62. bölüm · Okyanus Ve Kül

Sessiz Fırtına

Beyza Çetin

Bölümler
1 Avjinin Doğduğu Gece 2 Sessiz Yas 3 Annesiz Büyüyen Kız 4 Zelalin Kopyası 5 Ağanın Sessiz Cehennemi 6 Kaderin Kurduğu Sofra 7 Kuma İsteme Gecesi 8 Töreye Meydan Okuyan Baba 9 Söz Gecesi 10 Şahmaran Konağında Fırtına 11 Gelin Gidiş 12 Konağa İlk Adım 13 İmam Nikahı 14 Avjinin Gözünden Düğün 15 İlk Gece 16 Konağa Alışma 17 Bahoz Ağanın İlgisi 18 Göz Göze Bir Sabah 19 Sessiz Kabul 20 Konağın Sessiz Telaşı 21 Misafir 22 Bir Hanımın Doğuşu 23 Gündüzün Sessiz Fırtınası 24 Ateşin Bedeli 25 Yanığın Sessizliği 26 Küller Arasında 27 Bir Kadının Kalbine Dokunan Sessizlik 28 Gece Baskını 29 Yeni Düzenin İlanı 30 Küller Ve Yeni Günler 31 Gölgeden Gelen Rüzgar 32 Konağa Dönmeyen Sessizlik 33 Gülün Mesajı 34 Gece Misafiri 35 Berfinin İzleri 36 Yaman’ın İhaneti 37 Tuzak 38 Sessiz Fırtına 39 Nar Ağacının Gölgesinde 40 Zelal’in Gölgesi 41 Kalbinde Sakla 42 Sözün Küllerinden 43 Sessizlikteki Dualar 44 Paylaşılan Hatıralar 45 Yeniden Bir Olmak 46 Seninle Yeni Başlangıç 47 Güne Dokunan Eller 48 Yola Düşen Kalpler 49 Nehir Kıyısında 50 Gün Batımının Sözü 51 Sana Doğru 52 Kalbe Dönüş 53 Aynı Nefesin İçinde 54 Yıldızların Altında 55 Sabahın Kalbinde 56 Sessizliğin İçinde Kalanlar 57 Soğuk Gülümseme 58 Eski Dostun Gölgesi 59 Yarım Kalan Söz 60 Külün Altındaki Gerçek 61 Gerçeğin Bedeli 62 Sessiz Fırtına 63 Adı Konmayan Mesafe 64 Zelalden Kalanlar 65 İçten İçe Yanmak 66 Saklı Geçmiş 67 Geceden Sonra 68 Biz Olma Vakti 69 Kaderin İlk Adımı 70 Resmi Nikah 71 Geceyi Susturan Kalp 72 Hanım Ağa 73 Güzel Günler 74 Yeni Hayatın Haberi 75 Gelecek İçin 76 Küçük Mucizeyi Paylaşmak 77 Yeni Soy Yeni Umut 78 Küllerden Doğan Okyanus Final

Konağın taş kapısından içeri adım attığında Bahoz’un kalbinde sanki ağır bir taş vardı.
Elinde hâlâ o mektup duruyordu. Kâğıt buruşmuş, parmaklarının arasında nemlenmişti.
Avjin’in sesi uzaktan geliyordu — bahçede Dilan’la konuşuyordu, gülüyordu.
O kahkaha bir zamanlar Bahoz’un içini ısıtırdı; şimdi ise yüreğini yakıyordu.

Görmeden yanlarından geçti, doğruca iç avluya, Heja Ana’nın odasına yöneldi.
Kapıyı çalmadı bile, sertçe açtı.
Heja Ana, örgüsünü örerken başını kaldırdı.
“Bahoz… oğlum, ne oldu sana böyle?”

Bahoz’un sesi kısılmıştı ama öfkesinin altında kırık bir ton vardı:
“Ne sakladınız benden? O geceyi… o yangını… Avjin’in annesini?”

Heja Ana’nın elleri titredi.
Sessizlik bir an odayı doldurdu.
“Kim söyledi sana?” diye sordu sonunda.
Bahoz mektubu masanın üzerine bıraktı.
“Bu mektup yeterince konuşuyor.”

Heja Ana’nın gözleri mektuba değdiğinde nefesi kesildi.
Yavaşça örgüsünü bıraktı, başını eğdi.
“Ben seni korumaya çalıştım, Bahoz. O gerçeği duyman seni yakardı.”

Bahoz’un sesi yükseldi:
“Gerçekten mi? Beni korumak mıydı bu? Kadın beni kurtarmış, siz yıllarca onu suçladınız! Onun kızı şimdi burada, o konağın içinde yaşıyor! Ben… ben o kıza aşık oldum!”

Heja Ana başını kaldırdı, gözlerinden yaş süzülüyordu.
“Biliyorum,” dedi sessizce. “Zaten o yüzden sustum. Çünkü o sevginin üstüne bu gerçeği yüklemek, kalbinin taşıyamayacağı bir yük olurdu.”

Bahoz ellerini saçlarına götürdü, nefesini dengelemeye çalıştı.
“Şimdi ne olacak? Ona bakarken her seferinde… annesinin bana bıraktığı o son iyiliği hatırlayacağım. Bu nasıl bir sevgi olacak?”

Heja Ana yaklaştı, elini onun omzuna koydu.
“Bazen sevgi, gerçeğin bile önünde durur. Ama söyleyeceksen, onun yıkılmayacağı bir anı bekle. Çünkü Avjin, annesiyle ilgili en küçük şeyde bile sarsılıyor.”

Bahoz derin bir nefes aldı.
Başını iki yana salladı. “Hayır… ona söyleyemem. En azından şimdi değil.”

Heja Ana gözlerini kapattı, dua eder gibi fısıldadı:
“Allah kalbinize sabır versin, oğlum. Çünkü bu sevgi artık sırla sınanacak.”

Bahoz odadan çıktı.
Koridorda yürürken ayak sesleri yankılandı. Bahçeye geldiğinde Avjin onu fark etti.
“Bahoz! Nerelerdeydin, sabah erkenden gitmişsin…” dedi gülümseyerek.

Bahoz bir an durdu, ona baktı.
Güneş saçlarına vurmuştu, yüzünde o tanıdık sıcaklık vardı.
Bir adım yaklaştı, ama elini uzatamadı.
“Biraz işim vardı,” dedi yalnızca.
Sesindeki soğukluk Avjin’in kalbine dokundu.
“Bir şey mi oldu?” diye sordu endişeyle.

Bahoz gözlerini kaçırdı, gülümsedi ama o gülümseme yaralıydı.
“Hiçbir şey… sadece biraz yorgunum.”

Avjin yaklaşmak istedi, ama Bahoz geri çekildi.
İçinden geçen tek cümle sessizce yankılandı:

> “Seni seviyorum… ama bu sevgi artık bir borcun üstünde.”

O gece Bahoz, odasında yalnız kaldığında mektubu bir kez daha açtı.
Mum ışığında satırlara baktı.
Ve fısıldadı:
“Sen beni kurtarmışsın… ama ben kızına gerçeği söyleyemem. Çünkü o zaman, ikimiz de yanarız.”

Mektubu ateşe tuttu.
Kâğıt yanarken odaya acı bir koku yayıldı —
belki de o yangının yıllar sonra geri dönen yankısıydı.