47. bölüm / 78
Okyanus Ve KülGüne Dokunan Eller
Bölümler 78Şu an: Güne Dokunan Eller
- 1 Avjinin Doğduğu Gece304 kelime
- 2 Sessiz Yas327 kelime
- 3 Annesiz Büyüyen Kız372 kelime
- 4 Zelalin Kopyası415 kelime
- 5 Ağanın Sessiz Cehennemi498 kelime
- 6 Kaderin Kurduğu Sofra492 kelime
- 7 Kuma İsteme Gecesi458 kelime
- 8 Töreye Meydan Okuyan Baba431 kelime
- 9 Söz Gecesi444 kelime
- 10 Şahmaran Konağında Fırtına367 kelime
- 11 Gelin Gidiş366 kelime
- 12 Konağa İlk Adım325 kelime
- 13 İmam Nikahı536 kelime
- 14 Avjinin Gözünden Düğün375 kelime
- 15 İlk Gece388 kelime
- 16 Konağa Alışma389 kelime
- 17 Bahoz Ağanın İlgisi353 kelime
- 18 Göz Göze Bir Sabah383 kelime
- 19 Sessiz Kabul586 kelime
- 20 Konağın Sessiz Telaşı560 kelime
- 21 Misafir504 kelime
- 22 Bir Hanımın Doğuşu452 kelime
- 23 Gündüzün Sessiz Fırtınası338 kelime
- 24 Ateşin Bedeli610 kelime
- 25 Yanığın Sessizliği426 kelime
- 26 Küller Arasında363 kelime
- 27 Bir Kadının Kalbine Dokunan Sessizlik572 kelime
- 28 Gece Baskını558 kelime
- 29 Yeni Düzenin İlanı685 kelime
- 30 Küller Ve Yeni Günler308 kelime
- 31 Gölgeden Gelen Rüzgar350 kelime
- 32 Konağa Dönmeyen Sessizlik402 kelime
- 33 Gülün Mesajı429 kelime
- 34 Gece Misafiri420 kelime
- 35 Berfinin İzleri508 kelime
- 36 Yaman’ın İhaneti482 kelime
- 37 Tuzak533 kelime
- 38 Sessiz Fırtına409 kelime
- 39 Nar Ağacının Gölgesinde492 kelime
- 40 Zelal’in Gölgesi489 kelime
- 41 Kalbinde Sakla212 kelime
- 42 Sözün Küllerinden312 kelime
- 43 Sessizlikteki Dualar245 kelime
- 44 Paylaşılan Hatıralar197 kelime
- 45 Yeniden Bir Olmak411 kelime
- 46 Seninle Yeni Başlangıç341 kelime
- 47 Güne Dokunan Eller322 kelime · Okuduğun bölüm
- 48 Yola Düşen Kalpler384 kelime
- 49 Nehir Kıyısında311 kelime
- 50 Gün Batımının Sözü339 kelime
- 51 Sana Doğru298 kelime
- 52 Kalbe Dönüş370 kelime
- 53 Aynı Nefesin İçinde350 kelime
- 54 Yıldızların Altında319 kelime
- 55 Sabahın Kalbinde404 kelime
- 56 Sessizliğin İçinde Kalanlar359 kelime
- 57 Soğuk Gülümseme346 kelime
- 58 Eski Dostun Gölgesi466 kelime
- 59 Yarım Kalan Söz246 kelime
- 60 Külün Altındaki Gerçek309 kelime
- 61 Gerçeğin Bedeli369 kelime
- 62 Sessiz Fırtına426 kelime
- 63 Adı Konmayan Mesafe329 kelime
- 64 Zelalden Kalanlar295 kelime
- 65 İçten İçe Yanmak342 kelime
- 66 Saklı Geçmiş336 kelime
- 67 Geceden Sonra313 kelime
- 68 Biz Olma Vakti284 kelime
- 69 Kaderin İlk Adımı356 kelime
- 70 Resmi Nikah306 kelime
- 71 Geceyi Susturan Kalp270 kelime
- 72 Hanım Ağa260 kelime
- 73 Güzel Günler210 kelime
- 74 Yeni Hayatın Haberi442 kelime
- 75 Gelecek İçin453 kelime
- 76 Küçük Mucizeyi Paylaşmak263 kelime
- 77 Yeni Soy Yeni Umut226 kelime
- 78 Küllerden Doğan Okyanus Final465 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Avjin, kahve fincanlarını lavaboya koyduktan sonra mutfağın küçük penceresinden dışarı baktı. Bahçedeki ağaçlar sabah rüzgârıyla hafifçe sallanıyor, dalların arasından süzülen güneş ışığı toprağın üzerinde dans ediyordu. Hava mis gibi toprak ve taze ekmek kokuyordu.
