6. bölüm · Rüyalarda Benim Yerime Geçen
6. Dolunay’ın Dansı
Bölüm 6 – Dolunayın Dansı
Soğuk bir rüzgâr saçlarımı savururken gözlerimi açtım.Yine oradaydım.Gökyüzünde asılı duran devasa dolunay, geceyi gündüze çeviriyordu. Önümde yükselen görkemli sarayın pencerelerinden altın rengi ışıklar taşıyor, içeriden gelen hafif piyano melodisi sessizliği delip geçiyordu.Sanki beni bekliyordu.Büyük kapılar kendiliğinden açıldı.İçeri adım attığım anda nefesim kesildi.Kristal avizeler tavandan yıldızlar gibi sarkıyor, beyaz mermer zemine altın yansımalar düşürüyordu. Salonda dönen onlarca çift vardı. Herkes siyah ve altın renkli maskeler takmıştı.Bir tek ben maskesizdim.Tam geri dönmek isterken önümde biri durdu.Uzun boyluydu.Siyah takım elbisesi üzerine kusursuz oturuyordu. Dağınık siyah saçları alnına hafifçe düşüyor, keskin çene hattı ve derin kahverengi gözleri onu olduğundan bile daha etkileyici gösteriyordu. Yüzünde sertlik değil, tuhaf bir huzur vardı.Onu görünce kalbim hızlandı.Bu…Okuldaki çocuktu.Ama değildi.Buradaki bakışları sıcak, sakin ve güven vericiydi.Hiç konuşmadan elini bana uzattı.“Ben dans etmeyi bilmiyorum.”Dudaklarının kenarında küçük bir gülümseme belirdi.“Hatırlıyorsun.”“Neyi?”“Beni.”Ne demek istediğini anlayamadım.Elini tuttum.Müzik yavaşça yükseldi.Bir anda kendimi onunla dans ederken buldum.Sanki bunu yıllardır yapıyordum.Adımlarımız birbirini kusursuz tamamlıyordu.Kalbimde günlerdir taşıdığım bütün korkular kaybolmuştu.İlk kez gerçekten güvende hissediyordum.Çocuk gözlerini benden ayırmadan fısıldadı.“Burada sana kimse zarar veremez.”Tam o anda beni nazikçe havaya kaldırdı.Gülümserken gözüm istemsizce salonun en üst balkonuna kaydı.Orada biri duruyordu.Siyah elbiseli kız…Yüzü yine benim yüzümdü.Ama bu kez gülümsemiyordu.Kollarının arasında eski, deri kaplı bir defter vardı.Babamın oyuncakçı dükkânında gördüğüm…Kapağında iç içe geçmiş iki dolunay bulunan aynı defter.Kız yavaşça kapağını açtı.Sayfaları rüzgâr olmamasına rağmen kendi kendine çevrilmeye başladı.Bir sayfada parmağını durdurdu.Başını kaldırıp bana baktı.Sonra usulca gülümsedi.Rüyamdaki çocuk bir anda dondu.Yüzündeki huzur yerini korkuya bıraktı.“Bizi buldu…” diye fısıldadı.Salonun içindeki bütün müzik aynı anda sustu.Avizelerin ışıkları tek tek sönmeye başladı.Elimi daha sıkı tuttu.“Amelya…”Tam ona ne olduğunu soracakken…Yüzüme buz gibi bir su çarptı.“Amelya! Kalk artık!”Gözlerimi hızla açtım.Küçük kardeşim yatağımın yanında kahkahalar atıyordu.Elindeki boş su bardağını arkasına saklamaya çalışıyordu.“Anne! Amelya yine uyanmıyordu!”Mutfaktan annemin sesi geldi.“Onunla uğraşma! Kahvaltı hazır.”Derin nefes alıp doğruldum.Kalbim hâlâ deli gibi atıyordu.Rüyadaki melodi kulaklarımda yankılanmaya devam ediyordu.Başımı yastığa çevirdiğimde bir şey parladı.İncecik, altın renkli bir maske parçası…Titreyen parmaklarımla elime aldım.Bu…Rüyadaki baloda taktıkları maskelerden bir parçaydı.Avucumun içinde soğuk bir şekilde duruyordu.Fısıldayarak kendi kendime sordum:“Bir rüyadan… Bir parça gerçek dünyaya nasıl gelebilir?”
