin konağın arka bahçesinden sessizce çıktı.
Gece hâlâ soğuk, gökyüzü yıldızlarla doluydu.
Ama o yıldızlar bile Berfin’in içine düşen karanlığı aydınlatamıyordu.
Adımlarını hızlandırdı; her taş basamak, geçmişin yankısını taşıyordu.
> “Ben… Ben bu evin hanımıydım. Her şeyimi kaybettim…”
diye fısıldadı kendi kendine.
Kalbindeki öfke hâlâ sıcak, ama yerini derin bir boşluk almıştı.
Bir banka oturdu, elleri dizlerinde birleşti.
Gözleri uzaklara daldı; eski günleri düşündü.
Bahoz'u, konağın duvarlarını, kendi hükmettiği odaları…
Her şey artık bir hayalden ibaretti.
> “Belki de ben, kendi ellerimle kaybettim onu… Avjin’in yüzünden değil.”
Gözlerinden birkaç damla yaş süzüldü.
Ama bu defa öfke değil, pişmanlık vardı içinde.
O anda yalnızlığın ağırlığını iliklerinde hissetti;
ne konağın serveti, ne Bahoz’un eski ilgisi, ne de unvanı…
Hiçbiri boşluğu dolduramıyordu.
---
Öte yandan Şahmaran Konağı’nda yeni bir gün doğuyordu.
Avjin ve Bahoz birlikte kahvaltı sofrasına oturmuştu.
El ele tutuşmuş, gözlerinde sessiz bir güven vardı.
Dilan ve Heja Hanım kenarda gülümsüyor, konağın artık huzurlu bir düzeni olduğunun farkındaydılar.
Bahoz sofraya bakarak konuştu:
> “Avjin, artık sen buranın gerçek hanımısın.
Sana zarar verecek hiçbir şey olmayacak.
Kendi hayatını, kendi kararlarını alabilirsin.”
Avjin hafifçe gülümsedi.
> “Teşekkür ederim ağam… artık kendimi güvende hissediyorum.”
Bu sırada Berfin’in konağı terk ettiği o anı düşünmek, Avjin’in gözünde küçük bir korku titremesine yol açtı.
Ama Bahoz, elini Avjin’in eline sıkıca bastı:
> “Korkmana gerek yok. Artık burası senin evin ve ben buradayım.”
---
Gece ve gündüz arasındaki fark bu sahnelerde iyice belirginleşiyordu:
Bir yanda yıkılmış ve yalnız bir Berfin,
Diğer yanda birbirine güvenen ve birlikte güçlenen Avjin ve Bahoz.
Berfin gökyüzüne baktı;
> “Belki de bu kül, gerçekten geri dönmeyecek. Belki ben de artık yalnızlığın küllerindeyim…”
diye fısıldadı.
Konağın taş duvarları sessizdi;
ama bir şey kesindi:
Bu evin yeni düzeni artık değişmezdi.
Ve Berfin, istediği kadar öfkeyle dolsa da,
hayatta kalan sadece yeni hanım ve kocaydı.
