16. bölüm · Rüyalarda Benim Yerime Geçen
16. Artık Başlıyor
Bölüm 16 – Artık Başlıyor
“Artık başlıyor…”O fısıltı kulaklarımda yankılanırken etrafımdaki karanlık yavaşça dağıldı.Gözlerimi açtığımda soğuk taşların üzerinde duruyordum.Üzerimde bembeyaz, uzun kollu bir elbise vardı.Etekleri ayak bileklerime kadar uzanıyor, ince tüller rüzgârla hafifçe dalgalanıyordu.Elbisemin kollarına gümüş ipliklerle işlenmiş küçük dolunaylar vardı.Nefesimi tuttum.Burası…Burası okul değildi.Evim de değildi.Önümde, neredeyse tavana kadar uzanan eski bir ayna duruyordu.Kenarları altın işlemelerle süslüydü.Üzerine sarmaşıklar dolanmış, yılların izini taşıyan çatlaklar oluşmuştu.Yavaşça aynaya yaklaştım.Yansımam bana baktı.Yüzümün tam ortasında…Alnımdaki iç içe geçmiş iki dolunay işareti eskisinden çok daha belirgindi.Siyah değil…Gümüş renginde parlıyordu.Elimi yüzüme götürdüm.“Bu… ben miyim?”Sağa döndüm.Sola döndüm.Elbisemin etekleri taş zeminin üzerinde usulca sürüklendi.Kendi kendime fısıldadım.“Gerçekten benim…”Bir an etrafıma baktım.Devasa ağaçlar gökyüzünü tamamen kapatmıştı.Ay ışığı dalların arasından süzülüyor, toprağa gümüş lekeler bırakıyordu.Kuş sesi yoktu.Rüzgâr bile esmiyordu.Sadece ben vardım.“O kız…”“Neredesin?”Cevap gelmedi.Bir adım daha aynaya yaklaştım.Tam çatlaklara dokunacakken…Aynadaki ben gülümsemeye başladı.Ben gülümsemiyordum.Şaşkınlıkla geri çekilmek istedim.Ama çok geçti.Aynadaki kız aniden bileğimi tuttu.Buz gibi parmakları tenime değdi.“Hayır!”Çekmeye çalıştım.Başaramadım.Bir anda bütün dünya döndü.Sanki aynanın içine düşüyordum.Gözlerimi tekrar açtığımda nefesim kesildi.Kendimi devasa bir salonda bulmuştum.Yüksek tavanlardan eski kristal avizeler sarkıyordu.Duvarlarda yüzlerce eski tablo vardı.Salonun ortasında, onlarca kişinin oturabileceği kadar uzun ahşap bir masa uzanıyordu.Masanın iki ucunda yalnızca iki sandalye vardı.Birinde ben oturuyordum.Diğerinde ise…Bana benzeyen kız.Siyah elbisesi omuzlarından yere kadar dökülüyordu.Elindeki eski deri kaplı defteri usulca masanın üzerine bıraktı.İlk kez onu bu kadar yakından görüyordum.Yüzü benim yüzümdü.Ama gözleri…Çok daha yaşlıydı.Çok daha yorgundu.Ayağa fırladım.“Sen kimsin?”Kız cevap vermedi.“Ben kimim?”Sessizlik.“Deliriyor muyum?”Yine sessizlik.“Gördüğüm her şey gerçek mi?”“Alnımdaki bu işaret ne?”“Aras kim?”“Rüyalardaki Aras’la okuldaki Aras aynı kişi mi?”“Benim yerime geçmeye mi çalışıyor?”“Bana zarar mı verecek?”Sorular peş peşe dökülüyordu.Nefes almakta zorlanıyordum.“Konuşsana!”“Ne oluyor bana?”“Ben neden bunları yaşıyorum?”Kız yavaşça ayağa kalktı.Yüzünde ne öfke ne de korku vardı.Sadece derin bir hüzün…Ağır adımlarla bana doğru yürüdü.İçgüdüsel olarak geri çekilmek istedim.Ama yapamadım.Karşıma geldi.İlk kez bana bu kadar yakındı.Gözlerimin içine baktı.Sesi, uzun zamandır duyduğum en huzurlu sesti.“Amelya…”“Sakin ol.”Titreyen omuzlarıma hafifçe dokundu.Sonra elimi tuttu.Eli sıcacıktı.Beni yavaşça ayağa kaldırdı.Hiç beklemediğim bir şey yaptı.Bana sarıldı.Saçlarımı usulca okşadı.Çocukluğumdan beri ilk kez, hiçbir korku hissetmeden birinin kollarında duruyordum.Gözlerim doldu.“Neden…”“Neden bana yardım ediyorsun?”Kız hafifçe geri çekildi.Avuçlarını yanaklarıma koydu.Gülümsedi.Ve ilk kez kendini tanıttı.“Benim adım…”Kısa bir sessizlik oldu.“…Kamela.”Bu ismi ilk kez duyuyordum.Ama nedense…Kalbim onu çok uzun zamandır tanıyormuş gibi çarpmaya başladı.Kamela gözlerimin içine bakarak son kez konuştu.“Ve sana anlatacaklarım…”“…hayatındaki her şeyi değiştirecek.”
