60. bölüm · Rüyalarda Benim Yerime Geçen
57. Şato Mu , Ben Mi
Bölüm 57 – Şato mu, Ben mi?
Yemek daha yeni bitmişti.Babam sofrayı toplamaya yardım ederken ben yerimde duramıyordum.Aras da benim kadar meraklı görünüyordu.Birbirimize aynı anda baktık.“Şey…”dedim çekinerek.“Biz oyuncakçıya uğrayabilir miyiz?”Babam şaşkınlıkla gülümsedi.“Bu saatte mi?”“Şu bebeği yakından görmek istiyorum.”Aras da başını salladı.“Ben de merak ettim.”Babam anahtarını cebinden çıkardı.“Tamam.”“Nasıl olsa dükkân kapalı.”“Hep birlikte gidelim.”Oyuncakçının kapısı açılır açılmaz tanıdık ahşap kokusu burnuma doldu.Babam ışıkları yaktı.“Burası.”dedi vitrini göstererek.Beyaz elbiseli bebek tam fotoğraftaki gibi duruyordu.Kalbim hızlandı.Yavaşça yanına gittim.İki elimle dikkatlice kaldırdım.İlk baktığım yer…Sağ eliydi.Boştu.Anahtar yoktu.Şaşkınlıkla parmaklarını tek tek inceledim.Sonra istemsizce fısıldadım.“Yine kaybolmuş…”Aras yanıma yaklaştı.“Ne?”“Fotoğrafta elindeydi.”“Şimdi yok.”Parmaklarımı bebeğin avucunda gezdirdim.Sanki biraz önce oradaymış da yeni kaybolmuş gibi hissediyordum.Aras sessizce gülümsedi.“Merak etme.”“Neden?”“Kamela’nın ne dediğini unuttun mu?”Başımı kaldırıp ona baktım.“Hatırlıyorum.”“Ne demişti?”Derin bir nefes aldı.“Anahtar seni bulacak.”O cümleyi yeniden duyunca içim ürperdi.Belki de gerçekten acele etmemeliydim.Babam başka bir müşterinin siparişlerini kontrol etmek için arka tarafa geçti.Dükkânda yalnız kaldık.Rafların arasından yavaşça yürümeye başladık.Oyuncak ayılar…Eski trenler…Müzik kutuları…Her şey sessizdi.Aras yanıma geldi.“Son günlerde…”“…burada kalmak istiyorsun, değil mi?”Soruyu hemen anladım.“Gerçek dünyada.”Başımı hafifçe salladım.“Sanırım.”“Artık seni oraya çeken bir şey kalmadı.”Sesi sakindi.Ama neyi kastettiğini biliyordum.Rüyadaki Aras’ı…Bunu söylemedi.Ben de söylemedim.Bir süre sessiz yürüdük.Sonra usulca konuştum.“Aslında…”“Orayı özlediğim tek şey…”“…Aras değil.”Aras durdu.“Peki ne?”Gözlerim dükkânın camına takıldı.“Kamela’nın şatosu.”“Oradaki sessizlik.”“Bahçesi.”“Kendimi orada huzurlu hissediyordum.”Bunları söylerken bile…Rüyadaki Aras’ın yüzü aklımdan geçmişti.Ama bunu ona söylemeye cesaret edemedim.Aras birkaç saniye sustu.Sonra aniden beni kendine çekti.Şaşkınlıkla ona baktım.Kollarını omuzlarıma doladı.“Merak etme.”dedi gülümseyerek.“Şato istiyorsan…”“…sana şato da alırım.”İstemsizce güldüm.“Şato mu alacaksın?”“Tabii.”“Olmadı yaptırırım.”“Bu kadar paran mı var senin?”Kendinden emin bir ifadeyle omuz silkti.“Ben zengin çocuğuyum.”“Buna güvenebilirsin.”Kahkaham bütün oyuncakçıya yayıldı.“Ne kadar kendine güveniyorsun.”“Çünkü seni etkilemek için bazen şatoya gerek olmadığını biliyorum.”“Yine de…”“Eğer seni mutlu edecekse…”“…bir tane yaptırırız.”Gülmeye devam ederken başımı omzuna yasladım.Belki gerçekten şatoya ihtiyacım yoktu.Belki…Yanımda beni güldüren biri olduğu sürece…Her yer ev gibi hissedebilirdi.Ama bilmediğim bir şey vardı.Oyuncakçının en üst rafında duran beyaz bebek…Biz dükkândan çıkarken…Boş olan avucunu yavaşça kapatmıştı.Sanki görünmeyen bir şeyi yeniden tutuyormuş gibi…
