20. bölüm / 78
Okyanus Ve KülKonağın Sessiz Telaşı
Bölümler 78Şu an: Konağın Sessiz Telaşı
- 1 Avjinin Doğduğu Gece304 kelime
- 2 Sessiz Yas327 kelime
- 3 Annesiz Büyüyen Kız372 kelime
- 4 Zelalin Kopyası415 kelime
- 5 Ağanın Sessiz Cehennemi498 kelime
- 6 Kaderin Kurduğu Sofra492 kelime
- 7 Kuma İsteme Gecesi458 kelime
- 8 Töreye Meydan Okuyan Baba431 kelime
- 9 Söz Gecesi444 kelime
- 10 Şahmaran Konağında Fırtına367 kelime
- 11 Gelin Gidiş366 kelime
- 12 Konağa İlk Adım325 kelime
- 13 İmam Nikahı536 kelime
- 14 Avjinin Gözünden Düğün375 kelime
- 15 İlk Gece388 kelime
- 16 Konağa Alışma389 kelime
- 17 Bahoz Ağanın İlgisi353 kelime
- 18 Göz Göze Bir Sabah383 kelime
- 19 Sessiz Kabul586 kelime
- 20 Konağın Sessiz Telaşı560 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 Misafir504 kelime
- 22 Bir Hanımın Doğuşu452 kelime
- 23 Gündüzün Sessiz Fırtınası338 kelime
- 24 Ateşin Bedeli610 kelime
- 25 Yanığın Sessizliği426 kelime
- 26 Küller Arasında363 kelime
- 27 Bir Kadının Kalbine Dokunan Sessizlik572 kelime
- 28 Gece Baskını558 kelime
- 29 Yeni Düzenin İlanı685 kelime
- 30 Küller Ve Yeni Günler308 kelime
- 31 Gölgeden Gelen Rüzgar350 kelime
- 32 Konağa Dönmeyen Sessizlik402 kelime
- 33 Gülün Mesajı429 kelime
- 34 Gece Misafiri420 kelime
- 35 Berfinin İzleri508 kelime
- 36 Yaman’ın İhaneti482 kelime
- 37 Tuzak533 kelime
- 38 Sessiz Fırtına409 kelime
- 39 Nar Ağacının Gölgesinde492 kelime
- 40 Zelal’in Gölgesi489 kelime
- 41 Kalbinde Sakla212 kelime
- 42 Sözün Küllerinden312 kelime
- 43 Sessizlikteki Dualar245 kelime
- 44 Paylaşılan Hatıralar197 kelime
- 45 Yeniden Bir Olmak411 kelime
- 46 Seninle Yeni Başlangıç341 kelime
- 47 Güne Dokunan Eller322 kelime
- 48 Yola Düşen Kalpler384 kelime
- 49 Nehir Kıyısında311 kelime
- 50 Gün Batımının Sözü339 kelime
- 51 Sana Doğru298 kelime
- 52 Kalbe Dönüş370 kelime
- 53 Aynı Nefesin İçinde350 kelime
- 54 Yıldızların Altında319 kelime
- 55 Sabahın Kalbinde404 kelime
- 56 Sessizliğin İçinde Kalanlar359 kelime
- 57 Soğuk Gülümseme346 kelime
- 58 Eski Dostun Gölgesi466 kelime
- 59 Yarım Kalan Söz246 kelime
- 60 Külün Altındaki Gerçek309 kelime
- 61 Gerçeğin Bedeli369 kelime
- 62 Sessiz Fırtına426 kelime
- 63 Adı Konmayan Mesafe329 kelime
- 64 Zelalden Kalanlar295 kelime
- 65 İçten İçe Yanmak342 kelime
- 66 Saklı Geçmiş336 kelime
- 67 Geceden Sonra313 kelime
- 68 Biz Olma Vakti284 kelime
- 69 Kaderin İlk Adımı356 kelime
- 70 Resmi Nikah306 kelime
- 71 Geceyi Susturan Kalp270 kelime
- 72 Hanım Ağa260 kelime
- 73 Güzel Günler210 kelime
- 74 Yeni Hayatın Haberi442 kelime
- 75 Gelecek İçin453 kelime
- 76 Küçük Mucizeyi Paylaşmak263 kelime
- 77 Yeni Soy Yeni Umut226 kelime
- 78 Küllerden Doğan Okyanus Final465 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah erkenden avluda hareket başlamıştı.
Hizmetçilerin ayak sesleri, mutfaktan gelen seslerle karışıyor; bakır tabakların tınısı konağın her köşesinde yankılanıyordu.
Ben henüz sabah çayımı bitirmiştim ki Bahoz Ağa içeri girdi.
Yorgun ama kararlı adımlarla salona yöneldi, herkes susup ona baktı.
Bakışları doğrudan bana döndü.
Sesi her zamanki gibi derindi, kararlıydı:
> “Akşama misafirlerim gelecek. İş arkadaşlarım… Düzgün bir sofra istiyorum. Her şey yerinde olacak.”
