14. bölüm · Okyanus Ve Kül

Avjinin Gözünden Düğün

Beyza Çetin

Bölümler
1 Avjinin Doğduğu Gece 2 Sessiz Yas 3 Annesiz Büyüyen Kız 4 Zelalin Kopyası 5 Ağanın Sessiz Cehennemi 6 Kaderin Kurduğu Sofra 7 Kuma İsteme Gecesi 8 Töreye Meydan Okuyan Baba 9 Söz Gecesi 10 Şahmaran Konağında Fırtına 11 Gelin Gidiş 12 Konağa İlk Adım 13 İmam Nikahı 14 Avjinin Gözünden Düğün 15 İlk Gece 16 Konağa Alışma 17 Bahoz Ağanın İlgisi 18 Göz Göze Bir Sabah 19 Sessiz Kabul 20 Konağın Sessiz Telaşı 21 Misafir 22 Bir Hanımın Doğuşu 23 Gündüzün Sessiz Fırtınası 24 Ateşin Bedeli 25 Yanığın Sessizliği 26 Küller Arasında 27 Bir Kadının Kalbine Dokunan Sessizlik 28 Gece Baskını 29 Yeni Düzenin İlanı 30 Küller Ve Yeni Günler 31 Gölgeden Gelen Rüzgar 32 Konağa Dönmeyen Sessizlik 33 Gülün Mesajı 34 Gece Misafiri 35 Berfinin İzleri 36 Yaman’ın İhaneti 37 Tuzak 38 Sessiz Fırtına 39 Nar Ağacının Gölgesinde 40 Zelal’in Gölgesi 41 Kalbinde Sakla 42 Sözün Küllerinden 43 Sessizlikteki Dualar 44 Paylaşılan Hatıralar 45 Yeniden Bir Olmak 46 Seninle Yeni Başlangıç 47 Güne Dokunan Eller 48 Yola Düşen Kalpler 49 Nehir Kıyısında 50 Gün Batımının Sözü 51 Sana Doğru 52 Kalbe Dönüş 53 Aynı Nefesin İçinde 54 Yıldızların Altında 55 Sabahın Kalbinde 56 Sessizliğin İçinde Kalanlar 57 Soğuk Gülümseme 58 Eski Dostun Gölgesi 59 Yarım Kalan Söz 60 Külün Altındaki Gerçek 61 Gerçeğin Bedeli 62 Sessiz Fırtına 63 Adı Konmayan Mesafe 64 Zelalden Kalanlar 65 İçten İçe Yanmak 66 Saklı Geçmiş 67 Geceden Sonra 68 Biz Olma Vakti 69 Kaderin İlk Adımı 70 Resmi Nikah 71 Geceyi Susturan Kalp 72 Hanım Ağa 73 Güzel Günler 74 Yeni Hayatın Haberi 75 Gelecek İçin 76 Küçük Mucizeyi Paylaşmak 77 Yeni Soy Yeni Umut 78 Küllerden Doğan Okyanus Final

Düğün sabahı, Barzanî konağının avlusu insan seliyle doluydu.
Gözlerim her köşede yeni bir yüz arıyordu; tanımadığım, ama törenin bir parçası olan kalabalık…
Davulların sesi kulaklarımı dolduruyor, zurnalar göğsümü titretiyordu.
Her adımda kalbim hızla çarpıyor, hem korkuyor hem de büyüleyici bu kalabalığın içinde kayboluyordum.

Kadınlar saçımı yapıyor, kına yakıyor, bileğime altın bilezikler takıyorlardı.
Her altında bir ağırlık, her tespih tanesinde bir sessizlik…
Altınlar bile sanki sadece süs değil, bir yük gibi geliyordu omuzlarıma.

Konağın içi öyle büyüktü ki, her adımda taşların soğukluğu ayaklarımın altında hissediliyordu.
Duvarlarda eski aile tabloları, görkemli işlemeler, tavanın yüksekliği…
Her şey bana büyüklüğümü değil, küçüklüğümü hatırlatıyordu.
Kaynanam Heja Hanım, ağır adımlarla etrafı denetliyordu; bakışları hem onaylayan hem de sorgulayan bir güç gibiydi.
Bana zaman zaman hafifçe gülümseyip eliyle başımı okşardı, ama gözlerinde hâlâ sert bir otorite vardı.

---

Bahoz, yanında sessizce duruyordu.
Ama gözlerini benden ayırmıyor, düğün boyunca elimden tutuyor, yönümü belirliyordu.
Kendisini her gördüğümde kalbim hızlı hızlı çarpıyordu; hem güven veriyordu hem de korkutuyordu.

Bahoz'un kardeşi Dilan da etrafımdaydı.
İlk başta utangaç, sonra zamanla bana yaklaşan, sürekli küçük şakalar yapan ve göz kırpan bir tavır sergiliyordu.
Onun yakınlığı, Berfin’in uzak duruşuyla çarpıcı bir tezat oluşturuyordu.
Berfin neredeyse tüm gün uzak kaldı, gözlerini bile nadiren bana çevirdi; yüzündeki öfke ve kıskançlık hissi odanın havasına sinmişti.

---

Düğün boyunca oyunlar oynandı.
Kadınlar, erkekler, yaşlılar ve çocuklar bir araya gelip eski töre oyunlarını sahnelediler.
Bazıları sıradan eğlenceler gibi görünüyordu ama benim için hepsi birer sınavdı;
gözlerin üzerimde olduğunu, herkesin beni incelediğini hissediyordum.

Altınlar takıldı, başım süslendi.
Her bir altın, bir sorumluluk, bir kader taşıyor gibiydi.
Bilezikler, kolyeler, saç tokaları… hepsi sadece süs değil, bana yüklenen bir hayatın işaretiydi.

---

Gecenin sonunda, yavaş yavaş konak sessizleşmeye başladı.
Herkesin bakışları bana yönelmişti, ama artık kendi odamın kapısını görebiliyordum.
Bir adım attım, sonra bir adım daha…
Adımlarım taş zemin üzerinde yankılanıyordu.
Odamın kapısına vardığımda derin bir nefes aldım;
burada, bu geniş ve görkemli odada artık yalnızdım.

Kapıyı kapattığımda gözlerimi kapadım.
Her şey, düğün, altınlar, oyunlar, kalabalık, Berfin’in öfkesi, Dilan’ın şakaları…
Hepsi bir anda odanın sessizliğine karıştı.

Yere oturdum, ellerimi dizlerimin üzerine koydum ve fısıldadım:

> “Burası artık benim evim… Ama içimde hâlâ korku var, hâlâ evimi arıyorum.”

Ve o an, Şahmaran konağının ihtişamı, davulların sesi ve kalabalığın gözleri ardımda kalmış,
ben yalnızca kendi sessizliğimle baş başa kalmıştım.