25. bölüm · Okyanus Ve Kül

Yanığın Sessizliği

Beyza Çetin

Bölümler
1 Avjinin Doğduğu Gece 2 Sessiz Yas 3 Annesiz Büyüyen Kız 4 Zelalin Kopyası 5 Ağanın Sessiz Cehennemi 6 Kaderin Kurduğu Sofra 7 Kuma İsteme Gecesi 8 Töreye Meydan Okuyan Baba 9 Söz Gecesi 10 Şahmaran Konağında Fırtına 11 Gelin Gidiş 12 Konağa İlk Adım 13 İmam Nikahı 14 Avjinin Gözünden Düğün 15 İlk Gece 16 Konağa Alışma 17 Bahoz Ağanın İlgisi 18 Göz Göze Bir Sabah 19 Sessiz Kabul 20 Konağın Sessiz Telaşı 21 Misafir 22 Bir Hanımın Doğuşu 23 Gündüzün Sessiz Fırtınası 24 Ateşin Bedeli 25 Yanığın Sessizliği 26 Küller Arasında 27 Bir Kadının Kalbine Dokunan Sessizlik 28 Gece Baskını 29 Yeni Düzenin İlanı 30 Küller Ve Yeni Günler 31 Gölgeden Gelen Rüzgar 32 Konağa Dönmeyen Sessizlik 33 Gülün Mesajı 34 Gece Misafiri 35 Berfinin İzleri 36 Yaman’ın İhaneti 37 Tuzak 38 Sessiz Fırtına 39 Nar Ağacının Gölgesinde 40 Zelal’in Gölgesi 41 Kalbinde Sakla 42 Sözün Küllerinden 43 Sessizlikteki Dualar 44 Paylaşılan Hatıralar 45 Yeniden Bir Olmak 46 Seninle Yeni Başlangıç 47 Güne Dokunan Eller 48 Yola Düşen Kalpler 49 Nehir Kıyısında 50 Gün Batımının Sözü 51 Sana Doğru 52 Kalbe Dönüş 53 Aynı Nefesin İçinde 54 Yıldızların Altında 55 Sabahın Kalbinde 56 Sessizliğin İçinde Kalanlar 57 Soğuk Gülümseme 58 Eski Dostun Gölgesi 59 Yarım Kalan Söz 60 Külün Altındaki Gerçek 61 Gerçeğin Bedeli 62 Sessiz Fırtına 63 Adı Konmayan Mesafe 64 Zelalden Kalanlar 65 İçten İçe Yanmak 66 Saklı Geçmiş 67 Geceden Sonra 68 Biz Olma Vakti 69 Kaderin İlk Adımı 70 Resmi Nikah 71 Geceyi Susturan Kalp 72 Hanım Ağa 73 Güzel Günler 74 Yeni Hayatın Haberi 75 Gelecek İçin 76 Küçük Mucizeyi Paylaşmak 77 Yeni Soy Yeni Umut 78 Küllerden Doğan Okyanus Final

Gece bastırmıştı.
Şahmaran Konağı’nın taş duvarları, yaşananları saklamaya çalışan sessiz bir sırdaşa dönmüştü.
Bahoz arabayı konağın avlusuna sürdü.
Yan koltukta oturan Avjin’in yüzü solgundu, gözleri hâlâ yorgunlukla kapanıp açılıyordu.
Elindeki sargı, beyazın altında gizlenmiş bir acının sessiz çığlığı gibiydi.

Bahoz arabayı durdurdu, sessizce indi.
Kapıyı açıp ona uzandı.

> “Dikkat et,” dedi kısık sesle, “canın yanmasın.”

Avjin, bir an tereddüt etti.
Ama Bahoz’un eli uzatılınca başını eğdi, o eli tuttu.
O dokunuşta öfke yoktu artık, sadece sessiz bir koruma vardı.

Merdivenleri yavaş yavaş çıktılar.
Dilan kapıda bekliyordu, yüzü endişeyle doluydu.
Heja Hanım’ın gözleri yaşlıydı, sessizce dua ediyordu.

Bahoz kimseye bakmadan konuştu:

> “ Ben yatırırım karımı . Siz dinlenin.”

O an konakta bir sessizlik çöktü.
Berfin’in kapısı kapalıydı; içeriden ses yoktu.
Ama herkes biliyordu, o duvarların ardında ağlayan bir kadın vardı.

---

Odaya girdiklerinde Bahoz pencereyi araladı.
Soğuk gece havası, içerideki ilaç kokusuna karıştı.
Masaya oturup doktorun bıraktığı merhemi aldı, elleriyle sargıyı yavaşça çözdü.

Avjin ürperdi.

> “Ben yaparım, ağam… zahmet etme.”

> “Sus,” dedi Bahoz sessizce, gözlerini kaldırmadan.
“Sen yeterince acı çektin bugün.”

Sargıyı açtığında Avjin’in derisi kızarmış, yer yer su toplamıştı.
O an Bahoz’un yutkunduğu duyuldu —
Kendi içindeki öfke, utanca dönüştü.
Berfin’e duyduğu hayal kırıklığı kadar, Avjin’in acısına da kendini suçlu hissediyordu.

Parmak uçlarıyla merhemi sürdü, öyle nazikçe dokundu ki…
O elin sertliğine alışmış biri için bu şefkat, neredeyse yabancıydı.

> “Acıyor mu?” diye sordu kısık sesle.

Avjin başını hafifçe salladı.

> “Biraz… ama geçer.”

Bahoz bir an sustu, sonra gözlerini kaldırdı.

> “Böyle olmamalıydı.
Sen o kapıdan girdiğin gün… sana kimsenin zarar veremeyeceğini söyledim.”

Avjin’in gözleri doldu.

> “Ben zaten acıya alışığım, ağam.
Yanan el değil… bazen kalp oluyor, o geçmiyor.”

Bahoz’un nefesi kesildi.
O an o kızın sadece bir kuma olmadığını, içinde kırılmamış bir dirayet taşıdığını fark etti.
Onunla ilk kez göz göze geldi.
O kadar yakındılar ki, sessizlik bile konuşuyordu.

Sargıyı bitirip elini tuttu, başını eğdi.

> “Bundan sonra seni kimse incitemeyecek, Avjin.
Ne bu evde, ne bu toprakta.
Benim adım Bahoz’sa, sözüm de onurumdur. Sende kendini kimseye ezdirmeyeceksin sen benim karımsın Avjin.”

Avjin başını öne eğdi, gözyaşını gizlemeye çalıştı.
Ama Bahoz fark etti.
Başparmağıyla yanağından akan yaşın izini sildi.

> “Ağlama. Gözyaşı değil bu, ateşin kalanı.”

O gece bir süre sessizce oturdular.
Yanan elin acısı geçmemişti belki ama kalbin üzerindeki buzlar yavaş yavaş çözülmeye başlamıştı.
Bahoz kalktı, odanın kapısına yöneldi.

> “Dinlen. Yarın yeni bir gün olacak.”

Kapıdan çıkarken Avjin’in sesi onu durdurdu:

> “Ağam…”

Bahoz arkasına döndü.

> “Teşekkür ederim.”

Bahoz sadece başını eğdi,
Ama o bakışta yüzlerce kelimenin yerini tutan bir sözsüz vaat vardı:
“Artık yalnız değilsin.”