Sonra kısa bir sessizlik oldu.
Berfin hemen öne çıktı, sanki söz Bahoz’un karısına değil de sadece ona düşermiş gibi:
> “Merak etme Bahoz, ben bakarım. Kuma da yardım eder artık, değil mi?”
Sözlerindeki o ince alay, karnıma taş gibi oturdu.
Bahoz’un yüzü gerildi ama hiçbir şey demedi, sadece bana dönüp kısa bir bakış attı.
O bakışta hem güven hem de sorumluluk vardı.
> “Sen de ilgilen Avjin,” dedi. “Heja Annem sana ne söylerse öyle yap. Sofrada her şey düzgün olsun.”
Ben başımı eğdim.
> “Emredersiniz Ağam.”
Bahoz çıktıktan sonra Berfin alayla içini çekti.
> “Görüyor musun? Kuma olmanın ne demek olduğunu şimdi anlarsın. Misafire hizmet etmekle başlar bu yol.”
Dilan hemen araya girdi, kaşlarını çatarak:
> “Yeter Berfin, kız zaten elinden geleni yapıyor. İşine bak.”
Berfin sinirle elini havaya kaldırıp arkasını döndü.
> “Ben sadece uyarıyorum, sonra yanlış olmasın da ağanın gözüne batmasın!”
Sözleri içimi acıttı ama sessiz kaldım.
Konağın düzenine yeni alışıyordum; karşılık vermek değil, susmak gerektiğini öğrenmiştim.
---
Günün geri kalanı tam bir koşuşturmayla geçti.
Heja Hanım mutfağa indiğinde herkes toparlandı.
Bakır tencerelerde et kaynıyor, tepsiler hazırlanıyor, kadınlar ellerinde tabaklarla oradan oraya koşuyordu.
Dilan yanıma geldi, önlüğümü düzeltip fısıldadı:
> “Sen meze tarafına bak, ben ana yemeği hallederim. Heja Hanım sofrayı sayar, eksik olursa çok kızar.”
Berfin uzaktan bizi izliyordu; zaman zaman yaklaşır, gereksiz yorumlar yapıyordu.
> “O tepsiyi öyle koyma, ağanın masasında öyle mi olur?”
“Bu çiçeği sofraya koymayın, rengi uğursuzdur.”
“Kuma, sen bilmezsin tabii, biz burada böyle yaparız.”
Her lafı iğne gibiydi ama ben sabırla sustum.
Sadece Dilan’ın yanımda olduğunu bilmek, güç veriyordu bana.
Heja Hanım mutfağa girdiğinde herkes bir anda toparlandı.
Gözleriyle etrafı süzdü, sonra bana döndü.
> “Avjin, şu tepsiyi getir. Misafir odasına sen bırak. Sofranın kenarına ipek örtüyü de ser. Bahoz’un gözüne hoş görünsün.”
> “Peki, Ana.”
Tepsiyi iki elimle tutup odadan çıktım.
Misafir odasının kapısını araladığımda içimde garip bir titreme vardı.
Burası konağın en gösterişli yeriydi; duvarlarda eski aile fotoğrafları, cam vazolarda nar çiçekleri, büyük bir halı…
Masayı yerleştirirken, Berfin arkamdan sinsice yaklaştı.
> “Bence o ipek örtüyü serme. Ağa onu bana özel almıştı,” dedi alayla.
Elini uzatıp örtüyü çekmek istedi.
Elimi durdurdum, gözlerimi ona çevirdim.
> " Heja Anam istedi,” dedim kısaca.
Bir an sustu, sonra dişlerinin arasından fısıldadı:
> “Hanım Ağa da seni koruyor demek? Ama unutma Avjin, kuma olsan da o masada oturamazsın. Hep bir adım geride olacaksın.”
Sözleri kulağımda yankılandı ama bu defa başımı dik tuttum.
> “Ben masaya oturmak için değil, yüzümü yere eğmemek için geldim, Berfin.”
Bir anlık sessizlik oldu.
Berfin’in yüzündeki küçümseme gitti, yerini şaşkın bir ifade aldı.
Sonra homurdanarak uzaklaştı.
---
Akşam yaklaşırken, hazırlıklar tamamlanmıştı.
Konağın avlusu kandillerle aydınlanıyor, mutfaktan mis gibi et ve baharat kokusu yayılıyordu.
Heja Hanım son kez sofrayı kontrol etti, başını onaylarcasına salladı.
> “İyi iş çıkardınız. Bahoz’un yüzünü kara çıkarmayın bu gece.”
Ben sessizce arka tarafta duruyordum.
Elleriyle sofrayı kuran, süsleyen, emeğini ortaya koyan bir kuma olarak…
Ama içimde ilk kez bir onur hissi vardı.
Berfin lafla, ben ise sabırla savaşıyordum — ve sabır kazanmaya başlamıştı.
Bölüm etkileşimi