Bahoz, bir yandan telefonla ilgilenirken bir yandan da onu izliyordu. Avjin’in yüzüne vuran ışık, sanki onunla yarışır gibi sıcak ve yumuşaktı. Bir an durdu, ellerini masanın kenarına koyup sessizce gülümsedi.
“Ne düşünüyorsun öyle?” dedi Avjin, arkasını dönmeden.
Bahoz hafifçe gülerek yaklaştı, “Sana bakmanın bile insanın içini ısıttığını,” dedi.
Avjin utanarak başını eğdi, parmaklarını tezgâhta gezdirdi. “Sen de çok abartıyorsun,” diye fısıldadı ama sesi titrek bir tebessümle doluydu.
Bahoz elini uzattı, Avjin’in saçlarını nazikçe kulağının arkasına itti. “Abartı değil bu… Gerçek,” dedi, sesi yumuşak ama kararlıydı.
Bir süre sessizce durdular. Sadece dışarıdan gelen kuş sesleri ve rüzgârın uğultusu duyuluyordu. Sonra Bahoz, “Hazırlan istersen,” dedi. “Bahçeye inelim. Bugün hava güzel, birlikte biraz yürürüz.”
Avjin başını salladı, odasına geçti. Dolabın kapağını açtığında, Bahoz’un ona aldığı sade beyaz elbiseyi gördü. Parlak ama zarifti, sanki o sabah için dikilmiş gibiydi. Elbiseyi giydiğinde aynaya baktı; yüzünde huzurlu bir ifade vardı.
Bahoz arka bahçede onu bekliyordu. Güneş artık iyice yükselmiş, toprağı altın gibi parlatıyordu. Avjin yaklaştığında Bahoz’un gözleri bir an dondu — sanki ilk defa görüyormuş gibi baktı ona.
“Ne oldu, öyle bakıyorsun?” diye sordu Avjin, hafif bir merakla.
“Bilmiyorum,” dedi Bahoz, “ama insan bazen birine bakarken zamanı unutabiliyormuş, onu şimdi anladım.”
Avjin utangaçça güldü. Bahoz elini uzattı, “Gel, yürüyelim.”
Zeytin ağaçlarının arasından geçtiler, rüzgâr Avjin’in saçlarını hafifçe savuruyordu. Bahoz, parmaklarını onun parmaklarıyla ördü; o an, dünya sadece ikisine aitmiş gibi geldi.
Kısa bir sessizlikten sonra Avjin fısıldadı:
“Böyle sabahlar hep olsun isterim…”
Bahoz başını ona çevirdi, gözlerinin derinliğinde hem bir söz hem bir dua gizliydi:
“Olacak, Avjin. Bundan sonra hiçbir sabah sensiz başlamayacak.”
Avjin, elini biraz daha sıkı tuttu. O anda rüzgâr durdu, kuş sesleri bile sanki onlara saygı gösterip sustu.
Konağın bahçesinde, iki kalp birbirine dokunmuştu — sessiz, sade ama sonsuz bir sevdayla.
Bölüm etkileşimi
